20 Ekim 2026 Salı

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلدُّعَاءُ مُخُّ الْعِبَادَةِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : دعا ، عبادتيك أؤزودر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Dua, ibadetin özüdür.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  09  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -2

 

Böylece o kimsenin ruhu, bedenine dönünce iki melek, kabre gelir. Onu oturtup şu sualleri sorarlar ve mümin kul, şu cevapları verir:

-Rabb’in kimdir?

-Rabb’im Allah’tır.

-Dinin nedir?

-Dinim İslâm’dır.

-Size gönderilen Muhammed aleyhisselâm kimdir?

-O, Allâh’ın Resûlüdür.

-Bunu nereden biliyorsun?

-Allah’ın Kitabını okudum, ona inandım ve tasdik ettim.

Sonra semadan şöyle nidâ edilir: “Kulum, doğru söyledi. Ona, Cennet’ten bir döşek serin ve ona Cennet elbiseleri giydirin. Onun kabrinden Cennet’e bir kapı açın.”

Böylece o kimseye, Cennet’in serinliği ve hoş kokuları gelir. Kabrine, göz alabildiğine genişlik verilir. Güzel yüzlü, güzel elbiseli ve hoş kokulu bir kimse gelir ve şöyle der: “Müjdeler olsun sana! İşte bu, sana vaat edilen şeydir. Ben, senin, sâlih amelinim. Seni yalnız bırakmayacağım” der.

Bunun üzerine o vefat eden kimse, “Yâ Rabbi! Kıyamet çabuk gelsin. Gelsin ki aileme ve bana ihsan edilecek olan nimetlere kavuşayım.”der.

 

ÖLÜMÜ ÇOKÇA HATIRLAMALIDIR

 

Horasan âlimlerinden Hâmid el-Leffâf (rah.) şöyle demiştir:

“Ölümü çokça hatırlayan bir kimse, şu üç şey ile ikram olunur: Tevbede acele etmek, kalbinin kanaatkâr olması, ibadetin ona lezzet ve sürûr vermesi.

Ölümü unutan ise şu üç şey ile cezalandırılır: Tevbe etmeyi tehir etmek, kanaatkâr olmamak, ibadette tembellik.

O hâlde ölüm ve onun şiddetli hâlleri ve o ânın susuzluğunun zorluğu üzerinde düşün. Ölüm, kalpleri ürpertmeye, gözleri ağlatmaya, dünyevî toplulukları dağıtmaya, lezzetleri yok etmeye, hayalleri kesmeye kâfîdir.”

Ölümü hatırlamanın faydalarından biri de dünyaya buğzetmektir. Nitekim dünya sevgisi, her hatânın başı olduğu gibi, dünyaya buğzetmek de her hayrın başıdır.

Hicrî:  09  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

19 Ekim 2026 Pazartesi

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ فَارَقَ الرُّوحُ الْجَسَدَ وَهُوَ بَرِيءٌ مِنْ ثَلَاثٍ دَخَلَ الْجَنَّةَ: مِنَ الْكِبْرِ وَالْغُلُولِ وَالدَّيْنِ. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم شو أؤج شيدن ؛ كبر ، بيت الماله حيانت و بورجدان اوزق اولديغى حالده روحى بدنندن آيرلرسه او كمسه جنته كيرر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Kim şu üç şeyden; kibir, beytülmâle hıyânet ve borçtan uzak olduğu hâlde ruhu bedeninden ayrılırsa o kimse Cennet’e girer.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  08  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

MÜMİNİN KABİRDEKİ HÂLİ -1

 

Berâ bin Âzib radıyallâhü anh şöyle anlatmıştır:

“Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem ile beraber, vefat etmiş olan Ensar’dan bir zâtın cenaze merâsimine gittik. Kabre vardığımızda henüz naaşı defnedilmemişti. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem oturdular. Biz de sanki başımızın üzerinde bir kuş varmış gibi sessiz ve dikkatlice onun etrafına oturduk. Resûlullah (s.a.v.) başını kaldırıp bize şöyle buyurdular:

“Kabir azâbından Allâh’a sığının.” Bunu iki veya üç defa tekrar ettikten sonra şöyle buyurdular:

“Mümin kul, dünyadan göçüp âhirete irtihâl edeceği vakit, o kimse için gökyüzünden güneş gibi parlayan beyaz yüzlü melekler iner. Yanlarında, onu kefenlemek üzere Cennet hüllelerinden ve kokularından getirirler. Onlar, gözün görebileceği en uzak mesafeye kadar her yeri doldururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve vefat edecek olan o kimseye, “Ey mutmain olmuş nefis, mağfiret ve razı olunmuş bir şekilde Rabb’ine dönüver.” der.

Bunun üzerine o ruh, insanların görmediği bir şekilde, deriden süzülen su damlası gibi, bedeninden çıkar. Ölüm meleği, o kimsenin ruhunu aldığında, diğer melekler o ruhu hemen alıp kefene sarar ve güzel kokular sürerler. O ruhtan, miskten daha güzel bir koku çıkar.

Melekler, ruhu alıp yükselirler. Diğer melekler topluluğunun yanından geçtiklerinde, o melekler; “Bu hoş ve güzel ruh sahibi kimdir?” diye sorarlar. Onlar da “Bu, falan oğlu falandır.” derler.

O ruhu, semaya ulaştırırlar ve sema kapılarının açılmasını isterler. Kapılar açılır ve semanın mukarreb melekleri, onu uğurlayarak bir sonraki semaya geçirir. Nihayet yedinci kat semaya ulaşırlar. Allâhü Teâlâ, onlara şöyle buyurur: “Kulumun amel defterini, İlliyyîn’e (en büyük makama) yazın ve onu tekrar yeryüzüne geri gönderin. Zira ben Azîmü’ş-şân, onları (Âdemoğlunu) topraktan yarattım, tekrar oraya döndüreceğim ve bir kez daha oradan dirilteceğim.”

(Devamı var)

Hicrî:  08  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

18 Ekim 2026 Pazar

SELAM VERMEK


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِذَا دَخَلْتَ بَيْتَكَ فَسَلِّمْ عَلَى أَهْلِ بَيْتِكَ يَكْثُرْ خَيْرُ بَيْتِكَ. (طس)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أوينه كيرديكيك زمان أو حلقنه سلام ور كى أوينيك خير و بركتى جوغالسيك . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Evine girdiğin zaman ev halkına selam ver ki evinin hayrı ve bereketi çoğalsın.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

Hicrî:  07  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

SELAM VERMEK

 

Müslümanlar arasında selam vermek, sünnettir. Aynı zamanda bir dostluk ve hayırseverlik alâmetidir. Selam almak da farzdır. Bir hadîs-i şerîfte Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: “Siz, iman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Sizi, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeye delâlet edeyim mi? Aranızda selâmı yayınız (yani birbirinize selam veriniz).”

Selâm vermenin bazı âdâbı vardır. Bir meclise girilirken evvelâ, “Esselâmü aleyküm” veya “Selâmün aleyküm” diye selam verilir. Boş bir yere giren Müslüman, “Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn” der.

Gençler, ihtiyarlara; binekliler, yayalara; yürüyenler, duranlara; arkadan gelenler, önden gidenlere selâm verirler.

Bir cemaate verilen selâma, içlerinden birisi, “Ve aleykümüsselâm” veya “Ve aleyküm selâm” diye mukabelede bulununca diğerlerinden selâm alma vazifesi düşer. Hiçbirisi böyle bir mukabelede bulunmazsa hepsi günaha girer.

Kendisine selâm verilen kimsenin daha güzel bir mukabelede bulunmak için “Ve aleykümüsselâmü ve rahmetüllâhi veberakâtüh” demesi, yerine göre pek güzeldir.

Selamı almaktan, hakikaten veya hükmen âciz olan kimseye selam vermek mekruhtur. Binâenaleyh yemek yiyen, Kur’ân-ı Kerîm okuyan, hutbe dinleyen, namaz kılan kimselere selâm vermemelidir. Verilirse cevap vermeleri lâzım gelmez.

Fâsıklara (günahları açıktan işlemekten çekinmeyen kimselere) selâm vermek mekruhtur.

Velhâsıl, selam verip almak, bir dostluk nişânesidir, muhabbete vesiledir. Fakat selam verirken, rükûya gidercesine eğilmek mekruhtur.

Hicrî:  07  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3