قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ، كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ. (سورة الصف، ٢-٣)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ! يابماياجاغنز شئ نيجن سويلرسنز ؟ يابماياجاغنز شئ سويلمنز الله عندنده غضبه سبب اولمق إتباريله نه بيوك قباحتدر . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen: Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah indinde gadaba sebep olmak itibarıyla ne büyük kabahattir.”
(Saff Sûresi, âyet 2-3)
Hicrî: 14 Receb 1447 Fazilet Takvim
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZİN İSLÂM’A DAVET MÜCADELESİ VE SABRI
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Bedir Savaşı’ndan önce, bineğine binip Ensâr’ın büyüklerinden olan Sa‘d bin Ubâde’yi (r.a.), hastalığı sebebiyle ziyarete gidiyordu. Yol üzerinde, içinde münafıkların reisi Abdullah bin Übeyy’in de bulunduğu bir topluluğa rastladı, selam verdi ve bineğinden indi. Onları, İslâm’a davet etti ve onlara, Kur’ân-ı Kerîm okudu. Bunun üzerine Abdullah bin Übeyy, “Ey kişi! Eğer söylediklerin hak ve gerçekse, bunlardan daha güzel bir şey yoktur. Fakat meclisimize gelip de bizi bunlarla rahatsız etme! Kendi meclisine git, sana gelen olursa ona anlat!” dedi. Bunun üzerine o mecliste bulunan Abdullah bin Revâha (r.a.), “Yâ Resûlallah! (İbn-i Übeyy’e bakma) bilakis meclislerimize her zaman teşrif buyur. Biz, duanızı ve Kur’ân-ı Kerîm okumanızı isteriz.” dedi.
Bunun üzerine mecliste bulunan Müslümanlar, müşrikler ve Yahûdîler şiddetli bir münakaşaya başladılar. Resûlullah (s.a.v.), onları yatıştırdı, daha sonra bineğine binip yola devam etti. Sa‘d bin Ubâde’nin evine vardı ve ona yaşananları anlattı. Sa‘d bin Ubâde (r.a.), “Yâ Resûlallah! İbn-i Übeyy’in kusurunu affedin, yaptıklarını görmezden gelin. Size, Kur’ân-ı Kerîm’i indiren Allâh’a yemin ederim ki Cenâb-ı Hak, indirmiş olduğu Kur’ân-ı Kerîm’le hakkı beyan etti. Hâlbuki şu Medîne halkı, İbn-i Übeyy’in başına taç koyup, onu kendilerine hükümdar edinmeye hazırlanmıştı. Ancak Allâhü Teâlâ, size ihsan buyurduğu nübüvvetle onun bu maksadını ortadan kaldırınca bu mahrumiyet, İbn-i Übeyy’i mahzûn ve mükedder etti. Bu yüzden çirkin bir harekette bulunmuş.” dedi. Resûlullah (s.a.v.) de onu affetti.
Bedir Gazâsı’nda, Allâhü Teâlâ’nın yardımıyla İslâm ordusu, Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerini ortadan kaldırdı. İşte bundan sonra İbn-i Übeyy ve onun yardakçıları; “Artık Bedir Savaşı, İslâm’ın açık bir zaferidir” dediler. Resûlullah (s.a.v.)’e biat edip Müslüman olduklarını söylediler. Ancak bu münâfıkların, Müslüman olmaları sadece zâhirde idi. Gerçekte, kinlerini ve düşmanlıklarını içlerinde gizleyerek, her fırsatta fitne çıkarmaya devam ettiler.
Hicrî: 14 Receb 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder