14 Haziran 2026 Pazar

ZİLHİCCE AYININ SON GECESİ YAPILACAK İBADET


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ صَامَ يَوْمًا مِنَ الْمُحَرَّمِ فَلَهُ بِكُلِّ يَوْمٍ ثَلَاثُونَ يَوْمًا. (طص)‏

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم محرم آينده بر كون اوروج طوطارسه او كمسه إيجن ، ( طوطديغى ) هر بر كونه قرشلق اوطوز كون ( نافله اوروج ثوابى ) واردر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kim Muharrem ayından bir gün oruç tutarsa o kimse için, (tuttuğu) her bir güne karşılık otuz gün (nâfile oruç sevabı) vardır.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’s-Sağîr)

Hicrî:  28  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

ZİLHİCCE AYININ SON GECESİ YAPILACAK İBADET

 

Zilhicce ayının son gecesi, mümkünse bir Tesbîh Namazı kılınır ve bir Hatm-i Enbiyâ yapılır.

Akşam namazı ile yatsı namazı arasında, 10 rekât namaz kılınır.

Namaza şöyle niyet edilir: “Yâ Rabbi! Geçen seneyi benden razı olarak ayır. Sâdır olan isyanımı hasenâta tebdîl eyle. Beni hidâyet-i İlâhiyye’ne ve rızâ-yı İlâhî’ne mazhar eyle.” Her rekâtte;

7 Fâtiha-i şerîfe, 7 Âyetü’l-Kürsî, 7 İhlâs-ı şerîf okunur.

İki rekâtte bir selam verilir.

Namazdan sonra, mümkünse en az 11 kelime-i tevhîd, 11 istiğfâr-ı şerîf, 11 salevât-ı şerîfe okunur ve dua edilir.

Zilhicce ayının son günü, aynı zamanda senenin son günüdür. Bu günde mümkünse oruçlu bulunmak, faziletli bir ibadettir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

MUHARREM AYININ BİRİNCİ GÜNÜNDE NE YAPILIR?

Muharrem ayının birinci gününde, her birinde besmele çekerek, bir defada 1000 İhlâs-ı şerîf okuyanları, Cenâb-ı Hak lütfuyla, keremiyle, bu âlemden kul borcu ile huzuruna getirmeyecek, dünyada ödemeye muvaffak kılacaktır.

Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak, faziletli ibadetlerdendir. Bu on günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günlerde oruç tutmalıdırlar. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), 9. günü seferde bulunduğundan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve “Sağ olursak, gelecek sene 9. günü de tutarız.” buyurmuşlardır.

Bu ayın perşembe, cuma, cumartesi günlerinde peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nâfile oruç sevabı verilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

MUHARREM AYI İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI

Hicrî 1448 yılı Muharrem ayı ictimâı 15 Haziran Pazartesi, Türkiye saati ile 05.54’dedir. Ru’yet aynı gün 17.05’dedir. Hilâl ilk olarak, Afrika kıtasının kuzeyinden ve Asya kıtasından batı taraflara doğru görülmeye başlayacaktır.

16 Haziran Salı günü, Muharrem ayının 1. günüdür.

Hicrî:  28 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

13 Haziran 2026 Cumartesi

SÜLEYMANİYE CÂMİİ’NİN MİNARELERİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ بُيُوتَ اللهِ فِي الْأَرْضِ الْمَسَاجِدُ وَإِنَّ حَقًّا عَلَى اللهِ أَنْ يُكْرِمَ مَنْ زَارَهُ فِيهَا. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله تعالى ، نيك ( رحمتنيك و ملكلرينيك إنمسى إيجن سجديكى ) يريوزندكى أولرى ، مسجدلردر , و محقق عبادت أتمك إيجن مسجدلره كلن كمسيه إكؤام أتمك ، الله تعالى أؤزرينه حقدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Allâhü Teâlâ’nın (rahmetinin ve meleklerinin inmesi için seçtiği) yeryüzündeki evleri, mescitlerdir. Ve muhakkak ibadet etmek için mescitlere gelen kimseye ikram etmek, Allâhü Teâlâ üzerine haktır.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  27  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

SÜLEYMANİYE CÂMİİ’NİN MİNARELERİ

 

Evliyâ Çelebi, Seyahatnâmesinde şöyle anlatmıştır:

Kanûnî Sultan Süleyman adına 1551-57 yılları arasında İstanbul’da Mimar Sinan tarafından inşa edilen Süleymaniye Câmii’nin dört adet minaresi bulunmaktadır. Bu dört minareden ikisi, avlunun kuzey tarafında olup, diğer ikisi kıble tarafında câmiye bitişiktir. Camiye bitişik iki minare, üç şerefeli olup sol taraftakine “Cevâhir Minare” denilir. Böyle denilmesinin sebebi şudur: Mimar Sinan, bu camiyi yaparken temelinin sağlamlaşması için bir sene, hâli üzere terk etmişti.

Acem şahlarından Tahmasb, caminin hâli üzere bırakıldığını duyunca bir elçi vazifelendirip bin kese mal, bir kutu çeşit çeşit kıymetli mücevher ve istihfaf (küçük görmek) için bir de mektup göndermişti. Mektubunda şöyle yazmıştı:

“Duyduk ki camiyi tamamlamaya kudretiniz kalmayıp feragat etmişsiniz. Size, dostluğa binâen şu kadar mal ve bu kadar mücevher gönderdik. Bu mücevherleri satıp, bu malı sarf edip camiyi tamamlamaya çalışın, bizim dahi hayrâtınızda hissemiz ola.”

Elçi, bu hakaret içeren alaycı mektup ile Süleyman Han’a geldiği sırada cami, binlerce işçi ve ustalarla yapılmaktaymış. Süleyman Han, mektupta yazılanlardan dolayı öfkelenip gönderilen malların hepsini, elçinin gözünün önünde İstanbul’daki Yahûdîlere dağıtmış.

Bir kutu mücevheri de yine elçinin önünde Mimar Sinan’a verip, “Şâh’ın, bu değerli diye gönderdiği taşlar, benim camimin taşları yanında değersizdir. Tez bunları diğer taşlar arasına koyup harcın içine kat!” demiş. Elçi, bunları görünce hayrette kalıp suspus olmuş.

Şâh’ın mektubuna karşılık alelâde bir üslupla bir mektup yazılıp elçi, İran’a geri gönderilmiş. Mimar Sinan da bu mücevherleri harcın içerisine karıştırıp bu minarenin inşasında kullanmıştır.

Onun için o minareye hâlâ “Cevâhir Minare” derler.

Hicrî:  27 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3


12 Haziran 2026 Cuma

NEFSE, DÜŞMAN OL


 

قَال قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ. (سورة المائدة، ١٠٥)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيملن أدنلر ! سزلر كندى نفسلرينز ( يك إصلاحينه ) باقنز . سز ( منفرد و طوبلى اولرق ) هدايت أؤزره اولديغنز تقديرده ، ضلالته دوشنلر ، سزه بر ضرار ورمز . هبنزين دونب وراجاغى نحايت ، الله تعالى در . الله تعالى ده ، سزه نلر يابطغنزى خبر ورجكدر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Ey iman edenler! Sizler kendi nefisleriniz(in ıslâhın)a bakınız. Siz (münferid ve toplu olarak) hidâyet üzere olduğunuz takdirde, dalâlete düşenler, size bir zarar veremez. Hepinizin dönüp varacağı nihâyet, Allâhü Teâlâ’dır. Allâhü Teâlâ da, size neler yaptığınızı haber verecektir.”

(Mâide Sûresi, âyet 105)

Hicrî:  26  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

NEFSE, DÜŞMAN OL

 

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyurmuştur ki:

…Kıymetli evlâdım! İnsandaki nefs-i emmârenin cibilliyet ve yaradılışında, makam ve riyâset; başa geçmek sevgisi vardır. Onun bütün gayesi, akranlarına bir üstünlük kurmaktır. Nefis, yaratılmışların tamamının kendisine muhtaç olmasını, kendi emir ve yasaklarına boyun eğmelerini ister. Nefis, ebediyen hiç kimseye mahkûm ve hiçbir şeye muhtaç olmayı istemez. İşte nefsin istediği şu şeylerin tamamı, onun ilahlık davası; eş ve benzerden münezzeh ve her şeyin yaratıcısı olan Mevlâ’ya karşı ortaklık iddiasıdır. Hattâ -saadetten uzak olan- o nefis, Cenâb-ı Hakk’a ortaklığa bile razı değildir; ister ki yegâne hâkim kendisi olsun, başkası olmasın, herkes kendi emri altında olsun. Hadîs-i kudsîde, Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:

“Nefsine düşmanlık eyle. Çünkü o nefis, bana düşmanlığa kalkıştı.”

Makam, riyâset, akranlarına üstün olmak ve kibir gibi, istediklerini vererek nefsi büyütmek, hakikatte Cenâb-ı Hakk’a düşmanlıkta nefse yardım etmek ve onu kuvvetlendirmek demektir. Öyle ise gafletten uyanıp bu hâlin fenalığını idrâk etmek lâzımdır. Diğer bir hadîs-i kudsîde şöyle buyurulmuştur: “Kibriyâ (büyüklük), benim ridâmdır; azamet (yücelik) de izârımdır (yani bunlar, bana mahsustur). Her kim bunlardan birinde benimle mücadeleye kalkışırsa, onu Cehennem’ime atarım, hiç de aldırış etmem...”

Peygamberlerin gönderilmesinden maksat ve dînî vazifelerdeki hikmet de, nefs-i emmâreyi âciz bırakmak ve yıpratmaktır. Şerîatler, nefsânî arzuları kaldırmak için gönderilmiştir. Her ne zaman dinin gereğince amel edilirse, amelin miktarına göre nefsânî arzuların bir kısmı kaybolur. Bu sebepten dinin hükümlerinden birini yapmak, nefsin hevâsını gidermekte bin sene riyâzet yapmaktan ve mücâhedede bulunmaktan daha faziletlidir….

Hâsılı; nefis, başa geçme ve üstünlük hastalığından tezkiye bulup temizlenmedikçe kurtuluş mümkün değildir. Ebedî ölüme götürmemesi için bu hastalığı tedavi etmeyi düşünmek de zarûrîdir.

(Mektûbât-ı Şerîfe, c. 1, m. 52)

Hicrî:  26 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3