30 Haziran 2021 Çarşamba

İLMİHÂL ÖĞRENMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:  أَثْبَتُكُمْ عَلَى الصِّرَاطِ أَشَدُّكُمْ حُبًّا لِأَهْلِ بَيْتِي وَأَصْحَابِي. (الجامع الصغير)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  : صراط أؤزرنده ( آياغى قايمايب ) أن ثابت اولاننز ، أهل بيتمى و آصحابمى أك جوق سوننزدر  . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “ Sırat üzerinde (ayağı kaymayıp) en sâbit olanınız, Ehl-i Beytimi ve Ashâbımı en çok seveninizdir.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:   20   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

İLMİHÂL ÖĞRENMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR

 

Ehl-i Sünnet itikâdını, ehlinden öğrenip inandıktan sonra, kötü huy ve ahlâktan sakınacak, güzel ahlâk ile ahlâklanacak kadar ilim sahibi olmak, erkek, kadın bütün Müslümanlara lazımdır.

Her Müslüman, çoluk çocuğuna ve eşine ilmihâlini öğretip, onları dine uymayan şeylerden korumalıdır. Emri altında bulunanlara da ilmihâllerini öğretip, onları korumalıdır. Önce Ehl-i Sünnet itikâdını, sonra amelî bilgilerini, sonra ahlâk ilmini, daha sonra da alışveriş vb. muâmelât bilgilerini öğretmelidir. Bu bilgilere “İlmihâl” denir. Bunları bilmek, herkese farz-ı ayındır.

Yeterli din tahsiline sahip olmayan kimselerin, Kur’ân-ı Kerîm meâlinden, tefsirden veya hadîs-i şerîflerden din öğrenmesi mümkün değildir. Müslümanları, İslâmiyeti öğrenmek için Kur’ân-ı Kerîm meallerine ve tefsirlerine yönlendirmek doğru değildir. İşin başı Kur’ân tercümesi edinmek, okumak değildir. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’in tefsirini bilmek, Müslümana farz-ı ayın değildir. Bu iş, âlimlerin sahasına girer.

Din âlimi olmayan Müslümana ilk lâzım olan şey, önce Ehl-i Sünnet âlimlerinin yazdığı akâid, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okuyarak ilmihâlini öğrenmektir.

İlmihâl öğrenmek her Müslümana farzdır. Mesela, abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır, zekâtı kim verir vs. gibi.

İslâm âlimleri yıllarca çalışarak, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkardıkları hükümleri, kitaplara yazmışlardır. Bir Müslüman, hangi mezhepten ise (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî), ona âit kitapları (fıkıh kitaplarını veya ilmihâli) okur, dinini öğrenir. Zaten her Müslümanın, dinine ait lüzumlu bütün bilgileri öğrenmesi, bir ilmihâl kitabı okuyarak mümkündür.

Hicrî:   20   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

 SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

29 Haziran 2021 Salı

RİYÂNIN ÂFETİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:  مَنْ سَمَّعَ سَمَّعَ اللهُ بِهِ وَمَنْ يُرَائِي يُرَائِي اللهُ بِهِ. (خ)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  : هر كيم ( إشلديكى بر خيرى إنسانلره ) دويورورسه ، الله تعالى ده ، اونى ( ن كزلى إشلرينى ) دويورور . هر كيمده ( إشلديكى خيرى كوسترير ) مرائلك أدرسه ، الله تعالى ده اونون ( رياكارليغنى ) تشهير أدر  . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “ Her kim (işlediği bir hayrı insanlara) duyurursa, Allâhü Teâlâ da, onu(n gizli işlerini) duyurur. Her kim de (işlediği hayrı gösterir) mürâîlik ederse, Allâhü Teâlâ da onun (riyâkârlığını) teşhîr eder.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:   19   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

RİYÂNIN ÂFETİ

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizin için en çok korktuğum şey, şirk-i asğardır (küçük şirktir).”

Ashâb-ı Kirâm “Küçük şirk nedir, yâ Resûlallah?” diye sual edince, şöyle buyurdular:

Riyâdır. Âhirette herkes amellerinin mükâfâtını alırken, Allâhü Teâlâ, onlara şöyle buyurur:

Dünyada amellerinizi gösterdiklerinize gidin. Bakın bakalım, onların yanında size verebilecekleri bir mükâfât var mı?’

 

ÖRF VE ÂDETTE BİDAT YOKTUR

 

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri bir mektuplarında şöyle buyurdular:

Evladım! Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in yaptığı fiiller iki kısımdır. Birisi ibadet olarak yaptıkları, diğeri ise örf ve âdet üzere yaptıklarıdır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ibadet olarak yaptıklarının hilafına yapılan her fiilin, bidat olduğuna inanırız. Ve ondan şiddetle men ederiz. Çünkü bu hareket, bidat ihdas etmektir ki dinde reddolunmuştur.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’den örf ve âdet olarak sâdır olanlara gelince, onların hilafına olanı bidat olarak göremez, dine taalluk eden bir mesele olmadığı için onları yasaklayamayız. Çünkü onların varlığı veya yokluğu örf ve âdete bağlı olan şeylerdir. Din ve şeriata bağlı değildir. Nitekim bazı beldelerin örf ve âdeti, diğer beldeye nazaran farklıdır. Aynı şekilde herhangi bir beldenin örfünde de, içerisinde bulunulan zamanın değişmesiyle değişiklik olabilir.

Böyle olmakla birlikte, âdetlerle alakalı olan sünnetlere de uymak faydalı ve saadete nail olmaya sebep olur. Hazret-i Allah, bizleri ve sizleri Seyyidü’l-Mürselîn’e tâbi olmak üzerine sabit kılsın. Salât ve selâmın en faziletlisi ve en mükemmeli onlar üzerine ve onlara tâbi olanlar üzerine olsun.” Âmin.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 231)

Hicrî:   19   Zilkâde    1442    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"