قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا عَلِيُّ إِنَّ اللهَ تَعَالَى خَلَقَ الْمَعْرُوفَ وَخَلَقَ لَهُ أَهْلًا فَحَبَّبَهُ إِلَيْهِمْ وَحَبَّبَ إِلَيْهِمْ فِعَالَهُ وَوَجَّهَ إِلَيْهِمْ طُلَّابَهُ كَمَا وَجَّهَ الْمَاءَ فِي الْأَرْضِ الْجَرِيبَةِ لِتُحْيِيَ بِهِ وَيَحْيَى بِهَا أَهْلُهَا. (ك)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى على ، محقق الله تعالى ، إيلكى ياراتدى ، اونون إيجن أهل كمسلر ده ياراتدى ، اونلره ، إيلكى و إيلك يابماي سودردى . نصل كى صويو ، قورو طوبراغه يونلنديررك طوبراغى و أهلنى إحيا أديورسه إيلرى ده إحتياج صاحبلرينه يونلنديرير . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Ey Ali, muhakkak Allâhü Teâlâ, iyiliği yarattı, onun için ehil kimseler de yarattı, onlara, iyiliği ve iyilik yapmayı sevdirdi. Nasıl ki suyu, kuru toprağa yönlendirerek toprağı ve ehlini ihya ediyorsa iyileri de ihtiyaç sahiplerine yönlendirir.”
(Hâkim, el-Müstedrek)
Hicrî: 24 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim
HAYME ANA’NIN GAYRETİ
Hayme Ana, Oğuzların Bozok kolunun (Gün Han oğullarından) Kayı Boyu’na mensup bir Türkmen (Yörük) hanımı olup asıl ismi Fâtıma’dır. Ertuğrul Gazi’nin annesi, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin ninesidir.
Ona, “Çadır anası, çadır büyüğü” manasına gelen “Hayme Ana” derlermiş. İç Anadolu’daki Haymana yöresinin ismi buradan gelmektedir. Doğum yeri ve tarihi tam olarak bilinmeyen Hayme Ana’ya “Devlet Ana” da derlermiş. Hayme Ana, Domaniç’in Çarşamba köyünde otururmuş. O zamandan beri de Demirli, Erikli, Toraman ve Fındıcak Köyleri yörükleri için Hayme Ana’nın çadır kurduğu yer, yayla için merkez kabul edilmiş.
Şöyle anlatılır: Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah, seferdeyken atından düşüp şehit olmuştur. Refîkası Hayme Ana’ya, muhafaza etmesi için emanetler bırakmıştır. Kur’ân-ı Kerîm, sancak ve oğlu Ertuğrul Gazi Hazretlerini emanet olarak bırakmıştır. Süleyman Şah ona, “Bunları muhafaza edecek ve bu sefere, bu mücadeleye devam edeceksin.” demiştir. Anadolu’ya, Söğüt’e, Domaniç’e yerleşmek husûsunda bu sancağı devam ettirmiştir. Bu evlatları yetiştirmiş, Kur’ân-ı Kerîm’e hizmet edecek olan nesillere karşı, bu manevî vazifeyi yerine getirmiştir. Emanetleri muhafaza etmek ve sahip çıkmak… Bir hanımın, Hayme Ana’nın bu gayreti ve onları muhafaza etmesiyle Cenâb-ı Hak, nasıl büyük bir nimet nasip ediyor, onun nesline!
Yine bir yayla mevsiminde Hayme Ana, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine ermiş, tepenin üstüne defnedilmiştir.
Hicrî 1302 (M. 1886)’de Sultan İkinci Abdülhamîd Han, ecdâdına hürmetinin nişânesi olarak büyük itina ile bir heyet gönderip büyük ninesi Hayme Ana’nın kabrini buldurmuş ve üzerine bir türbe yaptırmış. Pencerelerini, atlas perdelerle kaplattırıp, zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile döşetmiştir.
Hicrî: 24 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim


