10 Temmuz 2026 Cuma

BÜYÜKLER HAKKINDA EDEBE RİÂYET ETMEK


 

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ : أَتَى رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ وَمَعَهُ شَيْخٌ فَقَالَ: يَا فُلَانُ مَنْ هٰذَا مَعَكُمْ قَالَ أَبِي قَالَ: فَلَا تَمْشِ أَمَامَهُ وَلَا تَجْلِسْ قَبْلَهُ وَلَا تَدْعُهُ بِاسْمِهِ وَلَا تَسْتَسِبَّ لَهُ. (طس)

حضرتى عائشه ( رضى الله عنه ) ، دان روايت اولندى ، او ددكى : بر ظات ، رسول الله ( صلى الله عليه وسلم ) ، يك حضورونه كلدى . ياننده ده ياشلى بريسى واردى . ‘‘ أى فلان ، ياننداكى كيمدر ؟ ’’ ديه صوردولر . ‘‘ بابام ’’ دينجه رسول الله أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) ، ‘‘ اونون أؤنوندن يورومه ، اوندان أؤنجه اوطورمه ، اونى ، إسميله جاغرمه و اونه ، كوتى سوز سويلمه . ’’ بيوردولر . "

Hazret-i Âişe (r.anhâ)’dan rivâyet olundu, o dedi ki  : “Bir zât, Resûlullah (s.a.v.)’in huzuruna geldi. Yanında da yaşlı birisi vardı. “Ey fülan, yanındaki kimdir?” diye sordular. “Babam” deyince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Onun önünden yürüme, ondan önce oturma, onu, ismiyle çağırma ve ona, kötü söz söyletme.” buyurdular.

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)

Hicrî:  25  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

BÜYÜKLER HAKKINDA EDEBE RİÂYET ETMEK

 

Evliyâdan Seyyid Atâ (rah.), Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’nin 12. halkası olan Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretleri ile muâsır olup zaman zaman görüşürler, birbirlerine mektup gönderirlerdi.

Bir gün Seyyid Atâ, Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretleri hakkında onu üzecek sözler söyledi. O günlerde de Asya’dan gelen çapulcular, şehri, yağma ve talan etmişler, Seyyid Atâ’nın da bir oğlunu esir alıp gitmişlerdi. Seyyid Atâ, başına gelen bu sıkıntının Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretlerine karşı işlediği sû-i edepten geldiğini anladı. Pişman oldu, özrünü beyan için bir ziyafet tertip etti ve Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretlerini de davet etti.

Seyyid Atâ’nın tevâzu ve üzüntüsünden, Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretleri, onun maksadını anladı ve daveti kabul edip ziyafete gitti. Âlimler, şeyhler ve şehrin ileri gelenlerinden birçoğu orada idi.

Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretlerinin üzerinde, büyük bir cezbe ve kuvvetli bir tasarruf hâli vardı. Sofra kurulup yemekler getirilince Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretleri, “Seyyid Atâ’nın oğlu gelip sofraya oturmadıkça elimi yemeğe sürmem.” buyurdular.

Sonra bir müddet sükût ettiler. Orada bulunanlar da bu sözlerin eserinin meydana gelmesini beklediler. O esnada Seyyid Atâ’nın oğlu kapıdan girince, herkes bu kerâmet karşısında hayret etti. Nasıl kurtulduğunu sorduklarında ‘Az evvel çapulcuların elinde esir idim. Ellerim ve ayaklarım bağlıydı. Şimdi ise sizin aranızdayım. Bundan başka da bir şey bilmiyorum.’ dedi.

Orada bulunan herkes, bunun, Ali Râmîtinî (k.s.) Hazretlerinin kerâmeti olduğunu anladılar ve ona teslimiyetlerini bildirdiler. (Silsile-i Sâdât, Fazilet Neşriyat)

 

BEYİT:

 

Âkıl isen can gözün aç, tut kulak bu sözüme

Bir değirmendir bu dünya, öğüdür bir gün bizi

Câhidî (Ahmed Efendi)

Hicrî:  25 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

9 Temmuz 2026 Perşembe

EMİR TİMUR’UN İSLÂMİYET’E BAĞLILIĞI


 

قَال قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاِيتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ. (سورة النحل، ٩٠)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : خبرينز اولسون كى الله سزه ، عدالتى ، إحسانى ( إيلكى ) و يقنليغى اولانلره ( آقرابالره محتاج اولدقلرى شيلرى ) ورمي أمرأديور و جركن إشلردن ، منكردن ، آزغنلقدان نهيديور ، دنليب آنلايب طوطتسنز ديه سزه وعظ أديور( أؤكوت وريور ) . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : ... Haberiniz olsun ki Allah, size, adâleti, ihsânı (iyiliği) ve yakınlığı olanlara (akrabalara muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emrediyor ve çirkin işlerden, münkerden, azgınlıktan nehyediyor, dinleyip anlayıp tutasınız diye size vaaz ediyor (öğüt veriyor).”

