31 Ocak 2020 Cuma

LÜGAT İLMİNE DÂİR BİR ESER: KİTÂBÜ’L-AYN



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَشَدُّ النَّاسِ حَسْرَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ رَجُلٌ أَمْكَنَهُ طَلَبُ الْعِلْمِ فِي الدُّنْيَا فَلَمْ يَطْلُبْهُ وَرَجُلٌ عَلَّمَ عِلْمًا فَانْتَفَعَ بِهِ مَنْ سَمِعَهُ مِنْهُ دُونَهُ. (فيض)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  قيامت كونى إنسانلريك أك شتدتلى بشمانلق دوياجق اولانى دنياده علم أؤكرنمه إمكانى بولوب ده اونى طلب أتمين و برده علم أؤكرتن بر كمسه در كى أؤكرتديكى بو علمله كندسندن دويانلر فايدالانب ده كندسى فايدالانمايان در  ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kıyâmet günü insanların en şiddetli pişmanlık duyacak olanı dünyâda ilim öğrenme imkânı bulup da onu talep etmeyen ve bir de ilim öğreten bir kimsedir ki öğrettiği bu ilimle kendisinden duyanlar faydalanıp da kendisi faydalanmayandır.” 
(Münâvî, Feyzü’l-Kadîr)

Hicrî:   06   Cemâziyelâhır   1441  Fazilet Takvimi

LÜGAT İLMİNE DÂİR BİR ESER: KİTÂBÜ’L-AYN


Basralı Halil bin Ahmed Ferâhidî (rah.), Arabî ilimlerde husûsi ile de nahiv ve aruz ilminde önde gelen âlimlerdendir. Hatta aruz ilmini ilk ortaya koyan bu zâttır.
Peygamber Efendimizden (s.a.v.) sonra ilk defa Ahmed diye isimlendirilen kişi bu zâtın babasıdır.
Dünyadan tamamen yüz çevirmiş ve bütün ömrünü ilme tahsis etmiş, Sîbeveyh ve Ahfeş gibi Arabî ilimlerde pek dirâyetli âlimler yetiştirmiştir.
İlm-i Lügat husûsunda ilk yazılan eserlerden birisi de Halil bin Ahmed’in (rah.) yazmış olduğu Kitâbü’l-Ayn isimli eseridir. Harf sırasına ve tertîbine göre yazılan ilk Arapça lügat budur. Harf sırasında ise mahreçleri dikkate almış, harfleri gırtlağın en alt kısmından, dudak uçlarına doğru mahreç sırasına göre tertîb etmiştir. Bu sebeple tertibin ilk sırasında ayn harfi yer aldığı ve o zamanlarda kitaplara başladığı ilk harf veya mevzunun ismi verildiği için bu kitaba da “Kitâbü’l-Ayn” denilmiştir. Kendisinden sonra diğer bazı âlimler de kitaplarında bu tertîb usûlünü takib etmişlerdir.
Denilmiştir ki: Halil bin Ahmed bu eserini talebesi Leys bin Nasr için tasnif etmiştir. Leys de bu kitabı okumaya ihtimam göstermiş, ezberlemeye gayret etmiştir.
Bir gün Leys’in zevcesi, bir kıskançlık netîcesinde bu kitabı yaktı. Leys, bunu öğrenince çok üzüldü. Çünkü kitaba ait bu nüshadan başka bir nüsha yoktu. Hocası Halil de vefât etmişti.
Bunun üzerine Leys, kitabın ezberinde olan kısmını yazıp daha sonra etrafındaki âlimleri bir araya toplayarak onlardan kitabın kalan kısmını aynı sınıflandırma ve uslûb üzerine tamamlamalarını ricâ etti. Bu hizmetlerine mukâbil kıymetli hediyeler vereceğini de vaat etti. Onlar da teklifi kabul edip aynı uslûpla şuan mevcut olan kitabı telîf ettiler. Fakat ne kadar uğraşsalar da yazdıkları kısım, Halil bin Ahmed’in yazdığına denk olamadı. 
(Mevzûâtü’l-Ulûm)
Hicrî:   06   Cemâziyelâhır   1441  Fazilet Takvimi


30 Ocak 2020 Perşembe

ALLÂH’A ÎTİMAD ETMEK




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَقُولُ ابْنُ آدَمَ مَالِي مَالِي وَهَلْ لَكَ مِنْ مَالِكَ إِلَّا مَا تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ أَوْ أَكَلْتَ فَأَفْنَيْتَ أَوْ لَبِسْتَ فَأَبْلَيْتَ. (ت)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  آدم اوغلى ! بنم مالم ، بنم مالم ! ديب دورور . عجابه صدقه وريب آخرته براقديغندان ويا ييب توكتديكندن وياحود كيب أسكتديكندن باشقه ماليك وارمى در ؟  ."
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Âdemoğlu ‘benim malım, benim malım’ deyip durur. Acaba sadaka verip âhirete bıraktığından veya yiyip tükettiğinden veyahut giyip eskittiğinden başka malın var mıdır?” 
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   05   Cemâziyelâhır   1441  Fazilet Takvimi

ALLÂH’A ÎTİMAD ETMEK


Allâhü Teâlâ, Kehf Sûresi’nin 32 ile 44. âyet-i kerîmelerinde, fakir Müslümanlara karşı; malları ve yardımcılarının çokluğuyla iftiharda bulunan kâfirlere bu mağrûrâne hareketlerinin muvâfık olmadığını bir misalle ihtar ediyor. Misalde bahsi geçen iki şahıstan dünyaya dalmış, âhireti inkâr etmiş olan birinin cahilce, bencilce olan vaziyeti tasvir ediliyor. Mümin zatın yaptığı ihtarların da tahakkuk ettiği gösteriliyor. Yani, o kâfir şahsın güvendiği bağlarının mahv ve harab olduğunu, hiçbir kimseden yardım göremediğini, pişman olarak cehâletini anladığını bildiriyor ve insanları her türlü felâketlerden korumak, hayırlara kavuşturmak için Allâhü Teâlâ’dan başka bir hâmî (himâye edicinin; koruyucunun) bulunmadığını beyan buyuruyor.
Bu iki şahıstan murat, bir rivâyete göre Benî İsrâil’den iki kardeş veya iki ortaktır ki, sekiz bin altını bölüşmüşler, kâfir olan kendi hissesiyle akar (gayr-i menkul) vesaire satın almış, mümin olan da hissesini Allah rızâsı için hayır yoluna sarfetmiştir.
Hak Teâlâ Hazretleri iki şahsın hâlini bir misal, bir uyanıklık vesilesi olması için îrad buyurmuştur. O Hâlık-ı Kerîm, mümin kulları için güzel bir amelden dolayı müteaddit sevaplar ihsan buyurur ki bu âkıbetçe de en hayırlıdır. Salih kullarını nihâyet muvaffakiyete erdirir, en güzel bir hâtimeye nâil eder, onları ebedî cennetlere kavuşturur. Binaenaleyh insan, böyle güzel bir âkıbete kavuşmak için çalışmalıdır. Yalnız fânî olan dünya varlığına mağrur olmamalı, hakîkî istikbâli (âhireti) düşünmelidir.
Şüphe yok ki, dünya varlığına güvenilmez. Bir kere gayr-ı meşru surette elde edilen bir dünya varlığı, sahibi için felâkete vesiledir. Meşru sûrette elde edilen bir servetin de kadri bilinmez, zekâtı verilmez, onu ihsan eden Hâlık-ı Kerîm’e şükredilmezse onun da ebedî bir faydası yoktur. Bir gün o da elden çıkar, âhirette mesûliyete sebep olur. Nice servet ve mevki sahiplerinin daha dünyada iken ne kadar hakîr ve zelil hallere düştükleri daima görülmektedir. Nice fakîr, âciz kimselerin de daha sonra servet ve mevki sahibi oldukları malûmdur. Binaenaleyh hırslı olmamalı, dünya varlığına güvenerek başkalarına karşı kibirlenmemelidir. Meşrû sûrette bir nîmet elde edilince de kadrini bilmeli, ondan güzelce istifâde etmeli, onunla insanlığa hizmet etmelidir.
Hicrî:   05   Cemâziyelâhır   1441  Fazilet Takvimi