24 Eylül 2026 Perşembe

AMR BİN ÂS RADIYALLÂHÜ ANH’İN VASİYETLERİ

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا عَمْرُو نِعْمَ الْمَالُ الصَّالِحُ لِلْمَرْءِ الصَّالِحِ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى عمر ، صالح كشى إيجن صالح ( حلالدن قزانب خيره صرف أديلن ) مال ، نه كوزلدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Ey Amr, sâlih kişi için sâlih (helâlden kazanılıp hayra sarfedilen) mal, ne güzeldir.”

(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Hicrî:  13  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

AMR BİN ÂS RADIYALLÂHÜ ANH’İN VASİYETLERİ

 

Tâbiîn’den İbn-i Şümâse (rah.) şöyle anlatmıştır:

Ashâb-ı Kirâm’dan Amr bin Âs’ın (r.a.) yanına vardık, kendisi ölüm döşeğinde idi. Uzun zaman ağladı ve yüzünü duvara çevirdi. Bunun üzerine oğlu Abdullah (r.a.): “Babacığım, Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz, seni, falan ve falan şeylerle müjdelemedi mi?” dedi.

Bunun üzerine Amr (r.a.), yüzünü bize çevirerek: “Şüphesiz ki hazırlamakta olduğumuz şeylerin en faziletlisi, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) onun resûlü olduğuna şehadet getirmektir. Şüphesiz ki ben, üç hâl üzere bulundum:

Düşünüyorum da bir vakitler, Resûlullah’a (s.a.v.), benim kadar buğzeden yoktu. O zaman imkânını bulup da onu öldürmüş olmak kadar da bana göre iyi bir iş yoktu. Şâyet bu hâl üzere ölmüş olsaydım muhakkak Cehennemlik olurdum.

Allah, İslâm’ı kalbime yerleştirdiği zaman Peygamber Efendimize (s.a.v.) gelerek; uzatın sağ elinizi de size bîat edeyim, dedim. Hemen sağ elini uzattılar. Ben, elimi çektim ve affolunmamı talep ettim. Resûlullah (s.a.v.): “Bilmez misin ki İslâm, kendinden önceki günahları yok eder, Hicret de ondan önceki günahları yok eder. Hac da ondan önceki günahları yok eder.” buyurdular. O anda artık benim gözümde Resûlullah’tan (s.a.v.) daha sevgili ve ondan daha büyük bir kimse kalmadı. Ona karşı duyduğum hürmetten dolayı, kendisine doya doya bakamıyordum. Benden, onun vasıflarını anlatmamı isteseler buna tâkat getiremem. Çünkü ona, doya doya bakamazdım. Şâyet bu hâl üzere ölmüş olsam Cennetlik olmamı kuvvetle ümit ederdim.

Bundan sonra birtakım şeyler üzerimize aldık ki onlar hakkında hâlim nasıl olur bilemiyorum. Öldüğüm zaman, yas için kimse yanımda bulunmasın. Beni defnettiğiniz zaman üzerime toprağı iyice döşeyiniz. Sonra kabrimin etrafında bir deve boğazlanıp da eti taksim edilinceye kadar bir vakit durun ki, sizlerle ünsiyet edeyim. Ve Rabb’imin elçilerini nasıl karşılayacağımı düşüneyim.” dedi.

Hicrî:  13  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3


 

23 Eylül 2026 Çarşamba

SIR SAKLAMANIN LÜZÛMU


 

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ : أَسَرَّ إِلَيَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سِرًّا فَمَا أَخْبَرْتُ بِهِ أَحَدًا بَعْدَهُ وَلَقَدْ سَأَلَتْنِي أُمُّ سُلَيْمٍ فَمَا أَخْبَرْتُهَا بِهِ. (ق)

أنس بن مالك رضي الله عنه شويله ددى : بيغمبر أفندمز صلى الله عليه وسلم ، بانه بر صر وردى . او ( نون وقات ) ندان صوكره ده بو صرى هيج كمسيه سويلمدم . آنم أم سليم سوردى اوكاده سويلمدم  . "

Enes bin Mâlik radıyallâhü anh şöyle dedi  : “Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, bana bir sır verdi. On(un vefatın)dan sonra da bu sırrı hiç kimseye söylemedim. Annem Ümmü Süleym sordu. Ona da söylemedim.”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:  12  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

SIR SAKLAMANIN LÜZÛMU

 

Sırrını saklayarak muhafaza eden, işlerinde alacağı tedbirden tam fayda görür, istediğine nâil olur. Umduğu şeye nâil olamasa da zarardan ve ayıplanmaktan selâmet bulur. Nitekim Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:

“Sırlarınızı gizleyerek, mühim işlerinizin halline yardımcı olunuz. Zira her nimete, bir haset eden çıkar.”

Hadîs âlimlerinden Ali el-Medâinî (rah.) demiştir ki: “İnsanların en sabırlısı, sırrını dostundan bile gizlemeye muvaffak olabilendir. Zira dostuyla arası bozulur da o sırrı ifşa edebilir.” Nitekim hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Sevdiğini ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Sevmediğine de ölçülü buğzet, günün birinde dostun olabilir.”

Eğer bir kimseye bir sırrı açmak icap ederse, sırrı, ancak akıllı ve hayrını dileyen, güvenilir kimseye açmalıdır. Zira sır, bir emanettir, onu ifşâ etmek ise hıyanettir. Kalpler, sırların kabıdır, onun için sırrı içinde tutabilecek yahut tutamayacak kalp sahibini iyi tanıyıp seçebilmek mühimdir.

Akıllı, düşmanından sakladığı sırrını, dostundan da saklayandır. Her sırrı söylemek, âcizliktir. Kişinin kendi kalbi, sırlarını saklamakta başkalarından geniş olmalıdır.

Gerek kendi sırrını, gerek kendisine emanet edilen başkalarının sırlarını saklamalıdır. İşlerde muvaffakiyet, akıllı ve dirâyetli hareket etmeye bağlıdır. Akıllılık ise doğru görüş sahibi olmakla mümkündür. Görüşünün isabetli olması da sırlarını iyi saklamakladır. Sırrını saklayanın irâde ve tercih hakkı, elinde olur. Sırrını açtığında, açtığı kimseye bağlı kalır. Sırrını açan, pişmanlığa kapı açmış olur. Pişmanlıklar içinde kıvranan kimsenin ise görüşü sağlam ve aklı kâmil olmaz. Bu hâl kendisinde âdet olan kimse ise, câhiller arasına katılır.

Sırrını saklamak, onu ifşa edip de sonra pişman olmaktan elbette evlâdır.

Hicrî:  12  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

22 Eylül 2026 Salı

İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -2


قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ... (سورة البقرة، ٢٨٥)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : رسول الله ، رب ’ ندن ، كندسنه إنديريلنه إيمان أتدى ، مؤمنلر ده ( إيمان أتديلر ) . هبسى ده اللهه و اونون ملكلرينه ، كتابلرينه و بيغمبرلرينه إيمان أتدى . ‘ بز ، الله تعالى ، نيك بيغمبرلرندن هيجبريسنيك آراسنى آيرمايز ( هبسنه إنانرز ) ’ دديلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “Resûlullah, Rabb’inden, kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Hepsi de Allâh’a ve onun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. ‘Biz, Allâhü Teâlâ’nın peygamberlerinden hiçbirisinin arasını ayırmayız (hepsine inanırız).’ dediler…”

(Bakara Sûresi, âyet 285)

Hicrî:  11  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -2

 

Rûhu’l-Beyân Tefsîri’nde bildirildiği üzere, Meryem lafzı, “âbide” (ibadet eden kadın) manasınadır. Hazret-i Meryem’in ismi Kur’ân-ı Mübîn’in birçok âyetinde zikredilmiştir. Ayrıca onun adı ile Kur’ân-ı Kerîm’de bir de sûre vardır.

Hazret-i Meryem, bir yaratılış hârikasının, bir Peygamber-i Zîşân’ın vâlidesidir.

Allâhü Teâlâ, Tahrîm Sûresi’nin 12. âyet-i kerîmesinde güzîde ve sâliha bu hanımın hâlini şöyle beyan etmiştir:

İmrân’ın kızı Meryem’i de Allâh’a iman edenler için bir misal, bir nümûne olarak gösteririz; o kız ki iffetini, metin bir kale gibi korumuştu. Son derece ısmetperver (iffetini koruyan) idi, nezîh bir hayat sürüyordu. Artık ona, o mübarek Hazret-i Meryem’e, ruhumuzdan ilkâ ettik. Yani ona ya vasıtasız veya Cibrîl-i Emîn vasıtası ile hayat sebebi olan bir ruh bırakılmış oldu.

İsa aleyhisselam, o vechile ana rahminde vücuda gelmeye başlamıştı. Ve o muhtereme Hazret-i Meryem, Rabb’inin kelimelerini, yani peygamberlere verilmiş olan semâvî sahifeleri, İlâhî hükümleri veya bir yüce peygamberin vâlidesi olacağına dair, Allah tarafından Cibrîl-i Emîn vasıtası ile yapılan müjdeyi ve Cenâb-ı Hakk’ın sair bütün kitaplarını tasdik etti. Tevrât, İncîl gibi bütün kitapları, bunlardaki İlâhî beyanları bilip kabul etti. Ve o pek güzîde olan Hazret-i Meryem, Allâh’a itaat edenlerden ve Allâh katında makbul kullardan oldu.

Velhâsıl: Bu mübarek âyetler gösteriyor ki: İman ve tâat sahibi olanlara, kendi selîm fıtratlarını nezih bir surette muhafaza edenlere, başkaları zarar veremez. Onlar, kendi ahlâkî faziletlerinin, itikadî nezâhetlerinin mükâfatına kavuşurlar. Cihanda güzel bir isim bırakırlar, âhirette de İlâhî nimetlere mazhar olarak Cennetlere nâil olurlar. İşte her insanın gayesi, böyle ebedî bir saadete nâiliyetten ibaret bulunmalıdır. Hak Tealâ Hazretleri, cümlemizi bu saadete nâil buyursun. Âmîn..

Hicrî:  11  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3