قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : وَكُلُّ عِلْمٍ وَبَالٌ عَلَى صَاحِبِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَّا مَنْ عَمِلَ بِهِ. (طب)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : و هر علم ، صاحبى أؤزرينه قيامت كونى وبالدر ، آنجق علمى إيله عمل أدن كميه ( نيك علمى ) مستثنى . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Ve her ilim, sahibi üzerine kıyamet günü vebâldir, ancak ilmi ile amel eden kimse(nin ilmi) müstesnâ.”
(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
Hicrî: 21 Cemâziyelevvel 1448 Fazilet Takvim
İLİMDEN MAKSAT AMELDİR
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, bir mektûbunda bazı nasihatler zikrettikten sonra şöyle buyuruyor:
“Bütün nasihatlerden asıl gâye, yalnız bilip işitmek değil, amel etmektir. Görmez misin ki; bir hastaya, sadece hastalığının ilacını bilmesi fayda vermez. Hasta, o ilacı kullanmadıkça, şifa bulamaz.
İşte bütün bu ısrarlar ve mübalağalar, amele teşvik içindir. Zira kendisi ile amel olunmayan ilim, (kıyamette) sahibinin aleyhine delil olacaktır. Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: ‘Kıyamet gününde en şiddetli azâba uğrayacak olan kimse, (amel etmediği için) ilmi kendisine fayda vermeyen âlimdir.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 73)
MÜSLÜMANLAR KÂĞIDA BÜYÜK HÜRMET GÖSTERİRLER
Osmanlı memleketlerine gelen seyyahlar, kâğıda gösterilen saygıyı şöyle ifade etmişlerdir:
“Kâğıdın, Müslümanlar arasında kıymetli bir yeri vardır. Kâğıda hürmet ettikleri için yerde bir kâğıt görseler üstüne basmazlar ve üzerinden geçmezler. Yerden alıp bir duvar boşluğuna koyarlar. Bu saygı, kâğıdın, bir Kur’ân-ı Kerîm sayfası olabileceği endişesinden dolayıdır.”
Avusturya Sefîri olarak 1554’den 1562’ye kadar Osmanlı memleketinde kalan Busbeg’in hatıralarından:
“...İstanbul’a doğru ilerlediğimiz yolculuğumuz sırasında, Türklerin imâret dedikleri hanlarda kalmıştık. Duvarların deliklerine sokulmuş kağıt parçaları dikkatimi çekti.. Bunlara çok rastlamıştım.
Bunları bulundukları yerden alarak Türklere gösterip üzerlerinde neler yazdığını sorduğum zaman, mühim bir şey yazılmamış olduğunu anladım.
Ancak daha sonraları anladım ki, Türklerin kâğıda karşı gösterdikleri saygı, üzerine Allâh’ın adı yazılabilmesinden ileri geliyormuş. Onun için, nerede bir kâğıt parçası görseler, ayak altında çiğnenmesin, kirlenmesin diye yüksek bir yere, bilhâssa duvar kovuklarına koyarlarmış.”
Hicrî: 21 Cemâziyelevvel 1448 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"


