7 Mayıs 2026 Perşembe

İLİM MECLİSLERİNDE BULUNMANIN FAZİLETİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللهِ تَعَالَى يَتْلُونَ كِتَابَ اللهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ وَذَكَرَهُمُ اللهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ. (م)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله تعالى ، نيك أولرندن بر أوده طوبلانب الله تعالى ، نيك كتابنى اوقويان و آرالرنده اونى مزاكره أدن هر بر طوبلولق أؤزرينه ألبتده سكينة ( حضور و سكون ) إينر , الله تعالى ، نيك رحمتى اونلرى قابلر . ملكلر ده أترافلرينى قوشاتر و الله تعالى ، اونلرى ، كندى نزدندكيلره آنار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Allâhü Teâlâ’nın evlerinden bir evde toplanıp Allâhü Teâlâ’nın kitabını okuyan ve aralarında onu müzâkere eden her bir topluluk üzerine elbette sekînet (huzur ve sükûn) iner, Allâhü Teâlâ’nın rahmeti onları kaplar, melekler de etraflarını kuşatır ve Allâhü Teâlâ, onları, kendi nezdindekilere anar.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  20  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM MECLİSLERİNDE BULUNMANIN FAZİLETİ

 

Ebû Vâkıd el-Leysî radıyallâhü anh şöyle dedi:

“Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Ashâb-ı Kirâm’ı ile birlikte mescid-i şerîflerinde otururlarken üç zât geldi. Bunlardan ikisi, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin bulunduğu tarafa doğru gelip bir müddet beklediler. Diğer birisi ise dönüp gitti. Sonra iki zâttan birisi, sohbet halkasında bir yer bulup oturdu. Diğeri de halkanın arkasına oturdu.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) sohbetlerini bitirince buyurdular ki: “Size, şu üç zâtın hâlini bildireyim mi? Onlardan birisi (halkaya oturmakla) Allâhü Teâlâ’ya sığınmış oldu, Allâhü Teâlâ da onu muhafazası altına aldı. Diğeri (halkanın arkasına oturan kimse, Allâh’ın Resûlünü ve sohbet meclisinde bulunanları rahatsız etmekten) hayâ etti, Allâhü Teâlâ da ondan, azâbını kaldırdı. Üçüncüsü ise (halkadan) yüz çevirdi, Allâhü Teâlâ da ondan yüz çevirdi.”

Tâbiîn’in büyüklerinden Mühelleb rahimehullâh dedi ki: “Bu hadîs-i şerîften anlaşılıyor ki her kim, bir ilim veya zikir halkasına oturursa Allâhü Teâlâ’nın himâyesi ve muhafazası altına girmiş bulunur. Bu kimse, meleklerin kanatlarını ayakları altına serdiği kimselerden olur.

Yine anlaşılıyor ki bir kimse ilim öğrenmek, ilim halkasında bulunmak istediği hâlde ilim öğrenmek istediği kimseden utanır, fakat bu utangaçlığı onu ilim öğrenmekten ve ilim öğrenenlerle beraber bulunmaktan, halkaya dâhil olmaktan alıkoymazsa Allâhü Teâlâ, bu hâli sebebiyle ondan azâbını kaldırır.

Yine anlaşılıyor ki: Bir kimse ilim öğrenmek ve ilim meclislerinde bulunmak ister, fakat sonra bundan yüz çevirirse Allâhü Teâlâ da ondan yüz çevirir. Allâhü Teâlâ’nın kendisinden yüz çevirdiği kimse, gadab-ı İlâhî’ye dûçâr olur. Nitekim, A‘râf Sûresi’nin 175. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “(Habîbim) onlara, o kimsenin haberini de oku ki biz, kendisine âyetlerimizi vermiştik de, o bunlardan sıyrılıp çıkmış, derken, şeytan, onu kendisine tâbi kılmış, nihayet sapıtanlardan olmuştu.” buyurulmuştur.

Hicrî:  20 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

6 Mayıs 2026 Çarşamba

KUL HAKKINDAN SAKINMALIDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِيَّاكُمْ وَالظُّلْمَ فَإِنَّهُ يُخَرِّبُ قُلُوبَكُمْ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ظلمتمكدن صاقنينز . زيرى ظلم قلبلرينزى حراب أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Zulmetmekten sakınınız. Zira zulüm, kalplerinizi harap eder.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  19  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

KUL HAKKINDAN SAKINMALIDIR

 

İsmail Hakkı Bursevî (rah.) demiştir ki: Dünyada insanın karşılaştığı şeylerin üç hükmü vardır: Ya helâldir veya haramdır veyahut şüphelidir. Haram, azâbı gerektirir. Şüpheliyi almak, itâbı (azarlanmayı) gerektirir. Kul, helâlden de hesaba çekilecektir.

Öyleyse akıllı kimse, haram ve şüpheliden uzak durmalıdır. Bilhâssa kul hakkına düşmekten ve insanlara zulmetmekten; böyle bir hak ile kıyamette Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna varmaktan gayet sakınmalıdır. Bu husûsta din büyüklerini örnek almalıdır. Nitekim şöyle naklolunmuştur:

İmâm-ı Âzam rahmetullâhi aleyh Hazretlerinin bir Mecûsî’den alacağı vardı, onu istemek üzere evine gitti.

Borçlunun kapısına vardığında ayakkabısına pislik bulaştığını gördü. Onu temizlemek isterken bir parçası Mecûsî’nin evinin duvarına sıçradı.

İmâm-ı Âzam rahimehullâh, “Eğer bunu böyle bırakırsam Mecûsî’nin duvarını kirletmiş olacağım, kazıyacak olsam da duvardan az da olsa toprak dökülecek” diye düşünüp kapıya vurdu. Mecûsî çıktı, borcunu istemek için geldiğini zannederek mazeretler söylemeye başladı.

İmâm-ı Âzam Hazretleri, ‘Bundan daha mühim bir iş için buradayım.’ deyip duvarın kirlendiğini bildirerek ‘Nasıl temizleyelim?’ diye sordu.

İmâm-ı Âzam Hazretlerinin bu hassâsiyetini gören Mecûsî, “Ben, önce kendimi temizlemekle işe başlıyorum.” deyip hemen orada Müslüman oldu.

Bu kıssadaki nükte şudur ki İmâm-ı Âzam Hazretleri, bu pek az şeyde bile o Mecûsî’ye zulmetmekten sakınınca, bunun bereketiyle Cenâb-ı Hak, o Mecûsî’ye hidâyetini ihsân buyurdu, onun vesilesiyle bir Mecûsî Müslüman oldu, ebedî şekavetten ve azaptan selâmet buldu.

İşte böylece her kim zulümden sakınırsa, iki cihan saadetine nâil olur, Allâhü Teâlâ’dan korkmayıp zulüm ve kul hakkından sakınmayanlar ise dünya ve âhirette perişan olur.

(Rûhu’l-Beyân, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  19 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

5 Mayıs 2026 Salı

İLİM EHLİNE NASİHATLER


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْاِقْتِصَادُ فِي النَّفَقَةِ نِصْفُ الْمَعِيشَةِ وَالتَّوَدُّدُ إِلَى النَّاسِ نِصْفُ الْعَقْلِ وَحُسْنُ السُّؤَالِ نِصْفُ الْعِلْمِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : نفقده ( حرجاماده ) إكتصاد ، معيشتن ( كجمين ) يارسيدر ، إنسانلر إيله إي كجنمك ، عقلين ياريسدر ، كوزل ( نيتلرله ) سؤآل سورمق ، علميك ياريسدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Nafakada (harcamada) iktisat, maîşetin (geçimin) yarısıdır; insanlar ile iyi geçinmek, aklın yarısıdır; güzel (niyetlerle) suâl sormak, ilmin yarısıdır.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  18  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM EHLİNE NASİHATLER

 

Sünen-i Dârimî’de geçtiği üzere fakîhlerden bir zât, ilim ehli kimselere şu nasihatlerde bulunmuştur:

“Ey ilim sahibi! İlminle amel et, malının fazlasından Allâh yolunda harca. Faydasız söz söyleme. Ancak Rabb’in katında sana fayda verecek sözü konuş!

Tahsil edip kendisi ile amel etmediğin ilim, (kıyamet günü) aleyhine delildir. Zira öğrendiğin ilimler sebebiyle, Rabb’inin huzuruna çıktığında kusurların için mazeretin olmayacaktır.

Ey ilim sahibi! İnsanlara yapmalarını tavsiye ettiğin ibadetleri, kendin de yapmalısın. İnsanları menettiğin masiyetleri (günahları), sen de terk etmelisin.

Ey ilim sahibi! Hakîkî âlimlere hürmet göster, sözlerini dinle, onlarla münakaşaya kalkışma! Câhil kimselere de hak ettiklerinden fazla değer verme! Ancak onları yanından da uzaklaştırma, yanına geldiklerinde ilminden onlara öğret.

Tam olarak anlamadığın bir sözü, bir mecliste söyleme. Bir kimsenin sana söylediği sözü de tam anlamadan ona cevap vermeye kalkışma.

İşlemiş olduğun kusurlara, günahlara karşı Cenâb-ı Hakk’ın hemen ceza vermemesi seni aldatmasın.

Geçici dünya menfaatlerine aldanıp da insanların heveslerine uyma.

Ey ilim sahibi! Gündüz ancak güneşin ışığı ile kâmil oluyorsa, hikmet de ancak Allâhü Teâlâ’ya itaat ile kâmil olur.

Ekin ancak su ve toprak ile neşv ü nemâ buluyor, faydalı hâle geliyorsa, iman da ancak sahih ilim ve ihlâslı amel ile kemale erer.

Her sefere çıkan, yanına elbette azık alır ve ihtiyacı hâlinde, ne hazırladı ise ondan istifade eder. Bunun gibi her amel işleyen de âhirette sâlih amellere muhtaç olduğunda, dünyada ne işledi ise o ameli hazır bulur.

Senin taş ve demir taşıman, sözünü kabul etmeyecek kimselere konuşmandan elbette daha kolaydır. Sözünü kabul etmeyecek kimselere konuşan kimsenin hâli, ölülere hitap eden yahut kabir ehli için sofra kuran kimsenin hâli gibidir.

Hicrî:  18 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3