24 Şubat 2026 Salı

HIRKA-İ ŞERÎF -2


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلٰوةِ وَاِيتَٓاءَ الزَّكٰوةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ. (سورة الانبياء، ٧٣)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : و بز اونلارى ( او بيغمبرلرى ) ، أمرمزله دوغرى يولى كوسترجك رهبرلر قلدق ، اونلاره خيرلى إشلر يابماي ، دوس دوغرى نماز قلماي ، زكوة ورمي وحيتدك . بيغمبرلر ، بزه عبادت أدنلردن اولديلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Ve biz onları (o peygamberleri), emrimizle doğru yolu gösterecek rehberler kıldık, onlara hayırlı işler yapmayı, dosdoğru namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Peygamberler, bize ibadet edenlerden oldular.”

(Enbiyâ Sûresi, âyet 73)

Hicrî:  06  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

HIRKA-İ ŞERÎF -2

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, Yemenli Veysel Karanî Hazretlerine gönderdiği diğer bir mukaddes hâtıra olan Hırka-i Şerîf 1628 yılında onun torunlarından, ailenin reisi Şükrullâh Efendi tarafından İstanbul’a getirildi.

Şükrullâh Efendi, bu mukaddes hatırayı, İstanbul halkına, Akseki Mescidi civarındaki konağında ziyaret ettirirdi. 1851 yılında Sultan Abdülmecid Han, bu hırka için bugünkü Hırka-i Şerîf Camii’ni inşa ettirdi. Caminin içinde yer alan bir levhada, şu ifadeler yazılıdır:

Ziyaret kılsun ümmetler, ridâ-i cân-bahâdır bu

Cenâb-ı Veys’e ihsânu atâ-yı Mustafâ’dır bu.

(Müslümanlar, Muhammed Mustafâ (s.a.v.)’in, Veysel Karanî Hazretlerine hediye ettiği bu mübarek ridâsını ziyaret etsinler.) (Tarihin Satır Aralarından, Çamlıca B.Y.)

SADAKA-İ FITIR NE ZAMAN VERİLİR?

Sadaka-i fıtır, Ramazân-ı şerîfin sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az, nisâb miktarına (80.18 gram altın veya bunun değerinde para ve ticaret malına) sahip bulunan her Müslümanın vermesi vacip olan bir sadakadır.

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü, fecrin doğuşundan itibaren vâcip olur. Fakat fakirlerin bununla bayram namazına çıkmadan evvel, ihtiyaçlarını görebilmeleri için bundan birkaç gün, hattâ birkaç ay önce de verilebilir.

 

ŞÂİR NÂBÎ’DEN BEYİTLER

 

Rehnümâ-yı ni‘am-ı cennet olur

Terk-i ni‘met sebeb-i rahmet olur

Tâ siyâhî-i şeb olunca medîd

Mühr urur ağzına fass-ı hurşîd

Tâ dırahşân ola nûr-i zâtın

Zulmet-i leyle kala zulmâtın

(Oruç, Cennet nimetlerinin yol göstericisidir, Oruç tutarak nimetleri terk etmek, rahmet sebebidir. Gecenin karanlığı uzadığı vakitte Güneş, ağzına mührü vurur. Ki senin nûrun parlasın diye, kötü fiillerin karanlığa karışsın diye.)

Hicrî:  06 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

23 Şubat 2026 Pazartesi

HIRKA-İ ŞERÎF -1


 

عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: كُلُّ دُعَاءٍ مَحْجُوبٌ عَنِ السَّمَاءِ حَتَّى يُصَلَّى عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. (هب)

حضرتى على رضى الله عنه شويله بيوردى : هر بر دعا ، محمد صلى الله عليه وسلمه و اونون آلنه صلواة كترلمدكجه سمادان ( الله يك قبولندن ) اوزاقدر . "

Hazret-i Ali radıyallâhü anh şöyle buyurdu:  Her bir dua, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem’e ve onun âline salevât getirilmedikçe semâdan (Allâh’ın kabulünden) uzaktır.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  05  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

HIRKA-İ ŞERÎF -1

 

Hırka-i Saâdet diğer ismiyle Hırka-i Şerîf, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, meşhur şairi Kâ‘b bin Züheyr’e (r.a.), Veysel Karanî Hazretlerine ve Eyle şehri halkına hediye ettiği mübarek hırkaları için kullanılan bir tabirdir.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in, şair Kâ‘b bin Züheyr radıyallâhü anh’e hediye ettiği ve şu anda Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen hırkaya “Şâmî”; Veysel Karanî Hazretlerine verilen ve İstanbul Fatih’teki Hırka-i Şerîf Câmi’nde muhafaza edilen hırkaya ise “Yemânî” adı verilmiştir. Eyle şehrine hediye edilen Hırka-i Şerîf ise Abbâsî halifelerine intikâl etmiş, ancak Moğol istilası sırasında kaybolmuştur.

