Çifter
ßU SİTEDE VİRÜS YOKTUR SADECE ßİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR !!!
23 Şubat 2026 Pazartesi
22 Şubat 2026 Pazar
İLİM TAHSİLİNİN EHEMMİYETİ
قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْعِلْمُ حَيَاةُ الْإِسْلَامِ وَعِمَادُ الْإِيمَانِ وَمَنْ عَلَّمَ عِلْمًا أَتَمَّ اللهُ لَهُ أَجْرَهُ وَمَنْ تَعَلَّمَ فَعَمِلَ عَلَّمَهُ اللهُ مَا لَمْ يَعْلَمْ. (ج)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : علم ، إسلاميك حياتى و إيمانيك ديركيدر . كيم علم أؤكرترسه ، الله تعالى ، اونون مكافاتنى تام ورير . كيم أؤكرنر و عمل أدرسه الله تعالى ، اونه ، بلمدكلرينى أؤكرتر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İlim, İslâm’ın hayatı ve imanın direğidir. Kim ilim öğretirse, Allâhü Teâlâ, onun mükâfatını tam verir. Kim öğrenir ve amel ederse Allâhü Teâlâ, ona, bilmediklerini öğretir.”
(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî: 04 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
İLİM TAHSİLİNİN EHEMMİYETİ
İbn-i Hâldun, Mukaddime isimli eserinde, ilim tahsilinin ehemmiyetine dair şöyle demiştir:
Muhakkak çocuklara, Kur’ân-ı Kerîm öğretmek, dinimizin en büyük şiârındandır. Müslümanlar, dâimâ bunu yerine getirmeye gayret etmişler ve bütün beldelerinde buna ehemmiyet vermişlerdir. Zira çocuklara, Kur’ân-ı Kerîm’i, temel ilmihâl ve siyer bilgilerini öğretmekle kalplerdeki iman ve itikad kuvvetlenir ve sağlamlaşır.
Küçük yaşta ilim öğrenmek, o ilmin kalbe ve zihne yerleşmesi ve sağlamlaşması husûsunda daha faydalıdır. Küçük yaşta öğrenilen ilimler, daha sonra öğrenilecek olan ilimlerin temelidir. Zira kalbe ekilen ilk tohumlar, sonraki ilim ve melekelerin esasını teşkil eder. O esas üzerine, sonraki öğrenilecekler bina olunur.
Şu da bilinmelidir ki bir ilimde meleke kesbetmek, o ilmin bütün kaidelerini, meselelerini gereği gibi bilip anlamakla olur. Bu meleke hâsıl olmadıkça o ilim, hakkıyla öğrenilmiş olmaz. Bunun için de elbette Ehl-i Sünnet itikâdı üzere olan ve ilmiyle amel eden ilim ehli bir kimseye ihtiyaç vardır. Zira bizzât ehlinden dinleyerek ve görerek elde edilen ilimler, daha iyi anlaşılır ve daha sağlam olur.
Ayrıca ilimlerin nevileri ve her nevinin ıstılâh ve kâideleri, çok fazla ve muhteliftir. Kendi başına kitaplardan öğrenmek isteyen kimsenin zihninde kaide ve ıstılâhların çokluğu, karışıklığa meydan verebilir. Binâenaleyh o ilmi daha önce elde etmiş ve zihninde iyice yerleştirmiş olan ehlinden öğrenmekle kişi, bu zihnî karmaşaya meydan vermemiş olur. Bu sebeple “İlmi, ehil olanların ağızlarından öğreniniz.” denilmiştir.
BEYİT:
Etme âr, öğren, oku ehlinden
Her şeyin ilmi güzel cehlinden
Yusuf Nâbî
Hicrî: 04 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
21 Şubat 2026 Cumartesi
RAMAZÂN-I ŞERÎF ORUCUNUN HİKMETİ -2
قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَوْ عَلِمَ الْعِبَادُ مَا فِي رَمَضَانَ لَتَمَنَّتْ أُمَّتِي أَنْ يَكُونَ رَمَضَانُ السَّنَةَ كُلَّهَا. (ع)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : قللار ، رمضانى شريف آينده نه ( قدار ثواب و فضيلت ) اولديغونى بلسلردى ، أمتم ، سنه نيك تمامنيك رمضانى شريف اولماسنى ألبتده تمنى أدردى . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kullar, Ramazân-ı şerîf ayında ne (kadar sevap ve fazilet) olduğunu bilselerdi, ümmetim, senenin tamamının Ramazân-ı şerîf olmasını elbette temenni ederdi.”
(Müsned-i Ebû Ya’lâ)
Hicrî: 03 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
RAMAZÂN-I ŞERÎF ORUCUNUN HİKMETİ -2
Müslümanlar, Ramazân-ı şerîfte yemekten, içmekten, cinsî münasebetten, yalnız gündüzleri menolunmuşlardır. Fakat güneş battıktan sonra fecrin doğuşuna kadar bunlardan menedilmiş değillerdir. Ayrıca vücutlarının kuvvetini kaybetmeyip vazifelerini güzelce yapabilmeleri için Ramazân-ı şerîf gecelerinde, sair vakitlerden biraz daha ziyâde yiyip içmelerinde bir mahzur yoktur. Hattâ sahur yemeği yemeleri ve bunu, oruçlarına kuvvet olmak için -imsaki geçmeyecek şekilde- biraz geç yemeleri müstehabdır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte, “Sahur yemeğini yiyiniz, çünkü sahurda bereket vardır, onunla kuvvet ve ziyâde sevap hâsıl olur.” buyurulmuştur.
