14 Mayıs 2026 Perşembe

ZİLHİCCE AYI VE İLK ON GÜNÜNDE NE YAPILIR?


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ صَامَ أَيَّامَ الْعَشْرِ كُتِبَ لَهُ بِكُلِّ يَوْمٍ سَنَةٌ غَيْرَ يَوْمِ عَرَفَةَ فَإِنَّهُ مَنْ صَامَ يَوْمَ عَرَفَةَ كُتِبَ لَهُ صَوْمُ سَنَتَيْنِ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم زالحجه ، نيك إلك اون كونى اوروج طوطارسه ، او كمسه إيجن هر بر كونه بر سنلك ( نافله ) اوروج ثوابى يازلر . عرفه كونى مستثنى . زيرى عرفه كونى اوروج طوطن كمسه إيجن إيكى سنلك ( نافله ) اوروج ثوابى يازلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kim Zilhicce’nin ilk on günü oruç tutarsa, o kimse için her bir güne bir senelik (nâfile) oruç sevabı yazılır. Arefe günü müstesnâ. Zira Arefe günü oruç tutan kimse için iki senelik (nâfile) oruç sevabı yazılır.”

 (Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  27  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

ZİLHİCCE AYI VE İLK ON GÜNÜNDE NE YAPILIR?

 

Hicrî-Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esâsından biri olan hac farîzasının îfâ edildiği umûmî af ayıdır. Arafat’a çıkıldığı, Allâhü Teâlâ için milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır.

Zilhicce ayının ilk on gecesi “leyâlî-i aşere” yani 10 mübarek gecedir. Bu ayda, noksanların tamamlanması için istiğfâr-ı şerîf, salevât-ı şerîfe, diğer dualar ve tesbîh namazına devamda hayır vardır.

Hacca gidemeyen müminlerin bu günlerde oruç tutmaları, çok büyük fazilettir. Kurban Bayramı’ndan evvel dokuz gün oruç tutmak ve 10’uncu günü kurban kesilinceye kadar bir şey yemeyip ilk olarak kurban etinden yemek mendûbdur.

Hiç olmazsa 8’inci günü ile beraber 9’uncu günü (Arefe günü) oruçlu olmak lâzımdır.

Arefe günü sabah namazından, bayramın 4’üncü günü ikindi namazı da dâhil, bütün farz namazların arkasından teşrik tekbîri (Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd) okumak, kadın-erkek her mükellef Müslümana vaciptir.

Zilhicce ayının birinden onuna (yani Kurban Bayramı’nın ilk gününe) kadar, her gün sabah namazından sonra:

10 salevât-ı şerîfe; Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.

10 istiğfâr-ı şerîf; “Estağfirullâhe’l-Azîm el-Kerîm ellezî lâ ilâhe illâ Hüve’l-Hayyü’l-Kayyûmü ve etûbü ileyk ve nes’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirate ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-Tevvâbü’r-Rahîm.”

10 tevhid; “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve Hayyün lâ yemût, bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in Kadîr” okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  27 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

                                KONU BAŞLIKLARI 3

13 Mayıs 2026 Çarşamba

HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLMAZ?


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ ضَحَّى طَيِّبَةً بِهَا نَفْسُهُ مُحْتَسِبًا لِأُضْحِيَّتِهِ كَانَتْ لَهُ حِجَابًا مِنَ النَّارِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم كونل حوشليغيله و ثوابنى يالنز ، الله تعالى ، دان بكليرك قرباننى كسرسه ، ( بو قربان ) او كمسه إيجن جهنم آتشندن ( قورويان ) بر برده اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kim gönül hoşluğuyla ve sevabını yalnız, Allâhü Teâlâ’dan bekleyerek kurbanını keserse, (bu kurban) o kimse için Cehennem ateşinden (koruyan) bir perde olur.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  26  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLMAZ?

 

• Bir veya iki gözü kör, çok zayıf, kesileceği yere gitmeye kudreti olmayan, yani hiç yürüyemeyen hayvanları kurban etmek câiz olmaz.

• Dişsiz hayvanı kurban etmek câiz değildir. Eğer dişlerinin çoğu var ise kerâhetle câizdir. Lâkin dişsiz hayvan, dişli hayvan gibi yayılıp karnını doyurur ise câiz olur.

• Kuyruğu kesilmiş veya doğuştan kuyruğu olmayan hayvan, kurban olmaz.

• Kulağının biri, dibinden kesilen yahut doğduğunda bir kulağı olmayan veya boynuzlarından biri veya ikisi kökünden kırılmış olan veya burnu kesik olan hayvanı kurban etmek câiz olmaz.