Kâ‘b bin Züheyr (r.a.), Asr-ı Saâdet’te yaşamış büyük bir şairdi. Müşrikler arasında bulunduğu devirde yaptıklarından pişman olup Müslüman oldu. Tâif seferi yılında Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e iltica etti ve onun şânını öven 59 beyitlik kasîdesini, huzûr-ı Nebevî’de okudu. İslâm edebiyatının bir belâgat şaheseri olan bu manzûmesinde, “Peygamberimizin nurundan cihan feyz alır.” mısrasını okurken, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu sözden o kadar hoşnut oldu ki, hemen sırtındaki bürdesini (hırkasını) çıkararak şairin omuzlarına attı. Bu sebeple bu meşhur kaside, İslâm edebiyatında “Kasîde-i Bürde” ismini aldı. Bu kasidenin diğer bir adı da “Bânet Sü’âd”dır. Çünkü bu kelimelerle başlar.

Hazret-i Muâviye radıyallâhü anh, daha sonra Hazret-i Kâ‘b’dan bu mübarek hırkayı satın almak istedi. 10 bin dirhem gümüş teklif etti, fakat Hz. Kâ‘b kabul etmedi. Hazret-i Kâ‘b’ın vefatından sonra, Hazret-i Muâviye (r.a.), hırkayı mirasçılarından 20 bin dirhem gümüş karşılığında satın aldı. Bu kıymetli hatıra böylece Emevî halîfelerine, onlardan da Abbâsî halîfelerine intikal etti.

Bağdat’ın Moğollar tarafından tahrip edilmesiyle bu mukaddes hatıra, Mısır’a nakledildi. Mısır’daki Abbâsî halifelerinin muhafazasına geçti. Son olarak Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı zapt etmesinden sonra İstanbul’a getirildi. (Devamı var)

Hicrî:  05 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

22 Şubat 2026 Pazar

İLİM TAHSİLİNİN EHEMMİYETİ


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْعِلْمُ حَيَاةُ الْإِسْلَامِ وَعِمَادُ الْإِيمَانِ وَمَنْ عَلَّمَ عِلْمًا أَتَمَّ اللهُ لَهُ أَجْرَهُ وَمَنْ تَعَلَّمَ فَعَمِلَ عَلَّمَهُ اللهُ مَا لَمْ يَعْلَمْ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : علم ، إسلاميك حياتى و إيمانيك ديركيدر . كيم علم أؤكرترسه ، الله تعالى ، اونون مكافاتنى تام ورير . كيم أؤكرنر و عمل أدرسه الله تعالى ، اونه ، بلمدكلرينى أؤكرتر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  İlim, İslâm’ın hayatı ve imanın direğidir. Kim ilim öğretirse, Allâhü Teâlâ, onun mükâfatını tam verir. Kim öğrenir ve amel ederse Allâhü Teâlâ, ona, bilmediklerini öğretir.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  04  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM TAHSİLİNİN EHEMMİYETİ

 

İbn-i Hâldun, Mukaddime isimli eserinde, ilim tahsilinin ehemmiyetine dair şöyle demiştir:

Muhakkak çocuklara, Kur’ân-ı Kerîm öğretmek, dinimizin en büyük şiârındandır. Müslümanlar, dâimâ bunu yerine getirmeye gayret etmişler ve bütün beldelerinde buna ehemmiyet vermişlerdir. Zira çocuklara, Kur’ân-ı Kerîm’i, temel ilmihâl ve siyer bilgilerini öğretmekle kalplerdeki iman ve itikad kuvvetlenir ve sağlamlaşır.

Küçük yaşta ilim öğrenmek, o ilmin kalbe ve zihne yerleşmesi ve sağlamlaşması husûsunda daha faydalıdır. Küçük yaşta öğrenilen ilimler, daha sonra öğrenilecek olan ilimlerin temelidir. Zira kalbe ekilen ilk tohumlar, sonraki ilim ve melekelerin esasını teşkil eder. O esas üzerine, sonraki öğrenilecekler bina olunur.

Şu da bilinmelidir ki bir ilimde meleke kesbetmek, o ilmin bütün kaidelerini, meselelerini gereği gibi bilip anlamakla olur. Bu meleke hâsıl olmadıkça o ilim, hakkıyla öğrenilmiş olmaz. Bunun için de elbette Ehl-i Sünnet itikâdı üzere olan ve ilmiyle amel eden ilim ehli bir kimseye ihtiyaç vardır. Zira bizzât ehlinden dinleyerek ve görerek elde edilen ilimler, daha iyi anlaşılır ve daha sağlam olur.

Ayrıca ilimlerin nevileri ve her nevinin ıstılâh ve kâideleri, çok fazla ve muhteliftir. Kendi başına kitaplardan öğrenmek isteyen kimsenin zihninde kaide ve ıstılâhların çokluğu, karışıklığa meydan verebilir. Binâenaleyh o ilmi daha önce elde etmiş ve zihninde iyice yerleştirmiş olan ehlinden öğrenmekle kişi, bu zihnî karmaşaya meydan vermemiş olur. Bu sebeple “İlmi, ehil olanların ağızlarından öğreniniz.” denilmiştir.

 

BEYİT:

 

Etme âr, öğren, oku ehlinden

Her şeyin ilmi güzel cehlinden

                                Yusuf Nâbî

Hicrî:  04 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3