25 Temmuz 2026 Cumartesi

İSLÂM DÜNYASININ GÖZDE BİR CÂMİSİ: KURTUBA ULU CÂMİİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اِنَّ عُمَّارَ بُيُوتِ اللهِ هُمْ أَهْلُ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق الله تعالى ، نيك مسجدلرينى ( مادتا و معنا ) إيمار أدنلر ، أهل الله در . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Muhakkak Allâhü Teâlâ’nın mescitlerini (mâddeten ve mânen) îmâr edenler, ehlüllahtır.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  11  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

İSLÂM DÜNYASININ GÖZDE BİR CÂMİSİ: KURTUBA ULU CÂMİİ

 

Kurtuba Ulu Camii, Endülüs medeniyetinin ve İslâm dünyasının Avrupa’ya vurduğu bir mühürdür; en güzel ve en zarif mimarî eserlerden birisidir. Eserin bânîsi, Endülüs Emevî Devleti’nin ilk hükümdarı Birinci Abdurrahman’dır. 786 yılında temeli atılmıştır.

Kurtuba Ulu Camii’nin yapımı için seçilen yer, Vâdi-i Kebîr (Guadalquivir) Nehri’ne nazır bir tepedir. İlk hâli bir yıl içerisinde tamamlanan Kurtuba Câmi-i Kebir’in son şeklini alması İkinci Hişam (987) zamanında olmuştur.

Kurtuba Ulu Camii, yüksek duvarları ve mazgallarıyla dikdörtgen bir kaleye benzer. Caminin doğu ve batı cephelerindeki kapıları, muhteşem bir şekilde süslenmiştir. Batısında 8, doğusunda 9, kuzeyinde 2 olmak üzere toplam 19 kapılı âbidevî bir eserdir. Caminin en dikkat çeken tarafı, beyaz taş ve kırmızı tuğlalardan oluşan çifte kemerleridir.

Caminin en güzel yerlerinden biri, mihrabı ve mihrap önü kubbesidir. At nalı şeklindeki mihrabın kemerleri, altın zemin üzerine yapılmış mozaiklerle kaplıdır. Mihrap önü kubbesi ise bitki ve geometrik motifler, altın yaldızlı kabartmalar ve envai çeşit renkle süslü, mihraba denk sayılabilecek tezyinata sahiptir.

Kurtuba Ulu Camii, sonraki yıllarda yapılan eklemelerle yaklaşık 22 bin metrekarelik bir alana yayılır. Böylece aynı anda 50 bin kişinin namaz kılabileceği büyük bir camiye dönüşür.

Bu muhteşem eser, yaklaşık beş buçuk asır, Müslümanlara hizmet etmiştir. 1236’da kiliseye çevrilen cami, üç asır daha mevcut hâliyle kullanılmış, 1523 senesinde ise caminin ortasında bulunan 63 sütun yıkılıp buraya katedral inşa edilmiştir. İspanya’nın Cordoba şehrindeki eser, günümüzde “La Mezquita” ismiyle biliniyor.

(Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)

Hicrî:  11 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

24 Temmuz 2026 Cuma

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : تَقْعُدُ الْمَلَائِكَةُ عَلَى أَبْوَابِ الْمَسَاجِدِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَيَكْتُبُونَ الْأَوَّلَ وَالثَّانِيَ وَالثَّالِثَ حَتَّى إِذَا خَرَجَ الْإِمَامُ رُفِعَتِ الصُّحُفُ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ملكلر ، جمعه كونى مسجدلريك قابلارنه اوطورورلرده ( مسجده ) إلك كلنى ، إيكنجى وأؤجنجى كلنى تاكى إمام ( منبره ) جقنجيه قدار كلنلرى بو شكلده يازارلر . ( إمام منبره جقنجه ) يازدقلرى دفترلر قالديريلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Melekler, Cuma günü mescitlerin kapılarına otururlar da (mescide) ilk geleni, ikinci ve üçüncü geleni tâ ki imam (minbere) çıkıncaya kadar gelenleri bu şekilde yazarlar. (İmam minbere çıkınca) yazdıkları defterler kaldırılır.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  10  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ

 

Haftanın günlerinin en faziletlisi olan cuma gününde, dünya işlerini bırakıp âhiret amellerine yönelmek suretiyle o güne hürmet etmelidir.

Cuma günü, sabah vaktinden önce uykudan kalkıp gusül abdesti almalıdır. O gün, bir hafta boyunca işlenilen günahlara tevbe, istiğfar etmeli, Resûlullah (s.a.v.) Efendimize çokça salevât-ı şerîfe getirmelidir. Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Muhakkak sizin en faziletli günlerinizden biri de cuma günüdür. Öyle ise o günde bana salevât okumayı çoğaltın, çünkü sizin salevâtınız, muhakkak bana arz olunur.” buyurdular.

Cuma günü, küçük büyük bütün günahlardan kaçınmaya bilhâssa dikkat etmelidir. Çünkü bu günde sevaplar gibi, günahlar da kat kat yazılır.

Cuma günü, namaza, zevâl vaktinden evvel; erken gitmelidir. Misvak kullanmalı ve güzel koku sürünmelidir. Bıyıkları kısaltmalı ve tırnakları kesmelidir.

Hutbeyi daha rahat dinlemek için minberin yakınına bir yere oturmaya çalışmalı, fakat cemaatin omuzlarını aşarak ileriye doğru gitmemelidir. Ancak saflarda boş yer varsa oturanları rahatsız etmemeye dikkat ederek oraya geçilebilir.

İmam minbere çıkmak için yerinden kalktığı zaman susmalı, katiyen konuşmamalıdır. Hutbe okunurken, bir başkasına ‘sus’ dahi dememeli, hattâ susması için parmak ile işaret dahi etmemelidir. Bu esnada namaz da kılmamalıdır. Namazdaymış gibi, oturarak hutbeyi dinlemelidir.

İmam hutbeye çıkarken dua etmeyi fırsat bilmelidir. Çünkü hadîs-i şerîflerde, bu ânın, duaların kabulünün ümit edildiği bir an olduğu bildirilmiştir.

Cuma günü, çok zikretmeli ve çok salevât-ı şerîfe okumalıdır.

Hicrî:  10 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

23 Temmuz 2026 Perşembe

BORÇ, İNSANA BİR YÜKTÜR


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِيَّاكُمْ وَالدَّيْنَ فَإِنَّهُ هَمٌّ بِاللَّيْلِ وَمَذَلَّةٌ بِالنَّهَارِ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بورجدان ساقننز . جونكى او ، كجه ، كدر و صقنطى ، كوندز إيسه زللتدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Borçtan sakınınız. Çünkü o, gece, keder ve sıkıntı, gündüz ise zillettir.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  09  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

BORÇ, İNSANA BİR YÜKTÜR

 

Bir Müslüman, meşrû bir lüzum görmedikçe kimseden bir şey borç almamalı, bu yükün altına girmemelidir. Zira borç, pek ağır bir yüktür. Borç alınca da onu bir an evvel ödemeye çalışmalıdır. Aksi hâlde insanın huzuru kaçar, gururu, haysiyeti rencide olur.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, borçtan, Allâhü Teâlâ’ya sığınırlardı. Nitekim Hazret-i Âişe radıyallâhü anhâ Validemiz, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin her namazın akabinde “Yâ Rabbi! Günahtan, borçtan sana sığınırım.” diye dua ettiğini rivâyet etmiş ve “Yâ Resûlallâh! Hiçbir şeyden istiâzeniz, borçtan istiâzeniz kadar çok olmadı.” deyince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Kişi borçlandığı zaman (alacaklıya), mâzîden bahseder de (şimdiye kadar, şu sebeplerden dolayı ödeyemedim diyerek) yalan söyler, sonra (yarın veririm, sonraki gün) veririm diye vaad eder de vaadini yerine getiremez.” buyurdular.

Aslında borç, insanlar arasında bir ihtiyaç olduğu için hadd-i zâtında kötü bir şey değildir. Fakat ödemekten âciz kalındığında, yalan söylemeye ve söz verip sözünde durmamaya sebep olduğu için Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem, her zaman ümmetini borçlanmaktan sakındırmışlardır.

Bir Müslüman, ihtiyaç ve zaruret olduğunda borç alırken, ödeme niyeti ile ve Allâhü Teâlâ’ya tevekkül ederek borç almalıdır. Böyle yapan kimseye, Allâhü Teâlâ, borcunu ödemede kolaylıklar gösterir, ödeme kapıları açar. Hadîs-i şerîfte de, “Bir kimse ödemek niyeti ile bir borç alsa, melekler, ona vekîl olurlar, borcunu ödeyene dek onu muhafaza edip dua ederler.” buyurulmaktadır.

Fazla miktarda borç almamalıdır. Zira bu, geri ödemesi zor olacağından insana huzursuzluk verir.

Borçlarını imkân varken ödemeyip tehir edenler, ahlâka muhalefet etmiş, insanların kendisine olan itimadını suistimalde bulunmuş, kendilerini mesuliyete hedef kılmış olurlar.

Hicrî:  09 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3