قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ أَنْ يَكُونَ اللهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لَا يُحِبُّهُ إِلَّا لِلّٰهِ وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ. (ق)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : شو أؤج شى كندسنده بولونان كمسه ( قلبنده ) إيمانين لزتنى بولور . الله و رسول نى ، باشقه هر شيدن دها جوق سومك ، سوديكى كمسي آنجق الله إيجن سومك و ( إسلام ، دان صونره ) كفره دونمي ، آتشه آطلمق كبى كره ( جركن ) كورمك . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: “Şu üç şey kendisinde bulunan kimse (kalbinde) imanın lezzetini bulur: Allah ve Resûl’ünü, başka her şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve (İslâm’dan sonra) küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi kerih (çirkin) görmek.”
(Müttefekun Aleyh)
Hicrî: 03 Şevval 1447 Fazilet Takvim
ALLÂHÜ TEÂLÂ’YA VE RESÛLÜNE MUHABBET -1
Her Müslümanın, Allâhü Teâlâ’yı ve onun Resûlünü sevmesi farzdır. Nitekim Bakara Sûresi’nin 165. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “...İman edenlerin, Allâh’a olan muhabbeti, her şeyden ziyâdedir.” buyurulmaktadır. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem de, Allâhü Teâlâ’yı sevmenin, imanın en mühim bir alâmeti olduğunu birçok hadîs-i şerîflerinde haber vermişlerdir.
Ebû Rezîn el-Ukaylî (r.a.), “Yâ Resûlallah, iman nedir?” diye suâl edince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Allah ve Resûlü’nün, sana bütün her şeyden daha sevgili olmasıdır.” buyurmuşlardır.
Başka bir hadîs-i şerîfte, “Allah ve Resûlü, size her şeyden daha sevgili olmadıkça (hakîkî iman ile) iman etmiş olmazsınız.” buyurmuşlardır.
Hazret-i Ömer radıyallâhü anh anlatıyor:
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Mus’ab bin Umeyr’e (r.a.) dönüp baktı. Üzerinde elbise olarak sadece beline ip ile tutturduğu tabaklanmış bir koyun derisi vardı. Şöyle buyurdular: “Allâhü Teâlâ’nın, kalbini nurlandırdığı şu zâta bakınız. Ben, onu, annesinin babasının yanında görmüştüm. Ona en güzel yiyecekleri yediriyorlar ve en güzel elbiseleri giydiriyorlardı. Bu imkânlara rağmen, Allah ve Resûlüne olan sevgisi, onu, bu gördüğünüz hâle sevk etmiştir.”
Azrâîl aleyhisselâm, İbrahim aleyhisselâm’ın ruhunu kabzetmek için geldiğinde İbrahim aleyhisselâm, ona “Sen hiç, dostunu öldürmek isteyen bir kimse gördün mü?” deyince, Allâhü Teâlâ, ona şöyle vahyetti:
“Sen hiç, dostuna kavuşmak istemeyen bir dost gördün mü?” Bunun üzerine İbrahim aleyhisselâm, “Ey ölüm meleği! Şimdi ruhumu kabzet.” dedi.
Ölümün, sevdiğine kavuşmaya vesile olduğunu anlayan kimsenin kalbi, o tarafa meyleder. Zaten iltifat edip gideceği başka mahbûbu da yoktur.
(Devamı yarın)
Hicrî: 03 Şevval 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

