قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَمَا يَسْتَطِيعُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ ثُلُثَ الْقُرْآنِ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ قَالُوا وَمَنْ يُطِيقُ ذَاكَ قَالَ يَقْرَأُ قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ. (طس)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : سزدن برينزين ، هر كجه قرآنى كريم يك أؤجده برينى اوقومايه كوجى يتمزمى ؟ بيوردولر . ( آصحابى كرام ) ‘‘ بونه كميك كوجى يتر ( يارسول الله ) ’’ دديلر . ‘‘ ( قرآنى كريم يك أؤجده برينه معادل اولان ) قُلْ هُوَ اللهُ أَحَد ى ا اوقويان ( يك كوجى يتر ) ’’ بيوردولر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Sizden birinizin, her gece Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaya gücü yetmez mi? buyurdular. (Ashâb-ı Kirâm) “Buna kimin gücü yeter (yâ Resûlallah)” dediler. “(Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine muâdil olan) Kul hüvallâhü ehad’ı okuyan(ın gücü yeter).” buyurdular.
(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)
Hicrî: 18 Receb 1447 Fazilet Takvim
İHLÂS SÛRESİ’NİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ -1
Bu mübarek sûre, Nâs Sûresi’nden sonra Mekke-i Mükerreme’de nâzil olmuştur. Dört âyet-i kerîmedir. Cenâb-ı Hakk’ın birliğini, yüce vasıflarını en mükemmel, en hâlisâne sûrette bildirdiği için “İhlâs Sûresi” denilmiştir. Bununla birlikte, “Necat, Marifet, Tevhîd, Kulhüvallâhü ehad Sûresi” isimleri de verilmiştir.
Abdullah bin Abbâs radıyallâhü anhümâ, İhlâs-ı Şerîf Sûresi’nin sebeb-i nüzûlü ile alâkalı şöyle buyurmuştur:
Bu sûre-i celîle, Âmir bin Tufeyl ve Erbed bin Kays’ın suâlleri üzerine nâzil olmuştu. Şöyle ki:
Bir gün Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, mescitte Ashâbı ile oturuyorlardı. Bu sırada Benî Âmir kabilesinin reîslerinden olan Âmir bin Tufeyl, Sevgili Peygamberimizi görmek üzere mescide girdi. İnsanlar, Âmir’i görünce kendisine yöneldiler, zira güzel bir görünüşe sahipti, yalnız gözleri şaşı idi.
Âmir, insanlara Peygamber Efendimizi soruyordu, kendisine gösterdiler.
Ashâb-ı Kirâm’dan bir zât da Fahr-i Âlem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimize, “Yâ Resûlallah! Şu Âmir bin Tufeyl’dir, yanınıza gelmek istiyor” diye arz etti.
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Bırakın gelsin, eğer Allâhü Teâlâ, ona hayır murat etti ise, onu hidâyete erdirir.” buyurdular.
Âmir, Peygamber Efendimizin başucunda dikilerek “Muhammed, sen misin?” dedi.
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Evet, benim.” buyurdular.
Âmir, “Bizleri neye davet ediyorsun?” diye sordu.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Benim ve her şeyin rabbi olan Allâhü Teâlâ’ya iman etmeye davet ediyorum.” buyurdular.
Âmir, “Bana Rabb’inin vasfından haber ver” dedi.
Bunun üzerine İhlâs Sûre-i Celîle’si nâzil oldu. Bu mübarek sûre, Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarını, en hâlis bir tarzda beyan etmiş oldu.
(Devamı var)
Hicrî: 18 Receb 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder