3 Kasım 2026 Salı

HAZRET-İ ÖMER’İN (R.A.) MEKTUPLARINDAN


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلسَّمْعُ وَالطَّاعَةُ عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ مَا لَمْ يُؤْمَرْ بِمَعْصِيَةٍ. (خ)

بيغمبر أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : مسلمان كشنيك ، كونح إيله أمراولنماديغى متدتجه – حوشونه كيدن ويا كتمين بتون حصوصلرده ، ( آمرلرينى ) دنليب إطاعت أتمسى واجبدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Müslüman kişinin, -günâh ile emrolunmadığı müddetçe- hoşuna giden veya gitmeyen bütün husûslarda, (âmirlerini) dinleyip itaat etmesi vaciptir.”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:  23  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

HAZRET-İ ÖMER’İN (R.A.) MEKTUPLARINDAN

 

Hazret-i Ömer radıyallâhü anh, zaman zaman vâlilerine mektuplar göndermiştir. Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye (r.a.) hitâben yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur:

“Bana ulaştığına göre sen, insanların, huzuruna topluca girmelerine izin veriyormuşsun. Bu mektubum sana ulaştıktan sonra, artık herkesten evvel, halkın eşrafının yani Kur’ân ehli ve dindar kimselerin huzuruna girmelerine izin ver. Onlar, mecliste yerlerini alsınlar, onlardan sonra diğer insanlara izin ver.

Diğer bir valisine şöyle yazdı:

“Âhirette şiddetli bir hesaba maruz kalmadan önce, bu dünyada nefsini hesaba çek, zira bu hesabın âhirettekine göre pek kolaydır. Nefsini rahat ve geniş zamanda hesaba çeken kimse, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına ve halkın gıbta edeceği yüce makamlara kavuşur. Her kimi de hayat meşgaleleri aldatır da nefsinden gâfil bir hâlde yaşar, kendini hesaba çekmezse, âkıbeti pişmanlık ve hasret olur. Sana hayırlı bir nasihat edildiğinde ibret ve ders alan akıllı kimselerden ol, bu nasihatimi de iyi tut.”

Utbe bin Ferkad (r.a.) anlattı: Azerbaycan’da iken Hazret-i Ömer’in mektubu geldi, şöyle buyuruyordu: “Ey Utbe, sizi zevk u safâya ve sırf dünyaya dalmaktan sakındırıyorum. Ehl-i şirkin kıyafetlerine benzeyen elbiseler ve ipek elbise giymeyin. Zira Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), bizi ipek giymekten menetmişlerdir.”

Yine Şam valisi olan Hazret-i Muâviye’ye hitâben şöyle yazmıştı: “Haktan; doğruluk ve adâletten ayrılma! Zira hak, seni haktan başka hiçbir şeyle hükmolunmayacak kıyâmet gününde, ehl-i hakkın yüce mertebesine kavuşturur.”

Vâlilerine yazdığı diğer bir mektûbunda buyurmuştur ki: Hakîkî zâhidlerin yani dünyaya kıymet vermeyen kimselerin hikmetli sözlerini yazın. Zira Allâhü Teâlâ, onlara birtakım melekler vazifelendirmiştir; melekler, ellerini, o zâhidlerin ağızlarına koyarlar, o zâtlar ancak Cenâb-ı Hakk’ın ilhâm ettiği şeyleri konuşurlar.

Hicrî:  23  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

2 Kasım 2026 Pazartesi

ASHÂB-I BEDİR: ABDULLAH BİN TÂRIK (R.A.)


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ قَاتَلَ وَصَبَرَ حَتَّى يُقْتَلَ أَوْ يَغْلِبَ وُقِيَ فِتْنَةَ الْقَبْرِ. (مطالب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : هر كيم أؤلدورلنجيه ويا غالب كلنجيه قدار صبرأدرك دشمانله جهاد أدرسه قبر ( يؤآلندن و ) عذابندان محافظه اولونور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Her kim öldürülünceye veya galip gelinceye kadar sabrederek düşmanla cihat ederse kabir (suâlinden ve) azâbından muhafaza olunur.”

(Askalânî, el-Metâlibü’l-Âliyye)

Hicrî:  22  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

ASHÂB-I BEDİR: ABDULLAH BİN TÂRIK (R.A.)

 

Ensâr’dan olup Evs kabilesinin Benî Zafer koluna mensuptur. Bedir ve Uhud gazâlarında hazır bulunmuştur.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından, Kur’ân-ı Kerîm’i ve dinin hükümlerini öğretmek için Hicret’ten 36 ay sonra Safer ayında, Adal ve Kâre kabilelerine gönderilen ve Recî’de şehit edilen 6 zâttan biridir. O altı zât: Âsım bin Sâbit, Mersed bin Ebû Mersed, Hubeyb bin Adiy, Hâlid bin Bükeyr, Zeyd bin Desinne ve Abdullah bin Târık radıyallâhü anhüm Hazretleridir. Bu hâdise, İslâm Târihi’nde “Recî’ Vakası” olarak bilinir.

Bu altı mübârek zât, Medîne-i Münevvere’den çıkarak Recî’ denilen yere geldiler. Recî, Hüzeyl kabilesinin su kuyusunun bulunduğu mevki idi. Burada, yanlarında bulunan Adal ve Kâre kabilesi mensupları onlara ihânet ederek Hüzeylileri, bu hâfızlar üzerine kışkırtarak muhârebeye başlattılar. Mersed, Hâlid, Âsım Hazretleri şehit oluncaya kadar çarpıştılar.

Zeyd, Hubeyb ve Abdullah bin Târık Hazretleri ise esir düştüler. Abdullah bin Târık Hazretlerini, Mekke-i Mükerreme’ye götürürken yolda şehit ettiler.

Şöyle ki Merru’z-Zahrân denilen mahalle geldiklerinde, Abdullah bin Târık radıyallâhü anh, müşriklerden biraz geride kalmıştı. Abdullah Hazretleri elindeki ipten kurtuldu, eline bir kılıç kaptı ve dedi ki: “Ben, kendimi, size teslim etmeyeceğim. Benden önce şehit olan kardeşlerimde, benim için uyulacak pek güzel numûne vardır.” Onlara kılıcıyla hücum etmek için her yaklaştığında, müşrikler geri çekilerek kendisine uzaktan taş atarak hücum ediyorlardı. Abdullah Hazretlerini, taş atıp yaralayarak şehit ettiler. Kabri, Merru’z-Zahrân’dadır.

Zeyd ile Hubeyb Hazretlerini de, Kureyşlilerin elindeki esirleriyle mübâdele için götürdüler, fakat onları, Kureyşliler şehit etti.

Hicrî:  22  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

1 Kasım 2026 Pazar

İLİMDEN MAKSAT AMELDİR


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : وَكُلُّ عِلْمٍ وَبَالٌ عَلَى صَاحِبِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَّا مَنْ عَمِلَ بِهِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : و هر علم ، صاحبى أؤزرينه قيامت كونى وبالدر ، آنجق علمى إيله عمل أدن كميه ( نيك علمى ) مستثنى . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Ve her ilim, sahibi üzerine kıyamet günü vebâldir, ancak ilmi ile amel eden kimse(nin ilmi) müstesnâ.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  21  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

İLİMDEN MAKSAT AMELDİR

 

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, bir mektûbunda bazı nasihatler zikrettikten sonra şöyle buyuruyor:

“Bütün nasihatlerden asıl gâye, yalnız bilip işitmek değil, amel etmektir. Görmez misin ki; bir hastaya, sadece hastalığının ilacını bilmesi fayda vermez. Hasta, o ilacı kullanmadıkça, şifa bulamaz.

İşte bütün bu ısrarlar ve mübalağalar, amele teşvik içindir. Zira kendisi ile amel olunmayan ilim, (kıyamette) sahibinin aleyhine delil olacaktır. Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: ‘Kıyamet gününde en şiddetli azâba uğrayacak olan kimse, (amel etmediği için) ilmi kendisine fayda vermeyen âlimdir.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 1, m. 73)

 

MÜSLÜMANLAR KÂĞIDA BÜYÜK HÜRMET GÖSTERİRLER

 

Osmanlı memleketlerine gelen seyyahlar, kâğıda gösterilen saygıyı şöyle ifade etmişlerdir:

“Kâğıdın, Müslümanlar arasında kıymetli bir yeri vardır. Kâğıda hürmet ettikleri için yerde bir kâğıt görseler üstüne basmazlar ve üzerinden geçmezler. Yerden alıp bir duvar boşluğuna koyarlar. Bu saygı, kâğıdın, bir Kur’ân-ı Kerîm sayfası olabileceği endişesinden dolayıdır.”

Avusturya Sefîri olarak 1554’den 1562’ye kadar Osmanlı memleketinde kalan Busbeg’in hatıralarından:

“...İstanbul’a doğru ilerlediğimiz yolculuğumuz sırasında, Türklerin imâret dedikleri hanlarda kalmıştık. Duvarların deliklerine sokulmuş kağıt parçaları dikkatimi çekti.. Bunlara çok rastlamıştım.

Bunları bulundukları yerden alarak Türklere gösterip üzerlerinde neler yazdığını sorduğum zaman, mühim bir şey yazılmamış olduğunu anladım.

Ancak daha sonraları anladım ki, Türklerin kâğıda karşı gösterdikleri saygı, üzerine Allâh’ın adı yazılabilmesinden ileri geliyormuş. Onun için, nerede bir kâğıt parçası görseler, ayak altında çiğnenmesin, kirlenmesin diye yüksek bir yere, bilhâssa duvar kovuklarına koyarlarmış.”

Hicrî:  21  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3