8 Ocak 2026 Perşembe

İHLÂS SÛRESİ’NİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ -2


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ قَرَأَ كُلَّ يَوْمٍ مِائَتَيْ مَرَّةٍ قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ مُحِيَ عَنْهُ ذُنُوبُ خَمْسِينَ سَنَةً إِلَّا أَنْ يَكُونَ عَلَيْهِ دَيْنٌ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : كيم ‘‘قُلْ هُوَ اللهُ أَحَد ، دى ( إخلاص سوره سنى ) هر كون إيكى يوز دفا اوقورسه – أؤزرنده بورج ( يعنى قل حقى ) اولمادقجه أللى سنه لك ( كوجوك ) كونحلرى سلينر    . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Kim ‘Kul hüvellâhü ehad’ı (İhlâs Sûresi’ni) her gün iki yüz defa okursa –üzerinde borç (yani kul hakkı) olmadıkça- elli senelik (küçük) günahları silinir.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  19  Receb   1447  Fazilet Takvim

 

İHLÂS SÛRESİ’NİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ -2

 

Resûlullah Efendimizin, İhlâs Sûresi’ni okumasından sonra Âmir, “Eğer Müslüman olursam, benim için imtiyaz olarak ne var?” diye sordu, “Müslümanlar için ne varsa senin için de aynısı vardır.” buyurdular. “Peki, vefatından sonra yerine beni tayin eder misin?” diye sordu, Peygamberimiz (s.a.v.), “Ne senin ne de kavmin için, böyle bir imtiyaz olabilir. Bu iş ancak Allâh’a aittir; o, dilediğini ve seçtiğini, Müslümanlara halife kılar.” buyurdular. Âmir, “En azından çöl ve kırlara beni emîr tayin etsen, şehirler senin idarende olsa.” deyince “Bu da olmaz” buyurdular. Âmir, tekrar “Peki, benim için imtiyaz olarak ne var?” diye sordu, Efendimiz (s.a.v.), “Sana, binek husûsunda yardım ederim, onun üzerinde, Allah yolunda gazâ edersin.” buyurdular. Âmir, “Benim zaten üzerinde savaştığım bineklerim vardır.” deyince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hayır, bu, ancak Allah yolunda ve İslâm uğrunda olmalıdır.” buyurdular.

İstediği hiçbir şeye nâil olamayan Âmir, bu defa Peygamber Efendimize, “Benimle biraz yürüseniz, husûsî arz edeceklerim var.” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de onunla birlikte yürümeye başladılar. Âmir, önceden anlaştığı Erbed bin Kays’a, “Onunla konuşurken elimi omuzuna koyduğumu gördüğün an, arkasından kılıçla hücum et” diyerek bir suikast tertip etmişti. Biraz yürüdükten sonra Efendimizle konuşurken, elini mübarek omuzuna koydu, bir taraftan da Erbed’e hücum etmesi için işaret ediyordu. Erbed ise kılıcını çekmeye davrandığında Cenâb-ı Hak ona mâni oldu, bir türlü kınından çıkaramadı. Âmir işaret etmeye devam ediyor, o ise kılıcını sıyırmaktan âciz kalıyordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise ardındaki Erbed’i görmüşlerdi. Zira önünü gördüğü gibi ardını da görmek, onun husûsiyetlerindendi. Resûlullah Efendimiz, “Allâh’ım, bu ikisinin hakkından dilediğin gibi geliver.” diye dua ettiler. Âmir ve Erbed, korkuya kapılarak kaçtılar.

Âmir, daha sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından kavmine gönderilen irşâd heyetini, Bi’r-i Maûne’de pusuya düşürüp şehit eden eşkıyanın da başı olmuştur. Allâhü Teâlâ, Erbed’i, bulutsuz bir havada gökyüzünden indirdiği bir yıldırım ile helâk etti. Âmir’in ise boynunda, yumrucak denilen habîs bir hastalık çıktı. Şiddetli acılar içinde öldü.

Hicrî:  19 Receb  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder