30 Mart 2026 Pazartesi

ZÜLKARNEYN ALEYHİSSELÂM’IN SET İNŞASI -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ لِكُلِّ شَيْءٍ مَعْدِنًا وَمَعْدِنُ التَّقْوَى قُلُوبُ الْعَاقِلِينَ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق هر شيئك بر معدنى ( قايناغى ) واردر ؛ تقوانيك معدنى ده كامل عقل ( عرفان و فراست ) صاحبى اولان كمسلرين قلبلريدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Muhakkak her şeyin bir madeni (kaynağı) vardır; takvânın madeni de kâmil akıl (irfân ve firaset) sahibi olan kimselerin kalpleridir.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  11  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

ZÜLKARNEYN ALEYHİSSELÂM’IN SET İNŞASI -2

 

Zülkarneyn aleyhisselâm’ın yaptığı iş, yani demir kütlelerinden bir dağ ördürüp de körükleyerek tamamını bir ateş hâline getirdikten sonra üzerine erimiş bakır dökmek şüphe yok ki müthiş bir iştir. Bu suretle hem bir set hem bir südd (kapı) olan bu yapı, öyle yüksek ve muhkem bir şey oldu ki o Yecüc ve Mecüc artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler. Hâlbuki ne yüksek dağlar aşılmış, ne metîn istihkâmlar delinmiştir. Demek ki bunun sırrı, Zülkarneyn aleyhisselâm’ın döktüğü eritilmiş maddede idi. Demek ki o, alelade bir madde değil, İlâhî bir kuvvet idi. Onun için dedi ki: “Bu, Rabb’imden bir rahmettir.” Yani ne sizin işinizdir ne benim, mahza nimet-i İlâhiyye’den bir inayet-i Rabbâniye’dir. Maamafih bunun da bir eceli vardır. Rabb’imin (takdir etmiş olduğu) vaadi geldiği vakit ise onu dümdüz edecektir. Rabb’imin vaadi de haktır, kıyamet muhakkak kopacaktır.

Allâhü a’lem, Kur’ân-ı Kerîm’in haber verdiği bu metîn set, Zülkarneyn aleyhisselâm’dan onun yapılmasını talep eden kavmin, bu sayede teşkil ettikleri topluluğun vasfı olsa gerektir ki, demir kütleleri gibi salâbetli olan kalplerine akıtılan feyz-i Rabbânî ile teşekkül etmiş, maddî ve manevî bir set, demek olur.

Hâsılı şark ve garbı dolaşan Zülkarneyn aleyhisselâm’ın en büyük işi, mahzâ bir rahmet-i Rabbâniyye olan bu seddin inşasıdır ki, yıkılması, yeryüzünde beşeriyyetin pek büyük bir felâketi olacaktır.

Nizâmüddin Hasen-i Nîsâbûrî Hazretleri tefsirinde der ki: Zülkarneyn aleyhisselâm, yeryüzünde her şeyin sebebine erdirilmiştir. Bu suretle o hem nefsinde kâmil hem de başkalarını mükemmil (kemâle ulaştıran) olmuştur.

Zülkarneyn (as.), o karşılaştığı kavmi, manevî kemâle ulaştırmak için onlara şöyle demiş oldu: “Bana, kuvvetle yani hakiki bir gayret ve büyük bir azim ile yardım edin. Demir kütleleri yani demir gibi sağlam kalpler getirin. Ve iki ucu denkleştirince üfleyin! Ezkâr ve evrâda devam edin, nihayet kalb demiri, itaat ve zikir hararetinin tesiriyle ateş hâline getirilince, ona bakır kaynağı dökeyim. Şeytanın hilesi işlemeyecek şekilde o kalplerin içine muhabbet cevheri, metanet kimyası dökeyim de ona, Rahmân’dan başkası dâhil olmasın.

(Hak Dîni, Kur’ân Dili Tefsiri, Fazilet Neş.)

