13 Temmuz 2017 Perşembe

HERKES ÜZERİNDE MUHÂFIZ MELEKLER VARDIR



قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ, كِرَامًا كَاتِبِينَ, يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ. (سورة الانفطار, ١٠-١١-١٢)
الله تعالى بيوردى ( مئآلاً ) : "و شبهه يوقكى سزين اؤزرنزده ( هر يابتغنزى كوروب ظَبْطْ أدن ) حفه ظه ملكلرى واردر . كرامن كاتبين ( هر برى الله قاطنده ، مكرم ، وظيفه لرنده قصورسوز كاتبلر ، دوروست حق يازجلر ) واردر . نه يابيورسانز بلرلر ."
Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “Ve şüphe yok ki sizin üzerinizde (her yaptığınızı görüp zapteden) hafaza melekleri vardır. Kirâmen Kâtibîn (her biri Allah katında, mükerrem, vazifelerinde kusursuz kâtipler, dürüst hak yazıcılar) vardır. Ne yapıyorsanız bilirler.” 
(İnfitâr sûresi, âyet 10,11,12)
Hicrî:   11  Şevval  1438  Fazilet Takvimi 

HERKES ÜZERİNDE MUHÂFIZ MELEKLER VARDIR


Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Her mü'mine onu gücünün yetmeyeceği tehlikelerden korumak üzere yüz altmış melek vazifelendirilmiştir. Bunlardan yedi melek, sıcak günde bal kâsesini sineklerden korur gibi gözü zararlardan korur. Eğer siz şeytanları görebilseydiniz, her yerde onları ellerini ve ağızlarını açmış oldukları halde insanlara zarar vermek için beklediklerini görürdünüz. Eğer kul kendi başına bırakılsaydı, şeytanlar onu kapıverirlerdi.
Câbir bin Abdullah (r.a.) rivâyet etti: Âdem Aleyhisselâm yeryüzüne indirildiğinde Cenâb-ı Hakk'a:
“Yâ Rabbi, Şeytanla aramda düşmanlık kıldın. Eğer bana yardım etmezsen ona güç yetiremem” diye ilticâ etti. Cenâb-ı Hak: “Senin her doğan evladına -korumak üzere-bir melek vazifelendiririm” buyurdu.
Hazret-i Âdem: “Yâ Rabbi, artır” dedi.
“İşledikleri bir suçu bir günah olarak yazarım, işledikleri bir iyi amelin sevabını ise on sevaptan dilediğim kadar katlayarak yazarım” buyurdu. Hazret-i Âdem yine:
“Yâ Rabbi, artır” deyince,
“Ruh cesedde olduğu müddetçe tevbe kapısını açık tutarım” buyurdu. (İhyâu Ulûmiddîn)

NÜKTE: İYİLİĞİ BAŞA KAKMAMALIDIR

Zengin bir adam bir kış günü konağının karşısında oturan bir fakire acıyarak bir kat elbise almış. Ama her gün konağa gelen dost ve müsafirine bazen pencereden onu göstererek:
“Üzerindeki elbiseyi görüyorsunuz ya, ben alıverdim. Eğer almasaydım, zavallı soğuktan donardı!” dermiş. Bazen onu çağırtıp, “Efendiler üzerindekini görsün! Seyredenlere de, ‘Nasıl, beğendiniz mi? İyi etmemiş miyim?” der, ettiği iyiliği başına kakar, dururmuş.
Bir gün, yine elbiseyi misafirlere göstermek için adamı çağırmış. Fakir adamın ise artık canına tak dediğinden, elbiseyi üzerinden çıkarıp zenginin odasında bir köşeye koyduktan sonra:
Hicrî:   11  Şevval  1438  Fazilet Takvimi 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder