قَال قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاِيتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ. (سورة النحل، ٩٠)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : خبرينز اولسون كى الله سزه ، عدالتى ، إحسانى ( إيلكى ) و يقنليغى اولانلره ( آقرابالره محتاج اولدقلرى شيلرى ) ورمي أمرأديور و جركن إشلردن ، منكردن ، آزغنلقدان نهيديور ، دنليب آنلايب طوطتسنز ديه سزه وعظ أديور( أؤكوت وريور ) . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : ... Haberiniz olsun ki Allah, size, adâleti, ihsânı (iyiliği) ve yakınlığı olanlara (akrabalara muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emrediyor ve çirkin işlerden, münkerden, azgınlıktan nehyediyor, dinleyip anlayıp tutasınız diye size vaaz ediyor (öğüt veriyor).”
(Nahl Sûresi, âyet 90)
Hicrî: 24 Muharrem 1448 Fazilet Takvim
EMİR TİMUR’UN İSLÂMİYET’E BAĞLILIĞI
Emir Timur, İslâm dünyasının büyük cihangirlerinden biridir. 1336 senesinde doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok severdi. Emir Timur, vasiyetinde demiştir ki:
Tecrübe bana gösterdi ki din ve kanun üzerine istinâd etmeyen bir devlet, uzun müddet pâyidâr olamaz. Böyle bir devlet, çıplak olup kendini gören herkese karşı gözlerini yere diken ve kimsenin yanında hiç hürmet ve itibarı olmayan adama benzer. Yine böyle bir devlet, tavanı, kapısı, avlu duvarları olmayan ve her önüne gelenin içeriye girebildiği bir eve benzer.
Bunun içindir ki ben, devletimin temellerini İslâmiyet üzerine kurdum ve hükümetimi idare için kanunlar tanzim ettim ki bu kanunlara saltanatım devam ettiği müddetçe riâyet ettim.
Devletimi, dini, dünyaya yaymak ve Peygamberimizin (s.a.v.) şerîatini sağlamlaştırmak üzere bina ettim. Her tarafa İslâmiyet’i; bu hidâyet nurunu ulaştırmak için çalıştım ve onu, devletimin özü kıldım.
İslâmiyet’e gireceklerin adedini çoğaltabilmek üzere Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mübarek neslinden zâtları, Müslümanlar üzerine mutlak emir sahibi kıldım. Vakıf işlerine ve camilere mütevelliler, şehirlere ve kasabalara kâdılar, müftüler tayinini, onlara havale ettim. Din büyüklerine, âlimlere, fakîhlere vesair liyâkat sahiplerine maaş tahsisi ile de onlar meşgul oldular.
Birisi ordu, diğeri halk için olmak üzere iki kâdı tayin ettim. Her eyalete birer fakîh gönderdim. Bunlar, Müslümanları, yasak olan şeylerden nehyeder ve onların talim ve terbiyesiyle uğraşırdı. Kur’ân-ı Kerîm’i ve itikâdı, hakîkî din âlimlerinin beyanlarına göre, Müslümanlara öğretirlerdi. Halkımın arasındaki ihtilafları gidermeleri için bir adliye riyâseti tesis ettim. Şehirlere camiler ve medreseler, yollara kervansaraylar ve ırmaklar üzerine köprüler kurdurdum.
Böylece halkımın ve bütün âlimlerin teveccühüne mazhar oldum.
Hicrî: 24 Muharrem 1448 Fazilet Takvim


