5 Mayıs 2026 Salı

İLİM EHLİNE NASİHATLER


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْاِقْتِصَادُ فِي النَّفَقَةِ نِصْفُ الْمَعِيشَةِ وَالتَّوَدُّدُ إِلَى النَّاسِ نِصْفُ الْعَقْلِ وَحُسْنُ السُّؤَالِ نِصْفُ الْعِلْمِ. (طب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : نفقده ( حرجاماده ) إكتصاد ، معيشتن ( كجمين ) يارسيدر ، إنسانلر إيله إي كجنمك ، عقلين ياريسدر ، كوزل ( نيتلرله ) سؤآل سورمق ، علميك ياريسدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Nafakada (harcamada) iktisat, maîşetin (geçimin) yarısıdır; insanlar ile iyi geçinmek, aklın yarısıdır; güzel (niyetlerle) suâl sormak, ilmin yarısıdır.”

(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)

Hicrî:  18  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM EHLİNE NASİHATLER

 

Sünen-i Dârimî’de geçtiği üzere fakîhlerden bir zât, ilim ehli kimselere şu nasihatlerde bulunmuştur:

“Ey ilim sahibi! İlminle amel et, malının fazlasından Allâh yolunda harca. Faydasız söz söyleme. Ancak Rabb’in katında sana fayda verecek sözü konuş!

Tahsil edip kendisi ile amel etmediğin ilim, (kıyamet günü) aleyhine delildir. Zira öğrendiğin ilimler sebebiyle, Rabb’inin huzuruna çıktığında kusurların için mazeretin olmayacaktır.

Ey ilim sahibi! İnsanlara yapmalarını tavsiye ettiğin ibadetleri, kendin de yapmalısın. İnsanları menettiğin masiyetleri (günahları), sen de terk etmelisin.

Ey ilim sahibi! Hakîkî âlimlere hürmet göster, sözlerini dinle, onlarla münakaşaya kalkışma! Câhil kimselere de hak ettiklerinden fazla değer verme! Ancak onları yanından da uzaklaştırma, yanına geldiklerinde ilminden onlara öğret.

Tam olarak anlamadığın bir sözü, bir mecliste söyleme. Bir kimsenin sana söylediği sözü de tam anlamadan ona cevap vermeye kalkışma.

İşlemiş olduğun kusurlara, günahlara karşı Cenâb-ı Hakk’ın hemen ceza vermemesi seni aldatmasın.

Geçici dünya menfaatlerine aldanıp da insanların heveslerine uyma.

Ey ilim sahibi! Gündüz ancak güneşin ışığı ile kâmil oluyorsa, hikmet de ancak Allâhü Teâlâ’ya itaat ile kâmil olur.

Ekin ancak su ve toprak ile neşv ü nemâ buluyor, faydalı hâle geliyorsa, iman da ancak sahih ilim ve ihlâslı amel ile kemale erer.

Her sefere çıkan, yanına elbette azık alır ve ihtiyacı hâlinde, ne hazırladı ise ondan istifade eder. Bunun gibi her amel işleyen de âhirette sâlih amellere muhtaç olduğunda, dünyada ne işledi ise o ameli hazır bulur.

Senin taş ve demir taşıman, sözünü kabul etmeyecek kimselere konuşmandan elbette daha kolaydır. Sözünü kabul etmeyecek kimselere konuşan kimsenin hâli, ölülere hitap eden yahut kabir ehli için sofra kuran kimsenin hâli gibidir.

Hicrî:  18 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

4 Mayıs 2026 Pazartesi

ASHÂB-I BEDİR: EBÛ EYYÛB EL-ENSÂRÎ (R.A.)


 

عَنْ اَبِى اَيُّوبَ الْاَنْصَارِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ وَغَرَبَتْ. (م)

اَبِى اَيُّوبَ الْاَنْصَارِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ ، دان روايت اولندى ، او ددكى : رسول الله أفندمز صلى الله عليه وسلم شويله بيوردولر : الله يولنده صبح ويا آقشام آطلان هر بر آدم ، أؤزرينه كونشيك دوغوب باطديغى هر شيدن ( بتةن دنيا نعمتلرندن ) دها خيرليدر . "

Ebû Eyyûbe’l-Ensârî radıyallâhü anh’ten rivâyet olundu, o dedi k:  Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: “Allah yolunda sabah veya akşam atılan her bir adım, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden (bütün dünya nimetlerinden) daha hayırlıdır.”

 (Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  17  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

ASHÂB-I BEDİR: EBÛ EYYÛB EL-ENSÂRÎ (R.A.)

 

Ensâr’dan Hazrec kabilesinin Benî Ganem kolundandır. Mübârek ismi Hâlid bin Zeyd olup; İkinci Akabe Bey’ati’nde, Bedir ve Uhud başta olmak üzere diğer harplerde de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanında bulunmuştur.

Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, hicret ederek Medîne-i Münevvere’yi teşrîf ettiklerinde; Mescid-i Nebevî ve hâne-i saâdetlerini bina edinceye kadar, yedi ay müddetle onun hanesinde müsafir olmuşlardır. İşte bu sebeple Ebû Eyyûb Hazretlerine, “Mihmandâr-ı Resûlullâh” denir.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hayber Gazâsı’ndan hemen sonra Sahbâ denilen mevkide gecelediler. Ebû Eyyûb (r.a.), o gece kılıcını kuşanıp Peygamberimizin çadırının etrafında sabaha kadar dolaşıp nöbet bekledi. Sabahleyin Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, Ebû Eyyûb Hazretlerini o hâlde görünce, “Ey Ebû Eyyûb, ne yapıyorsun?” diye sordular, “Yâ Resûlallâh! Gazâdan yeni çıktık, size bir suikast yapmalarından korktuğumdan nöbet bekledim.” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisinden hoşnut olarak “Allâh’ım, Ebû Eyyûb nasıl bu gece beni muhafaza için nöbet beklediyse sen de onu muhafaza eyle.” diye dua buyurdular.

Siyer âlimlerinden Süheylî (rah.) der ki: Bu duanın bereketi ile Cenâb-ı Hak, Ebû Eyyûb Hazretlerini hayatında iken muhafaza ettiği gibi vefatından sonra da muhafaza buyurmuştur. Hattâ kabr-i şerîfi, diyâr-ı Rûm’da (İstanbul’da) muhafaza altındadır. O diyar halkı, kendisini ziyaret ederek onunla tevessül eder, onun hürmetine Cenâb-ı Hak’tan yağmur isterler, şefaatini talep ederler.

Kendisinden rivâyet olunan birçok hadîs-i şerîften biri şöyledir: Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Sana, kızıl develere sahip olmaktan daha hayırlı olan bir sadakayı bildireyim mi?” buyurdular. Ebû Eyyûb Hazretleri, “Bildiriniz yâ Resûlallâh!” dedi, buyurdular ki: “Araları bozulduğu vakit, insanların arasını düzeltirsin, insanlar birbirlerinden uzaklaştıklarında onları birbirine yaklaştırırsın. İşte bu, en hayırlı bir sadakadır.”

Hicrî:  17 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

HAZRET-İ ÖMER (R.A.) ZAMANINDA DIMAŞK (ŞAM)’IN FETHİ -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِيَّاكَ وَقَرِينَ السُّوءِ فَإِنَّكَ بِهِ تُعْرَفُ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كوتى آرقداشدان صقن . زيرى سن آرقداشنله طاننرسين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kötü arkadaştan sakın. Zira sen, arkadaşınla tanınırsın.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  16  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

HAZRET-İ ÖMER (R.A.) ZAMANINDA DIMAŞK (ŞAM)’IN FETHİ -2

 

Müslüman ordusu kale içindeki durumdan habersiz ise de Hâlid bin Velîd Hazretleri geceleri uyumayıp düşmanın hareketini gözlemekteydi. Hattâ içeride bir de casusu vardı. Bu sayede onların her hâl ve hareketinden haber alırdı. Bunun yanında bir fırsat ve ihtiyaç anında kullanmak üzere ipten merdivenler de hazırlamıştı. O gece sur çevresinde dolaşırken muhafaza mahallerinin boş kaldığını tespit ettikten sonra hemen askerini hazırladı. Dışarıda bekleyen askerlerine, “Siz, sur üzerinde tekbîr seslerini işittiğiniz gibi bizim yanımıza çıkın ve kapıya hücum edin” diye tembih etti.

Yanına Ka’kâ’ bin Amr ve Mez’ur bin Adiyy (r. anhümâ) gibi yiğit cengâverleri alıp kale duvarlarının yanına gitti. İpten merdivenleri kale burcunun üzerine attı. Ka’kâ’ ile Mez’ur Hazretleri, yukarı çıkıp merdivenlerin uçlarını burçlara bağladı. Hz. Hâlid de yanındaki adamlarıyla yukarı çıktı. Burç üzerinde birkaç muhafız bırakıp onlara tekbîr almalarını tembih etti. Kendisi aşağı inip kalan nöbetçilerin hakkından gelip kapıyı açtı. Yukarıdakiler tekbîr getirince Müslüman ordusu, merdivenlere ve kapıya hücum ederek içeri girdiler. Şehirde bir kargaşa başladı. Ahali ne yapacağını şaşırdı.

Bunun üzerine Rumlar, Ebû Ubeyde Hazretleriyle haraç vermek üzere sulh yaptılar. Ebû Ubeyde (r.a.), Câbiye kapısı tarafından sulh ile yani anlaşarak, Hâlid bin Velid (r.a.), Tûma kapısından harp ile girip ileri hareket ederek şehir ortasında buluştular. Diğer kumandanlar şehre sulh ile girdikleri için Hz. Hâlid’in girdiği kapı da sulh ile alınmış sayıldı. Ebû Ubeyde (r.a.), fetih haberini Hazret-i Ömer’e (r.a.) arz etti.

Halife Hazretleri, fetih haberinden son derece memnun oldu. Radıyallâhü anhüm ecmaîn. (A. Cevdet Paşa, Hazret-i Ömeru’l-Fâruk (r.a.), Çamlıca Basım Yayın)

Hicrî:  16 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3