31 Aralık 2021 Cuma

TEŞEBBÜH (BENZEMEK)


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا. (ت)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  بزدن اولمايانلره بنزميه جالشان ، بزدن دكلدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Bizden olmayanlara benzemeye çalışan, bizden değildir.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:   27   Cemaziyelevvel   1443    Fazilet Takvim

 

TEŞEBBÜH (BENZEMEK)

 

Müminin, kâfirlerin âdet edindikleri hususlarda onlara benzemekten sakınması lâzımdır. Çünkü o fiil, ya küfre sebep olur yahut insanın imanını zayıflatır.

Allâhü Teâlâ, Nisâ Sûresi’nin 115. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır (meâlen): “Her kim de kendisine doğru yol apaçık meydana çıktıktan sonra peygambere muhâlefet eder ve müminlerin (itikâd ve amelde, Allâh’a, Resûlullâh’a ve ülü’l-emre itaat) yolundan başkasına giderse, biz, onu döndüğü o yolda bırakırız ve kendisine cehennemi boylatırız ki o, gidilecek ne fena bir yerdir.”

Allâhü Teâlâ, azîz kitabında birçok âyet-i celîlede bizler ibret alalım diye geçmiş ümmetlerin hâlini haber vermiş ve onların düştükleri küfür, zulüm, gurur gibi hâllere düşmekten ve onlara benzemekten bizi sakındırmıştır.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Bizden başkalarına benzemeye yeltenen bizden değildir.” “Müşriklerin âdetlerine muhâlefet ediniz” buyurmuşlardır. Peygamberimiz (s.a.v.), müşriklere ve onların amellerine buğzetmeyi emretti ki onlarla ülfet etmeyelim, onlar da bizimle ülfet etmesinler. Çünkü insanın tabiatı, başkasından huy kapar.

Hadîs âlimlerinden Akîl es-Sülemî (rah.) dedi ki: “Allâhü Teâlâ, İsrâîloğullarına gönderdiği peygamberlerinden birisine şöyle vahyetti: Kavmine söyle, bana düşmanlık edenlerin (haram) yemeklerinden yemesinler, (haram) içeceklerinden içmesinler. Sûretlerini ve şekillerini onlara benzetmesinler, yoksa kavmin de bana düşmanlık edenlerden olur.”

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e tâbi olan kimsenin, onun uzak durduklarından yüz çevirmesi lazımdır. Peygamberimizin uzak durduğu kavme, her hangi bir hususta muvâfakat eden kimse, Peygamberimize de o miktarda muhalefet etmiş olur.

Hülbü’t-Tâî’den (r.a.) rivâyet olundu, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Sadrında (gönlünde), seni, Hıristiyanlara benzetecek hiçbir şeyin arzusu deprenmesin.”

Hicrî:   27   Cemaziyelevvel   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

30 Aralık 2021 Perşembe

BİR KAVME BENZEMEYE ÇALIŞAN ONLARDANDIR

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا. (ت)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  بزدن اولمايانلره بنزميه جالشان ، بزدن دكلدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:   Bizden olmayanlara benzemeye çalışan, bizden değildir.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:   26   Cemaziyelevvel   1443    Fazilet Takvim

 

BİR KAVME BENZEMEYE ÇALIŞAN ONLARDANDIR

 

İkinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyurdular ki:

İki dini tasdîk eden (İslâm’dan başka hak din olduğuna inanan) kişi, şirk ehlinden sayılır. İslâm’ın hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden de müşriktir. Hâlbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak) İslâm’ın şartıdır, şirk şâibesinden sakınmak tevhiddir...

Hindûların büyük bildikleri günlere hürmet etmek, Yahûdîlerce bilinen âdetlere uymak, küfrü icap ettirir. Nitekim bazı cahil Müslümanlar, bilhassa kadınlar, kâfirlerin belli günlerindeki küfür merâsimini icrâ etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar... Böylelikle o merâsime tam manâsı ile îtinâ ve itibar ederler.

İslâm’da bunların hepsi şirk ve küfürdür.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 3, m. 41)

Bir kere, bir hasta ziyaretine gitmiştim. O hastanın ölümü yaklaşmıştı. Hâline teveccüh ettiğim zaman, kalbini şiddetli zulmet içinde gördüm... Bu zulmetin kalkması için ne kadar teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde gizli bulunan küfür sıfatındandır. Bu sıkıntıların sebebi, küfür ehlini dost edinmesindendir.

Bana malum oldu ki bu zulmetlerin kalkması için teveccüh etmek, yerinde bir iş değildir. Zira onun bu zulmetlerden temizlenmesi, küfrün cezası olan cehennem azâbına bağlıdır.

Ve bana malum oldu ki, onda zerre miktarı iman mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedî kalmaktan kurtulacaktır.

Cehennem azâbı -ister ebedî olsun, ister muvakkat olsun- küfre ve küfür sıfatlarına mahsustur. (Yani, muvakkat cehennem azâbı; küfür sıfatının cezası, ebedî cehennem azâbı ise küfrün cezasıdır.)

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 266)

Hicrî:   26   Cemaziyelevvel   1443    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"