21 Ekim 2026 Çarşamba

EVLENMEK DE BİR İBADETTİR


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَأَنْكِحُوا الْأَيَامَى مِنْكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهِ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ. (سورة النور، ٣٢)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : بر ده إيجنزدن بكارلرى و كوللرينزدن و جاريلرينزدن صالح اولانلرى أولنديرين . أكر اونلر فقير إيسلر ، الله تعالى ، اونلرى ، فضلندان زنكين قلر . الله ، واسى ’ در ( إحسانى كنشدر ) ، عالم ’ در ( هر شئ بلندر ) . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “Bir de içinizden bekârları ve kölelerinizden ve cariyelerinizden sâlih olanları evlendirin. Eğer onlar fakir iseler, Allâhü Teâlâ, onları, fazlından zengin kılar. Allah, Vâsi’dir (ihsanı geniştir), Alîm’dir (her şeyi bilendir).”

(Nûr Sûresi, âyet 32)

Hicrî:  10  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

EVLENMEK DE BİR İBADETTİR

 

İslâm hukuku, nikâh müessesesini, medenî bir muâmele olarak kabul ettiği gibi bir cihetle de ibadet saymıştır. Çünkü İslâm dini, yuva kurmayı ve bu yuvanın devamına, saâdetine hizmet etmeyi, kişinin bütün hayatını ibadete vermesinden efdal ve çok hayırlı olarak kabul etmiştir.

Ayrıca nikâhın, zinâ gibi kötü fiillerden koruması da dînî bir mâhiyet arz eder. İslâm dini, çocuk terbiyesini ve aileye infâkı da faziletli ibadetlerden, dînî vazifeler cümlesinden sayar. Meşrû olmasının sebebi de neslin karışmaktan korunmasına, temiz bir sûrette devamına ve dolayısıyla insanlığın ezelde takdîr buyurulan zamana kadar bekâsına hizmet etmesidir.

Osmanlı’nın son devir Hanefî âlim ve hukukçularından Mahmûd Esad Efendi, Kitâbü’n-Nikâh isimli eserinde bu husûsu şöyle beyan etmiştir:

“Nikâh, bir cihetten ibadet, diğer bir cihetten muâmeledir. İbadet olduğuna delâlet eden deliller dörttür;

1-Şer’an nafile ibadetlerden üstün olmasıdır; yani dinimizin dört farzı olan namaz, oruç, zekât, hacdan sonra evlenmek için hazırlık yapmak, kendini nafilelere vermekten daha faziletlidir.

2-Kişinin fuhşiyâttan, haram olan yakınlaşmalardan kendisini uzak tutmasına yardımcı olmasıdır; yani zinâ, şer‘an yasaklanmış olunca ondan uzak durmaya yardımcı olan evliliğin de ibadet olması lâzım gelir.

3-Evlenmek, Sünnet-i Seniyye’ye tâbi olmaktır; zira hadîs-i şerîfte; “Evleniniz, çoğalınız!” buyurulmuştur.

4-Ahlâkı güzelleştirmeye yardım etmesidir. Zira tek başına olan kimse kendinden başka bir şey düşünmez, vaktinin ekseriyetini, oyun ve eğlence gibi mâlâyanî ile geçirir. Aile sahibi olan kimse ise yalnız kendisini düşünmeyip çoluk çocuğunun maîşetini de kazanmakla meşgul olur. Sonra, çocuklarının talim ve terbiyesi ile uğraşır.

Hicrî:  10  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

20 Ekim 2026 Salı

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلدُّعَاءُ مُخُّ الْعِبَادَةِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : دعا ، عبادتيك أؤزودر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Dua, ibadetin özüdür.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  09  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -2

 

Böylece o kimsenin ruhu, bedenine dönünce iki melek, kabre gelir. Onu oturtup şu sualleri sorarlar ve mümin kul, şu cevapları verir:

-Rabb’in kimdir?

-Rabb’im Allah’tır.

-Dinin nedir?

-Dinim İslâm’dır.

-Size gönderilen Muhammed aleyhisselâm kimdir?

-O, Allâh’ın Resûlüdür.

-Bunu nereden biliyorsun?

-Allah’ın Kitabını okudum, ona inandım ve tasdik ettim.

Sonra semadan şöyle nidâ edilir: “Kulum, doğru söyledi. Ona, Cennet’ten bir döşek serin ve ona Cennet elbiseleri giydirin. Onun kabrinden Cennet’e bir kapı açın.”

Böylece o kimseye, Cennet’in serinliği ve hoş kokuları gelir. Kabrine, göz alabildiğine genişlik verilir. Güzel yüzlü, güzel elbiseli ve hoş kokulu bir kimse gelir ve şöyle der: “Müjdeler olsun sana! İşte bu, sana vaat edilen şeydir. Ben, senin, sâlih amelinim. Seni yalnız bırakmayacağım” der.

Bunun üzerine o vefat eden kimse, “Yâ Rabbi! Kıyamet çabuk gelsin. Gelsin ki aileme ve bana ihsan edilecek olan nimetlere kavuşayım.”der.

 

ÖLÜMÜ ÇOKÇA HATIRLAMALIDIR

 

Horasan âlimlerinden Hâmid el-Leffâf (rah.) şöyle demiştir:

“Ölümü çokça hatırlayan bir kimse, şu üç şey ile ikram olunur: Tevbede acele etmek, kalbinin kanaatkâr olması, ibadetin ona lezzet ve sürûr vermesi.

Ölümü unutan ise şu üç şey ile cezalandırılır: Tevbe etmeyi tehir etmek, kanaatkâr olmamak, ibadette tembellik.

O hâlde ölüm ve onun şiddetli hâlleri ve o ânın susuzluğunun zorluğu üzerinde düşün. Ölüm, kalpleri ürpertmeye, gözleri ağlatmaya, dünyevî toplulukları dağıtmaya, lezzetleri yok etmeye, hayalleri kesmeye kâfîdir.”

Ölümü hatırlamanın faydalarından biri de dünyaya buğzetmektir. Nitekim dünya sevgisi, her hatânın başı olduğu gibi, dünyaya buğzetmek de her hayrın başıdır.

Hicrî:  09  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

19 Ekim 2026 Pazartesi

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ فَارَقَ الرُّوحُ الْجَسَدَ وَهُوَ بَرِيءٌ مِنْ ثَلَاثٍ دَخَلَ الْجَنَّةَ: مِنَ الْكِبْرِ وَالْغُلُولِ وَالدَّيْنِ. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم شو أؤج شيدن ؛ كبر ، بيت الماله حيانت و بورجدان اوزق اولديغى حالده روحى بدنندن آيرلرسه او كمسه جنته كيرر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Kim şu üç şeyden; kibir, beytülmâle hıyânet ve borçtan uzak olduğu hâlde ruhu bedeninden ayrılırsa o kimse Cennet’e girer.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  08  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -1

 

Berâ bin Âzib radıyallâhü anh şöyle anlatmıştır:

“Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem ile beraber, vefat etmiş olan Ensar’dan bir zâtın cenaze merâsimine gittik. Kabre vardığımızda henüz naaşı defnedilmemişti. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem oturdular. Biz de sanki başımızın üzerinde bir kuş varmış gibi sessiz ve dikkatlice onun etrafına oturduk. Resûlullah (s.a.v.) başını kaldırıp bize şöyle buyurdular:

“Kabir azâbından Allâh’a sığının.” Bunu iki veya üç defa tekrar ettikten sonra şöyle buyurdular:

“Mümin kul, dünyadan göçüp âhirete irtihâl edeceği vakit, o kimse için gökyüzünden güneş gibi parlayan beyaz yüzlü melekler iner. Yanlarında, onu kefenlemek üzere Cennet hüllelerinden ve kokularından getirirler. Onlar, gözün görebileceği en uzak mesafeye kadar her yeri doldururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve vefat edecek olan o kimseye, “Ey mutmain olmuş nefis, mağfiret ve razı olunmuş bir şekilde Rabb’ine dönüver.” der.

Bunun üzerine o ruh, insanların görmediği bir şekilde, deriden süzülen su damlası gibi, bedeninden çıkar. Ölüm meleği, o kimsenin ruhunu aldığında, diğer melekler o ruhu hemen alıp kefene sarar ve güzel kokular sürerler. O ruhtan, miskten daha güzel bir koku çıkar.

Melekler, ruhu alıp yükselirler. Diğer melekler topluluğunun yanından geçtiklerinde, o melekler; “Bu hoş ve güzel ruh sahibi kimdir?” diye sorarlar. Onlar da “Bu, falan oğlu falandır.” derler.

O ruhu, semaya ulaştırırlar ve sema kapılarının açılmasını isterler. Kapılar açılır ve semanın mukarreb melekleri, onu uğurlayarak bir sonraki semaya geçirir. Nihayet yedinci kat semaya ulaşırlar. Allâhü Teâlâ, onlara şöyle buyurur: “Kulumun amel defterini, İlliyyîn’e (en büyük makama) yazın ve onu tekrar yeryüzüne geri gönderin. Zira ben Azîmü’ş-şân, onları (Âdemoğlunu) topraktan yarattım, tekrar oraya döndüreceğim ve bir kez daha oradan dirilteceğim.”

(Devamı var)

Hicrî:  08  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3