Oruç tutanlar âdeta yemek vakitlerini değiştirmiş gibi olurlar. Günde iki defa yemek yenilmesi, gıdayı pek güzel temin eder. Az yemekle, beden sıhhat bulur. Zira hastalıkların en büyük sebeplerinden biri, çok yemektir.
Oruç, sigara gibi zararlı alışkanlıkları olanların da bırakmasına vesile olur. Artık bu sayede hayat, bir intizama girer ve sıhhatleri daha düzgün olur.
Düşünmeliyiz ki, Hak Teâlâ Hazretleri, bizlere sıhhat vermiş, nimet vermiştir, bizleri dâima İlâhî lütuflarına mazhar buyurmaktadır. O hâlde onun emretmiş olduğu her ibadeti, seve seve yapmamız lâzım gelir. Bunun hilâfına hareket edersek küfrân-ı nimette bulunmuş, kendimizi, azâb-ı İlâhî’ye hedef kılmış oluruz.
Maksatları, sadece bedenlerini beslemek olanlar, yiyip içmekten başka bir şey düşünmeyenler, uyanık bir ruha, manevî bir zevke nâil olamazlar. Çünkü midesi tıka basa dolu olan bir şahsın, hikmetten, irfan nurundan nasibi olamaz. Aç kimse, Allâhü Teâlâ’nın imtihânını, azâbını ve fakir kullarını unutmaz. Zira tok, açın hâlinden anlamaz.
Velhâsıl; hepimiz gafletten uyanmalıyız, mübarek dinimizin yüce hükümlerine hepimiz riâyet etmeliyiz. Husûsiyle Ramazân-ı şerîf orucunu, büyük bir nimet bilmeliyiz, mübarek Ramazân-ı şerîf gecelerini, o pek feyizli vakitlerini, ibadet ve tâatle geçirmeye gayret etmeliyiz.
(500 Hadîs-i Şerîf, Fazilet Neşriyat)
Hicrî: 03 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
20 Şubat 2026 Cuma
RAMAZÂN-I ŞERÎF ORUCUNUN HİKMETİ -1
قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. (ن)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : آدم اوغلونون هر عملى ( نيك ثوابى ) قط قط وريلر ؛ بر حسنه نيك قرشليغى ، اون مثلندن يدى يوز مثلنه قدار اولور . الله عز و حل شويله بيوردى : آنجق اوروج مستثنى . جونكى اوروج ، بنم إيجندر و اونون مكافاتنى آنجق بن وريرم . زيرى ( قلوم ) ، شهوتنى ، يمسنى ، إجمسنى ، صرف بنم إيجن ترك أدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Âdemoğlunun her ameli(nin sevabı) kat kat verilir; bir hasenenin karşılığı, on mislinden yedi yüz misline kadar olur. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurdu: Ancak oruç müstesnâ. Çünkü oruç, benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm. Zira (kulum), şehvetini, yemesini, içmesini, sırf benim için terk eder.”
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî: 02 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
RAMAZÂN-I ŞERÎF ORUCUNUN HİKMETİ -1
İslâm’ın başlıca şartlarından biri de Ramazân-ı şerîf orucudur. Bu mübarek ibadet, hicret-i Nebeviyye’den bir buçuk sene sonra farz kılınmıştır. Müslüman, akıl sahibi, bâliğ olan her insan, bununla mükelleftir. Akıl sahibi, iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilen Müslüman çocukların tutacakları oruçlar, mükellef olmasalar da nafile olarak sahîhtir. Bu çocukları, Ramazân-ı şerîf orucuna alıştırmak, velileri için bir vazifedir.
Ramazân-ı şerîf orucu, rızâ-yı İlâhî’ye nâiliyet için en mübarek bir vesiledir. Müslümanlar, Ramazân-ı şerîf gelince manevî bir zevk ve neşe ile oruç tutmaya başlarlar, mescitlere daha ziyâde devam ederler, yapılan nasihatleri can kulağıyla dinleyerek pek ziyâde istifâde ederler. Kur’ân-ı Kerîm okumaya daha fazla gayret ederler. Aralarındaki din kardeşliği, din terbiyesi, bu sûretle de pekişmiş olur.
Ramazân-ı şerîf orucu, pek faydalı ve mübarek bir vazifedir. Zira, insanların kendilerine ait vazifeleri iki kısımdır: Biri, ruhlarına ait vazifeleridir ki bunlar ruhları, bâtıl akîdelerden, karanlık fikirlerden temizlemek, ruhları, mârifetullah ve faydalı ilimler ile aydınlatmaya çalışmak gibi şeylerdir.
İkinci kısım, insanların bedenleriyle alâkalı vazifelerdir ki, bunlar da sıhhati temin edecek şeylere riâyet etmek ve bedenin helâkine sebep olacak hareketlerden kaçınmaktır.
İşte İslâm dini, gerek ruhlara ve gerek bedenlere ait olan bu vazifeleri, bize emir ve tavsiye buyurmaktadır.
Şüphe yok ki İslâm dini, bir hikmet dinidir, bir kolaylık dinidir. Bu kudsî dinin emir ve yasaklarına uymakta birçok fayda vardır. Nitekim, “...Allâhü Teâlâ, size kolaylık murad buyurur, yoksa sizin hakkınızda güçlük dilemez...” meâlindeki, Bakara Sûresi’nin 185. âyet-i celîlesi, bu hakikati beyan buyurmaktadır. İşte oruç da böyle, yapılması kolay, fakat faydası çok olan bir vazifedir.
(Devamı var)
Hicrî: 02 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"


