24 Temmuz 2026 Cuma

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : تَقْعُدُ الْمَلَائِكَةُ عَلَى أَبْوَابِ الْمَسَاجِدِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَيَكْتُبُونَ الْأَوَّلَ وَالثَّانِيَ وَالثَّالِثَ حَتَّى إِذَا خَرَجَ الْإِمَامُ رُفِعَتِ الصُّحُفُ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ملكلر ، جمعه كونى مسجدلريك قابلارنه اوطورورلرده ( مسجده ) إلك كلنى ، إيكنجى وأؤجنجى كلنى تاكى إمام ( منبره ) جقنجيه قدار كلنلرى بو شكلده يازارلر . ( إمام منبره جقنجه ) يازدقلرى دفترلر قالديريلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Melekler, Cuma günü mescitlerin kapılarına otururlar da (mescide) ilk geleni, ikinci ve üçüncü geleni tâ ki imam (minbere) çıkıncaya kadar gelenleri bu şekilde yazarlar. (İmam minbere çıkınca) yazdıkları defterler kaldırılır.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  10  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ

 

Haftanın günlerinin en faziletlisi olan cuma gününde, dünya işlerini bırakıp âhiret amellerine yönelmek suretiyle o güne hürmet etmelidir.

Cuma günü, sabah vaktinden önce uykudan kalkıp gusül abdesti almalıdır. O gün, bir hafta boyunca işlenilen günahlara tevbe, istiğfar etmeli, Resûlullah (s.a.v.) Efendimize çokça salevât-ı şerîfe getirmelidir. Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Muhakkak sizin en faziletli günlerinizden biri de cuma günüdür. Öyle ise o günde bana salevât okumayı çoğaltın, çünkü sizin salevâtınız, muhakkak bana arz olunur.” buyurdular.

Cuma günü, küçük büyük bütün günahlardan kaçınmaya bilhâssa dikkat etmelidir. Çünkü bu günde sevaplar gibi, günahlar da kat kat yazılır.

Cuma günü, namaza, zevâl vaktinden evvel; erken gitmelidir. Misvak kullanmalı ve güzel koku sürünmelidir. Bıyıkları kısaltmalı ve tırnakları kesmelidir.

Hutbeyi daha rahat dinlemek için minberin yakınına bir yere oturmaya çalışmalı, fakat cemaatin omuzlarını aşarak ileriye doğru gitmemelidir. Ancak saflarda boş yer varsa oturanları rahatsız etmemeye dikkat ederek oraya geçilebilir.

İmam minbere çıkmak için yerinden kalktığı zaman susmalı, katiyen konuşmamalıdır. Hutbe okunurken, bir başkasına ‘sus’ dahi dememeli, hattâ susması için parmak ile işaret dahi etmemelidir. Bu esnada namaz da kılmamalıdır. Namazdaymış gibi, oturarak hutbeyi dinlemelidir.

İmam hutbeye çıkarken dua etmeyi fırsat bilmelidir. Çünkü hadîs-i şerîflerde, bu ânın, duaların kabulünün ümit edildiği bir an olduğu bildirilmiştir.

Cuma günü, çok zikretmeli ve çok salevât-ı şerîfe okumalıdır.

Hicrî:  10 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

23 Temmuz 2026 Perşembe

BORÇ, İNSANA BİR YÜKTÜR


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِيَّاكُمْ وَالدَّيْنَ فَإِنَّهُ هَمٌّ بِاللَّيْلِ وَمَذَلَّةٌ بِالنَّهَارِ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بورجدان ساقننز . جونكى او ، كجه ، كدر و صقنطى ، كوندز إيسه زللتدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Borçtan sakınınız. Çünkü o, gece, keder ve sıkıntı, gündüz ise zillettir.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  09  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

BORÇ, İNSANA BİR YÜKTÜR

 

Bir Müslüman, meşrû bir lüzum görmedikçe kimseden bir şey borç almamalı, bu yükün altına girmemelidir. Zira borç, pek ağır bir yüktür. Borç alınca da onu bir an evvel ödemeye çalışmalıdır. Aksi hâlde insanın huzuru kaçar, gururu, haysiyeti rencide olur.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, borçtan, Allâhü Teâlâ’ya sığınırlardı. Nitekim Hazret-i Âişe radıyallâhü anhâ Validemiz, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin her namazın akabinde “Yâ Rabbi! Günahtan, borçtan sana sığınırım.” diye dua ettiğini rivâyet etmiş ve “Yâ Resûlallâh! Hiçbir şeyden istiâzeniz, borçtan istiâzeniz kadar çok olmadı.” deyince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Kişi borçlandığı zaman (alacaklıya), mâzîden bahseder de (şimdiye kadar, şu sebeplerden dolayı ödeyemedim diyerek) yalan söyler, sonra (yarın veririm, sonraki gün) veririm diye vaad eder de vaadini yerine getiremez.” buyurdular.

