21 Ağustos 2026 Cuma

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) HUZURUNDA EDEBE RİÂYET -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ حَرَّمَ اللهُ عَلَيْهِ النَّارَ. (م)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم الله دان باشقه إله اولماديغنه و محمد عليه السلام ، يك اونون رسولى اولديغونه شهادت أدرسه الله تعالى ، جهنم آتشنى اونه حرام قلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Kim Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselâm’ın onun resûlü olduğuna şehâdet ederse Allâhü Teâlâ, Cehennem ateşini ona haram kılar.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  08  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) HUZURUNDA EDEBE RİÂYET -2

 

Sahâbe-i Kirâm’dan Sâbit bin Kays (r.a.), ağır işiten ve sesi oldukça gür olan bir zât idi. Hucurât Suresi’nin 2. âyet-i kerîmesi nâzil olunca, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem’in yanına gitmeyeceğine dair yemin etti. Bir süre sonra Resûlullah (s.a.v.), onu göremeyince yanına çağırttı. Hz. Sâbit (r.a.), Resûllullah’ın yanına geldiğinde şöyle söyledi: “Yâ Resûlallah! Muhakkak sana Hucurât Sûresi’nin 2. âyet-i kerîmesi nâzil oldu. Ben de sesi gür çıkan bir adamım. Bu sebeple amellerimin boşa gitmesinden korkuyorum.”

Peygamberimiz (s.a.v.) de onu, “Sen, onlardan değilsin. Muhakkak sen, hayır üzere yaşayacak ve hayır üzere vefat edeceksin. Ve muhakkak sen, Cennetliksin.” diye müjdelediler.”

Sâib bin Yezîd radıyallâhü anh’ten şöyle rivâyet olunmuştur: “Mescitte ayakta duruyordum. Halife Hazret-i Ömer (r.a.) yanıma gelerek, “Git, bana şu yüksek sesle konuşan iki kişiyi getir!” dedi. Ben de gidip onları getirdim.

Hazret-i Ömer radıyallâhü anh, onlara, “Siz kimsiniz? Nerelisiniz?” diye sordu. Onlar da, “Biz, Tâif halkındanız.” dediler. Bunun üzerine Hazret-i Ömer radıyallâhü anh, onlara, “Şâyet siz, bu şehrin (Medîne-i Münevvere) halkından olsaydınız, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem’in mescidinde seslerinizi yükseltmenizden dolayı elbette sizi, ciddi şekilde cezalandırırdım.” buyurdular.

 

HAYBER’DE BİR ŞEHİT: YESÂR (R.A.) -1

 

Hayber Yahûdîlerinden Âmir’in, Yesâr adında Habeşli bir kölesi vardı ve onun hayvanlarını güderdi.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hayber kalelerinden bazısını kuşattığı sırada, Hayberlilerin silaha sarıldıklarını gören Yesâr: “Sizin maksadınız nedir, ne yapıyorsunuz?” diye sormuştu.

Onlar da: “Şu peygamber olduğunu söyleyen kişi ile çarpışacağız!” demişlerdi. “Peygamber” sözü, Yesâr’ın kalbine işledi. Hayvanlarını sürüp Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanına geldi. (Devamı var)

Hicrî:  08  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

20 Ağustos 2026 Perşembe

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) HUZURUNDA EDEBE RİÂYET -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ لِلّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ حُرُمَاتٍ ثَلَاثًا مَنْ حَفِظَهُنَّ حَفِظَ اللهُ لَهُ أَمْرَ دِينِهِ وَدُنْيَاهُ وَمَنْ لَمْ يَحْفَظْهُنَّ لَمْ يَحْفَظِ اللهُ لَهُ شَيْئًا حُرْمَةُ الْإِسْلَامِ وَحُرْمَتيِ وَحُرْمَةُ رَحِمِي. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق الله عز و جل إيجن حرمت أدلمسى إيجاب أدن أؤج شى واردر . كيم ده اونلره رعايت أتمزسه ، الله تعالى ده اونون هيجبر إشنى دوزنه قويمز ؛ ( اونلرده ) إسلامه حرمت ، بانه حرمت و آقرابالريمه ( أهل بيتمه ) حرمتدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Muhakkak Allâh Azze ve Celle için hürmet edilmesi icap eden üç şey vardır. Kim onlara riâyet ederse Allâhü Teâlâ da onun din ve dünya işlerini düzene koyar. Kim de onlara riâyet etmezse, Allâhü Teâlâ da onun hiçbir işini düzene koymaz; (Onlar da) İslâm’a hürmet, bana hürmet ve akrabalarıma (Ehl-i Beytim’e) hürmettir.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  07  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) HUZURUNDA EDEBE RİÂYET -1

 

Cenâb-ı Hak, Hucurât Sûresi’nin 2. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır -meâlen-:

“Ey iman edenler, seslerinizi, Peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın. Onunla konuşurken birbirinize bağırarak konuştuğunuz gibi konuşmayın ki siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir. Resûlullah’ın yanında seslerini kısanlar var ya! İşte onlar, Allâh’ın takvâ için kalplerini imtihan ettiği kimselerdir. Onlara bir mağfiret ve büyük bir ecir vardır.”

İbn-i Abbâs radıyallâhü anhümâ şöyle buyurmuştur:

“Bu âyet-i kerîme nâzil olduğu vakit, Hazret-i Ebûbekir radıyallâhü anh şöyle buyurdu:

“Yâ Resûlallah! Vallâhi, Allâhü Teâlâ’ya kavuşuncaya kadar sizinle konuşurken sadece sır veren veya kendisine sır verilen bir kimse gibi konuşacağım.”

Hazret-i Ömer radıyallâhü anh da bu âyet-i kerîme inzâl olunduktan sonra Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem ile bir sırdaş gibi konuşurdu. Öyle ki, Resûlullah Efendimiz, onu anlayabilmek için sözünü tekrar etmesini istediği olurdu.

Hazret-i Ebûbekir radıyallâhü anh, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e bir heyet geldiğinde, nasıl selam vereceklerini öğretmek için onlara birini gönderir ve Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in huzurunda sakin ve ağırbaşlı olmalarını tembih ederdi.

Âyet-i kerîmedeki, “Ses yükseltmek ve bağırmak.” ifadesiyle, alaya almak veya küçümsemek gibi kötü bir niyetle yapılan bir davranış kastedilmemiştir. Zira Resûllullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e karşı böyle bir davranışta bulunmak, küfürdür. Burada kastedilen hürmet, sesin edebe uygun olmayan bir şekilde yüksek olmasıdır. Bu sebeple sesin düşürülmesi, büyüklere karşı saygı ve ağırbaşlılık göstermek maksadıyla yumuşatılması istenmiştir.

Hicrî:  07  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

19 Ağustos 2026 Çarşamba

VAKTİN KIYMETİNİ BİLMENİN EHEMMİYETİ


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ ، وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ. (سورة الانشراح، ٧-٨)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : ( حبيبم ) آرتق فارغ اولديغون ( يعنى بر وظيفنى يابب بترديغن ) زمان همن ( تكرار ) جالش ( ديكر بر وظيفنى إفايه غيرت أت ) . و ( هر إشنده ) آنجق ربى ، نه توجه أت . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : (Habîbim) artık fâriğ olduğun (yani bir vazifeni yapıp bitirdiğin) zaman hemen (tekrar) çalış (diğer bir vazifeni îfâya gayret et). Ve (her işinde) ancak Rabbi’ne teveccüh et.”

(İnşirâh Sûresi, âyet 7-8)

Hicrî:  06  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

VAKTİN KIYMETİNİ BİLMENİN EHEMMİYETİ

 

Bir hadîs-i şerîfte, “İki nimet vardır ki insanların çoğu onda aldanmışlardır: sıhhat ve boş vakit.” buyurulmuştur. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), bu hadîs-i şerîflerinde, Müslümanları bir tüccara benzettiler ki onun sermayesi, sıhhati ve boş vaktidir. Her kim sıhhatli iken sermayesi olan ömrünün kıymetli vakitlerinde Allâhü Teâlâ’nın emirlerine sarılırsa kâr eder. Kim de şeytana uyarak ömür ve sıhhat sermâyesini zâyi ederse zarar eder, sonraki pişmanlığı da ona fayda vermez.

Hikmet sahibi bir zât, kendisinden nasihat isteyen kimseye şöyle demişti: “Her kim, ekim zamanını boş geçirirse hasat zamanında, eline geçecek olan sadece pişmanlıktır.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Ali’ye şöyle buyurmuşlardır: “Her yeni gün, insanlara şöyle hitap eder: ‘Ey Âdemoğlu! Ben, yeni bir günüm, yaptıklarına şâhidim, bende neler işlediğine dikkat et.’ Her gece de böyle hitap eder. Öyleyse sen, hayırlı ameller işleyerek o ikisini kendinden hoşnut et (de sana iyi şahitlik etsinler).”

Yine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: “Her yeni gün olduğunda Hazret-i Allah, müminlere şöyle hitap eder: Ey kulum, sen hiçbir şey değilken seni, ben yarattım. Sonra sana birtakım husûsları farz kıldım, bunları işlerken niçin ihlâsla yapmıyorsun? Rızkını ben üstlendim, bana niçin tevekkül etmiyorsun. Sana bunca nimetler verdim, niçin şükrünü ihmâl ediyorsun. Birtakım musibetler ile imtihan ettim, niçin sabrı terk ediyorsun. Bana ibadet et diye sıhhat ve âfiyet verdim, niçin ibadet etmiyor, karşıma türlü günahlarla, çirkin amellerle çıkıyorsun? Benden korkmaz mısın! Ey ilim sahipleri, insanları bana yönlendiriyorsunuz da kendiniz, benden niçin kaçıyorsunuz, onlara itaatimi emredip de kendi nefsinizi niçin unutuyorsunuz…”

Denilmiştir ki: Bir gün ve gecede 24 saat vardır, insan, her saat ortalama 1000 defa; bir gün ve gecede ise 24000 defa nefes alır verir. Her bir nefesten dolayı, iki defa (o nefesi alırken ve verirken ne amel üzere ise ondan dolayı) hesaba çekilecektir.

Hicrî:  06  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3