قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِذَا سَرَّتْكَ حَسَنَتُكَ وَسَاءَتْكَ سَيِّئَتُكَ فَأَنْتَ مُؤْمِنٌ. (حم)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : سنى ، عبادتلريك ( إيلك و طاعتلريك ) سوندريور و معصيتلريك ( كوتولك و كونحلريك ) أؤزويورسه إشته او زمان سن ، ( كامل بر ) مؤمنسيك . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: “Seni, ibadetlerin (iyilik ve taatlerin) sevindiriyor ve masiyetlerin (kötülük ve günahların) üzüyorsa işte o zaman sen, (kâmil bir) müminsin.”
(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
Hicrî: 20 Safer 1448 Fazilet Takvim
NUH ALEYHİSSELÂM’IN KAVMİNE CEVABI VE KAVMİNİN AZÂP İSTEMELERİ
Nuh aleyhisselâm, kavminden, iman etmeyenlere şöyle demişti: “Ben, ancak Cenâb-ı Hakk’ın bana bildirdiklerini bilirim. Münkirlerin, kâfirlerin, âhirette azâba uğramaları ise Hak Teâlâ’nın bildirdiği bir hakikattir. Bunu size bildirdiğimden dolayı beni inkâra salâhiyetiniz yoktur. Gaybe ait nice şeyler de vardır ki, onları, Cenâb-ı Hak bildirmedikçe kimse bilemez.
Ey dinsizler! Sizin gözlerinizin hor gördüğü, fakir hâllerine bakıp da kendilerini alt tabakadan sandığınız kimseler, o ihlaslı müminler elbette âhirette büyük hayırlara, mükâfatlara nâil olacaklardır. Onların daha dünyada iken de nice nimetlere nâil olmaları mümkündür.”
Hazret-i Nuh’un, Allâh’ın birliğini ispat eden ve âhiret hayatını beyan eden sözlerine inanmayan kâfirler ondan, tehdit ettiği azâpların meydana getirilmesini istediler: “Eğer sen iddianda, bizi korkuttuğun azâp husûsunda doğru isen, bize o korkuttuğun elîm azâbı getiriver. Öyle fazla söze lüzum yok, senin nasihatlerin bize tesir edemez.”
Kâfirler, öyle bir azâbın gelmesine inanmadıkları için bunu, alay etmek maksadıyla söylemişlerdi. Hazret-i Nuh da onlara, yaptığı nasihatleri dinlemedikleri için, uhrevî mesuliyete maruz kalacaklarını şöyle beyan buyurdu:
“Ve istediğiniz azâbı size ancak Allâhü Teâlâ dilerse getirir, siz, o zaman kaçamaz ve onun azâbından kendinizi kurtaramazsınız. Her ne kadar bir Peygamber olarak size nasihatte bulunmak istesem de o faydayı bizzat benim temin etmeye salâhiyetim yoktur. Eğer siz, iradenizi suistimal ettiğinizden dolayı Allâhü Teâlâ tarafından dalâlete, küfre mahkûm bir hâlde bulunmuş olursanız, artık benim nasihatlerim tesir edemez. İlâhî iradeye, kimse mâni olamaz.
Ey kavmim biliniz ki, sizi yaratan, yaşatan, her şeyinize mâlik olan ancak Allâhü Teâlâ’dır. Nihayet ona döndürülecek, âhirete sevkedileceksiniz, dünyadaki amellerinize göre orada, Cenâb-ı Hakk’ın cezasına uğrayacaksınız.”
Hicrî: 20 Safer 1448 Fazilet Takvim


