11 Eylül 2026 Cuma

ÂHİR ZAMANDA SÂLİH MÜMİNLER


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ أُنَاسًا مِنْ أُمَّتِي يَأْتُونَ بَعْدِي يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوِ اشْتَرَى رُؤْيَتِي بِأَهْلِهِ وَمَالِهِ. (ك)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق بندن صونره كلن أمتمدن بر تقم إنسانلر ، آئله و ماللرينى داحى فدا أتمك باحاسنه ، بنى كوربلمي تمنى أدرلردى . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Muhakkak benden sonra gelen ümmetimden birtakım insanlar, aile ve mallarını dahi fedâ etmek bahasına, beni görebilmeyi temenni ederlerdi.”

 (Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:  29  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

ÂHİR ZAMANDA SÂLİH MÜMİNLER

 

Abdullah bin Amr radıyallâhü anhümâ şöyle anlattı:

“Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in huzurundaydım. Güneş de doğmuştu. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular ki: ‘Kıyamet günü, Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna bir topluluk, bir kavim gelir. Onların nuru, Güneş’in nuru gibidir.’

Hazret-i Ebûbekir radıyallâhü anh, bunu işitince dedi ki: ‘Onlar, biz miyiz, ey Allah’ın Resûlü?’

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): ‘Hayır, siz değilsiniz. Ancak sizin için de (sahabe olmanızla) birçok hayır, birçok kazanç vardır. Onlar ise fakirlerdir. Onlar, arzın (muhtelif) kıtalarından bir araya gelen topluluklardır. Dünyanın her tarafından hicret eden muhacirlerdir. (Üç kez) Gariplere müjdeler olsun.’ buyurdular.

‘Garipler kimlerdir, yâ Resûlallah?’ denildi.

Buyurdular ki: ‘Onlar, sâlih kimselerdir. Allâh’a isyan edenlerin, Allâh’a ve Resûlüne âsi olanların, itaat edenlerden daha çok olduğu bir zamanda, o kötü insanların içerisindeki sâlih kimselerdir.”

 

REBÎULÂHİR AYI İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI

 

Hicrî-Kamerî 1448 yılı Rebîulâhir ayı ictimâı, 11 Eylül Cuma günü, Türkiye saati ile 06.27’dedir.

Ru’yet ise 11 Eylül Cuma, Türkiye saati ile 20.56’dadır.

Hilâl ilk olarak Büyük Okyanus’tan ve Güney Amerika Kıtası’ndan itibaren batı taraflara doğru görülmeye başlayacaktır.

12 Eylül Cumartesi, Rebîulâhir ayının 1. günüdür.

 

BEYİT:

 

Seherler dâima vakt-i safâ-yı ehl-i irfândır

Seherler vakt-i rahmettir, seherler vakt-i ihsandır

Bursalı Hüseyin Rıfat

(Seherler, dâima gönül erlerinin safâ vaktidir. Seherler, rahmet ve ihsan zamanıdır.)

Hicrî:  29  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

10 Eylül 2026 Perşembe

SÜRÂKA BİN MÂLİK (R.A)


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ نَصَرَ أَخَاهُ بِظَهْرِ الْغَيْبِ نَصَرَهُ اللهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ. (هق)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( مؤمن ) قردشنه غيابنده ياردمجى اولان كمسيه ، الله تعالى ، دنيا و آخرتده ياردم أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : (Mümin) kardeşine gıyabında yardımcı olan kimseye, Allâhü Teâlâ, dünya ve âhirette yardım eder.”

(Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ)

Hicrî:  28  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

SÜRÂKA BİN MÂLİK (R.A)

 

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Ebûbekir (r.a.) ile hicret için Mekke-i Mükerreme’den yola çıktıklarında müşrikler de arkalarından onları aramaya çıkmışlardı. İz sürmede mâhir olan Sürâka bin Mâlik de onları bulmuş ve yollarını kesmişti. Hz. Ebûbekir radıyallâhü anh, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem’e bir zarar gelir diye, son derece korku içindeydi. Sürâka’yı görünce ağladı ve “Yâ Resûlallâh! Kâfirler geldi, bizi yakaladılar!” buyurdu. Resûlullah (s.a.v.), “Yâ Ebâ Bekir! Üzülme. Muhakkak Allah, bizimle beraberdir. Kâfirler, bize bir zarar veremez!” buyurarak dua etti.

Sürâka, atının üzerindeydi ve iyice yaklaşmıştı ki, Sürâka’nın atının ayakları, kuma batıp tutulup kaldı. Bu hâli müşâhede eden Sürâka, “Anladım, benim aleyhimde dua ettiniz. Ama lütuf ve kerem edip bana emân verin, dua edip atımı kurtarın. Vallahi benden zarar görmezsiniz. Diğer kâfirleri de sizden uzaklaştırırım.” dedi.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin duasıyla atı kumdan kurtulan Sürâka, kâfirlerin maksatlarının ne olduğunu haber verdi. Oradan döndüğünde de kafirleri başka tarafa sevk edip sözünü tuttu.

Kısa bir müddet sonra Sürâka, iman ederek Müslüman oldu. Resûlullah (s.a.v.), Sürâka radıyallâhü anh’e İran’ın fethedileceğini, onun da Kisrâ’nın tacını giyeceğini müjdeleyerek “Ey Sürâka, Kisrâ’nın ziynetlerini taktığın zaman, kim bilir nasıl keyiflenirsin?” buyurmuşlardı.

Hazret-i Ömer’in (r.a.) hilafeti devrinde, İran fethedilip Kisrâ’nın bilezikleri, mücevherleri ve tacı Medine’ye getirildi. Hz. Ömer (r.a.), Sürâka radıyallâhü anh’i çağırtıp bunları ona giydirdi ve ellerini kaldırıp “Allâhü Teâlâ’ya hamdolsun ki Kisrâ bin Hürmüz’den bu ziynetleri aldı da bedevî bir Arap olan Sürâka’ya nasip etti.” buyurdu.

Sürâka (r.a.), Hicret’in 24. senesinde Hazret-i Osman radıyallâhü anh’in hilâfeti devrinde vefat etmiştir.

Hicrî:  28  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

9 Eylül 2026 Çarşamba

NEMÎMEDEN (LAF TAŞIMAKTAN) SAKINMAK -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : شِرَارُ عِبَادِ اللهِ الْمَشَّاءُونَ بِالنَّمِيمَةِ الْمُفَرِّقُونَ بَيْنَ الْأَحِبَّةِ الْبَاغُونَ الْبُرَآءَ الْعَنَتَ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله تعالى ، نك قوللارندان أك شرليلرى ، نميمه يابانلر ( لاف طاشيانلر ) ، دوسطلر آراسنى بوزانلر و دائما فتنه و فساد بشنده قوشانلردر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Allâhü Teâlâ’nın kullarından en şerlileri, nemîme yapanlar (laf taşıyanlar), dostlar arasını bozanlar ve dâimâ fitne ve fesat peşinde koşanlardır.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  27  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

NEMÎMEDEN (LAF TAŞIMAKTAN) SAKINMAK -2

 

Aklı ve imanı kâmil olan kimse, laf taşıyan kimsenin kelâmına itibar etmemelidir. Karar verme husûsunda acele ile değil, aklı ile hareket etmeli, kalbine ve diline sahip olmalıdır. Bilmelidir ki sana laf taşıyan, senden de başkasına söz taşıyacaktır.

Tâbiîn’den Yahyâ bin Ebû Kesîr (rah.) demiştir ki: Nemîme yapanın bir saatte yaptığı işi, sihirbaz bir ayda yapamaz.

Bir kadın, oğluna şöyle nasihat ediyordu: “Oğlum, sırları iyi sakla. Aslâ laf taşıma! Zira nemîme, her türlü dostluğu bitirir, her türlü iyiliği de kıymetsiz hâle getirir.”

Yine Tâbiîn’den Hammâd bin Seleme (rah.) şöyle anlatmıştır: Bir kimse bir köle satın almak istedi, satan kimse, “Bu, nemîme yapar, insanları birbirine düşürür, ona dikkat et” dedi, buna rağmen adam, köleyi satın aldı. Bir gün, bu köle, sahibinin hanımına giderek, “Kocan seni sevmiyor, seni boşayıp başkasıyla evlenecek. Dilersen sana, onun muhabbetini kendine bağlayacağın bir yol göstereyim” dedi. Kadın, “Tamam” deyince, köle “Kocanın sakalının alt tarafından biraz tıraş ediver, seni sevecektir” dedi.

Sonra efendisine giderek, “Karın sana hıyanet ediyor, seni öldürmek istiyor. Bu sözümün hakikat olduğunu anlamak istersen gece uyuyormuş gibi yap, görürsün.” dedi. Gece, karısı, kölenin dediği gibi sakalından biraz tıraş etmek için elinde usturayla yaklaşınca, kocası, onu tutup öldürdü. Kadının akrabaları da o adamı öldürdüler.

İşte bu ve benzeri hâller, nemîmenin kötü eseridir. Nemîme ile mahrem hâller ortaya dökülür, sırlar ifşâ olur, maddeten ve mânen sıkıntılar yüz gösterir, dostluk ve muhabbet silinir, düşmanlık alevlenir. Cemiyetlerde birlik ve beraberlik duyguları kaybolarak tefrikaya sebep olur. Bu sebeple bir kimseden, kendisine bir söz ulaşan kişi, insafı elden bırakmamalı, kardeşini güzelce ikaz etmeli; özür dilerse özrünü kabul etmelidir.

Hicrî:  27  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3