31 Temmuz 2021 Cumartesi

EBREHE’NİN ORDUSUNDA BULUNANLARIN ÂKIBETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَعَانَ ظَالِمًا لِيُدْحِضَ بِبَاطِلِهِ حَقًّا فَقَدْ بَرِئَتْ مِنْهُ ذِمَّةُ اللهِ وَذِمَّةُ رَسُولِهِ. (فيض)

رسول الله  ( ﷺ )  بيوردولر  :  كيم ، باطلى إيله حقى يوق أتمك إستين بر ظالمه ياردم أدرسه ، محقق الله تعالى نيك زمتى و رسولو ، نون زمتى ( همايه و محافظاسى ) او كمسدن قالقار . "

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Kim, bâtılı ile hakkı yok etmek isteyen bir zâlime yardım ederse, muhakkak Allâhü Teâlâ’nın zimmeti ve Resûlü’nün zimmeti (himâye ve muhafazası) o kimseden kalkar.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:   21   Zilhicce    1442    Fazilet Takvim

 

EBREHE’NİN ORDUSUNDA BULUNANLARIN ÂKIBETİ

 

Fil Vakʻası, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) doğmadan elli yahut elli beş gün evvel meydana gelmiştir. Her ne kadar Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünyaya gelmeden evvel olsa bile “Fil Vakʻası” Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mucizelerindendir. Çünkü bu hâdise, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) davasında kuvvetlendirmek için ve onun zuhûruna bir hazırlık olmak üzere meydana gelmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Fîl Sûresi’ni, Kureyş kavmine okuduğunda, bu hâdiseye şahitlik etmiş olan nice kimseler vardı. Bundan dolayı Hazret-i Allah, bu hâdiseyi anlatan sûre-i celîle’ye: “Elem tera... (Görmedin mi?)” buyurarak başladı.

Mekke-i Mükerreme’de bulunan herkes Ebrehe’nin ordusundaki fili sevk eden iki kişinin daha sonra âmâ olduklarını ve insanlardan dilendiğini görmüşlerdir.

Hattâ Fil Vakʻası’ndan yıllar sonra dünyaya gelen Âişe-i Sıddîka vâlidemiz şöyle buyurmuştur: “Ben, fili sevk edenin ve bakıcısının, gözleri görmez ve ayakları tutmaz bir hâlde Mekke-i Mükerreme’de, sürüne sürüne insanlardan yiyecek dilendiklerini gördüm.”

 

ÜMMET-İ MUHAMMED ÜÇ SINIF OLARAK CENNETE GİRECEK

 

Kaʻbü’l-Ahbâr (r.a) dedi ki: “Ben, Hazret-i Ömer radıyallâhü anh’ın hilâfeti devrinde Müslüman oldum. Zira, babamın benden sakladığı bir Tevrat sayfasını ancak o zaman bulabilmiştim.

Orada şunlar yazıyordu: Muhakkak Muhammed aleyhisselâm’ın ümmeti, cennete üç sınıf olarak girerler:

1- Bir kısmı hesapsız cennete girerler,

2- Bir kısmı kolay bir hesaptan sonra cennete girerler,

3- Bir kısmı da cehenneme düştükten sonra Muhammed aleyhisselâm onlara şefaat eder, Allâhü Teâlâ, onun şefaatini kabul eder ve cennete girerler.

İşte ben bunu görüp İslâm ile müşerref oldum ve ‘İnşallah ben de, bu üç sınıftan biriyle olurum.’ dedim.”

Hicrî:   21   Zilhicce    1442    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

30 Temmuz 2021 Cuma

İÇKİ VE KUMAR HARAMDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَوْصَانِي خَلِيلِي صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا تَشْرَبِ الْخَمْرَ فَإِنَّهَا مِفْتَاحُ كُلِّ شَرٍّ. (هـ)

أَبِي الدَّرْدَاءِ رَضِىَ اللهُ عَنْه ، دن روايت اولندى ، او ده دكى  :  حليلم ( قلب دوسطم ) رسول الله صلى الله عليه وسلم بانه شويله تاوصيه ده بولندى :  ’ شرابى ( صرحوشلق ورن شئ ) إيجمه . جونكى او ، بوتون كوتولكلرين آناحتارى در . "

Ebu’d-Derdâ radıyallâhü anh’den rivâyet olundu, o dedi ki: Halîlim (kalbî dostum) Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem bana şöyle tavsiyede bulundu: ‘Şarabı (sarhoşluk veren şeyi) içme. Çünkü o, bütün kötülüklerin anahtarıdır.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:   20   Zilhicce    1442    Fazilet Takvim

 

İÇKİ VE KUMAR HARAMDIR

 

Çoğu sarhoşluk veren bir içeceğin azını içmek de haramdır. Yani sarhoşluk veren her şeyin azı da çoğu da haramdır. Sarhoşluk veren şeyler her kötülüğün başıdır. Bu cihetle en büyük günahlardan biridir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem:

Şaraptan; sarhoşluk verici şeylerden kaçınınız, çünkü o, her kötülüğün anahtarıdır.” buyurmuşlardır. İnsanın aklını bir süreliğine de olsa gideren, insanın malına, canına zarar verip duran ve insanın şeref ve haysiyetini ayaklar altında bırakan böyle dinen yasaklanmış bir şeyi kullanmaya, alıp satmaya insan nasıl cesaret edebilir. İnsan kendisini nasıl zehirleyebilir, âhiret azabına nasıl maruz bırakabilir? İnsanın hayatı pek kıymetlidir, daima faydalı şeylere sarfedilmelidir.

Kumar da haramdır. Bunun zararları herkesçe malûmdur. Kumar oynayarak mesud olmuş kimse gösterilemez, fakat kumar yüzünden mahvolmuş, perişan olmuş, kederler, elemler içinde kalmış binlerce kimseler, aileler gösterilebilir.

İçki, sıhhati berbat eder. Kumar ile kazanılan malın hayrı olmaz. Mübtelâ olanlar yakalarını zor kurtarırlar. Neşesi geçici olduğu hâlde hem ferde hem de cemiyete zararlıdır. Sıhhati ve ahlâkı da bozar. İçkilerin cemiyet bünyesinde açtığı yaralar pek elimdir. Bunlardan kaçınmak, gerek fertlerin ve gerek cemiyetin selâmeti için pek lâzımdır. Bunların âhiretteki hesabı ise çok şiddetlidir.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır (meâlen): “Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar, kısmet için çekilen zarlar hep şeytan işi murdar bir şeydir. Onun için siz ondan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. İçki ile kumarda şeytan, sırf aranıza düşmanlık ve kin düşürmeyi ve sizi Allâh’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymayı ister. Artık vazgeçiyorsunuz, değil mi?”

 (Mâide S., âyet 90-91)

Velhasıl bu yasaklanan içki, kumar ve benzeri haramlardan son derece kaçınmalıdır. Haramlardan kaçınmanın başlıca ilacı, dinimize ve dinin emirlerine sarılmaktır. Selâmet bundadır.

Hicrî:   20   Zilhicce    1442    Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"