16 Nisan 2024 Salı

İLİM TAHSİLİNİN FAZİLETİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اِنَّ اللهَ يُحِبُّ الشَّابَّ الَّذِى يُفْنِى شَبَابَهُ فِى طَاعَةِ اللهِ. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : مؤمن ، خيرى ( علمى ) دنلميه آصلا دويماز . حتى ( إشتديكى إيله عمل أتمسى سايسنده ) عاقبتى جنت اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  “Mümin, hayrı (ilmi) dinlemeye aslâ doymaz. Hattâ (işittiği ile amel etmesi sâyesinde) âkıbeti Cennet olur.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:   07  Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

 

İLİM TAHSİLİNİN FAZİLETİ

 

Şeyhülislâm İbn-i Kemâl rahimehullah, el-Münîre isimli risalesinde şöyle yazmıştır:

Ehl-i iman olan kimsenin, ömrünü, kendisine fayda verecek olan ilimleri tahsile sarf etmesi icap eder. Kişiye en fayda verecek ilim, din ilmidir ki fıkıh, hadîs, tefsir gibi ilimlerdir. Dünya ve âhirette fayda veren bu din ilmini tahsilin faziletine dâir Allâh’ın Kitâb’ında ve Resûlullâh’ın hadîs-i şerîflerinde birçok deliller vardır.

Allâhü Teâlâ, âyet-i celîlelerde şöyle buyurmuştur -meâlen-: “Allah, sizden iman etmiş olanları yükseltir, kendilerine ilim verilmiş olanları ise dereceler ile yükseltir.” (Mücâdele Sûresi, âyet 11) ve “…Hiç bilenler ile bilmeyenler birbirine müsâvî olur mu?” (Zümer Sûresi, âyet 9). Yani kendisinde iman ve ilim bulunan zâtlar, ilim sahibi olmayan müminler üzerine üstün kılınır. Âlimler ile cahiller, derece bakımından elbette bir olmazlar.

Diğer âyet-i celîlede, “Nezdinde kitaptan bir ilim bulunan zât da dedi ki: Ben, onu daha gözünü kırpmadan evvel getiririm.” (Neml Sûresi, âyet 40) buyuruldu. Yani Süleyman aleyhisselâm’ın veziri Âsaf bin Berhıyâ, ona, “Belkıs’ın tahtını, gözünü açıp kapamadan önce getiririm.” dedi. Zira Âsaf Hazretleri, kendisi ile dua edildiğinde Hazret-i Allâh’ın mutlaka kabul buyurduğu, kendisiyle istendiğinde muhakkak isteneni verdiği İsm-i A’zam’ı bilirdi. Buradan anlaşılacağı üzere Âsaf Hazretleri, buna ilim kuvveti ile güç yetirebildi.

“Allah’tan, kulları arasından ancak ilim sahibi olanlar hakkıyla korkarlar.” meâlindeki, Fâtır Sûresi’nin 28. âyet-i kerîmesinden anlaşılacağı üzere Allah korkusunun şartı, ilimdir. Rabb’ini daha iyi bilen, ondan daha çok korkar. Bu sebeple Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, “Sizin, Allah’tan en çok korkanınız, sizin en âlim olanınızdır.” buyurdular. Marifetullâh; Allâh’ı bilmek, ilim ile olur. İlim ise ilmiyle âmil hakîkî âlimler ile ayakta durur.

“Ve şu misaller var ya! Biz onları insanlar için getiriyoruz. Ama onları ancak âlimler düşünüp anlayabilir.” (Ankebût Sûresi, âyet 43). Yani Kur’ân-ı Kerîm’deki vaadleri, vaîdleri, sırları ve acayipleri ancak âlim olanlar anlar, sonra diğer insanlara anlatırlar.

Hicrî:    07 Şevval  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder