28 Mart 2026 Cumartesi

NAMAZ İÇİN DAVET: EZAN


 

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ يَقُولُ : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَامَ بِلَالٌ يُنَادِى فَلَمَّا سَكَتَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ قَالَ مِثْلَ هٰذَا يَقِينًا دَخَلَ الْجَنَّةَ. (ن)

أببى هريرة رضى الله عنه ددكى : رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) إيله برابر بلونويوردق . . بلال ( رضى الله عنه ) قالقب أزان اوقودى . بترنجه ، رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) ، ‘‘ كيم ( مؤزنين ) ) سويلدكلرينى يقينن ( إنانرق ) تكرار أدرسه جنته كيرر . ’’ بيوردولر . "

Ebû Hüreyre radıyallâhü anh dedi ki:  Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bilâl (r.a.) kalkıp ezan okudu. Bitirince, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Kim (müezzinin) söylediklerini yakînen (inanarak) tekrar ederse Cennet’e girer.” buyurdular.

 (Sünen-i Nesâî)

Hicrî:  09  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

NAMAZ İÇİN DAVET: EZAN

 

İslâm’ın ilk yıllarında namaz vakitleri gelince Ashâb-ı Kirâm kendiliğinden gelip toplanırlardı. Namaz için davet yoktu. Mescid-i Nebevî inşa edildikten sonra, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Ashâb-ı Kirâm ile istişâre edip “Halkı, namaza ne şekilde davet edelim?” diye sordular.

“Hristiyan ve Yahûdîlerinki gibi çan veya boru çalmak” gibi teklifleri, kâfirlerin âdeti olduğu için kabul etmediler.

Sonra Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz, insanları namaza davet etmek üzere Medîne-i Münevvere içine vazifeliler, haberciler göndermeye hazırlanıyordu. Hattâ kimin nereye gideceği belirleniyordu. Abdullah bin Zeyd (r.a.), o gün evine döndüğünde ailesi, “Sana yemek hazırlayalım mı?” diye sordular. O ise “Peygamberimizin namaza davetle alâkalı bu mühim işi hallettiğini görmedikçe bir lokma yemek yemeyeceğim.” dedi.

O gece, Abdullah bin Zeyd (r.a.) Hazretlerine, Cebrâil (as.) rüyasında ezan ve kameti öğretti. Hz. Abdullah, sabah olur olmaz, Resûlullah Efendimizin huzuruna geldi, “Yâ Resûlallah! Bu gece bir rüya gördüm. Bir kimse geldi. Yeşil elbise giymişti. Bana şunları öğretti. Ben öyle bir hâldeydim ki, uyumuyordum desem doğru söylemiş olurum.” dedi ve ezanı ve kameti rüyasında öğrendiği gibi okudu.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “İnşâallâh hak rüya görmüşsün. Kalk, Bilâl’e de öğret. Onun sesi, seninkinden gürdür.” buyurdular. Abdullah bin Zeyd Hazretleri der ki: “Ben de kalkıp Bilâl’e öğrettim, o da ezanı okudu.

Hz. Ömer (r.a.) evindeydi; ezanı işitince hemen geldi: “Yâ Resûlallah! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah hakkı için; ben rüyamda nasıl gördümse, Bilâl de ezanı öyle okudu.” dedi. Meğer Hz. Ömer de rüyâsında, Hz. Abdullâh’ın gördüğünü aynen görmüştü.

Bu husûsta Resûlullah Efendimiz (s.a.v.)’e vahiy gelmeyip Ashâb-ı Kirâm’dan bazı kimselere rüyâda gösterilmesinin hikmeti şu olsa gerektir ki, bazı hâlleri ümmetin kendisi bizzât müşâhede edince diğer tâatler, ibadetler ve dînî hükümlerin Allah katından olduğuna inançları sağlam, katî ve kuvvetlenmiş olur. Allâh’a itaat husûsunda gevşeklik gösterme ihtimâli kalmaz, dâima şevk üzere olurlar. Bu da büyük bir nimettir.

Hicrî:  09 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3


27 Mart 2026 Cuma

İLİM EHLİNİN ALLÂHÜ TEÂLÂ İNDİNDEKİ DERECESİ -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ ثُمَّ مَاتَ قَبْلَ أَنْ يَسْتَظْهِرَهُ أَتَاهُ مَلَكٌ فَعَلَّمَهُ فِي قَبْرِهِ فَيَلْقَى اللهَ وَقَدِ اسْتَظْهَرَهُ. (جامع الاحاديث)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : هر كيم ، قرآنى كريم اوقومايه باشلر . فقت صونره اونى أزبرليمدن وفات أدرسه ، بر ملك كلر . قبرنده اونه أؤكرتر ده الله تعالى نيك حضورونه ، اونى أزبرلمش اولرق جقار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Her kim, Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlar, fakat sonra onu ezberleyemeden vefat ederse, bir melek gelir, kabrinde ona öğretir de Allâhü Teâlâ’nın huzuruna, onu ezberlemiş olarak çıkar.”

(Süyûtî, Câmiu’l-Ehâdîs)

Hicrî:  08  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM EHLİNİN ALLÂHÜ TEÂLÂ İNDİNDEKİ DERECESİ -2

 

Vefat eden talebe, hâlini şöyle anlatmış:

“İlimden öğrendiğim her bir mesele için Cenâb-ı Hak, bana, Cennet’ten bir derece ihsân etti, fakat bu dereceler beni ilim ehlinin derecesine ulaştıramadı. Sonra Allâhü Teâlâ, meleklerine ‘Peygamberlerimin vârislerine (derecelerini) ziyadeleştirin! Zira benim yolumu ve peygamberlerimin yolunu bilerek vefat eden veya onu öğrenirken vefat eden kimseleri tek bir derecede bir araya getirmeyi vaad ettim.’ buyurdu ve ilim ehlinin derecelerine ulaşıncaya kadar Rabb’im bana ihsânda bulundu. Artık benimle Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem arasında sadece iki derece kaldı. Bu derecelerden birisi Resûlullah Efendimizin oturdukları ve diğer bütün peygamberlerin de etrafında bulundukları makam, diğeri ise kendi Ashâb-ı Kirâm’ı ve diğer bütün peygamberlerin ashâbı ile bulundukları makamdır. Bu iki makamdan sonra bütün ilim ehlinin bulundukları makam gelmektedir. Rabbim beni yürütüp ilerletti, ilim ehlinin ortalarına kadar geldim. Bana ‘Merhaba, merhaba, hoş geldin!’ dediler. Bununla beraber Rabb’imin bana fazla olarak birtakım ihsânları oldu. Sonra Allâhü Teâlâ tarafından şöyle bir hitap geldi:

‘Ey âlimler topluluğu, işte Cennet’im, onu size helâl kıldım! İşte rahmetim, muhakkak ben, sizden razı oldum. Cennet’e girmeden önce benden (dilediğinizi) isteyiniz ve (dilediğinize) şefaat ediniz. İstediklerinizi vereceğim ve şefaat ettikleriniz hakkında şefaatinizi kabul edeceğim ki kullarım size olan ihsânımın büyüklüğünü ve sizin benim indimdeki mertebenizi görsünler.’

Rüyayı gören zât, sabah uyanınca hemen gördüklerini âlimlere ve talebelere anlattı. Anlattıkları Medîne-i Münevvere’nin her tarafına yayıldı. Hattâ bizimle beraber ilim okumaya başlayıp da sonradan bırakanlar dahi bu haberi duyunca tekrar ilme yöneldiler. En güzel şekilde ilim öğrenip beldemizin büyük âlimlerinden oldular.

Allah için ey Yahyâ, bu ilme iyi sarıl ve gayretli ol.”

Hicrî:  08 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3



26 Mart 2026 Perşembe

İLİM EHLİNİN, ALLÂHÜ TEÂLÂ İNDİNDEKİ DERECESİ -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا تَصَدَّقَ النَّاسُ بِصَدَقَةٍ أَفْضَلَ مِنْ عِلْمٍ يُنْشَرُ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : إنسانلر ، باشقلرينه ده أؤكرتلرك يايلان ( دنيا و آخرته فايدالى ) علمدن دها فضيلتلى بر صدقده بولنمامشلردر  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  İnsanlar, başkalarına da öğretilerek yayılan (dünya ve âhirete faydalı) ilimden daha faziletli bir sadakada bulunmamışlardır.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  07  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM EHLİNİN, ALLÂHÜ TEÂLÂ İNDİNDEKİ DERECESİ -1

 

Mâlikî Mezhebi’nin imâmı, Mâlik bin Enes (rah.) Hazretlerinin talebelerinden Yahyâ bin Yahyâ (rah.) şöyle anlattı: “Ben, beraber ders okuduğumuz arkadaşlar arasında yaşı en küçük olan idim. Mâlik bin Enes (rah.)’tan ders okumaya başladığım ilk gün bana şöyle dedi:

‘Ey Yahyâ! İlim husûsunda gayretli ve ciddi olmalısın.

Bilinmelidir ki ilmin faziletleri, ilmiyle amel edenler ve ilmi sırf Allâhü Teâlâ’nın rızâsını talep ederek öğrenenler içindir. Bu husûsta sana ilmi sevdirecek, ilimden başka her şeyden yüz çevirmene vesile olacak bir hâdiseyi anlatmak istiyorum.

Şam halkından, senin yaşlarında bir çocuk, Medîne-i Münevvere’ye ilim öğrenmeye geldi. Bizimle beraber ders çalışıp ilim öğrenirken vefat etti. Ben, beldemizde, onun cenazesine gösterilen alâka kadar bir talebenin veya bir âlimin cenazesine alâka gösterildiğini daha önce hiç görmedim. Bütün âlimler, onun cenazesine iştirak ettiler. Medîne Emîri, bu hâli görünce cenâze namazını kendisi kıldırmaktan vazgeçip âlimlere “Aranızdan en sevdiğiniz kimseyi imamlığa geçirin.” dedi.

Onlar da Rebîa bin Abdurrahmân rahimehullâh’ı imamete geçirdiler. Namazdan sonra onu kabrine götürdüler. Onu, Tâbiîn’in ve zamanının en büyük âlimlerinden olan Rebîa, Zeyd bin Eslem, Yahyâ bin Saîd, İbn-i Şihâb, Muhammed bin Münzir, Ebû Hâzim Hazretleri gibi zâtlar lahde koyup defnettiler.

Vefatının üçüncü günü beldemizin en mübârek zâtlarından birisi, onu, rüyasında çok güzel bir sûrette görmüş. Üzerinde beyaz elbiseler ve başında yeşil bir sarık olduğu hâlde alaca bir atla semadan yere inmiş. Ona selam vermiş ve ‘Beni, şu gördüğün dereceye ilim yükseltti.’ demiş.

O zât, ‘Ulaştığın derece nedir?’ diye sormuş.

(Devamı var)

Hicrî:  07 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3