(Nahl Sûresi, âyet 90)

Hicrî:  24  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

EMİR TİMUR’UN İSLÂMİYET’E BAĞLILIĞI

 

Emir Timur, İslâm dünyasının büyük cihangirlerinden biridir. 1336 senesinde doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok severdi. Emir Timur, vasiyetinde demiştir ki:

Tecrübe bana gösterdi ki din ve kanun üzerine istinâd etmeyen bir devlet, uzun müddet pâyidâr olamaz. Böyle bir devlet, çıplak olup kendini gören herkese karşı gözlerini yere diken ve kimsenin yanında hiç hürmet ve itibarı olmayan adama benzer. Yine böyle bir devlet, tavanı, kapısı, avlu duvarları olmayan ve her önüne gelenin içeriye girebildiği bir eve benzer.

Bunun içindir ki ben, devletimin temellerini İslâmiyet üzerine kurdum ve hükümetimi idare için kanunlar tanzim ettim ki bu kanunlara saltanatım devam ettiği müddetçe riâyet ettim.

Devletimi, dini, dünyaya yaymak ve Peygamberimizin (s.a.v.) şerîatini sağlamlaştırmak üzere bina ettim. Her tarafa İslâmiyet’i; bu hidâyet nurunu ulaştırmak için çalıştım ve onu, devletimin özü kıldım.

İslâmiyet’e gireceklerin adedini çoğaltabilmek üzere Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mübarek neslinden zâtları, Müslümanlar üzerine mutlak emir sahibi kıldım. Vakıf işlerine ve camilere mütevelliler, şehirlere ve kasabalara kâdılar, müftüler tayinini, onlara havale ettim. Din büyüklerine, âlimlere, fakîhlere vesair liyâkat sahiplerine maaş tahsisi ile de onlar meşgul oldular.

Birisi ordu, diğeri halk için olmak üzere iki kâdı tayin ettim. Her eyalete birer fakîh gönderdim. Bunlar, Müslümanları, yasak olan şeylerden nehyeder ve onların talim ve terbiyesiyle uğraşırdı. Kur’ân-ı Kerîm’i ve itikâdı, hakîkî din âlimlerinin beyanlarına göre, Müslümanlara öğretirlerdi. Halkımın arasındaki ihtilafları gidermeleri için bir adliye riyâseti tesis ettim. Şehirlere camiler ve medreseler, yollara kervansaraylar ve ırmaklar üzerine köprüler kurdurdum.

Böylece halkımın ve bütün âlimlerin teveccühüne mazhar oldum.

Hicrî:  24 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

8 Temmuz 2026 Çarşamba

DİNİMİZİN KOMŞUYA VERDİĞİ KIYMET


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : خَيْرُ الْأَصْحَابِ عِنْدَ اللهِ خَيْرُهُمْ لِصَاحِبِهِ وَخَيْرُ الْجِيرَانِ عِنْدَ اللهِ خَيْرُهُمْ لِجَارِهِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله تعالى قطنده آرقداشلريك أك خيرلسى ، آرقداشنه أك خيرلى اولاندر . الله تعالى قطنده قومشولريك أك خيرلسى ده قومشوسونه أك خيرلى اولاندر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Allâhü Teâlâ katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına en hayırlı olandır. Allâhü Teâlâ katında komşuların en hayırlısı da komşusuna en hayırlı olandır.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  23  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

DİNİMİZİN KOMŞUYA VERDİĞİ KIYMET

 

Dinimizde komşuya ikram etmek, ona iyilikte bulunmak mühim bir vazifedir.

Müslüman kimse, komşusu aç iken, tok yatmaz. Allâhü Teâlâ’nın kendisine verdiği rızkın fazlasından komşusuna da verir; komşusuna, az veya çok, elinde olan şeylerden hediye eder, pişirdiği yemekten bir tabak da komşusuna ikram eder.

Komşusunun kendisine hediye ettiği şeyi küçümsemez. Onu, güler yüzle kabul eder.

Müslüman kimse komşusu hastalandığında ziyaret eder, bir hayra; nimete kavuştuğunda onu tebrik eder, musîbete uğradığında taziyeye gider, teselli eder, öldüğünde de cenazesinde bulunur.

Komşusuna eziyet vermekten sakınır ve onun hoşlanmayacağı şeyleri yapmaz. Hadîs-i şerîfte, “Komşusu, şerrinden emîn olmayan kimse, Allâhü Teâlâ’ya hakkıyla iman etmiş olmaz.” buyurulmuştur.

Kendisine nasıl davranılmasından hoşlanıyorsa komşusuna da öyle davranır. Hazret-i Ömer (r.a.), “Bir kimseyi komşusu, akrabası ve arkadaşı methediyorsa o kişinin iyiliğinden şüpheniz olmasın.” buyurmuştur.

Turfanda meyve satın aldığı zaman, komşusuna da ikram eder. Sadece ailesine yetecek kadar ise meyveyi göstermeden evine götürür. Bu meyveden, çocuğunun eline verip, dışarı çıkarmaz. Çünkü komşusunun çocuğu görüp canı çeker de, onun hakkına girmiş olur.

Komşusunun rızası olmadan, rüzgârına ve güneşine mâni olacak şekilde binasını yükseltmez.

Evini satacağı zaman, önce komşusuna söyler.

Sâlih bir kimse ile komşu olmayı nimet bilmelidir. Hadîs-i şerîfte, “Ev satın almadan önce iyi komşu, yola çıkmadan önce iyi yol arkadaşı arayın.” buyurulmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte de “Allâhü Teâlâ, sâlih bir mümin sayesinde ona komşu olan yüz evden belâyı giderir.” buyurulmuştur.

(İslâm Ahlâkı ve Âdâbı, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  23 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3