10 Nisan 2026 Cuma

SÂHİB-İ YÂSÎN: HABÎB-İ NECCÂR HAZRETLERİ -2


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ. (سورة يس، 21)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : سزدن هيجبر مكافات إستمين ( صرف الله رضاسى إيجن سزى إرشاده جالشان ) او زانلره تابى اولونز . اونلر ، دوغرى يوله أرمش كمسلردر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Sizden hiçbir mükâfat istemeyen (sırf Allah rızası için sizi irşâda çalışan) o zâtlara tâbi olunuz. Onlar, doğru yola ermiş kimselerdir.”

(Yâsîn Sûresi, âyet 21)

Hicrî:  22  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

SÂHİB-İ YÂSÎN: HABÎB-İ NECCÂR HAZRETLERİ -2

 

Yâsin Sûresi’nin 20 ilâ 27. âyet-i kerîmeleri şöyle tefsir edilmiştir:

O şehir ahalisine, o mübarek zâtların gelip onları hak dine davet ettiklerini ve o ahalinin de inkâr ettiklerini haber alan dindar bir zât koşarak geldi. Bu güzel vâiz, Allâhü Teâlâ’nın ikramına mazhar olan bu zât, o esnada şehrin en ucunda, ta öte başında yaşayan Sâhib-i Yâsîn olan Habîb-i Neccâr Hazretleridir. O, ehl-i imana numûne olmak, irşâd etmek için bütün gayretiyle çalışıyordu. Şehrin en ucu, ta öte başından gelmesi demek oluyor ki resûllerin tebliğleri ve onlara karşı yapılan muamele, şehrin her tarafından işitilmişti.

Habîb-i Neccâr Hazretleri, o putperest kavmini uyandırmak için şöyle nasihatte bulunuyordu:

“Ey benim kavmim, o gönderilen muhterem resûllere tâbi olun, dedikleri yola uyun. Onların tebliğleri vechile ibadet ve tâatte bulunun, Allâh’ın birliğini tasdik ederek putlara tapmaktan vazgeçin.

Ey ahali! Sizi hak dîne davet eden, sizi selâmete kavuşturmak isteyen muhterem bir zâtı, kendinize rehber edininiz ki o zât, sizden bir ücret, dünyevî bir karşılık istemiyor. Mahzâ Allah rızası için sizi irşâda çalışıyor, onlar, doğru yola ermiş kimselerdir. Onlar, insanları Hakk’a kavuşturan doğru yolu bilen zâtlardır, onlara tâbi olanlar, hidayete ererler.

Hem benim neyime ki, o beni yaratana ibadet ve kulluk etmeyeyim? Ben, sizi kendim gibi düşünüyorum. Ben, beni yaratana kulluk etmeyi borcum, vazifem bilirim, çünkü beni yaratmıştır. O hâlde siz de Rabb’inize ibadet etmelisiniz. Hâlbuki hepiniz döndürülüp ona götürüleceksiniz. Dünyadaki amellerinizden dolayı muhâkemeye tâbi tutulacaksınız. O hâlde, ona kulluktan nasıl kaçınırsınız?

Şüphe yok ki ben, sizin Rabb’inize iman ettim. O Rabbü’l-Âlemîn’in birliğine, ortak ve benzerden münezzeh olduğuna inandım. Artık bunu, benden işitiniz. Benim bu imanıma sizler de şahit olunuz. Ben, vahdâniyyet-i İlâhiyye’yi (Allâh’ın birliğini) tasdik eden bir müminim. Elhamdülillah.” (Devamı var)

Hicrî:  22 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

9 Nisan 2026 Perşembe

SÂHİB-İ YÂSÎN: HABÎB-İ NECCÂR HAZRETLERİ -1


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الْآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ. (سورة آل عمران، 85)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : هر كيم ، إسلام ، دان باشقه بر دين آرارسه كندسندن بويله بر دين آصلا قبول أدلميجك و او كمسه آخرتده خسرانه اوغرايانلردان اولاجقدر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Her kim, İslâm’dan başka bir din ararsa kendisinden böyle bir din aslâ kabul edilmeyecek ve o kimse âhirette hüsrâna uğrayanlardan olacaktır.”

 (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 85)

Hicrî:  21  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

SÂHİB-İ YÂSÎN: HABÎB-İ NECCÂR HAZRETLERİ -1

 

Yâsîn Sûresi’nde, daha sonra gelen kavimlere ibret ve ikaz olması için Habîb-i Neccâr Hazretlerinden bahsedilmektedir. Yâsin Sûresi’nin 13 ilâ 19. âyet-i kerîmeleri şöyle tefsir edilmiştir:

“Sen, onlara (senin peygamberliğini inkâr edenlere), kendilerine resûller gelen o şehir (Antakya) halkının hâlini temsil getir.

O sıra ki onlara iki resûlü göndermiştik, (o ahaliyi gidip hak dîne davette bulundular. O ahali ise) bunları yalanlamışlardı. Biz de bir üçüncü ile izzet (ve kuvvet) verdik de varıp: “Haberiniz olsun biz sizlere gönderilmiş resulleriz. (Artık bize tâbi olun, putlara ibadeti bırakın, tevhid dinini kabul eyleyiniz ki selâmete, hidayete nâil olasınız).” dediler.

O şehir ahalisi, kendilerini tevhid dinine davet eden o mübarek zâtların bu davetlerini kabul etmediler, yalanladılar. Nübüvvet ve risaleti inkâr ettiler.

O resûller de davetlerinin hak olduğunu beyan ettikten sonra, “Vazifemiz, sizi, hak dine davetten ibarettir. Kabul etmez iseniz vebali, mesuliyeti size aittir.” dediler.

O zâtların o kadar doğru ve hayır murad eden ifadelerine rağmen o münkirler de dediler ki: “Sizin bu davetiniz yüzünden aramızda ayrılık oldu. Eğer davetten vazgeçmezseniz; sizi, pek şiddetli bir cezaya maruz bırakacağız, elimizden kurtulamayacaksınız.”

O mübarek resûller de dediler ki: “Siz, öğüt verildiğiniz hâlde de mi, uhrevî azaptan kurtulmanız için hakkınızda güzelce ihtar yapıldığından dolayı mı bize karşı hasmâne, düşmanca bir vaziyet alıyorsunuz? Siz, aşırı giden bir kavimsiniz. Ondan dolayıdır ki, kendilerine karşı teşşekkür borçlu olmanız icabeden kimselere karşı düşmanlık gösteriyorsunuz. Onların, selâmet ve saadetinize vesile olacak ihtarlarını, birer felâket sebebi sanarak onları uğursuz sayıyorsunuz.” dediler. (Devamı var)

Hicrî:  21 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

8 Nisan 2026 Çarşamba

ŞEYH MUHAMMED MA‘SÛM (K.S.) HAZRETLERİ


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ. (سورة محمد، 33)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ! اللهه إطاعت أدين و رسولنه ده إطاعت أدين . و عمللرينزى ( نفق ، ريا كبى كونحلرله ) بوشه كيدرمين . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Ey iman edenler! Allâh’a itaat edin ve Resûlüne de itaat edin. Ve amellerinizi (nifak, riyâ gibi günahlarla) boşa gidermeyin.”

(Muhammed Sûresi, âyet 33)

Hicrî:  20  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

ŞEYH MUHAMMED MA‘SÛM (K.S.) HAZRETLERİ

 

Silsile-i Sâdât’ın yirmi dördüncü halkası olan Muhammed Ma‘sûm (k.s.) Hazretleri, İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretlerinin oğludur. İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinden sonra irşâd vazifesini devam ettirmiştir.

Muhammed Ma‘sûm Hazretlerinin Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye isimli eseri vardır. Bir mektuplarında şöyle buyuruyorlar:

“Dünyanın fitne ve musibetleri, günden güne artmaktadır. Dostlar, göçüp gitmekte, (geride kalanlarda) yine de bir uyanma, ölümü hatırlama, tevbe edip pişmanlık duyma yoktur. Gaflet gittikçe çoğalmakta, günahlar her gün ziyadeleşmektedir. Nitekim Tevbe Sûresi’nin 126. âyet-i kerîmesinde –meâlen-: ‘Görmezler mi ki, her yıl bir veya iki kere bir belaya tutulurlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar’ buyurulmuştur.

Bu nasıl imandır? Bu nasıl Müslümanlıktır? Ne Kitâb ve Sünnet ile amel ederler ne de apaçık delilleri gördükleri hâlde ibret alırlar.

Tefekkür edip iyice düşünmeli! Beraber gezdikleri, beraber vakit geçirdikleri o eski dostlar, o arkadaşlar, şimdi ne hâldedirler? Nereye gittiler? O can dostu olan arkadaşlarından ortada hiçbir eser yoktur. Fenâ (yokluk) rüzgârı, onları harman gibi savurup izlerini bile bırakmadı.

O hâlde, bizim gibi geride kalanların, bu birkaç günlük dünya hayatını gaflet ile telef etmemesi ve gaflet uykusundan uyanması lâzımdır. Fâni olan dünyaya gönül bağlamayalım. Dünyaya tutulmayalım ve onu sevmeyelim. Hep Allah rızası için çalışalım, nefsin ve şeytanın tuzaklarına düşmemek, arzu ve hevesler girdabına yakalanmamak için çok gayret edelim.

Kabir ve kıyameti her zaman göz önüne getirip kendimizi ölülerden sayalım. Nitekim hadîs-i şerifte, ‘Kendini, kabirde olanlardan say.’ buyurulmuştur.”

(Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  20 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3