1 Ekim 2026 Perşembe

ASHÂB-I BEDİR: ABDULLAH BİN AMR (R.A.)


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ لَقِيَ اللهَ بِغَيْرِ أَثَرٍ مِنْ جِهَادٍ لَقِيَ اللهَ وَفِيهِ ثُلْمَةٌ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : هر كيم أؤزرنده ( ياره ، طوز ، طوبرق ، يورغنلق كبى ) مجاهده أسرى بولنمادان أؤلرسه ( قيامت كونى ) ، الله تعالى نيك حضورنه ( مجاهدنيك ثوابندان ) نقصان اولرق جقمش اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Her kim üzerinde (yara, toz, toprak, yorgunluk gibi) mücahede eseri bulunmadan ölürse (kıyamet günü), Allâhü Teâlâ’nın huzuruna (mücâhedenin sevabından) noksan olarak çıkmış olur.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  20  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ASHÂB-I BEDİR: ABDULLAH BİN AMR (R.A.)

 

Abdullah bin Amr (r.a.), Ensâr’dan olup Hazrec kabilesinin Benî Selime kolundandır. Ashâb-ı Kirâm’ın meşhurlarından Câbir bin Abdullâh’ın babasıdır. Abdullah bin Amr (r.a.), İkinci Akabe Bey’ati’nde bulunan ve Ensâr’ı temsil eden 12 zâttan biridir.

Bedir Gazâsı’nda bulunmuş, Uhud Gazâsı’nda şehit olmuştur. Uhud Gazâsı’nda ilk şehit olan sahâbîlerdendir.

Hazret-i Câbir (r.a.), babasının şehit edildiğini şöyle anlatıyor: “Sabah olduğunda babamın, harbin ilk anlarında şehit edildiğini ve burnuyla kulağının kesildiğini haber aldık! Yüzünü bir örtü ile örtmüşlerdi. Ben ağlıyordum, insanlar, beni ağlamaktan nehyediyorlardı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise beni bundan nehyetmediler. Sonra halam Fâtıma binti Amr geldi, o da ağlamaya başladı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ona buyurdular ki: “Ağlama, melekler, naaşı defnolununcaya kadar kardeşine kanatlarıyla gölge ettiler.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, Abdullah Hazretlerinin cenaze namazını bizzât kıldırmışlar, Amr bin Cemûh (r.a.) ile bir kabre defnettirmişler ve “Onları, bir kabre defnedin, zira onlar, dünyada iken pek samîmî ve aynı huylara sahip kardeştiler.” buyurmuşlardır. Amr bin Cemûh (r.a.), aynı zamanda Abdullah’ın (r.a.) kız kardeşi Hind binti Amr bin Harâm ile evli idi.

Sevgili Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Allâhü Teâlâ, bize yaptıkları iyilikler sebebi ile Ensâr’ı hayırla mükâfatlandırsın. Bilhâssa Abdullah bin Amr ailesini ve Sa’d bin Ubâde’yi…” buyurmuşlardır.

Definlerinden 46 sene sonra, Uhud’da meydana gelen bir sel sebebiyle Abdullah bin Amr ve Amr bin Cemûh Hazretlerinin kabri açılmıştı. Başka bir kabre nakil için kabirlerini tamamen açtıklarında, ikisinin de naaşının henüz yeni defnedilmiş gibi olduğunu gördüler, sanki onlar uykuda gibiydiler. Onlardan birisi, elini yarasının üzerine koymuş hâlde defnolunmuştu. Eli yarasından çekildiğinde hayatta imiş gibi elini tekrar yarasının üzerine koyuyordu.

Hicrî:  20  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

30 Eylül 2026 Çarşamba

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ اللهَ تَعَالَى يُحِبُّ الْمُؤْمِنَ الْمُحْتَرِفَ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق ( معيشتنى حلال يولدان نامن إيجن بر ) مسلك صاحبى اولان مؤمنى ، الله تعالى سور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Muhakkak (maişetini helâl yoldan temin için bir) meslek sahibi olan mümini, Allâhü Teâlâ sever.”

(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  19  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -2

 

Bir gün, bir adam, elbiselik kumaş istemişti. Yûnus rahimehullâh, çırağına, gösterdiği bir kumaş topunu açıp sermesini istedi. Çırağı, topu sererken kumaşın çok güzel olduğunu ima edercesine kumaşa elini vurup “Mâşâallah” dedi. Bunu gören Yûnus rahimehullâh, bu hareketin müşteriye karşı kendi kumaşını övmek olacağını düşünerek hakka girmek korkusundan çırağına o kumaşı kaldırmasını söyledi. Buyururdu ki:

“Şu iki şeyden daha kıymetli bir şey yoktur: Helâl para ve dâima sünnet-i seniyye üzere amel eden kimse.”

“Bir adam, bir Müslümana gelir, belirli bir vadeyle ondan mal alır. Fakat vadesi dolduğu hâlde borcunu ödemez, sağda solda dolaşarak o parayla, Allâhü Teâlâ’nın kendisine bereket vermesini, kazancını artırmasını beklerse vallahi o maldan kazandığı her bir dirhem, ona haramdır. İnsanların mallarını çalan bir hırsız, benim nazarımda, bu adamdan daha kötü değildir.”

“Bir insanın verâ sahibi olup olmadığını, konuştuğu zaman kelâmından anlarsın.”

“İki haslet vardır ki bir kimsede bunlar, iyi ve doğru-dürüst olursa diğer işleri de iyi ve güzel olur: Namazı ve konuşması.”

“Ben, yüz tane güzel haslet sayarım fakat bakıyorum da onlardan biri bile bende yok.” ve “İnsanların hâlini düzeltmek gayreti ile kitaplar yazdık fakat kendi hâlimizi düzeltmeyi ihmal ettik.” diyerek tevazularını gösterirdi.

Bir zât, “Az önce, bazı kimselerin yanına uğradım, birbirleriyle kader hakkında tartışıyorlardı.” dedi. Yûnus rahimehullâh da “Şâyet günahlarını düşünüp tevbe etmeye gayret etselerdi, kader hakkında tartışacak vakit bulamazlardı.” dedi.

Ölüm döşeğinde yatarken bir ara ayaklarına bakıp ağlamıştı. Kendisine neden ağladığı sorulunca, tevazu göstererek “Şu iki ayağım, Allah Azze ve Celle yolunda yeterince tozlanmadı, hâlim nice olacak diye, ona ağlıyorum.” dedi.

Hicrî:  19  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

29 Eylül 2026 Salı

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلدُّنْيَا خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ مَنِ اكْتَسَبَ فِيهَا مَالًا مِنْ حِلِّهِ وَأَنْفَقَهُ فِي حَقِّهِ أَثَابَهُ اللهُ عَلَيْهِ وَأَوْرَدَهُ جَنَّتَهُ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : دنيا ، طاطلى و يشل بر بحجه ( كبى ) در . هر كيم اوراده حلالندن مال قازانر و اونى ، ( ورلمسى ) حق اولان يره صرف أدرسه الله تعالى ، اونه ثواب إحسان أدر و اونى جنتنه قويار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Dünya, tatlı ve yeşil bir bahçe (gibi)dir. Her kim orada helâlinden mal kazanır ve onu, (verilmesi) hak olan yere sarf ederse Allâhü Teâlâ, ona sevap ihsan eder ve onu Cennet’ine koyar.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  18  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -1

 

Yûnus bin Ubeyd rahimehullâh, Basralı olup Tâbiîn’in büyüklerindendi. Hadîs ilminde hâfız, sika (güvenilir) bir zat olup ilim, hikmet, vakar ve verâ sahibi idi.

Ashâb-ı Kirâm’dan Enes bin Mâlik radıyallâhü anh ile görüşmüştür. Tâbiîn’in büyüklerinden hadîs-i şerîf rivâyet etmiş; birçok büyük zât da kendisinden hadîs nakletmişlerdir.

Yûnus bin Ubeyd rahimehullâh, manifaturacılık yaparak nafakasını temin ederdi. Haram ve helâle çok dikkat ederdi.

Bir gün Şam halkından bir kimse dükkânına geldi. “Sizde dört yüz dirheme kumaş bulunur mu?” diye sordu.

Yûnus rahimehullâh: İki yüz dirhem olan bazı kumaşlar gösterdi. O esnada ezan okununca namaz kıldırmak için mescide gitti. Döndüğünde yeğeninin, Şamlı zâta gösterdiği kumaşları dört yüz dirheme satmış olduğunu gördü.

Yûnus rahimehullâh hemen gidip Şamlı zâtı bularak “Ey Allâh’ın kulu, bu kumaşlar, sana iki yüz dirhemdir diye gösterdiğim kumaşlardır. Dilersen iki yüz dirhemini iade edelim, dilersen de kumaşları iade et.” dedi. Şamlı zât, onun bu doğruluğuna hayran kalarak “Siz kimsiniz?” diye sordu. O da ismini söyledi. Adam, onun ismini duyunca “Vallâhi biz, düşman karşısına çıkıp darda kaldığımız zaman ‘Ey Allâh’ım! Yûnus bin Ubeyd’in hürmetine, bize selâmet ver.’ diye dua ederiz ve o sıkıntıdan kurtuluruz.” dedi.

Bir gün fakir bir kadın, dikmiş olduğu bir cübbeyi satmak için Yûnus rahimehullâh’a getirmişti. Yûnus rahimehullâh, kadına, cübbeyi ne kadara satmak istediğini sordu. Kadın, “Beş yüz dirhem” dedi.

Yûnus rahimehullâh, “Bu cübbenin kıymeti, daha yüksektir.” dedi. Kadın “Altı yüz olsun.” dedi. Yûnus (rah.) tekrar “Hayır, daha da yüksektir.” dedi. Bu şekilde bin dirhem oluncaya kadar fiyatını yükseltmesini istedi ve bin dirheme aldı. (Devamı var)

Hicrî:  18  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3