31 Ekim 2018 Çarşamba

NAMAZIN İÇİNDEKİ FARZLAR



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اُكْفُلُوا لِى بِسِتِّ خِصَالٍ وَأَكْفُلُ لَكُمْ بِالْجَنَّةِ الصَّلَاةُ وَالزَّكَاةُ وَالْأَمَانَةُ وَالْفَرْجُ وَالْبَطْنُ وَاللِّسَانُ. (طس)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  بانه آلطى شىء ياباجاغنزه سوز ورين ، بن ده سزين جنته كرمنزه كفيل اولايم : نماز ، زكات ، أمانته رعايت أتمك ، ناموصونى محافظه أتمك ، قارننى ( حراملردان ) محافظه أتمك و لساننى محافظه أتمك ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bana altı şeyi yapacağınıza söz verin, ben de sizin cennete girmenize kefîl olayım: Namaz, zekât, emânete riâyet etmek, nâmûsunu muhâfaza etmek, karnını (haramlardan) muhâfaza etmek ve lisânını muhâfaza etmek.” 
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî:   22   Safer   1440  Fazilet Takvimi 

NAMAZIN İÇİNDEKİ FARZLAR


Namazın içindeki farzlar altıdır: İftitâh Tekbîri, Kıyâm, Kırâat, Rükû, Secde, Ka’de-i ahîre.
İftitâh tekbîri (Allâhü Ekber’ diyerek Başlamak): Namazın rükünlerinden birincisi iftitâh tekbîri yani namaza “Allâhü Ekber” diyerek başlamaktır. Tekbîr alırken ilk heceyi (Aaallâhü) şeklinde uzatmak câiz değildir. Bunu yapan, namaza girmemiş olur. Namaz içinde yaparsa namazı bozulur.
Kıyâm (Ayakta Durmak): Namazın rükünlerinden ikincisi kıyâm yani ayakta durmaktır. Kıyâm, farz ve vâcip namazlarda şarttır. Ayakta durmaya imkânı olanın oturarak kılması câiz değildir.
Kırâat (Kur’an Okumak): Namazın rükünlerinden üçüncüsü kırâattır. Bu da namaz kılanın kendisi işitecek derecede Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinden bir miktar okumasıdır. Kırâat, vitir ile nâfilelerin ve iki rek’atli farzların her rek’atinde, dört rek’atli farzların ise iki rek’atinde farzdır. Farz olan kırâat, üç kısa âyet veya bu miktarda uzun bir âyet okumaktır.
Rükû: Namazın rükünlerinden dördüncüsü rükûdur. Rükû, kıyâmda kırâatı; Fâtiha ve bir kısa sûreyi okuduktan sonra, baş ile sırt düz olacak şekilde eğilmektir. Bu esnada eller dizlere kadar uzatılır. Erkekler, dizlerini elleriyle kavrar ve parmaklarını açarlar. Kadınlar ise, parmaklar kapalı olarak ellerini dizlerinin üzerine koyarlar. Rükû’da gözler ayak parmaklarına bakar. Oturarak namaz kılan, rükû için başını dizleri hizasına kadar eğer.
Secde: Namazın rükünlerinden beşincisi secdedir. Secde, rükû’dan doğrulduktan sonra alnını, burnunu, iki ayağının parmak uçlarını, iki eli ile iki dizini yani yedi âzâsını yere koymaktır. Secdede gözler burnun iki yanına bakar, eller yüzün hemen iki yanında, parmaklar kapalı ve kıbleye doğru tutulur.
Ka’de-i ahîre: Namazın rükünlerinden altıncısı ka’de-i ahîredir ki, son oturuş demektir. Ka’de-i ahîre, namazın sonundaki oturuşta “Ettehıyyâtü”yü okuyacak kadar oturmaktır. Ka’dede erkekler, sağ ayaklarını parmakları kıbleye gelecek şekilde çevirir ve sol ayağını yatırarak üzerine oturur. Kadınlar ise uylukları üzerine oturup iki ayaklarını sağa çıkarırlar. Kadınların bu oturma şekline “teverrük” denir. Ka’dede eller dizlerin üzerine kıbleye doğru serbest olarak konur. Ka’dede gözler kucağa bakar.
(Muhtasar İlmihal, Fazilet Neşriyat)
Hicrî:   22   Safer   1440  Fazilet Takvimi 

30 Ekim 2018 Salı

OSMANLI’DA TEDRİSATIN EHEMMİYETİ




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ وَأَخَذَ بِمَا فِيهِ كَانَ لَهُ شَفِيعًا وَدَلِيلًا إِلَى الْجَنَّةِ. (كنز)
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  كيم قرآنى كريمى اؤكرنر ، اؤكرتر و إجندكيلرله عمل أدرسه قرآن كريم او كمسيه ( قيامت كونى ) شفاعتجى اولور و اونى جنته كوتورن رهبر اولور ."
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kim Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenir, öğretir ve içindekilerle amel ederse Kur’ân-ı Kerîm o kimseye (kıyâmet günü) şefâatçi olur ve onu cennete götüren rehber olur.” 
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî:   21   Safer   1440  Fazilet Takvimi 

OSMANLI’DA TEDRİSATIN EHEMMİYETİ

Osmanlı Devleti’nde tedrisata (eğitime) verilen ehemmiyet çok büyüktü. Devletin kuruluşundan tarih sahnesinden çekilişine kadar bu hususta en küçük taviz verilmemiş, ihmali olanlara da gerekli cezalar tatbik edilmiştir. Padişahların, memleket dâhilindeki tedrisattan mesul olan kâdılara ve son zamanlarda teşekkül eden maârif vekillerine gönderdikleri emirler içinde çok dikkate değer vesikalara rastlamaktayız. Bu vesikalarda yer alan bazı hususlar şöyledir:
    •    Çocuklarını okutmaya göndermeyen ailelerin tespit edilip mutlaka çocukların okutulmasının temini,
    •    Mektep ve medreselerdeki ders programının takibine dikkat edilmesi,
    •    Talebeye dayak atan ve hakaret eden muallim ve hocaların işlerine son verilmesi,
    •    Medrese ve mekteplerin yakınlarında kahvehane açılmaması,
    •    Talebenin ihtiyaçlarının karşılanıp, aç ve muhtaç bırakılmaması,
    •    Medrese hocalarının ve mektep muallimlerinin dersleri takip edip, aksatmamaları, ders zamanlarında hocaların ve muallimlerin izine gitmemesi,
    •    Talebelerin de ders zamanlarında mazeretsiz izin istememeleri.
Bu mevzu ile alakalı olarak, Sultan İkinci Osman (1618-1622), Edirne’de bazı müderrislerin derslere girmedikleri ve bazı talebelerin fesat çıkardığı duyulduğundan, derse giren ve girmeyen müderrislerin tespit edilip derslere girmeleri hususunda îkaz edilmeleri, buna rağmen derse girmemekte ısrar edenlerin isimlerinin bildirilmesi, talebelerin ise ancak kefilleri alındıktan sonra medreselerde iskân ettirilip kefilsiz talebe iskân ettirilmemesi ve fesat çıkartan talebelerin de teftiş olunup üzerlerinde sâbit olan haklar alındıktan sonra muamele yapılması hususunda Edirne kadısına emir göndermiştir. 
(Yedikıta Dergisi, Ekim 2015)
Hicrî:   21   Safer   1440  Fazilet Takvimi 


29 Ekim 2018 Pazartesi

ASHÂB-I BEDİR...Hâtıb bin Ebî Beltea (r.anh)



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَتَفْتَرِقُ أُمَّتِي عَلَى ثَلَاثٍ وَسَبْعِينَ مِلَّةً كُلُّهُمْ فِي النَّارِ إِلَّا مِلَّةً وَاحِدَةً قَالُوا وَمَنْ هِيَ يَا رَسُولَ اللهِ قَالَ مَا أَنَا عَلَيْهِ وَأَصْحَابِي. (ت
رسول الله  أفندمز  ( صلى الله عليه وسلم )  بويوردولر   :"  اؤمتم يتمش اؤج فرقايه آيرله جقدر . بو فرقادان باشقه سى جهنملكدر ." أصحاب كرام ! او حنكى فرقادر ، يارسول الله ؟ ديه سورنجه بيغمبر أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) " بنم و آصحابمين يولنده اولان لردر ."بيوردولر .
Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir.” Ashâb-ı Kirâm ‘O hangi fırkadır, yâ Resûlallâh?’ diye sorunca Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Benim ve ashâbımın yolunda olanlardır.” buyurdular. 
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî:   20   Safer   1440  Fazilet Takvimi  


ASHÂB-I BEDİR...Hâtıb bin Ebî Beltea (r.anh)

Hâtıb bin Ebî Beltea (radıyallâhü anh) Muhâcirlerden ve Esed oğullarındandır. İsmi Amr’dır. Bedir ve Hudeybiye gazâlarında bulunmuştur. Allâhü Teâlâ’nın: “Ey îmân etmiş olanlar! Düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayın…” meâlindeki Mümtehıne Sûresi’nin 1. âyet-i celîlesi îmânına şehâdet etmektedir. Şöyle ki:
Fahr-i Âlem Efendimiz Hazretlerinin Mekke’nin fethi için hazırlık yaptığı sırada Hâtıb Hazretleri, Mekkelilere bir kadınla gizli bir mektup gönderip Peygamberimizin harp hazırlıklarını onlara yazmıştı. Mektupta şunlar yazılı idi.
“Ey Kureyş topluluğu! Muhakkak Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) Hazretleri size sel gibi akan ve bulutlar kadar kalabalık bir askerle geliyor. Şimdi Allâhü Teâlâ’ya yemîn ederim ki eğer Resûl-i Ekrem, size yalnız başına bile gelecek olursa elbette Cenâb-ı Hak onu yardımıyla gâlip kılacak ve ilâhî va‘dini yerine getirerek peygamberini sevindirecektir. Bu halde başınızın çâresine bakın!”
Cebrâil Aleyhisselâm gelip Peygamberimize bunu haber verdi. O da Ali bin Ebî Tâlib, Zübeyr bin Avvâm, Mikdâd ibni’l-Esved (radıyallâhü anhüm) Hazretlerini gönderdi. Mektubu götüren kadından alıp getirdiler.
Mektup açılarak okunduğunda Hazret-i Hâtıb  dedi ki:
“Yâ Resûlallah! Acele buyurma! Yanınızda bulunan muhâcirlerin Mekke-i Mükerreme’de ailelerini koruyacak akrabâsı çoktur. Benim kimsem olmadığından böyle onlardan kendime dost edinerek âilemi korumaya çalışırım. Yoksa bunu dinden döndüğümden, yahut küfre rıza gösterdiğimden dolayı yazmadım!.
Peygamber Efendimiz. “Doğrudur!” buyurmuşlardır. Bu hadiseler üzerine yukarıdaki âyet-i kerîme nâzil olmuştur.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.), Hâtıb Hazretlerini hicretin 6. senesinde İskenderiye hükümdarı Mukavkıs’a elçi olarak göndermiştir. Hâtıb bin Ebî Belte’a Hazretleri hicretin 30. senesinde 65 yaşında iken vefât etmiş, cenaze namazını Hazreti Osmân-ı Zinnûreyn (r.anh) kıldırmıştır.
Hicrî:   20   Safer   1440  Fazilet Takvimi