قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ. (سورة الزخرف، ٣٦)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : هر كيم ( هواسنه تابى اولوب ) او رحمن ( اولان الله ) ، يك ذكرندن كوز يومورسه ( يوز جوريرسه ) ، بز ، اوكه ، شيطانى مصلات أدرز ، آرتق بو شيطان ، اونون ( آيرلمز ) بر آرقداشى اولور . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : “Her kim (hevâsına tâbi olup) o Rahmân (olan Allah)’ın zikrinden göz yumarsa (yüz çevirirse), biz, ona, şeytanı musallat ederiz. Artık bu şeytan, onun (ayrılmaz) bir arkadaşı olur.”
(Zuhruf Sûresi, âyet 36)
Hicrî: 16 Safer 1448 Fazilet Takvim
HİDÂYETE ERDİKTEN SONRA HAKTAN SAPMAK
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, şöyle buyurmuştur:
“Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-: (İlimde, yüksek payeye eren zâtlar şöyle derler:) “Ey Rabb’imiz! Bizleri hidâyete erdirdikten sonra kalplerimizi haktan saptırma ve kendi indinden bizlere bir rahmet ihsan et. Şüphe yok ki Vehhâb (herkesin murâdını verecek) ancak sensin.” (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 8)
Ey birader! Muhakkak senin, dervişlerle beraber olmaktan usanıp, zenginlerle; dünyaya meyledenlerle beraber olmayı tercih ettiğin görülmektedir. Bu yaptığın şey ne kadar kötü, ne kadar fenâdır. Bugün senin gözün (hakikatleri görmeye) kapalı olsa da yakında açılacaktır. Fakat o zaman pişmanlıktan başka hiçbir fayda göremezsin. Bizim yapmamız icap eden, bunu size haber vermektir…
Muhakkak dervişlerin süprüntülüğünde/kapısının eşiğinde bulunmak, zenginlerin meclisinde baş köşede oturmaktan daha faziletlidir. Benim bu sözümü, bugün ya anlarsın ya da anlayamazsın, ama âhirette bunu muhakkak anlayacaksın. Fakat o zaman, sana hiçbir faydası olmayacaktır.
Seni bu belânın içine, lezzetli yemeklere olan iştahın ve övünmeye sebep olan süslü püslü elbiseler giyme isteğin düşürdü. Ancak iş işten henüz geçmiş, fırsat elden gitmiş değildir. Senin evvelâ, işin aslını iyi düşünmen ve Cenâb-ı Hakk’a yönelmeye mâni olan her şeyin, düşmanın olduğunu bilerek onlardan kaçınman lâzım gelir. “Haberiniz olsun ki eşleriniz ve evlatlarınızdan size düşman olanlar vardır, onun için onlardan sakınınız.” Teğâbün Sûresi’nin 14. âyet-i kerîmesi, bu husûsta katî delildir.
Arkadaşlık hukukuna riâyet, bir kere daha sana nasihat etmemi icap ettirdi. İster bu nasihatle amel edersin, ister etmezsin. Muhakkak ben, işin başında, senin fuzûlî şeylerle meşgul olduğuna şahit olduğum zaman, dervişlik yolunda dosdoğru gitmenin çok zor olduğunu anlamıştım…
Ben, senin fıtratından bir başka şey beklerdim. Ama sen, değerli cevheri, necâsetin içerisine attın. ‘Muhakkak biz, Allâh’ın kullarıyız ve nihâyet ona döneceğiz.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 132)
Hicrî: 16 Safer 1448 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"


