Çifter
ßU SİTEDE VİRÜS YOKTUR SADECE ßİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR !!!
13 Ekim 2026 Salı
12 Ekim 2026 Pazartesi
11 Ekim 2026 Pazar
SENİ BOĞULMAKTAN KURTARAN HAZRET-İ ALLÂH’TIR
قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى: وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُورًا. (سورة الاسراء، ٦٧)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : دنزده ، سزه بر صقنطى إصابت أتديكى زمان اوندان ( الله ، دان ) باشقه ( بتون ) طابطقلرينز ( خطرنزدان ) قايبولور ( اونلرى اونوطر ، يالنز ، الله ، دان ياردم إسترسنز ) . فقط او ( الله ) ، سزى قرطارب قارايه جقارنجه ينه يوز جويريرسنز . إنسان ، جوق نانكوردر . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : “Denizde, size bir sıkıntı isabet ettiği zaman ondan (Allah’tan) başka (bütün) taptıklarınız (hatırınızdan) kaybolur (onları unutur, yalnız, Allah’tan yardım istersiniz). Fakat o (Allah), sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan, çok nankördür.”
(İsrâ Sûresi, âyet 67)
Hicrî: 30 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
SENİ BOĞULMAKTAN KURTARAN HAZRET-İ ALLÂH’TIR
Fahreddîn-i Râzî Hazretleri, Tefsîr-i Kebîr isimli eserinde şöyle rivâyet etmiştir:
“Allâhü Teâlâ’nın varlığını inkâr eden bir kimse, Câfer-i Sâdık radıyallâhü anh Hazretlerinin huzurunda, bu inkârını dile getirdi. Bunun üzerine Câfer-i Sâdık (r.a.), ona, ‘Hiç gemiye bindin mi?’ diye sordu. Adam, ‘Evet’ dedi. Câfer-i Sâdık (r.a.), ‘Denizin korkunç hâllerini hiç müşâhede ettin mi?’ diye sorunca, Adam, ‘Evet’ diyerek yaşadığı bir hâdiseyi şöyle anlattı: ‘Bir gün gemide yolculuk yaparken çok şiddetli bir rüzgâr çıktı, gemi parçalanarak gemide bulunanlar suya düşüp boğuldular. Ben ise parçalanan geminin tahtalarından birine tutundum. Bir anda o tahtayı elimden kaçırdım ve dalgaların arasında sürüklenerek kıyıya kadar savruldum.’
Bunun üzerine Câfer-i Sâdık (r.a.), adama, ‘Yolculuğun esnasında gemiye ve gemidekilere güveniyordun, gemi parçalanıp batınca, o tahta parçasına tutunarak kurtulacağını sandın. Bu şeylerin hepsi elinden gidince nefsini ölüme mi bıraktın, yoksa yine de kurtulmayı mı ümit ediyordun?’ diye sordu.
Adam, ‘Hayır, kurtulmayı umuyordum.’ dedi.
Câfer-i Sâdık (r.a.), ‘Kurtulmayı kimden umuyordun?’ diye sorunca, adam, cevap veremeyip sustu. Câfer-i Sâdık (r.a.), ‘İşte senin o anda kurtulmayı umduğun zât, her şeyin yaratıcısı olan Allâhü Teâlâ’dır. Seni boğulmaktan kurtaran da odur.’ dedi. Adam, bu söz üzerine iman ederek, Câfer-i Sâdık (r.a.) vesilesiyle Müslüman oldu.”
CEMÂZİYELEVVEL İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI
Hicrî-Kamerî 1448 yılı Cemâziyelevvel ayı ictimâı 10 Ekim Cumartesi günü, Türkiye saati ile 18.50’dedir.
Ru’yet ise 11 Ekim Pazar Türkiye saati ile 08.28’dedir.
Hilâl, ilk olarak Büyük Okyanus’tan ve Avustralya Kıtası’ndan itibaren batı taraflara doğru görülmeye başlayacaktır.
12 Ekim Pazartesi, Cemâziyelevvel ayının 1. günüdür.
Hicrî: 30 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"
10 Ekim 2026 Cumartesi
EHL-İ BEYTE TÂBİ OLMAK
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَا يَدْخُلُ قَلْبَ رَجُلٍ اَلْإِيمَانُ حَتَّى يُحِبَّكُمْ اَيْ أَهْلَ بَيْتِهِ لِلّٰهِ وَرَسُولِهِ. (ت)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : نفسم قدرتنده اولان اللهه يمن اولسونكى ، بر كمسه ، الله و رسول ، نون رضاسى إيجن سزى – يعنى رسول الله يك أهل بيتنى – سومدكجه قلبنه إيمان كيرمز . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Nefsim kudretinde olan Allâh’a yemin olsun ki, bir kimse, Allah ve Resûlü’nün rızası için sizi -yani Resûlullâh’ın Ehl-i Beyt’ini- sevmedikçe kalbine iman girmez.”
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 29 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
EHL-İ BEYTE TÂBİ OLMAK
Ehl-i Beyt; Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) hânesine husûsî nisbeti bulunan bahtiyârlar, hânedân-ı Nebî demektir. Onlar; Başta müminlerin anneleri olan Peygamberimizin (s.a.v.) hanımları, onun mübârek evlâtları, sonra Hazret-i Ali ve onun pâk zevcesi Hazret-i Fâtıma ve bu ikisinin oğulları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin ve bunların kıyâmete kadar devam edecek nesilleridir (radıyallâhü anhüm).
Bütün Müslümanlar ve bilhâssa Ashâb-ı Kirâm, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin Ehl-i Beyt’ine -hiçbir ayrım yapmadan- büyük bir hürmet ve muhabbet göstermişlerdir. İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, Ehl-i Beyt’e tâbi olmakla alâkalı Seyyid Nakîb Şeyh Ferîd el-Buhârî’ye hitâben şu mektubu yazmıştır:
“Allah Sübhânehû’dan, o kadri yüce sülâle yani Ehl-i Beyt hürmetine, şerîat-i garrâ erkânını kuvvetlendirmesini, kendisine tâbi olmak pek kolay olan nurlu dinin hükümlerini yüceltmesini niyâz ederiz. İşin özü budur, gerisi abestir.
Böyle sıkıntılı günlerde Ehl-i İslâm garipleri için, dalâlet denizlerinde boğulmaktan kurtuluş, ancak beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyt sefînesinden umulur. Çünkü, Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz: “Benim Ehl-i Beytim, Nûh aleyhisselâm’ın gemisine benzer. Nûh aleyhisselâm’ın gemisine binenler, nasıl tûfandan kurtuldu ise Ehl-i Beyt’ime tâbi olanlar da dalâlet tûfanından kurtulur. Kim de ondan geri kalırsa (onlara tâbi olmazsa) helâk olur.” buyurmuşlardır. Hâl böyle olunca bütün gayretini, bu büyük saâdeti elde etmeye sarfetmek lâzımdır.
Allâh’ın yardımı ile sizin elinizde makam, itibar, güç ve kuvvet vardır. Zâtınızın nâil olduğu şerefe, bir de yukarıda beyân ettiğimiz husûsu ilâve ederseniz, saâdet meydanında akranlarınızı geçmiş olursunuz. Bu fakirin size teveccühü ve bu gibi ifadelerde bulunması ancak şerîatin kuvvetlenmesi ve yayılması maksadına mâtuftur.”
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/ m. 51)
Hicrî: 29 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
9 Ekim 2026 Cuma
GIYBET, BÜYÜK GÜNAHTIR
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ صَاحِبَ الْغِيْبَةِ لَا يُغْفَرُ لَهُ حَتَّى يَغْفِرَ لَهُ صَاحِبُهُ. (طس)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : غيبتدن كمسي ، غيبتنى يابطغى كمسه باغشلامادقجه ( الله تعالى طرافندان ده ) باغشلانماز . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Gıybet eden kimseyi, gıybetini yaptığı kimse bağışlamadıkça (Allâhü Teâlâ tarafından da) bağışlanmaz.”
(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)
Hicrî: 28 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
GIYBET, BÜYÜK GÜNAHTIR
Gıybet; bir kimsenin gıyabında sözle, işaretle veya taklit ederek bir ayıbını ortaya koymaktır.
İmâm Gazâlî (rah.) dedi ki: “Gıybet, müminin tâatleri için çok tehlikeli bir yıldırım gibidir. Gıybet eden kimse, yaptığı güzel amellere sağdan, soldan, doğudan, batıdan top atıp onları yok eden kimse gibidir.
Hasan-ı Basrî Hazretlerine, “Falan kimse senin hakkında gıybet etti.” denilince o gıybet edene bir tabak meyve göndererek, “Sevaplarından bir kısmını bana hediye ettiğin için karşılığında ben de sana bunları hediye etmek istedim.” demişti.
İbn-i Mübârek (rah.) da “Bir kimse hakkında gıybet edecek olsam annemi gıybet ederdim. Zira benim sâlih amellerime annemden daha lâyık kimse yoktur.” demiştir.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Gıybet etmekten sakın. Zira gıybet(in günahı), zinâ(nın günahın)dan daha şiddetlidir. Muhakkak bir kimse zinâ yapar da akabinde pişman olup tevbe eder; Allâhü Teâlâ da onun bu tevbesini kabul buyurur.”
Hadîs-i şerîfte, “Gıybetin günahı, zinânın günahından daha şiddetlidir.” buyurulduğu hâlde, gün boyu başkalarını gıybet eden ve bunu çirkin görmeyen kimse ne kadar şaşılacak bir kimsedir.
Lisânını, başkaları hakkında konuşmaktan ve gıybet etmekten tutamayan kişi için uzlet yani yalnız kalmak ve buna sabretmek vacip olur. Zira gıybetin büyük günah olduğu husûsunda icmâ vardır.
Zülkarneyn aleyhisselâm, seyahati esnasında karşılaştığı bir kavme, “Aranızdaki birliğinizin ve doğru yolda olmanızın sebebi nedir?” diye sormuştu. Onlar da “Biz, hiçbir zaman birbirimizi aldatmayız ve gıybet etmeyiz.” dediler.
Hz. Ömer (r.a.), “Lisânınızı, insanların hâllerinden bahsederek meşgul etmeyin, zira bu, sizin için büyük bir hastalıktır. Bilakis siz, Allâhü Teâlâ’yı zikirle meşgul olun ki o, sizin için bir şifâdır.” buyurmuştur.
Hicrî: 28 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"


