18 Temmuz 2026 Cumartesi

DİNİMİZİN ŞÂHİTLİĞE VERDİĞİ EHEMMİYET


عَنْ خُرَيْمِ بْنِ فَاتِكٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ  : أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّى صَلَاةَ الصُّبْحِ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَامَ قَائِمًا فَقَالَ عُدِلَتْ شَهَادَةُ الزُّورِ بِالشِّرْكِ بِاللهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ تَلَا هٰذِهِ الْآيَةَ: وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ... (ت)

خُرَيْمِ بْنِ فَاتِكٍ ( رضى الله عنه ) ، دان روايت اولندى : رسول الله أفندمز ( ﷺ ) ، صبح نمازنى قلدردى . نمازدان صونره آياغه قالقارق أؤج دفا : ‘‘ يالان يره شاهدلك ( كونح باقمندان ) ، اللهه شرك قوشمايه معادل قلندى . ’’ بيوردولر . صونراده ‘‘ يالان يره شاهدلكدن صاقننز ... ’’ ( مآلندكى ، حج سوره سنك ٣٠ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ ) آيتى كريمسنى اوقودولر . "

Hureym bin Fâtik (r.a.)’ten rivâyet olundu:  “Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), sabah namazını kıldırdı. Namazdan sonra ayağa kalkarak üç defa: “Yalan yere şâhitlik (günah bakımından), Allâh’a şirk koşmaya muâdil kılındı.” buyurdular. Sonra da “Yalan yere şâhitlikten sakınınız…” (meâlindeki, Hac Sûresi’nin 30.) âyet-i kerîmesini okudular.

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  04  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

DİNİMİZİN ŞÂHİTLİĞE VERDİĞİ EHEMMİYET

 

İslâm dininin hükümlerine göre bir Müslümanın şâhitliğinin kabul olunması için, o kimsede şu on şart bulunmalıdır: Hür, bülûğa ermiş, Müslüman, âdil, şâhitlik yaptığı şeyi bilen, yaptığı şâhitliğe karşılık bir fayda gözetmeyen veya zarardan kurtulmayı beklemeyen, söz ve fiillerinde çok hata yapmakla veya insaniyetten uzak olmakla bilinmeyen, kendisi ile aleyhine şahitlik yaptığı kişi arasında düşmanlık bulunmayan.

İslâm müctehidleri, ayrıca şu kimselerin de şâhitliklerinin kabul olunmayacağına hükmetmişlerdir:

Büyük günah işleyen veya küçük günahları devamlı işleyen kimselerin.

İnsaniyete ve İslâm ahlâk ve âdâbına uygun olmayan hâl ve hareketlerde bulunan kimselerin.

Cimri kimselerin. Zira zekâtta, aile ve akrabalarının nafakaları husûsunda cimrilik eden kimsenin bu hâli, yalan yere şâhitlik yapmasına da sebep olabilir.

Oyun ve eğlence ile devamlı meşgul olanların ve kumar oynayanların.

Ashâb-ı Kirâm ve Selef-i Sâlihîn hakkında kötü söz söyleyenlerin, aile ve akrabasına, konu komşuya hakaret ve lanet etmeyi âdet edinenlerin şâhitlikleri de kabul olunmaz. Zira bu hareketler, aklın noksanlığına, insaniyetin azlığına delâlet eder.

Bid’at ehli olan kimsenin de şâhitliği kabul olunmaz.

Sevabını hafife alarak veya umursamayarak cemaatle namazı terk edenlerin, yalan yere yemini âdet edinenlerin, insanlara yalan yere kötülük isnat edenlerin şâhitlikleri de kabul olunmaz.

BEYİT:

Mânend-i şecer nâbit olur sâbit olanlar

Herhangi işin ehli isen anda devâm et

Ziya Paşa

(Bir işin ehli olup onda sabit olanlar, ağaç misali büyür. Sen de hangi işin ehli isen ona devam et.)

Hicrî:  04 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

17 Temmuz 2026 Cuma

ABDÜLKÂDİR GEYLÂNÎ (K.S.)


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّكُمْ لَا تَسَعُونَ النَّاسَ بِأَمْوَالِكُمْ وَلٰكِنْ يَسَعُهُمْ مِنْكُمْ بَسْطُ الْوَجْهِ وَحُسْنُ الْخُلُقِ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : سزيك ماللارنز ، بتون إنسانلرى ممنون أتميه يتمز , اونلرى آنجق سزين كولر يوز و كوزل آخلاقنز ممنون أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Sizin mallarınız, bütün insanları memnun etmeye yetmez. Onları ancak sizin güler yüz ve güzel ahlâkınız memnun eder.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  03  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

ABDÜLKÂDİR GEYLÂNÎ (K.S.)

 

Evliyanın büyüklerinden Gavsü’l-Âzam Muhyiddin Abdülkâdir Geylânî Hazretleri, Kâdiriyye tarîkatının müessisidir. Neseb-i şerîfleri, Peygamberimizin (s.a.v.) mübarek torunu Hz. Hasan radıyallâhü anh’e dayanır.

H. 491 (M. 1097) tarihinde İran’ın Geylan beldesinde doğdu. Fıkıh, hadîs ve tasavvufta zamanının imâmı oldu.

Usûl-i fıkıh ve tasavvufa dair kitaplar telif etmiştir. Takvâ ve tasavvufa dair ârifâne sözleri çoktur. H. 561 (M. 1166) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiştir. Buradaki türbesi, meşhur ziyaretgâhtır.

Mürîdlerinden Ebû Muhammed Müferric bin Nebhân-ı Şeybânî anlattı: Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin şöhreti yayılınca Bağdat’ın meşhur ve zeki âlimlerinden yüz fakih toplandılar. Onu mağlup etmek için her biri, başka başka fenlerden olmak üzere yüz suâl hazırladılar. Vaaz meclisine geldiler. Ben de orada idim. Hepsi mecliste yerlerini alıp oturduktan sonra Şeyh Hazretleri, başını eğdi. Sadrından, Allâh’ın dilediklerinden başkasının görmediği bir nur, yıldırım gibi çıktı. Oturanlardan hangisinin göğsüne isabet ediyorsa o, kendinden geçiyordu. Hepsi birden öyle şiddetli feryat ettiler ki Bağdat yıkılacak zannettim.

Sonra Şeyh Hazretlerine hürmet göstermeye ve yüzlerini, onun el ve ayaklarına sürmeye başladılar. Şeyh, onların her birine sarılıp sadrını, onların sadrına değdirdi, şuurları yerine geldi.

Ardından Abdülkâdir Geylânî Hazretleri, onlara sırayla, “Senin soracağın şu idi, cevabı da budur.” diyerek tamamının suâllerini ve cevaplarını bildirdi.

Meclis dağıldığında, onların yanına gittim ve “Size ne oldu?” diye sordum. Dediler ki: “Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin huzuruna oturduğumuzda, bildiğimiz bütün ilimler bizden alındı. O, sadrını bizim sadrımıza değdirdikçe alınan ilimlerimiz iade edildi. Sonra suâllerimize cevap vererek bilmediğimiz şeyleri de bize öğretti.”

Hicrî:  03 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

16 Temmuz 2026 Perşembe

DİNE SARILMANIN LÜZUMU

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَيْسَ الشَّدِيدُ‏ بِالصُّرَعَةِ ‏ ‏إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ. (ق)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كرجك بهلوان ، كورشده راكبنى ينن دكل ، أؤفكلنديكى زمان ، كندنه ( أؤفكسنه ) حاكم اولاندر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiği zaman, kendine (öfkesine) hakim olandır.”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:  02  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

DİNE SARILMANIN LÜZUMU

 

Dinimiz, tevekkül etmeyi, sabırlı olmayı, iyi geçinmeyi, güler yüz göstermeyi, iyilik yapmayı, affetmeyi, kanaatkâr olmayı, âsî olmamayı, kısacası güzel ahlâklı olmayı bildirerek huzurlu yaşamanın yollarını göstermektedir. Dinine bağlı, abdest alıp namaz kılan ve İslâmiyet’in emirlerini yerine getiren, maneviyatı yüksek kişilerin dünya kaygıları, korkuları, sıkıntıları ve stresleri daha az olacağı için o kimse daha huzurlu ve sağlıklı olur. Çünkü maneviyatı yüksek, dindar kişiler, maneviyatsız kişilere nazaran, hayat mücadelesinde daha dayanıklı ve sabırlıdır.

Daha sağlıklı olmak için sabırlı olmak, anlayışlı olmak, fazla alıngan olmamak, olur olmaz şeylere sinirlenmemek gerekir. Bütün bunları yapabilmeyi öğrenmek için dînî terbiye almak ve öğrendiklerini kendi kendine telkin etmek veya nasihatlerden istifade etmek çok faydalıdır.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, hadîs-i şerîflerinde buyuruyor ki:

“İman bakımından müminlerin en kâmili, ahlâkı en güzel olanıdır.”

“Kıyamet günü, müminin terazisinde güzel ahlâktan daha ağır hiçbir şey yoktur. Allâhü Teâlâ, çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseye buğzeder.”

“Ben, haklı bile olsa münakaşayı terk eden kimse için Cennet’in kenarında bir köşke kefilim. Şaka bile olsa yalan söylemeyen için Cennet’in ortasında bir köşke kefilim. Ahlâkı güzel olan için de Cennet’in en üst derecesinde bir köşke kefilim.”

“Allâhü Teâlâ, dilini (bâtıl, boş ve lüzumsuz sözlerden) tutan kimsenin ayıplarını örter; öfkesine mâni olana azâp etmez; kendisine özrünü arz edenin özrünü kabul eder.”

Bu hadîs-i şerîfleri kendimize şiâr edinip Sevgili Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in tavsiye ettiği güzel ahlâk ile ahlâklanıp dinimizi en güzel şekilde yaşayarak hayatımızı devam ettirmeliyiz.

(Sıhhat Rehberi, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  02 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3