Aslında borç, insanlar arasında bir ihtiyaç olduğu için hadd-i zâtında kötü bir şey değildir. Fakat ödemekten âciz kalındığında, yalan söylemeye ve söz verip sözünde durmamaya sebep olduğu için Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem, her zaman ümmetini borçlanmaktan sakındırmışlardır.

Bir Müslüman, ihtiyaç ve zaruret olduğunda borç alırken, ödeme niyeti ile ve Allâhü Teâlâ’ya tevekkül ederek borç almalıdır. Böyle yapan kimseye, Allâhü Teâlâ, borcunu ödemede kolaylıklar gösterir, ödeme kapıları açar. Hadîs-i şerîfte de, “Bir kimse ödemek niyeti ile bir borç alsa, melekler, ona vekîl olurlar, borcunu ödeyene dek onu muhafaza edip dua ederler.” buyurulmaktadır.

Fazla miktarda borç almamalıdır. Zira bu, geri ödemesi zor olacağından insana huzursuzluk verir.

Borçlarını imkân varken ödemeyip tehir edenler, ahlâka muhalefet etmiş, insanların kendisine olan itimadını suistimalde bulunmuş, kendilerini mesuliyete hedef kılmış olurlar.

Hicrî:  09 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

22 Temmuz 2026 Çarşamba

MESCİDE İLK ÖNCE GİRMENİN FAZİLETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا يَزَالُ الْعَبْدُ فِي صَلَاةٍ مَا كَانَ فِي الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُ الصَّلَاةَ مَا لَمْ يُحْدِثْ. (خ)‏

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بر قل ، مسجدده - عبدستلى اولرق – نمازى بكلميه دوام أتديكى مددتجه هب نمازده در ( يعنى نمازده كبى ثواب قزانر ) . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Bir kul, mescitte -abdestli olarak- namazı beklemeye devam ettiği müddetçe hep namazdadır (yani namazda gibi sevap kazanır).”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:  08  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

MESCİDE İLK ÖNCE GİRMENİN FAZİLETİ

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı (sevabı en çok olanı ve faziletlisi), ilk saftır. Sevabı en az olanı da son saftır.” buyurdular.

Her kim, riya ve gösteriş için değil de sırf Allâhü Teâlâ’nın rızasını ümit ederek mescide önce girerse en çok sevaba o kimsenin lâyık olacağı umulur. Nitekim Allâhü Teâlâ, Vâkıa Sûresi’nin 10. ve 11. âyet-i kerîmelerinde -meâlen-: “Hayır yarışlarında öne geçip kazananlar(a gelince), onlar (orada da) öncüdürler. İşte (Allâh’a) yakınlık mertebesine ulaştırılanlar bunlardır.” buyurularak hayırda öne geçenler metholunmuştur.

Âlimler, birinci safta namaz kılmanın ikinci safta kılmaktan, ikinci safta kılmanın üçüncü safta kılmaktan daha faziletli olduğunu beyan etmişlerdir. Zira rivâyet olunmuştur ki rahmet-i İlâhiyye evvelâ imama, sonra birinci safa, sonra ikinci safa inerek arka saflara doğru devam eder. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), üç defa “Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti ve meleklerin istiğfârı, birinci safta bulunanlar üzerine olsun.” diye dua buyurmuşlardır. Bu dua ile bereketlenmek için dâima birinci safta bulunmaya gayret etmelidir.

Mescide ilk önce girip en son çıkmak faziletlidir. Nitekim şöyle rivâyet olunmuştur: “Her kim mescide en önce girerse ona on sevap yazılır. İkinci girene de on sevap yazılmakla beraber onun sevabının bir misli, yine birinci girene de yazılır. Bu şekilde on dördüncü sırada giren kimseye kadar ilk girenin sevabı katlanmaya devam eder. Bundan sonra onun sevabının haddini kimse bilemez.”

Mescide ilk girip namazı bekleyen kimsenin mağfiret olunacağı beyan olunmuştur. Yine o kimse, namaz kılmaya hazırdır. İbadeti yapmaya hazır bulunan kimseye de o ibadeti yapmış gibi sevap yazılır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Enes’e, “Her hâlinde namaz kılanlardan yazılmak istersen dâima abdestli bulun.” buyurmuşlardır.

Hicrî:  08 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3