31 Temmuz 2026 Cuma

İMÂM AHMED BİN HANBEL (RAH.)


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ تَعَلَّمَ بَابًا مِنَ الْعِلْمِ لِيُعَلِّمَ النَّاسَ أُعْطِيَ ثَوَابَ سَبْعِينَ صِدِّيقًا. (الترغيب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : إنسانلره أؤرتمك إيجن علم دن بر مسئلي أؤكرنن كمسيه ، يتمش صديق ثوابى وريلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  İnsanlara öğretmek için ilimden bir meseleyi öğrenen kimseye, yetmiş sıddîk sevabı verilir.”

(Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb)

Hicrî:  17  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

İMÂM AHMED BİN HANBEL (RAH.)

 

Ameldeki dört hak mezhepten, Hanbelî Mezhebi’nin imâmıdır. H. 164 (M. 780) tarihinde Bağdat’ta doğmuştur.

Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere, Şam, Yemen, Basra, Kûfe vesair beldelere seyâhat edip zamanının meşhur muhaddislerinden hadîs aldı ve kendisinden Buhârî, Müslim, Beğavî, İbn-i Ebi’d-Dünyâ Hazretleri gibi meşhur âlimler, hadîs rivâyet etmişlerdir. Faziletlerine ve menkıbelerine dair pek çok kitap yazılmıştır.

İmâm Ahmed (rah.), İmâm Şâfiî’nin (rah.) talebelerinden olup hadîs ve fıkıhta kendi zamanının önde gelen âlimi idi. İmâm Ebû Yûsuf’un (rah.) vefatından ve İmâm Şâfiî’nin (rah.) Mısır’a gitmesinden sonra Bağdat’ta, kendisinden büyük fakîh ve muhaddis kalmamıştı. Verâ ve takvâ sahibi idi.

Hadîs ilmine dair “el-Müsned” ismiyle bir kitap yazmıştır ki o vakte kadar yazılan hadîs kitaplarının en büyüğü ve mükemmelidir. İçinde otuz bine yakın rivâyet yer almaktadır.

İmâm Ahmed bin Hanbel (rah.), evliyadan, Bişr-i Hâfî’nin (rah.) sohbet meclisine çok giderdi.

Bir gün, Bişr-i Hâfî (rah.) hastalanmıştı. Evliyâdan âbide ve zâhide olan Âmine-i Remliye Hazretleri kendisini ziyâretine gelmişti. O sırada Ahmed bin Hanbel de, Bişr-i Hâfî’yi (rah.) ziyârete geldi.

İmâm Ahmed (rah.), “Âmine-i Remliye’nin orada olduğunu duyunca, “Ona söyleseniz de bize dua etse.” dedi. Âmine (rah.), “Allâh’ım, Bişr bin Hâris ve Ahmed bin Hanbel, Cehennem’den kurtulmak istiyorlar. Sen, onları azâbından kurtar.” diye dua etti. Ahmed bin Hanbel (rah.) dedi ki: “Oradan döndüm. Gece olunca üzerinde nurdan Besmele ile “Duanızı kabul ettik, indimizde sizin için fazlası da vardır.” yazılı bir kâğıt, üzerime atıldı.

H. 240 (M. 855) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiş, cenazesinde yüz kırk bin Müslüman bulunmuştu.

Hicrî:  17 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

30 Temmuz 2026 Perşembe

HİDÂYETE ERDİKTEN SONRA HAKTAN SAPMAK

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ. (سورة الزخرف، ٣٦)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : هر كيم ( هواسنه تابى اولوب ) او رحمن ( اولان الله ) ، يك ذكرندن كوز يومورسه ( يوز جوريرسه ) ، بز ، اوكه ، شيطانى مصلات أدرز ، آرتق بو شيطان ، اونون ( آيرلمز ) بر آرقداشى اولور . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “Her kim (hevâsına tâbi olup) o Rahmân (olan Allah)’ın zikrinden göz yumarsa (yüz çevirirse), biz, ona, şeytanı musallat ederiz. Artık bu şeytan, onun (ayrılmaz) bir arkadaşı olur.”

(Zuhruf Sûresi, âyet 36)

Hicrî:  16  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

HİDÂYETE ERDİKTEN SONRA HAKTAN SAPMAK

 

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, şöyle buyurmuştur:

“Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-: (İlimde, yüksek payeye eren zâtlar şöyle derler:) “Ey Rabb’imiz! Bizleri hidâyete erdirdikten sonra kalplerimizi haktan saptırma ve kendi indinden bizlere bir rahmet ihsan et. Şüphe yok ki Vehhâb (herkesin murâdını verecek) ancak sensin.” (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 8)

Ey birader! Muhakkak senin, dervişlerle beraber olmaktan usanıp, zenginlerle; dünyaya meyledenlerle beraber olmayı tercih ettiğin görülmektedir. Bu yaptığın şey ne kadar kötü, ne kadar fenâdır. Bugün senin gözün (hakikatleri görmeye) kapalı olsa da yakında açılacaktır. Fakat o zaman pişmanlıktan başka hiçbir fayda göremezsin. Bizim yapmamız icap eden, bunu size haber vermektir…

Muhakkak dervişlerin süprüntülüğünde/kapısının eşiğinde bulunmak, zenginlerin meclisinde baş köşede oturmaktan daha faziletlidir. Benim bu sözümü, bugün ya anlarsın ya da anlayamazsın, ama âhirette bunu muhakkak anlayacaksın. Fakat o zaman, sana hiçbir faydası olmayacaktır.

Seni bu belânın içine, lezzetli yemeklere olan iştahın ve övünmeye sebep olan süslü püslü elbiseler giyme isteğin düşürdü. Ancak iş işten henüz geçmiş, fırsat elden gitmiş değildir. Senin evvelâ, işin aslını iyi düşünmen ve Cenâb-ı Hakk’a yönelmeye mâni olan her şeyin, düşmanın olduğunu bilerek onlardan kaçınman lâzım gelir. “Haberiniz olsun ki eşleriniz ve evlatlarınızdan size düşman olanlar vardır, onun için onlardan sakınınız.” Teğâbün Sûresi’nin 14. âyet-i kerîmesi, bu husûsta katî delildir.

Arkadaşlık hukukuna riâyet, bir kere daha sana nasihat etmemi icap ettirdi. İster bu nasihatle amel edersin, ister etmezsin. Muhakkak ben, işin başında, senin fuzûlî şeylerle meşgul olduğuna şahit olduğum zaman, dervişlik yolunda dosdoğru gitmenin çok zor olduğunu anlamıştım…

Ben, senin fıtratından bir başka şey beklerdim. Ama sen, değerli cevheri, necâsetin içerisine attın. ‘Muhakkak biz, Allâh’ın kullarıyız ve nihâyet ona döneceğiz.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 132)

Hicrî:  16 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3


29 Temmuz 2026 Çarşamba

İLMİN YÜCELTTİĞİ BİR ZÂT


 

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ : إِنَّ هٰذَا الْعِلْمَ يَزِيدُ الشَّرِيفَ شَرَفًا وَيُجْلِسُ الْمَمْلُوكَ عَلَى الْأَسِرَّةِ. (جامع الاحاديث)

ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا بيوردوكى : محقق علم ، شرفلى كمسلريك شرفنى زيادلشترير ؛ كولي ده ، أفندلرندن أؤستون مقاملره اولاشترير ، يوكسلتر . "

İbn-i Abbâs radıyallâhü anhümâ buyurdu ki:  Muhakkak ilim, şerefli kimselerin şerefini ziyadeleştirir; köleyi de, efendilerinden üstün makamlara ulaştırır, yükseltir.”

(Süyûtî, Câmiu’l-Ehâdîs)

Hicrî:  15  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

İLMİN YÜCELTTİĞİ BİR ZÂT

 

Tâbiîn’den Atâ bin Ebû Rebâh rahimehullâh, evvelce Mekke halkından bir kadının kölesi iken âzât edilmişti. Mekke-i Mükerreme’de ilim tahsil ederek pek büyük âlimlerden olmuştu.

Ahmed bin Hanbel (rah.), onun hakkında demiştir ki: “İlim, Allâhü Teâlâ’nın hazinelerindendir. Cenâb-ı Hak, onu, sevdiği ve razı olduğu kullarına taksim eder. İlim, sadece bir kimseye mahsus kılınacak olsaydı buna en lâyık elbette Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin Ehl-i Beyt’i olurdu. Hâlbuki Atâ bin Ebû Rebâh, aslen Habeşî bir köle olmasına rağmen pek büyük ilme sahip olmuştur.”

Peygamber Efendimizin amcaoğlu Abdullah bin Abbâs Hazretlerinden sonra Mekke-i Mükerreme’de ders halkasının başına Atâ bin Ebû Rebâh (rah.) geçmiştir.

Halife Süleyman bin Abdülmelik, bir gün çocukları ile birlikte Atâ bin Ebû Rebâh Hazretlerinin yanına gelmişti. Bu esnada o, namaz kılıyordu. Yanına oturup namazını bitirmesini beklediler. Atâ bin Ebû Rebâh (rah.), namazını bitirince, onlara ziyaretlerinin sebebini sordu. Halife ve oğulları, hac ibadetine dair birtakım suâller sordular. Konuşmaları bitince Halife Süleyman, oğullarına kalkmalarını işaret ettikten sonra dedi ki: “Ey oğullarım, iyi bakın! İlim öğrenmekte aslâ kusur ve gevşeklik göstermeyin. Bakın, ilminden dolayı şu zâtın önünde, nasıl tevazu içinde diz çökmeye mecbur kalıyoruz.”

Atâ bin Ebû Rebâh Hazretleri, talebelerine buyurmuştur ki: “Sizden öncekiler (Ashâb-ı Kirâm), fazla ve faydasız konuşmayı hoş görmezlerdi. Kur’ân-ı Kerîm okumak, iyilikle emir, kötülükten sakındırmak ve geçimi için mutlaka gerekli olan sözlerin haricindeki konuşmaları fazla ve faydasız görürlerdi. Sizler, sağınızda ve solunuzda bulunan ve yaptığınız her şeyi yazan Kirâmen Kâtibîn meleklerini inkâr edemezsiniz değil mi?

Sizden birinizin, amel defteri önüne açılsa da o gün işlediği amellerinin çoğunu, dinine ve dünyasına faydası olmayan şeyler olduğunu görse, utanmaz mı?”

Hicrî:  15 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3