قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : صَلَاةُ الْجَمَاعَةِ أَفْضَلُ مِنْ صَلَاةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً. (ق)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : جماعتله قلنان نماز ، منفرد ( يالنز ) قلنان نمازدان يرمى يدى درجه دها فضيلتليدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Cemâatle kılınan namaz, münferit (yalnız) kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”
(Müttefekun Aleyh; Sahîh-i Buhârî ve Müslim)
Hicrî: 11 Şaban 1447 Fazilet Takvim
NAMAZ
Allâhü Teâlâ’ya ve Peygamber Efendimize (s.a.v.) imandan sonra İslâm’ın şartlarının en büyüğü ve en mühimi, namazdır. Namaz, imanın alâmetidir. Bütün peygamberler, ümmetlerine, namazı en faziletli ibadet olarak bildirmişlerdir. Namazın farzları on ikidir. Namazın dışındaki farzlarına şart, içindeki farzlarına ise rükün denir.
Namazın Şartları: Hadesten tahâret, Necâsetten tahâret, Setr-i avret, İstikbâl-i Kıble, Vakit, Niyet.
Namazın rükünleri: İftitah tekbîri, Kıyam, Kırâat, Rükû, Secde, Ka’de-i Ahîre. (M. İlmihâl, Fazilet Neşriyat)
CEMAATLE NAMAZIN FAZİLETİ
Farz namazı cemaatle kılmak, sünnet-i müekkede olup münferiden kılınan namazdan 27 kat daha faziletlidir.
Selef-i Sâlihîn, namazları cemaatle kılmaya büyük ehemmiyet vermişler, hattâ iftitah tekbirinden dahi geri kalmamak için gayret etmişler, namazları mescitte beklemişlerdir. Bu ehemmiyetinden dolayı da, cemaati kaçırmayı büyük bir musibet olarak kabul etmişlerdir. Hâtem-i Esam (rah.) şöyle demiştir: Bir gün cemaatle namaza yetişemedim, sadece Ebû İshâk Buhârî gelip bana taziyede bulundu. Ona dedim ki, şâyet benim bir evladım ölmüş olsa idi, binlerce kişi taziyeye gelirdi. Ne yazık ki kişinin dini husûsunda başına gelen bir musibet, insanlar nezdinde, dünyalık bir musibetten daha hafif görülmeye başlamış, senden başka kimse gelmedi.
Rivâyet olunmuştur ki: Kıyamet gününde yüzleri yıldızlar gibi parlayan bir topluluk, mahşer meydanına gelir. Melekler, onlara, “Sizin amelleriniz ne idi?” diye sorar. Onlar, “Biz, ezanı duyduğumuz zaman cemaatle namaza yetişmek için koşarak gidip abdest alırdık; o esnada abdestten başka, dünyevî hiçbir şey bizi meşgul etmezdi.” derler.
Sonra yüzleri ay gibi parlayan bir topluluk diriltilir. Melekler, onlara da aynı şeyi sorarlar. Onlar da “Biz, namaz vakti girmeden önce abdest alırdık.” derler.
Sonra, yüzleri güneş gibi parlayan bir topluluk diriltilir. Onlar da şu cevabı verirler: “Biz, önceden abdestimizi alır ve ezanı mescitte dinlerdik.” derler.
Hicrî: 11 Şaban 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder