4 Temmuz 2026 Cumartesi

MÂVERÂÜNNEHİR VE MEŞHUR ÂLİMLERİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ النَّاسَ لَكُمْ تَبَعٌ وَإِنَّهُمْ سَيَأْتُونَكُمْ مِنْ أَقْطَارِ الْأَرْضِ يَتَفَقَّهُونَ فِي الدِّينِ فَإِذَا جَاءُوكُمْ فَاسْتَوْصُوا بِهِمْ خَيْرًا. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( أى آصحابم ) محقق إنسانلر ، سزلره تابى اولورلر . و محقق ير يوزونون دورت بر طرافندان إنسانلر ، دنلرينى أؤكرنمك إيجن سزه كلرلر . أؤيليسه سزه كلدكلرى زمان اونلره أك خيرلى اولانى كوزلجه أؤكرتن . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  (Ey Ashâb’ım) Muhakkak insanlar, sizlere tâbi olurlar. Ve muhakkak yeryüzünün dört bir tarafından insanlar, dinlerini öğrenmek için size gelirler. Öyleyse size geldikleri zaman onlara en hayırlı olanı güzelce öğretin.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  19  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

MÂVERÂÜNNEHİR VE MEŞHUR ÂLİMLERİ

 

“Nehrin Ötesi” manasında kullanılan Mâverâünnehir kelimesi ile Ceyhun Nehri’nin ötesi kastedilir. Bu bölge, İslâm öncesi tarihte, daha çok Karluk ve Oğuz Türkleriyle meskûndu. Soğd, Fergana, Şur, Üsrûşene, Buhara, Semerkand, Kiş, Nesef, İsbîcâb, Hocend, Hokand, Harkâne ve Oş gibi mühim beldeler de bu bölgededir. Daha sonra Hicrî 2. asırda Müslümanların bu bölgeye yaptıkları fetihlerle, Türkler, Müslüman olup İslâm’ın hizmetine girmişlerdi. Başlangıçta münferid olarak İslâm dinini kabul ederken daha sonra kabileler hâlinde Müslüman olmuşlardır.

İslâm’ı gönüllere nakş u bend eden tasavvuf büyükleri, bu topraklarda yetişmişti. Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’den 14 zât, bu bölgede medfundur. İslâmiyet âdeta bu coğrafyanın âlim ve büyük zâtlarıyla yayılıyordu.

Muhaddis İmâm Buharî (rah.) Hazretleri de sayılamayacak kadar fakih ve âlimin yetiştiği Mâverâünnehir’deki büyük âlimlerden biridir.

Yine Semerkand’ın Mâtürîd beldesinden olan İmâm Mâtürîdî (rah.) Hazretleri, büyük âlimler arasında olup itikatta Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat mezhebinin en büyük iki imamından birisidir.

Ayrıca Semerkand’da doğan meşhur hadîs-i şerîf âlimi Abdullah bin Abdurrahmân ed-Dârimî (rah.) de, burada ilim tahsil ettikten sonra Bağdat’a gidip hadîs-i şerîf rivâyet etmiş ve es-Sünen adlı meşhur eserini yazmıştı. İmâm Müslim, Ebû Dâvûd, İmâm Tirmizî, Nesâî, Ebû Zür’a, Ebû Hâtim (rahimehümullâh) Hazretleri gibi pek çok âlim, onun talebelerinden sadece birkaçıdır.

Meşhur tefsir âlimlerinden Dahhâk bin Müzâhim Hazretleri de Semerkand’de yaşamıştır.

Fakih ve müfessir olan Ebu’l-Leys es-Semerkandî (rah.) Hazretleri de bölgenin tanınmış mühim âlimlerindendir.

Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’nin son halkası Ebu’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretlerinin üstazı Salâhuddîn İbn-i Mevlânâ Sirâcüddîn (K.S.) Hazretlerinin kabri de bu bölgede, Oş şehrindedir.

(Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi, Haziran 2019)

Hicrî:  19 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

3 Temmuz 2026 Cuma

EBÛ YEZÎD TAYFÛR EL-BESTÂMÎ (K.S.) HAZRETLERİNDEN


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا عَلِيُّ اطْلُبُوا الْمَعْرُوفَ مِنْ رُحَمَاءِ أُمَّتِي تَعِيشُوا فِي أَكْنَافِهِمْ وَلَا تَطْلُبُوهُ مِنَ الْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ فَإِنَّ اللَّعْنَةَ تَنْزِلُ عَلَيْهِمْ. (ك)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى على ! معروفى ( إيلك و إحسانى ) أمتميك مرحمتى اولانلرندان إستين ؛ اونلريك همايسنده ياشارسنز . اونى ، قلبلرى قتلاشمش اولانلردان إستمين ! زيرى الله تعالى ، نيك لعنتى ، اونلر أؤزرينه إينر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Ey Ali! Ma‘rûfu (iyilik ve ihsanı), ümmetimin merhametli olanlarından isteyin; onların himayesinde yaşarsınız. Onu, kalpleri katılaşmış olanlardan istemeyin! Zira Allâhü Teâlâ’nın laneti, onlar üzerine iner.”

 (Hâkim, el-Müstedrek)

Hicrî:  18  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

EBÛ YEZÎD TAYFÛR EL-BESTÂMÎ (K.S.) HAZRETLERİNDEN

 

Ebû Yezîd Tayfûr el-Bestâmî (k.s.) Hazretleri, Silsile-i Sâdât’ın beşinci halkasıdır. Lakabı, Sultânü’l-Ârifîn’dir. Hikmetli ve ibretli birçok sözleri ve menkıbeleri vardır:

Bir gün Ebû Yezîd-i Bestâmî Hazretlerinin yanına birisi geldi ve “Bana, Dünya ve âhirette kurtuluşuma vesile olacak bir şey öğret.” dedi. Bunun üzerine buyurdular ki: “İlimden şu iki şeyi iyi öğren. Bunları öğrenirsen, başka bir şeye ihtiyacın olmaz. Bunlar: Muhakkak Allâhü Teâlâ, senin her hâlini bilir, seni ve yaptığın bütün amellerini her zaman görür.”

Ebû Yezîd-i Bestâmî Hazretleri, bir gün yolda yürürken birisi gelip “Elbisenizden birini verseniz de onunla berekete nâil olsam” dedi. Bunun üzerine Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri, “Sen, Ebû Yezîd’in değil elbisesini, derisini de giyinsen, onun yaptığını yapmadıkça sana aslâ faydası olmaz.” buyurdu.

“İnsan, ne zaman mütevâzı olur?” diye kendisine soruldu. Buyurdular ki: “Kendisi için bir makam ve mânevî bir hâl görmediği ve mahlûkat arasında da kendisinden daha günahkâr birini görmediği zaman.”

Ebû Yezîd-i Bestâmî Hazretleri, bir gün mescide girmiş, asâsını da yaşlı bir zâtın asâsına dayayarak bırakmıştı. Bir müddet sonra her iki asâ da yere düştü. Yaşlı zât, mescitten çıkarken eğilip asâsını aldı. Ebû Yezîd-i Bestâmî (k.s.) hemen o yaşlı zâtın yanına gidip “Asânı almak için yere eğilip de benim yüzümden zahmet çektin.” deyip özür beyan etti ve helâllik istedi.

Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri şöyle anlattı: Bir gün, Dicle Nehri kenarına vardım, karşıya geçmek istedim. Hemen nehrin iki tarafı birleşiverdi. Ona iltifat etmeyip dedim ki: “Ben, buna aldanmam. Zira insanların yarım dirheme karşıya geçtikleri yerde ben ömrümü, bunca sene elde ettiğim sermayemi zâyi edemem. Ben, kerâmet değil, Kerîm olan Rabb’imi istiyorum.”

Hicrî:  18 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

HELÂL YEMENİN EHEMMİYETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : طَلَبُ الْحَلَالِ فَرِيضَةٌ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : فرضلردان صونره أك مهم فرض ، حلال قزانمقدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Farzlardan sonra en mühim farz, helâl kazanmaktır.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  17  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

HELÂL YEMENİN EHEMMİYETİ

 

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“Ey insanlar! Muhakkak Allâhü Teâlâ, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, ancak helâl ve temiz olanı kabul eder. Muhakkak Allâhü Teâlâ, peygamberlerine neyi emretti ise müminlere de onu emretmiştir. (Peygamberlere) -meâlen-: ‘Ey Resûller! Helâl ve temiz şeylerden yiyiniz ve sâlih amel işleyiniz.’ (Müminûn S., âyet 51) ve (müminlere de): ‘Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyiniz.’ (Bakara S., âyet 172) buyurmuştur.”

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz sonra şöyle buyurdular: “(Bir adam, Allah yolunda, hayırlı ve) uzun bir yolculuğa çıkmış, saçları birbirine karışmış ve yüzü gözü toz içindedir. Bu adam, ellerini semâya kaldırır, ‘Yâ Rabbi! Yâ Rabbi!’ diyerek dua eder. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Haram ile beslenip büyümüştür. Böyle kişinin duası nasıl kabul olunur?”

Ümmü Abdullah (r. anhâ), günlerin uzun, havanın da çok sıcak olduğu günlerden birinde iftar vakti, Resûlullah Efendimize bir bardak süt gönderdi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Bu süt nereden?” diyerek, getiren kişiyle geri gönderdiler. Ümmü Abdullah, “Bana ait koyunun sütüdür.” dedi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bu defa, “O koyunu nereden buldu?” diye sual ettiler. Ümmü Abdullah da “Onu, kendi paramla satın aldım.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) sütü alıp içtiler. Ertesi gün Ümmü Abdullah (r. anhâ) gelip “Yâ Resûlallâh! Günlerin uzunluğu ve havanın sıcaklığı karşısında size kuvvet olsun diye süt göndermiştim. Fakat siz, getiren hizmetçiyle, bana bazı şeyler suâl ettiniz. Bunun hikmeti nedir?” deyince, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Benden önceki resuller, işte bununla emrolundular: Ancak temiz ve helâl şeyleri yemek ve ancak sâlih ameller işlemek.” buyurdular.

Bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurdular: “Sizden birinin ağzına toprak alıp yemesi, Allâhü Teâlâ’nın haram kıldığı bir şeyi ağzına alıp yemesinden daha hayırlıdır.”

Hicrî:  17 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3