قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَسَاءَ بِأَخِيهِ الظَّنَّ فَقَدْ أَسَاءَ بِرَبِّهِ. إِنَّ اللهَ تَعَالَى يَقُولُ: ”اِجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ .“ (كنز)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : مسلمان قردشنه سوء ظنده بولونان محقق ربنه قرشى كوناح إشلمش اولور . زيرى الله تعالى ’ ظانيك بر جوغوندان صاقنيك ‘ بويورمشدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Müslüman kardeşine sûizanda bulunan, muhakkak Rabb’ine karşı günah işlemiş olur. Zira Allâhü Teâlâ ‘Zannın birçoğundan sakının’ buyurmuştur.”
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 28 Receb 1445 Fazilet Takvim
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) SÛİZANDAN VE TÖHMET ALTINDA KALMAKTAN SAKINDIRMASI
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Ramazân-ı şerîf ayının son on gününde mescitte îtikâfta iken muhtereme hanımlarından Safiyye radıyallâhü anhâ vâlidemiz, onu ziyaret etmişti. Bir saat kadar Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanında kalıp görüştükten sonra geri dönmek üzere ayağa kalkmış, Resûlullah (s.a.v.) da onu hanesine geçirmek üzere onunla beraber kalkmıştı. Ümm-i Seleme’nin (r. anhâ) odasının önündeki mescit kapısına geldiklerinde, onları gören Ensâr’dan iki zât, edep ve hayâlarından selâm verip hızlıca geçmek istediler.
Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem, onlara, “Acele etmeyiniz, durunuz! Yanımdaki hanım, zevcem Safiyye binti Huyey’dir.” buyurdu. Bu iki zât, “Sübhânallâh, yâ Resûlallâh!” dediler. Yani, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) yanındaki hanımın Safiyye (r. anhâ) vâlidemiz olduğunu söylemek mecburiyeti hissetmesi o zâtlara ağır geldi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem, “Şeytan, insan (vücudun)da (deveran eden) kan mesâbesindedir. Ben, sizin (temiz) gönüllerinize, şeytanın (kötü) bir şüphe atmasından haklı olarak korktum.” buyurdular.
Bu hadîs-i şerîften çıkarılan en mühim cihet, sûizanna sebep olacak şeylerden sakınmanın ehemmiyetidir.
Bu hadîs-i şerîften çıkarılan diğer mühim cihetlerden birisi de Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimizin, ümmeti hakkındaki yüksek şefkatleri ve ümmetinden kusur ve isyanların defedilmesi için onları dâima irşâda ihtimam buyurmalarıdır. Mübarek fiilleriyle “Siz de böyle bir hâlde bulunduğunuzda benim yaptığım gibi yaparsınız” buyurmuşlardır.
Bu hadîs-i şerîften öğrendiğimiz edebî bir cihet de “Sübhânallâh” lafzının taaccüb (şaşırma, hayret etme) sırasında söylenmesidir.
MÜSLÜMANLARA BAZI TAVSİYELER
• Zamanının kıymetini bilmeli,
• Konuştuklarına dikkat ederek dilini muhafaza etmeli,
• Kendi kusurlarına bakarak onları ıslah ile meşgul olmalı,
• Âhireti için azık elde etmeye çalışmalı,
• Dünya maişetini helâl yoldan temin etmeye çalışmalı,
• Helâl nimetlerden istifadede aşırıya kaçmamalıdır.
Hicrî: 28 Receb 1445 Fazilet Takvim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder