6 Eylül 2026 Pazar

HAYME ANA’NIN GAYRETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا عَلِيُّ إِنَّ اللهَ تَعَالَى خَلَقَ الْمَعْرُوفَ وَخَلَقَ لَهُ أَهْلًا فَحَبَّبَهُ إِلَيْهِمْ وَحَبَّبَ إِلَيْهِمْ فِعَالَهُ وَوَجَّهَ إِلَيْهِمْ طُلَّابَهُ كَمَا وَجَّهَ الْمَاءَ فِي الْأَرْضِ الْجَرِيبَةِ لِتُحْيِيَ بِهِ وَيَحْيَى بِهَا أَهْلُهَا. (ك)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى على ، محقق الله تعالى ، إيلكى ياراتدى ، اونون إيجن أهل كمسلر ده ياراتدى ، اونلره ، إيلكى و إيلك يابماي سودردى . نصل كى صويو ، قورو طوبراغه يونلنديررك طوبراغى و أهلنى إحيا أديورسه إيلرى ده إحتياج صاحبلرينه يونلنديرير . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Ey Ali, muhakkak Allâhü Teâlâ, iyiliği yarattı, onun için ehil kimseler de yarattı, onlara, iyiliği ve iyilik yapmayı sevdirdi. Nasıl ki suyu, kuru toprağa yönlendirerek toprağı ve ehlini ihya ediyorsa iyileri de ihtiyaç sahiplerine yönlendirir.”

(Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:  24  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

HAYME ANA’NIN GAYRETİ

 

Hayme Ana, Oğuzların Bozok kolunun (Gün Han oğullarından) Kayı Boyu’na mensup bir Türkmen (Yörük) hanımı olup asıl ismi Fâtıma’dır. Ertuğrul Gazi’nin annesi, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin ninesidir.

Ona, “Çadır anası, çadır büyüğü” manasına gelen “Hayme Ana” derlermiş. İç Anadolu’daki Haymana yöresinin ismi buradan gelmektedir. Doğum yeri ve tarihi tam olarak bilinmeyen Hayme Ana’ya “Devlet Ana” da derlermiş. Hayme Ana, Domaniç’in Çarşamba köyünde otururmuş. O zamandan beri de Demirli, Erikli, Toraman ve Fındıcak Köyleri yörükleri için Hayme Ana’nın çadır kurduğu yer, yayla için merkez kabul edilmiş.

Şöyle anlatılır: Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah, seferdeyken atından düşüp şehit olmuştur. Refîkası Hayme Ana’ya, muhafaza etmesi için emanetler bırakmıştır. Kur’ân-ı Kerîm, sancak ve oğlu Ertuğrul Gazi Hazretlerini emanet olarak bırakmıştır. Süleyman Şah ona, “Bunları muhafaza edecek ve bu sefere, bu mücadeleye devam edeceksin.” demiştir. Anadolu’ya, Söğüt’e, Domaniç’e yerleşmek husûsunda bu sancağı devam ettirmiştir. Bu evlatları yetiştirmiş, Kur’ân-ı Kerîm’e hizmet edecek olan nesillere karşı, bu manevî vazifeyi yerine getirmiştir. Emanetleri muhafaza etmek ve sahip çıkmak… Bir hanımın, Hayme Ana’nın bu gayreti ve onları muhafaza etmesiyle Cenâb-ı Hak, nasıl büyük bir nimet nasip ediyor, onun nesline!

Yine bir yayla mevsiminde Hayme Ana, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine ermiş, tepenin üstüne defnedilmiştir.

Hicrî 1302 (M. 1886)’de Sultan İkinci Abdülhamîd Han, ecdâdına hürmetinin nişânesi olarak büyük itina ile bir heyet gönderip büyük ninesi Hayme Ana’nın kabrini buldurmuş ve üzerine bir türbe yaptırmış. Pencerelerini, atlas perdelerle kaplattırıp, zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile döşetmiştir.

Hicrî:  24  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

5 Eylül 2026 Cumartesi

DİN


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ الْاِسْلَامُ... (سورة آل عمران، ١٩)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : شبهسز ، الله عندنده ( راض اولونان و سادته اولاشتراجق اولان حق ) دين ، إسلام ، در . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Şüphesiz, Allah indinde (razı olunan ve saâdete ulaştıracak olan hak) din, İslâm’dır...”

(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 19)

Hicrî:  23  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

DİN

 

Din, akıl sahiplerini kendi irâde ve istekleriyle dünya ve âhirette saâdet ve selâmete kavuşturan İlâhî kanundur. Allâhü Teâlâ, ilk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâm’dan itibaren insanlara, peygamberleri vasıtası ile dini bildirmiştir. Allâhü Teâlâ, dinimizi, Peygamberimiz Muhammed Mustafâ sallallâhü aleyhi ve sellem ile tamamlamıştır. Bu dine, İslâm denir. İslâm dinine inanan kimseye, Müslüman denir. Biz de Elhamdülillah Müslümanız.

Şerîat ise, din manasına geldiği gibi dinin, ibadet ve muamelelere ait hükümlerine de şerîat denir. Yani, şerîat, dindir; din de şerîattir. (Muhtasar İlmihâl, Fazilet Neşriyat)

 

BİR HASTALIK: SİNÜZİT

 

Sinüzit, burun ve göz çevresinde bulunan sinüslerin (hava boşlukları) iltihaplanması sonucu burun tıkanıklığı, başta, alında ve şakaklarda ağrı, koku almada azalma, burun akıntısı, geniz akıntısı, öksürük ve balgam meydana gelmesine sebep olan hastalıktır. Geniz ve burun eti, kemik ve kıkırdak eğriliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjik burun rahatsızlıkları da sinüzite sebep olabilir.

Sinüzit; ağız kokusu, horlama, koku alma duyusunda azalma, ateş, hâlsizlik ve yorgunluk gibi rahatsızlıklara sebep olarak hayat kalitesini fazlasıyla düşürebilir. Hattâ yüzde, dişlerde ve damakta da ağrı meydana getirebilir.

Dikkat edilecek bazı husûslar şunlardır:

  • Üst solunum yolunda iltihaplanma gibi bir rahatsızlık varsa uygun bir şekilde tedavi edilmelidir.
  • Soğukta fazla kalınmamalıdır.
  • Banyo yaptıktan sonra saçlar kurutulmalıdır. Islak saç, soğuğu vücuda iletmede daha tesirlidir, bu da sinüzite sebep olur.
  • Evde veya iş yerinde nem ve ısı uygun seviyede olmalıdır.
  • Sigara kullanılmamalı, dumanında dahi kalınmamalıdır.
  • Tozun, dumanın vb. fazla olduğu mekânlarda uzun müddet durulmamalıdır.

Hicrî:  23  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

4 Eylül 2026 Cuma

EVLATLAR ARASINDA ADALETE RİÂYET


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اِعْدِلُوا بَيْنَ أَوْلَادِكُمْ فِي الْعَطِيَّةِ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : إكرام و إحسان حصوصنده ، أولاتلرينز آراسنده عدالتلى اولنز . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : İkrâm ve ihsan husûsunda, evlatlarınız arasında adaletli olunuz.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:  22  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

EVLATLAR ARASINDA ADALETE RİÂYET

 

Bir kimsenin sıhhatli iken, evladından herhangi birisine bütün mallarını hibe ve teslim etmesi kendi husûsî mülkünde tasarrufta bulunmuş olacağından câizdir. Ancak bu şekilde evladın bazısını tercih edip diğerlerini meşru bir sebep yokken mahrum bırakmak, adalete aykırı olacağından tahrîmen mekruhtur.

Böyle bir tercih, evlatlar arasında düşmanlık ve husûmet meydana gelmesine sebebiyet verebilir. Binâenaleyh evlatlar arasında adâlete riâyet etmelidir. Hattâ oğullar ile kızlara yapılacak hibelerde, hediyelerde eşitliği gözetmeli, kızlara da oğullara verilen kadar verilmelidir. Bir hadîs-i şerîfte, “Allâhü Teâlâ’dan korkunuz, evlatlarınızın arasında adalete riâyet ediniz!” buyurulmuştur.

Ancak evlatlar arasında takvâ, fıkıh ve edeple, fazilet ve kemâlât ile temayüz etmiş olanlar bulunursa bunları diğerlerine tercih etmekte bir beis yoktur.

Bir kimse, evladından bazılarını ihtiyaç, borç, hastalık, aile nüfusunun kalabalık olması, ilim ile meşgul olması gibi bir sebepten dolayı hediye husûsunda tahsîs ve tercih edebilir. Bilakis bazı evladını da fıskından, bidatinden veya alacağı malı, parayı günah yolunda sarf edeceğinden dolayı hediyeden mahrum bırakabilir. Bu, câizdir.

Hulâsâ; bir baba veya ana, çocuklarının kendisine itaat ve hürmet etmesini istediği gibi kendisi de onların hepsine karşı eşit muamelede bulunmaya gayret etmelidir. Aile fertleri arasında ancak bu sûretle intizam ve birlik mümkündür. Şu kadar var ki, kardeşler arasında yardımlaşmaya ve desteklenmeye daha fazla muhtaç olanlar bulunursa bunlara karşı, diğerlerinin yardımda, fedakârlıkta bulunmaları bir ahlâkî fazilettir. Binâenaleyh bu cihet, onların terbiyelerine, vicdanlarına bırakılmıştır.

Hicrî:  22  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3