GÜNEŞ SAATİ: BASÎTE

İslâm dünyasında “basîte” olarak adlandırılan yatay güneş saatleri, Güneş’in yüksekliğini ölçme usulüyle, zamanı ve kıblenin yönünü belirlemeye yarayan aletlerdir. Taşınabilir olanları, el basîtesi olarak bilinmektedir. On yedinci yüzyıldan itibaren mekanik saatlerin ve yıllık namaz vakitleri cetvellerinin yaygınlaşmasıyla güneş saatleri kullanımı yavaş yavaş terk edilmiştir.

1867 yılında, Ahmed Muhtar Paşa, “El Basîtesi” adıyla bir kitapçık hazırlamıştır. Bu kitapçığa eklenmiş olan el basîtesi, 41 derece (İstanbul) kuzey enleminde bulunan yerlerde saatleri ayarlamaya ve yıllık takvim vazifesini îfâ etmeye yarıyordu.

Bu seyyar güneş saati, üzerine dairesel olarak hareket edebilir şekilde yerleştirilmiş olan ibre vasıtasıyla her gün, güneşin doğuşu, batışı, öğle, ikindi, yatsı, imsak, fecir ve bayram namazı zamanlarını, gece ve gündüz sürelerini saat ve dakika cinsinden belirtirdi. Ayrıca, güneş görülür durumdayken, saatin yüzeyine dik olarak yerleştirilmiş bir çivi yardımıyla güneş yüksekliği ölçülerek saatler ayarlanabilir ve kıble yönünü tespit için güney açısı belirlenebilirdi. Müzelerde ve bazı eski camilerde böyle güneş saatleri bulunmaktadır.

Hicrî:  26 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

12 Mayıs 2026 Salı

KİŞİ HANGİ KURBANDAN YİYEMEZ?


 

عَنْ أَبِي طَلْحَةَ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ قَالَ : أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَحَّى بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ فَقَالَ عِنْدَ الْأَوَّلِ: عَنْ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَقَالَ عِنْدَ الثَّانِي: عَمَّنْ آمَنَ بِي وَصَدَّقَنِي مِنْ أُمَّتِي. (طب)

أبى طلحه رضى الله عنه شويله بيوردى : محقق هر جوجق إيجن عقيقه واردر . او حالده اونون إيجن قربان كسين و ( صاجنى طراش أدرك ) اوندان أزاي دفأدين . "

Ebû Talha radıyallâhü anh şöyle buyurdu:  Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, iki alaca koç kurban etti. Birincisinde “Bu, Muhammed ve Ehl-i Beyt’i içindir”; diğerinde, “Bu da bana iman eden ve beni tasdik eden ümmetim içindir” buyurdular.

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  25  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

KİŞİ HANGİ KURBANDAN YİYEMEZ?

 

Kişi, nezrettiği (adadığı) kurbandan kendisi yiyemez. Bu kurbandan; usûlünün (yani, ana-babası, dedeleri ve ninelerinin), fürû‘unun (yani çocukları ve torunlarının), aile ve akrabalarından, nafakası üzerine lâzım olanların da yemesi câiz değildir. Gayrimüslimlere ve zenginlere yedirmek de câiz olmaz. Yedirilirse o yedirdiği miktarın bedelini, fakirlere tasadduk etmek lâzım gelir.

Kişinin hayatta iken yaptığı vasiyeti üzerine, öldükten sonra malının üçte birinden kesilen kurbanı, vârisleri yiyemezler, zenginlere de yediremezler; onu fakirlere verirler. Fakat vârisler, kendi mallarından, ölen kimse adına kestikleri kurbandan yiyebilir ve başkasına da yedirebilir. Zira bir kimse kurban kesse ve sevabını, vefat eden kimseye bağışlasa, kendi kurbanı gibi yer ve başkasına da yedirir.

 

KURBAN KESMEYE DAİR BAZI MESELELER

 

Bir kimsenin emanet hayvanı, rehin hayvanı ve almaya vekil olduğu hayvanı, kendisi için kurban olarak kesmesi câiz olmaz.

Kocası, hanımının veyahut hanımı, kocasının kurbanını, izni olmayarak kendisi için kesse câiz olmaz. Kıymetini vererek razı etse de câiz olmaz.

İki kimse, kurbanlarını karıştırıp birbirlerinin kurbanını kendisinin zannederek yanlışlıkla kesseler, etini yemeden, hata ettiklerini fark ederlerse kurbanlarını almaları câiz olur. Etini yedikten sonra fark ederlerse helâlleştikleri takdirde yine câiz olur. Helâlleşemezlerse birbirlerine kurban bedellerini öderler, aldıkları bedelleri de sadaka olarak verirler.

Bir kimse, üzerine vacip olan kurbanını kesmeye niyet etse ve sevabını da vefat etmiş bir kimseye bağışlasa bu kurbanı kesmekle kurban borcunu ödemiş olur, sevabı da vefat edene ulaşır.

Hicrî:  25 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

                                KONU BAŞLIKLARI 3