22 Eylül 2026 Salı

İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -2


قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ... (سورة البقرة، ٢٨٥)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : رسول الله ، رب ’ ندن ، كندسنه إنديريلنه إيمان أتدى ، مؤمنلر ده ( إيمان أتديلر ) . هبسى ده اللهه و اونون ملكلرينه ، كتابلرينه و بيغمبرلرينه إيمان أتدى . ‘ بز ، الله تعالى ، نيك بيغمبرلرندن هيجبريسنيك آراسنى آيرمايز ( هبسنه إنانرز ) ’ دديلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Resûlullah, Rabb’inden, kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Hepsi de Allâh’a ve onun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. ‘Biz, Allâhü Teâlâ’nın peygamberlerinden hiçbirisinin arasını ayırmayız (hepsine inanırız).’ dediler…”

(Bakara Sûresi, âyet 285)

Hicrî:  11  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -2

 

Rûhu’l-Beyân Tefsîri’nde bildirildiği üzere, Meryem lafzı, “âbide” (ibadet eden kadın) manasınadır. Hazret-i Meryem’in ismi Kur’ân-ı Mübîn’in birçok âyetinde zikredilmiştir. Ayrıca onun adı ile Kur’ân-ı Kerîm’de bir de sûre vardır.

Hazret-i Meryem, bir yaratılış hârikasının, bir Peygamber-i Zîşân’ın vâlidesidir.

Allâhü Teâlâ, Tahrîm Sûresi’nin 12. âyet-i kerîmesinde güzîde ve sâliha bu hanımın hâlini şöyle beyan etmiştir:

İmrân’ın kızı Meryem’i de Allâh’a iman edenler için bir misal, bir nümûne olarak gösteririz; o kız ki iffetini, metin bir kale gibi korumuştu. Son derece ısmetperver (iffetini koruyan) idi, nezîh bir hayat sürüyordu. Artık ona, o mübarek Hazret-i Meryem’e, ruhumuzdan ilkâ ettik. Yani ona ya vasıtasız veya Cibrîl-i Emîn vasıtası ile hayat sebebi olan bir ruh bırakılmış oldu.

İsa aleyhisselam, o vechile ana rahminde vücuda gelmeye başlamıştı. Ve o muhtereme Hazret-i Meryem, Rabb’inin kelimelerini, yani peygamberlere verilmiş olan semâvî sahifeleri, İlâhî hükümleri veya bir yüce peygamberin vâlidesi olacağına dair, Allah tarafından Cibrîl-i Emîn vasıtası ile yapılan müjdeyi ve Cenâb-ı Hakk’ın sair bütün kitaplarını tasdik etti. Tevrât, İncîl gibi bütün kitapları, bunlardaki İlâhî beyanları bilip kabul etti. Ve o pek güzîde olan Hazret-i Meryem, Allâh’a itaat edenlerden ve Allâh katında makbul kullardan oldu.

Velhâsıl: Bu mübarek âyetler gösteriyor ki: İman ve tâat sahibi olanlara, kendi selîm fıtratlarını nezih bir surette muhafaza edenlere, başkaları zarar veremez. Onlar, kendi ahlâkî faziletlerinin, itikadî nezâhetlerinin mükâfatına kavuşurlar. Cihanda güzel bir isim bırakırlar, âhirette de İlâhî nimetlere mazhar olarak Cennetlere nâil olurlar. İşte her insanın gayesi, böyle ebedî bir saadete nâiliyetten ibaret bulunmalıdır. Hak Tealâ Hazretleri, cümlemizi bu saadete nâil buyursun. Âmîn..

Hicrî:  11  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

21 Eylül 2026 Pazartesi

İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : جَدِّدُوا إِيمَانَكُمْ قِيلَ يَا رَسُولَ اللهِ وَكَيْفَ نُجَدِّدُ إِيمَانَنَا قَالَ أَكْثِرُوا مِنْ قَوْلِ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ‘‘ إماننزى ينلينز . ’’ بيوردولر . ‘‘ يا رسول الله ! إيمانمزى نصل ينلرز ؟ ’’ دنلنجه ؛ ‘‘لَا إِلٰهَ إِلَّا الله ، كلمهء توهيدنى جوق سويليرك . ’’ بيوردولر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : İmanınızı yenileyiniz.” buyurdular. “Yâ Resûlallah! İmanımızı nasıl yenileriz?” denilince; “Lâ ilâhe illallâh, kelime-i tevhîdini çok söyleyerek.” buyurdular.

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  10  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -1

 

Tahrîm Sûresi’nin 11. âyet-i kerîmesinde Allâhü Teâlâ, iman şerefine nâil bulunanlara, Firavun’un zevcesi Âsiye binti Müzâhim’i bir misâl olarak vermiştir. Hükümdar olan bir kâfirin nikâhı altında bulunmuş olduğu hâlde onun küfrüne ortak olmamıştı. Ruhunda iman nûru tecellî ederek Mûsâ aleyhisselâm’a, iman ettiğini açıklamış, Firavun da ona, iman etti diye, şiddetli bir ceza vermişti.

Rivâyete göre, Hz. Âsiye’yi dört çiviyle bir yere çiviletip üzerine büyükçe bir kaya koydurmuş, güneşin harareti altında bıraktırmıştı. O muhtereme kadın, Cenâb-ı Hakk’a şöyle yalvarmıştı: “Yâ Rabbi! Benim için manevî huzurunda, mümin kullarına nasip edeceğin Cennet’te, bir ev yap. Bir ebedî ikametgâh tayin buyur ve beni, Firavun’dan ve onun habîsâne, kâfirâne olan muamelelerinden kurtar. Beni, zâlimler kavminden, o Firavun’a tâbi olup küfür içinde yaşayan Kıptîlerden kurtarıp ebedî kurtuluşa erdir.”

Böyle duâ edince, rivâyet olunduğu üzere ona derhâl Cennet’teki makamı, keşf ile gösterilmiş ve hiçbir azâp duymaksızın ruhu alınmış, üstüne bırakılan kaya, ruhsuz kalan cesedinin üstüne düşmüştür. O da Sâhib-i Yâsin (Habîb-i Neccâr Hazretleri) gibi doğrudan doğruya Cennetlik olarak rahmet-i Rıdvân’a kavuşmuştur.

Demek ki herkes, kendi amelinden mesul olduğu için kötü kocaların eline düşmüş bulunan muhtereme kadınlar, her tehlikeye rağmen fenalıktan sakınarak Allâh’a karşı iman ve ihlâslarını muhafaza ettikleri surette, kocalarının fenalığından mesul olmazlar.

İşte ne dikkate şâyân yüce bir kabiliyet! Bir hükümdar sarayında birçok dünyevî varlıklar içinde yaşarken onların hadd-i zâtında hiçbir kıymeti olmadığını anlamış, küfrün, insanları ne vahîm âkıbetlere uğratacağını takdir etmiş, iman ile vasıflanmanın saadete vesile olup, her şeyin fevkinde bulunduğunu bilmiş, tasdik eylemişti. İşte insanlara lâyık olan dünyanın fâni varlığı için ebedî olan âhiret saadetini, mukaddesâtını feda etmek cehaletinde bulunmamaktır.

Hicrî:  10  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

20 Eylül 2026 Pazar

İMAN ETMEYEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَا يَسْمَعُ بِي أَحَدٌ مِنْ هٰذِهِ الْأُمَّةِ يَهُودِيٌّ وَلَا نَصْرَانِيٌّ ثُمَّ يَمُوتُ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِالَّذِي أُرْسِلْتُ بِهِ إِلَّا كَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ. (م)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محمد ، يك نفسى ، قدرتنده اولان اللهه يمن أدرم كى أكر بو أمت  ( داوت ) دن بر يهودى ويا حرستيان ، بنى إشتر ده صونره ، بنمله كوندريلنه إيمان أتمدن أؤلورسه محقق ( أبدى ) جهنملكلردن اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Muhammed’in nefsi, kudretinde olan Allâh’a yemin ederim ki eğer bu ümmet(-i davet)ten bir Yahûdî veya Hristiyan, beni işitir de sonra, benimle gönderilene iman etmeden ölürse muhakkak (ebedî) Cehennemliklerden olur.”

 (Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  09  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

İMAN ETMEYEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL -2

 

Nûh aleyhisselâm ve Lût aleyhisselâm’ın hanımları, iman etmemişler, hayır ve salâha çalışan o peygamberlere yardımda bulunacakları yerde, onlara eziyet etmiş ve düşmanlarına yardım ederek emanete hıyanet etmiş, Allâh’ın gadabına uğramışlardır.

Artık o iki sâlih kul olan iki yüce peygamber de hanımlarını, Allâh’ın azâbından, hiçbir şekilde kurtaramadılar. O kadınlar, elde ettikleri bu nimeti suistimal ettikleri için o muhterem kocalarının nasihatlerinden istifade edip kendilerini İlâhî azâptan kurtaramadılar. Çünkü küfre düşen ve bu hâlde ölmüş kimsenin babası da kocası da peygamber olsa, küfrü sebebiyle, âhirette kendisine bir faydası olamaz.

Küfrün neticesi, dâimî azâptır. Ve o iki kadına, kıyamet gününde denilecektir ki: İkiniz de ateşe girenler ile beraber giriniz. Siz, o muhterem kocalarınıza muhalefet edip dinden mahrum kaldığınız için sizin varacağınız yer, ancak Cehennem’dir.

İşte, bu misâl gösteriyor ki: Bir insan, kendi kabiliyetini suistimal etmemelidir, eğer ederse en büyük mürşid ve hidayet rehberi olan zâtların yanlarında bulunsa da yine onlardan istifâde edemez, yine istikbâlini temine muvaffak olamayıp kendisini felâketten kurtaramaz.

İşte bu, bütün kâfirler için bir misaldir. Peygamberler her ne kadar küfredenleri, ıslâh etmek, kurtarmak isteseler de imana gelmeyen, küfrü ve hıyaneti bırakıp tevbe etmeyenler, hanımları bile olsa, onları, Allâh’ın azâbından kurtaramazlar. Herkes, kendi ameline göre cezasını bulur.

Onun için gerek peygamberlerin gerek sâir sâlih kimselerin zevceleri, kocalarının ve yakınlarının salih bir kimse olmasına ve Allah indindeki makamına mağrur olmayıp Allah’tan korkmalı ve kendileri de dînî ve dünyevî vazifelerini bilip güzelce yapmaya çalışmalıdır.

Hicrî:  09  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3