Hicrî:  11 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

29 Mart 2026 Pazar

ZÜLKARNEYN ALEYHİSSELÂM’IN SET İNŞASI -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يُوشِكُ أَنْ يَظْهَرَ الْعِلْمُ وَيُخْزَنَ الْعَمَلُ يَتَوَاصَلُ النَّاسُ بِأَلْسِنَتِهِمْ وَيَتَبَاعَدُونَ بِقُلُوبِهِمْ فَإِذَا فَعَلُوا ذٰلِكَ طَبَعَ اللهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ وَعَلَى سَمْعِهِمْ وَعَلَى أَبْصَارِهِمْ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : علمين يايلب عملن ترك أدلمسى ، إنسانلرين بربرلرينه سوزلريله يقنلاشب قلبلريله اوزقلاشماسى يقندر . بونى يابطقلرى زمان ، الله تعالى ، اونلرين قلبلرينى ، قلاقلرينى و كوزلرينى مهرلر ( ده حقى قبول أتمزلر ) . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  İlmin yayılıp amelin terk edilmesi, insanların birbirlerine sözleriyle yakınlaşıp kalpleriyle uzaklaşması yakındır. Bunu yaptıkları zaman, Allâhü Teâlâ, onların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürler (de hakkı kabul etmezler).”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  10  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

ZÜLKARNEYN ALEYHİSSELÂM’IN SET İNŞASI -1

 

Kur’ân-ı Kerîm’de Kehf Sûresi’nin 83 ilâ 98. âyet-i kerîmeleri, Zülkarneyn aleyhisselâm hakkında olup onun set inşası anlatılmaktadır ki şöyle tefsir edilmiştir:

Zülkarneyn aleyhisselâm, iki set (dağ) arasına vardığında bir kavim buldu ki bunlar, hemen söz anlayacak gibi değildiler. Dilleri garip, ifadeleri kâsırdı. Zülkarneyn aleyhisselâm’a her şeyden bir sebep verilmemiş olsaydı, bunlara söz anlatamayacak, onlar da dertlerini anlatamayacak idiler. Maamâfih bunlar, şimdi anlaşılacağı üzere ehlini bulunca kuvvet teşkil edebilecek, işe yarayacak bir kavim idi. Kur’ân-ı Kerîm, bunun hangi kavim olduğunu tasrih etmemiştir.

O kavim dedi ki: “Ey Zülkarneyn! Haberin olsun, aslı ve nesebi belirsiz, din ve millet tanımaz Yecüc ile Mecüc, bu arzda fesad yapıp duruyorlar. Yani bu arzı berbat ediyorlar, önlerine geleni tahrip eyliyorlar, bırakılırlarsa bütün yeryüzünü ifsat edecekler. Onun için onlarla bizim aramıza bir set yapman şartı ile sana bir bedel versek olur mu?

Zülkarneyn aleyhisselâm dedi ki: Rabb’imin bana verdiği kudret, çok hayırlıdır. Yani bedel vermenize ihtiyacım yoktur. Allâhü Teâlâ tarafından bulunduğum makam, mâlî kuvvetim vesair sebepler itibarıyla hâlim, sizin tasavvur ettiğinizden daha yüksektir. Ben, sizin öyle mâlî ücretinize tenezzül etmeksizin istediğinizden daha iyisini bağış olarak yapabilecek bir güç ve kuvvet içindeyim. Haydin, siz, mâlî masrafa karışmayınız da adamla, amele, sanatkâr, âlet ve edevat tedarikinde emrime âmâde olarak fiilen yardım ediniz. Ben, onlarla sizin aranıza, setten daha muhkem, daha büyük bir şey yapayım.

Bana, demir kütleleri getirin, dedi. Getirdiler, tam iki ucu denkleştirdiği vakit, körükleyin (üfleyerek ateşi canlandırın), dedi. O demirleri, ateş gibi hararetli hâle getirdiği vakit, şimdi getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim, dedi.

(Devamı var)

Hicrî:  10 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

28 Mart 2026 Cumartesi

NAMAZ İÇİN DAVET: EZAN


 

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ يَقُولُ : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَامَ بِلَالٌ يُنَادِى فَلَمَّا سَكَتَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ قَالَ مِثْلَ هٰذَا يَقِينًا دَخَلَ الْجَنَّةَ. (ن)

أببى هريرة رضى الله عنه ددكى : رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) إيله برابر بلونويوردق . . بلال ( رضى الله عنه ) قالقب أزان اوقودى . بترنجه ، رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) ، ‘‘ كيم ( مؤزنين ) ) سويلدكلرينى يقينن ( إنانرق ) تكرار أدرسه جنته كيرر . ’’ بيوردولر . "

Ebû Hüreyre radıyallâhü anh dedi ki:  Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bilâl (r.a.) kalkıp ezan okudu. Bitirince, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Kim (müezzinin) söylediklerini yakînen (inanarak) tekrar ederse Cennet’e girer.” buyurdular.

 (Sünen-i Nesâî)

Hicrî:  09  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

NAMAZ İÇİN DAVET: EZAN

 

İslâm’ın ilk yıllarında namaz vakitleri gelince Ashâb-ı Kirâm kendiliğinden gelip toplanırlardı. Namaz için davet yoktu. Mescid-i Nebevî inşa edildikten sonra, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Ashâb-ı Kirâm ile istişâre edip “Halkı, namaza ne şekilde davet edelim?” diye sordular.

“Hristiyan ve Yahûdîlerinki gibi çan veya boru çalmak” gibi teklifleri, kâfirlerin âdeti olduğu için kabul etmediler.

Sonra Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz, insanları namaza davet etmek üzere Medîne-i Münevvere içine vazifeliler, haberciler göndermeye hazırlanıyordu. Hattâ kimin nereye gideceği belirleniyordu. Abdullah bin Zeyd (r.a.), o gün evine döndüğünde ailesi, “Sana yemek hazırlayalım mı?” diye sordular. O ise “Peygamberimizin namaza davetle alâkalı bu mühim işi hallettiğini görmedikçe bir lokma yemek yemeyeceğim.” dedi.

O gece, Abdullah bin Zeyd (r.a.) Hazretlerine, Cebrâil (as.) rüyasında ezan ve kameti öğretti. Hz. Abdullah, sabah olur olmaz, Resûlullah Efendimizin huzuruna geldi, “Yâ Resûlallah! Bu gece bir rüya gördüm. Bir kimse geldi. Yeşil elbise giymişti. Bana şunları öğretti. Ben öyle bir hâldeydim ki, uyumuyordum desem doğru söylemiş olurum.” dedi ve ezanı ve kameti rüyasında öğrendiği gibi okudu.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “İnşâallâh hak rüya görmüşsün. Kalk, Bilâl’e de öğret. Onun sesi, seninkinden gürdür.” buyurdular. Abdullah bin Zeyd Hazretleri der ki: “Ben de kalkıp Bilâl’e öğrettim, o da ezanı okudu.

Hz. Ömer (r.a.) evindeydi; ezanı işitince hemen geldi: “Yâ Resûlallah! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah hakkı için; ben rüyamda nasıl gördümse, Bilâl de ezanı öyle okudu.” dedi. Meğer Hz. Ömer de rüyâsında, Hz. Abdullâh’ın gördüğünü aynen görmüştü.

Bu husûsta Resûlullah Efendimiz (s.a.v.)’e vahiy gelmeyip Ashâb-ı Kirâm’dan bazı kimselere rüyâda gösterilmesinin hikmeti şu olsa gerektir ki, bazı hâlleri ümmetin kendisi bizzât müşâhede edince diğer tâatler, ibadetler ve dînî hükümlerin Allah katından olduğuna inançları sağlam, katî ve kuvvetlenmiş olur. Allâh’a itaat husûsunda gevşeklik gösterme ihtimâli kalmaz, dâima şevk üzere olurlar. Bu da büyük bir nimettir.

Hicrî:  09 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3