28 Eylül 2026 Pazartesi

ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اِتَّقُوا الْحَجَرَ الْحَرَامَ فِي الْبُنْيَانِ فَإِنَّهُ أَسَاسُ الْخَرَابِ. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بنا أتديكنز شيلرده ، حرام طاش ( بله ) بولنماسندان ساقنيك . جونكى بو ( حرام ) ، حراب اولمانيك آصلى و أساسيدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Bina ettiğiniz şeylerde, haram taş (bile) bulunmasından sakının. Çünkü bu (haram), harap olmanın aslı ve esasıdır.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:  17  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN

 

Tâbiîn’den Muhammed bin Abdullah es-Sekafî (rah.) şöyle anlattı: Abdullah bin Zübeyr’in (r.a.) bir hutbesine şâhit oldum. Hac mevsiminde, terviye gününden önceki gün çıkıp hamd ve salâttan sonra şöyle buyurdu:

“Sizler, buraya muhtelif beldelerden, Allâhü Teâlâ’nın huzuruna gelen müsafirlerisiniz. Müsafirine ikramda bulunmak, Allâhü Teâlâ üzerine bir haktır. Allâhü Teâlâ’dan bir talepte bulunan kimse aslâ boş çevrilmez. Sözlerinizi amellerinizle tasdik ediniz. Zira sözün özü, ameldir. Niyetlerinize ve kalplerinize dikkat edin. Bugünlerinizin kıymetini bilin, zâyi olması husûsunda Allâhü Teâlâ’dan korkun. Zira bugünler, günahların bağışlandığı günlerdir. Sizler uzak beldelerden buraya ne bir ticaret, ne bir mal, ne de bir dünyalık elde etmek için geldiniz.” Sonra telbiye getirdi, oradakiler de telbiye getirdiler. Ben, o kadar çok ağlayan insan, daha önce hiç görmedim.

 

BİZİM BİNEĞİMİZ DE HARAM YEMEZ

 

Evliyâullahtan Şeyh Muhammed bin Mansûr el-Kabbârî rahimehullâh, kendisine ait bir çiftlikte yaşar, çiftlik işleri ile meşgul olarak geçimini sağlardı. Çok verâ ve takvâ sahibi bir zât idi. İnsanlara, yetiştirdiği meyvelerden ikrâmda bulunur, onlara dâima iyilikle emreder, kötülükten nehyederdi. Köyün ileri gelenlerini zulümden sakındırırdı.

Bir gün, bineklerinden birisini bir adama satmıştı. Aradan birkaç gün geçtikten sonra bineği satın alan adam gelerek, “Efendim, sizden satın aldığım binek, hiçbir şey yemiyor!” diye şikâyette bulundu.

Şeyh, adamı biraz süzdükten sonra, “Sen, ne işle meşgulsün?” diye sordu. Adam, “İnsanların toplandıkları yerlerde şarkı söyler, onları eğlendiririm.” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Muhammed bin Mansûr rahimehullâh: “Biz, haram malı yemediğimiz gibi, bineğimiz de haram malı yemez.” deyip içeriye girdi, adamdan aldığı paraları getirip iade etti. Bineğini de geri aldı.

Hicrî:  17  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

27 Eylül 2026 Pazar

ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.)


عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ : أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِابْنِ الزُّبَيْرِ فَحَنَّكَهُ بِتَمْرَةٍ وَقَالَ هٰذَا عَبْدُ اللهِ وَأَنْتِ أُمُّ عَبْدِ اللهِ. (حم)

حضرتلا عائشه رضى الله عنها بيوردكى : زبيريك اوغلونى ( دوغديغونده ) ، رسول الله أفندمز صلى الله عليه وسلم  كتردم . بر حورمه إيله اونون آغزنى طاطلاندردى و ( باناده ) ‘ بو ( نون آدى ) عبدالله در ، سن ده أم عبدالله ، سيك ’ بيوردولر . "

Hazret-i Âişe radıyallâhü anhâ buyurdu ki  : “Zübeyr’in oğlunu (doğduğunda), Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e getirdim. Bir hurma ile onun ağzını tatlandırdı ve (bana da) ‘Bu(nun adı) Abdullah’tır, sen de Ümmü Abdullah’sın.’ buyurdular.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  16 Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.)

 

Ashâb-ı Kirâm’dan olan Abdullah bin Zübeyr’in annesi, Hz. Ebûbekir’in (r.a.) kızı Hz. Esmâ’dır (r. anhâ), Hz. Âişe Vâlidemiz de teyzesidir. Babası ise Aşere-i Mübeşşere’den ve Peygamber Efendimize yardım husûsunda önde gelen zâtlardan Zübeyr bin Avvâm’dır (r.a.). Hz. Hadîce Vâlidemiz, babası Zübeyr’in (r.a.) halasıdır. Nenesi Safiyye (r. anhâ) da Resûlullah Efendimizin halasıdır.

Abdullah bin Zübeyr (r.a.), Medîne-i Münevvere’ye hicretten sonra, Muhâcirlerden dünyaya gelen ilk çocuktur. Müslümanlar, onun dünyaya gelmesine çok sevindiler. Zira Yahûdîler, Müslümanlara, ‘Bundan sonra çocuğunuzun olmaması için, size sihir (büyü) yaptık.’ demişlerdi. Böylece Allâhü Teâlâ, onları yalancı çıkardı. Resûlullah (s.a.v.) hurma getirtip, mübârek ağızları ile çiğneyip, suyundan ağzına verdiler. Adını Abdullah, künyesini de Ebûbekir koydular.

Abdullah bin Zübeyr (r.a.), gündüzleri oruçla, geceleri namaz ve ibadetle geçirir, namazda kıraatini uzun yapardı. Akrabalarını gözetirdi ve son derece şecâatli idi.

Ashâb-ı Kirâm arasında, Abâdile (hadîs ve fıkıh ilmine vâkıf, Abdullahlar) diye meşhur olan dört zâttan biridir.

Tâbiîn’den Vehb bin Keysân (rah.), Abdullah bin Zübeyr’in (r.a.), kendisine gönderdiği bir mektupta şöyle nasihatte bulunduğunu nakletti, “Muhakkak takvâ sahibi kimsenin bazı alâmetleri vardır. Onlarla bilinirler: Doğru sözlü olmak, emânete riâyet etmek, öfkesine hâkim olmak, belâ ve musibetlere karşı sabretmek, takdîr-i İlâhî’ye râzı olmak, nâil olduğu nimetlere karşı şükretmek, Kur’ân-ı Kerîm’in hükmüne boyun eğmek…”

Tâbiînden Ömer bin Kays (rah.) şöyle anlatıyor: İbn-i Zübeyr’in yüz kölesi vardı ve hepsinin lisanları farklı farklıydı. İbn-i Zübeyr, onların her birisiyle kendi dilleriyle konuşurdu. Ben, onu, dünya işleriyle uğraşırken gördüğümde şöyle derdim: “Bu kişi herhâlde, sadece dünyası için çalışıyor.” Âhirete dair bir amel işlerken gördüğümde de derdim ki: “O, bir an bile olsun, dünyayı düşünmüyor (bütün gayreti ve düşüncesi âhireti içindir).”

Hicrî:  16  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

26 Eylül 2026 Cumartesi

SABIRSIZLIK VE AŞIRI HIRSIN ZARARI


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنِّي لَأَكْرَهُ أَنْ أَرَى الرَّجُلَ فَارِغًا لَا فِي عَمَلِ الدُّنْيَا وَلَا فِي عَمَلِ الْآخِرَةِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق بن ، بر كمسنيك هم ( فايدالى ) بر دنيالق إشته هم ده آخرتلك بر عملده جالشمايب ده بوش دورديغونى كورمكدن حوشلانمام . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Muhakkak ben, bir kimsenin hem (faydalı) bir dünyalık işte hem de âhiretlik bir amelde çalışmayıp da boş durduğunu görmekten hoşlanmam.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  15  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

SABIRSIZLIK VE AŞIRI HIRSIN ZARARI

 

Yapılan işlerde sabırsız ve aşırı hırslı olmamalıdır. Zira Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “Âhiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır.” buyurmuşlardır.

Tedbirli davrandığı hâlde bir kimsenin başına bir hadise gelebilir veya bir fırsatı elden kaçırabilir. Böyle hâller karşısında aşırı üzülmek kişiye zararlıdır. Hırslanıp üzülmek ve yakınmak uygun değildir. Zira kaçırılan ve geri gelmesi mümkün olmayan işler için duyulan üzüntü insanda bazı müessir hâllere sebep olur ki o hâller, gelecekteki diğer işlerin doğru yapılmasına mani olur.

Anlatılır ki: Fars hükümdarlarından biri, bir merasimde; âdetleri gereğince hediyeleri kabul ederken herkes mertebelerine göre ve güçleri yettiğince hükümdarın huzuruna girerek hediyeler sunmaya başlamışlar. Bilginlerden biri de melikin huzuruna girip, bir kutu içinde kömür gibi kapkara olmuş iki parça hediye vermiş. Melik, “Bu nedir?” diye sorduğunda, bilgin şöyle cevap vermiş:

“Bunların biri şahin, biri de kekliktir. Bu şahin, bu kekliği avlamak için havada takip ediyordu. Zavallı keklik de ok gibi hızlı uçarak şahinden kaçıyordu. O sırada yanan bir ormana rastladılar. Çaresiz kalan keklik, bu sıkıntı ve ızdırap içinde sabredemeyip canını kurtarmak için, kendisini o ateşe attı. Şahin de kekliği avlamak hırsıyla, kekliğin ardından ateşe girdi ve ikisi de yandı. Bu hâllerini gördüm ve padişahımın huzurunda nasihat sebebi olacak ve itibara geçecek daha güzel bir hediye olmayacağını düşündüğümden, huzurunuza takdime cesaret ettim.”

Daha sonra o bilgin şöyle devam etti: “Padişahım! Sabırsızlık ile aşırı hırs, işte böyle, insanların şuurunu gidererek tehlikeli hâllere düşürür. Bu hâli görüp aşırı hırstan ve açgözlülükten sakının.”

O hükümdar, “Bana, bundan daha faydalı ve hayırlı hediye takdim olunmadı.” diyerek memnuniyetini bildirdi.

Hicrî:  15  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3