16 Ocak 2026 Cuma

İNSAN, ÖMRÜNÜ GAFLETLE ZÂYİ ETMEMELİDİR


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَخْشَى مَا خَشِيْتُ عَلَى أُمَّتِي كِبَرُ الْبَطْنِ وَمُدَاوَمَةُ النَّوْمِ وَالْكَسَلُ وَضَعْفُ الْيَقِينِ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : أمتم حقنده قورقديغم شيلريك أك كوتوسى ، قرنى بيوك اولمق ( جوق يميه دوشكون اولمق ) ، جوق اويومق ، تمبللك و يقين ضيفليغى در ( يغنى غفلتدر )  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en kötüsü; karnı büyük olmak (çok yemeye düşkün olmak), çok uyumak, tembellik ve yakîn zayıflığıdır (yani gaflettir.)”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  27  Receb   1447  Fazilet Takvim

 

İNSAN, ÖMRÜNÜ GAFLETLE ZÂYİ ETMEMELİDİR

 

 

İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri, Âl-i İmrân Sûresi’nin 179. âyet-i kerîmesinin tefsîrinde şöyle nasihatte bulunmuştur:

“Ey kardeşim! Günlerini gafletle zâyi etme! Zira günlerin, senin âhiret sermayendir ve bu sermayeyi, kâr elde etmek için kullan. Bu sebeple, tâat ve ibadetleri yapmaya ve Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in sünnetlerini ihyâya ziyâde gayret ederek (dünya ve âhiret sermayesinde) kâr elde etmeye çalış. Çünkü kabirdeki ölüler, iki rekât namaz kılmak, bir defa olsun “lâ ilâhe illallâh” diyebilmek veyahut bir kere Allâhü Teâlâ Hazretlerini tesbîh edebilmek için kendilerine izin verilmesini temenni ederler. Fakat kendilerine izin verilmez.

Hâl böyle iken onlar, hayattakilerin günlerini gafletle geçirip zâyi etmelerine hayret ederler.

Eğer ölü, konuşabilseydi, feryâd ü figân ederek şöyle yalvarırdı: “Ey hayatta olan kişi! Senin imkânın vardır. Zikri terk edip de kendini ölü gibi kılma. Zaman, bizim üzerimizden gafletle gelip geçti. Senin ise zamanın var. Sen bari bu zamanı fırsat bil!”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurmuşlardır ki: “İnsanlar, uykudadır; öldükleri zaman uyanırlar.”

Dünyada, ihlâslı mümini; sözleri, fiilleri ve diğer hâllerindeki doğruluğu, münâfıktan ayırt eder. Bunun gibi, âhirette de sâlih kimseler, diğerlerinden, yüzünün nurlu olması ile ayırt edilecektir. Bu sebeple akıllı olan kimse, Cenâb-ı Hak tarafından üzerine yüklenen mükellefiyetlerin, ibadetlerin ve İlâhî imtihanların meşakkatlerine tahammül etmelidir. Böylece bütün âsîlerin ve münafıkların zarar ve ziyanda olduğu günde o kimse, ebedî saadete nâil olur.

Nitekim Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “Ömrün tamamını Allâhü Teâlâ’ya itâat ile geçirmek tam bir saâdettir.” buyurmuşlardır.

Hicrî:  27 Receb  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder