24 Mart 2026 Salı

HIRKA-İ ŞERÎF -2


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلٰوةِ وَاِيتَٓاءَ الزَّكٰوةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ. (سورة الانبياء، ٧٣)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : و بز اونلارى ( او بيغمبرلرى ) ، أمرمزله دوغرى يولى كوسترجك رهبرلر قلدق ، اونلاره خيرلى إشلر يابماي ، دوس دوغرى نماز قلماي ، زكوة ورمي وحيتدك . بيغمبرلر ، بزه عبادت أدنلردن اولديلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Ve biz onları (o peygamberleri), emrimizle doğru yolu gösterecek rehberler kıldık, onlara hayırlı işler yapmayı, dosdoğru namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Peygamberler, bize ibadet edenlerden oldular.”

(Enbiyâ Sûresi, âyet 73)

Hicrî:  06  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

HIRKA-İ ŞERÎF -2

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, Yemenli Veysel Karanî Hazretlerine gönderdiği diğer bir mukaddes hâtıra olan Hırka-i Şerîf 1628 yılında onun torunlarından, ailenin reisi Şükrullâh Efendi tarafından İstanbul’a getirildi.

Şükrullâh Efendi, bu mukaddes hatırayı, İstanbul halkına, Akseki Mescidi civarındaki konağında ziyaret ettirirdi. 1851 yılında Sultan Abdülmecid Han, bu hırka için bugünkü Hırka-i Şerîf Camii’ni inşa ettirdi. Caminin içinde yer alan bir levhada, şu ifadeler yazılıdır:

Ziyaret kılsun ümmetler, ridâ-i cân-bahâdır bu

Cenâb-ı Veys’e ihsânu atâ-yı Mustafâ’dır bu.

(Müslümanlar, Muhammed Mustafâ (s.a.v.)’in, Veysel Karanî Hazretlerine hediye ettiği bu mübarek ridâsını ziyaret etsinler.) (Tarihin Satır Aralarından, Çamlıca B.Y.)

SADAKA-İ FITIR NE ZAMAN VERİLİR?

Sadaka-i fıtır, Ramazân-ı şerîfin sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az, nisâb miktarına (80.18 gram altın veya bunun değerinde para ve ticaret malına) sahip bulunan her Müslümanın vermesi vacip olan bir sadakadır.

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü, fecrin doğuşundan itibaren vâcip olur. Fakat fakirlerin bununla bayram namazına çıkmadan evvel, ihtiyaçlarını görebilmeleri için bundan birkaç gün, hattâ birkaç ay önce de verilebilir.

 

ŞÂİR NÂBÎ’DEN BEYİTLER

 

Rehnümâ-yı ni‘am-ı cennet olur

Terk-i ni‘met sebeb-i rahmet olur

Tâ siyâhî-i şeb olunca medîd

Mühr urur ağzına fass-ı hurşîd

Tâ dırahşân ola nûr-i zâtın

Zulmet-i leyle kala zulmâtın

(Oruç, Cennet nimetlerinin yol göstericisidir, Oruç tutarak nimetleri terk etmek, rahmet sebebidir. Gecenin karanlığı uzadığı vakitte Güneş, ağzına mührü vurur. Ki senin nûrun parlasın diye, kötü fiillerin karanlığa karışsın diye.)

Hicrî:  06 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

23 Mart 2026 Pazartesi

HIRKA-İ ŞERÎF -1


عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: كُلُّ دُعَاءٍ مَحْجُوبٌ عَنِ السَّمَاءِ حَتَّى يُصَلَّى عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. (هب)

حضرتى على رضى الله عنه شويله بيوردى : هر بر دعا ، محمد صلى الله عليه وسلمه و اونون آلنه صلواة كترلمدكجه سمادان ( الله يك قبولندن ) اوزاقدر . "

Hazret-i Ali radıyallâhü anh şöyle buyurdu:  Her bir dua, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem’e ve onun âline salevât getirilmedikçe semâdan (Allâh’ın kabulünden) uzaktır.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  05  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

HIRKA-İ ŞERÎF -1

 

Hırka-i Saâdet diğer ismiyle Hırka-i Şerîf, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, meşhur şairi Kâ‘b bin Züheyr’e (r.a.), Veysel Karanî Hazretlerine ve Eyle şehri halkına hediye ettiği mübarek hırkaları için kullanılan bir tabirdir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in, şair Kâ‘b bin Züheyr radıyallâhü anh’e hediye ettiği ve şu anda Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen hırkaya “Şâmî”; Veysel Karanî Hazretlerine verilen ve İstanbul Fatih’teki Hırka-i Şerîf Câmi’nde muhafaza edilen hırkaya ise “Yemânî” adı verilmiştir. Eyle şehrine hediye edilen Hırka-i Şerîf ise Abbâsî halifelerine intikâl etmiş, ancak Moğol istilası sırasında kaybolmuştur.

Kâ‘b bin Züheyr (r.a.), Asr-ı Saâdet’te yaşamış büyük bir şairdi. Müşrikler arasında bulunduğu devirde yaptıklarından pişman olup Müslüman oldu. Tâif seferi yılında Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e iltica etti ve onun şânını öven 59 beyitlik kasîdesini, huzûr-ı Nebevî’de okudu. İslâm edebiyatının bir belâgat şaheseri olan bu manzûmesinde, “Peygamberimizin nurundan cihan feyz alır.” mısrasını okurken, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu sözden o kadar hoşnut oldu ki, hemen sırtındaki bürdesini (hırkasını) çıkararak şairin omuzlarına attı. Bu sebeple bu meşhur kaside, İslâm edebiyatında “Kasîde-i Bürde” ismini aldı. Bu kasidenin diğer bir adı da “Bânet Sü’âd”dır. Çünkü bu kelimelerle başlar.

Hazret-i Muâviye radıyallâhü anh, daha sonra Hazret-i Kâ‘b’dan bu mübarek hırkayı satın almak istedi. 10 bin dirhem gümüş teklif etti, fakat Hz. Kâ‘b kabul etmedi. Hazret-i Kâ‘b’ın vefatından sonra, Hazret-i Muâviye (r.a.), hırkayı mirasçılarından 20 bin dirhem gümüş karşılığında satın aldı. Bu kıymetli hatıra böylece Emevî halîfelerine, onlardan da Abbâsî halîfelerine intikal etti.

Bağdat’ın Moğollar tarafından tahrip edilmesiyle bu mukaddes hatıra, Mısır’a nakledildi. Mısır’daki Abbâsî halifelerinin muhafazasına geçti. Son olarak Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı zapt etmesinden sonra İstanbul’a getirildi. (Devamı var)

Hicrî:  05 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

22 Mart 2026 Pazar

ALLÂHÜ TEÂLÂ’YA VE RESÛLÜNE MUHABBET -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ أَنْ يَكُونَ اللهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لَا يُحِبُّهُ إِلَّا لِلّٰهِ وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ. (ق)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : شو أؤج شى كندسنده بولونان كمسه ( قلبنده ) إيمانين لزتنى بولور . الله و رسول نى ، باشقه هر شيدن دها جوق سومك ، سوديكى كمسي آنجق الله إيجن سومك و ( إسلام ، دان صونره ) كفره دونمي ، آتشه آطلمق كبى كره ( جركن ) كورمك . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Şu üç şey kendisinde bulunan kimse (kalbinde) imanın lezzetini bulur: Allah ve Resûl’ünü, başka her şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve (İslâm’dan sonra) küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi kerih (çirkin) görmek.”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:  03  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

ALLÂHÜ TEÂLÂ’YA VE RESÛLÜNE MUHABBET -1

 

Her Müslümanın, Allâhü Teâlâ’yı ve onun Resûlünü sevmesi farzdır. Nitekim Bakara Sûresi’nin 165. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “...İman edenlerin, Allâh’a olan muhabbeti, her şeyden ziyâdedir.” buyurulmaktadır. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem de, Allâhü Teâlâ’yı sevmenin, imanın en mühim bir alâmeti olduğunu birçok hadîs-i şerîflerinde haber vermişlerdir.

Ebû Rezîn el-Ukaylî (r.a.), “Yâ Resûlallah, iman nedir?” diye suâl edince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Allah ve Resûlü’nün, sana bütün her şeyden daha sevgili olmasıdır.” buyurmuşlardır.

Başka bir hadîs-i şerîfte, “Allah ve Resûlü, size her şeyden daha sevgili olmadıkça (hakîkî iman ile) iman etmiş olmazsınız.” buyurmuşlardır.

Hazret-i Ömer radıyallâhü anh anlatıyor:

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Mus’ab bin Umeyr’e (r.a.) dönüp baktı. Üzerinde elbise olarak sadece beline ip ile tutturduğu tabaklanmış bir koyun derisi vardı. Şöyle buyurdular: “Allâhü Teâlâ’nın, kalbini nurlandırdığı şu zâta bakınız. Ben, onu, annesinin babasının yanında görmüştüm. Ona en güzel yiyecekleri yediriyorlar ve en güzel elbiseleri giydiriyorlardı. Bu imkânlara rağmen, Allah ve Resûlüne olan sevgisi, onu, bu gördüğünüz hâle sevk etmiştir.”

Azrâîl aleyhisselâm, İbrahim aleyhisselâm’ın ruhunu kabzetmek için geldiğinde İbrahim aleyhisselâm, ona “Sen hiç, dostunu öldürmek isteyen bir kimse gördün mü?” deyince, Allâhü Teâlâ, ona şöyle vahyetti:

“Sen hiç, dostuna kavuşmak istemeyen bir dost gördün mü?” Bunun üzerine İbrahim aleyhisselâm, “Ey ölüm meleği! Şimdi ruhumu kabzet.” dedi.

Ölümün, sevdiğine kavuşmaya vesile olduğunu anlayan kimsenin kalbi, o tarafa meyleder. Zaten iltifat edip gideceği başka mahbûbu da yoktur.

(Devamı yarın)

Hicrî:  03 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3