1 Haziran 2026 Pazartesi

SÂLİH KULLARIN GÜZÎDE SIFATLARI


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْمُؤْمِنُ يَسِيرُ الْمُؤْنَةِ. (ض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : مؤمن ، ( دين قردشلرينه قرشى ) كلفتى و زحمتى آز اولاندر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Mümin, (din kardeşlerine karşı) külfeti ve zahmeti az olandır.”

(Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)

Hicrî:  15  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

SÂLİH KULLARIN GÜZÎDE SIFATLARI

 

Tefsirlerde beyan olunduğu üzere, Furkân Sûresi’nin 63 ilâ 74. âyet-i kerîmelerinde, mümin ve sâlih kulların dokuz güzîde sıfatı zikredilmiştir. Onlar da şunlardır:

  1. Cenâb-ı Hakk’ın azametini (yüceliğini ve büyüklüğünü) düşünerek yeryüzünde kibir ve gururdan kaçınırlar, mütevâzı (alçak gönüllü) hareket ederler.
  2. Câhillerin dedikodularına, kötülükle karşılık vermezler; “Haydi, selâmetle” deyip oradan ayrılırlar.
  3. Cenâb-ı Hakk’a ibadet ederler; geceleri namazla geçirirler.
  4. Hak Teâlâ’ya iltica ederek (sığınarak) Cehennem azâbından emîn olmayı niyâz ederler.
  5. Harcama yaptıkları zaman israftan ve cimrilikten kaçınırlar. Uhdelerine düşen mâlî vecibeleri yerine getirir; zekâtlarını ve sadakalarını verirler. İhsanda bulunurlar, fakat lüzumsuz yere gösteriş için israfta bulunmazlar.
  6. Allâhü Teâlâ’dan başkasına ibadet etmezler. Haksız yere bir kimseyi öldürmezler ve zina rezilliğinden sakınırlar.
  7. Yalan yere şahitlikte bulunmazlar ve faydasız, terk edilmesi lâzım gelen şeyler ile meşgul olmazlar. Fena şeylerle karşılaştıkları vakit, kendi şereflerini koruyarak kötülüklerden yüz çevirirler.
  8. Kendilerine Allâhü Teâlâ’nın âyetleri ile vaaz ve nasihat edilince onları tam bir şuur ile dinleyip pek hürmetli bir vaziyet alırlar. O verilen nasihate karşı sağır ve kör kalmazlar, dinleyip kulak verirler.
  9. Zevceleri, aile fertleri ve gelecek nesilleri hakkında hayırlı dualarda ve temennilerde bulunarak kendilerinin de müttakîler için birer hidayet rehberi olmalarını niyaz eylerler.

İşte bu güzîde vasıfların böyle beyan buyurulmasının hikmeti, bütün Müslümanları ikaz ve tenvîr etmektir. Artık her Müslüman, bu gibi yüksek vasıflar ile vasıflanmaya çalışmalıdır ki, Allâhü Teâlâ’nın ihsanlarına lâyık olabilsin.

Hicrî:  15 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

31 Mayıs 2026 Pazar

ASHÂB-I BEDİR: ZEYD BİN HÂRİSE (R.A.)


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي الْإِسْلَامِ فِي سَبِيلِ اللهِ كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كميك إسلام ، ده الله يولنده ( قضى حج ويا علم طلبى اوغرنده ) بر تك صجى بله آغاررسه ، بو صج ، قيامت كوننده ، اونون إيجن نور اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kimin İslâm’da Allah yolunda (gazâ, hac veya ilim talebi uğrunda) bir tek saçı bile ağarırsa, bu saç, kıyamet gününde, onun için nur olur.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  14  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

ASHÂB-I BEDİR: ZEYD BİN HÂRİSE (R.A.)

 

Zeyd bin Hârise (r.a.), Muhâcirlerden ve Hâşimoğullarının âzâtlılarındandır. Hz. Hadîce Vâlidemizin kölesi iken, onu Peygamberimize bağışlamış, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) de, âzât edip evlatlık edinmiştir. Ahzâb Sûresi’nin 5. âyet-i celîlesiyle evlatlık hükmü kaldırılıncaya kadar “Zeyd bin Muhammed” diye yâd olunmuştur.

İlk Müslümanlardan olan Zeyd bin Hârise (r.a.), Bedir ve Uhud başta olmak üzere bütün gazalarda bulunmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.), İslâm’a davet için Tâif’e gittiğinde yanında Zeyd bin Hârise Hazretleri vardı. Atılan taşlara karşı, vücudunu, Resûl-i Ekrem’e siper etmişti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onu gönderdiği seriyyelerin tamamında kumandan tayin buyururdu. Hz. Âişe (r. anhâ) Vâlidemiz demiştir ki: “Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Zeyd bin Hârise’yi kumandan tayin etmediği hiçbir orduda (savaşa) göndermemiştir. Şâyet geride kalırsa o zaman da onu, Medîne-i Münevvere’de yerine idareci olarak bırakmıştır.”

Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), onun hakkında: “O, hakikaten emîrliğe lâyıktır. Ve hakikaten o en ziyâde sevdiklerimdendir.” buyurmuştur.

Zeyd bin Hârise Hazretlerine, Peygamberimiz, kendisini çok sevdiğinden dolayı “Hıbb-i Resûlillâh (Resûlullâh’ın sevdiği)” denilirdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bana insanların en sevgilisi, Allâhü Teâlâ’nın kendine ihsanda bulunduğu ve benim dahi ihsanda bulunduğum zât; Zeyd bin Hârise’dir” buyurmuştur. Allâhü Teâlâ’nın Zeyd bin Hârise Hazretlerine ihsanı, onu dîn-i mübîn-i İslâm’a hidâyet buyurmasıdır. Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimizin ihsanı da onu kölelikten âzât buyurmalarıdır. Nitekim Ahzâb Sûresi’nin 37. âyet-i celîlesinde buna işaret vardır.

Kur’ân-ı Kerîm’de ismi açıkça geçen yegâne sahâbîdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onu, Hazret-i Hamza ile kardeş kılmıştır. Peygamberimizin gözde okçularından idi.

Zeyd radıyallâhü anh, Hicret’in 8. senesinde Şam diyarında meydana gelen Mûte Gazâsı’nda 55 yaşında şehit olmuştur ki bu gazâda da ordunun kumandanı idi.

Hicrî:  14 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

30 Mayıs 2026 Cumartesi

SILA-İ RAHMİN EHEMMİYETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَسْرَعُ الْخَيْرِ ثَوَابًا اَلْبِرُّ وَصِلَةُ الرَّحِمِ وَأَسْرَعُ الشَّرِّ عُقُوبَةً اَلْبَغْيُ وَقَطِيعَةُ الرَّحِمِ. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ثوابى أك سراطلى وريلجك خير ، إيلك يابمق و صلهء رحيم در . عذابى أك سرعتلى وريلجك اولان شر ده ، ظلمتمك و صلهء رحمى ترك أتمكدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Sevabı en süratli verilecek hayır, iyilik yapmak ve sıla-i rahimdir. Azâbı en süratli verilecek olan şer de, zulmetmek ve sıla-i rahmi terk etmektir.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  13  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

SILA-İ RAHMİN EHEMMİYETİ

 

Rahm kelimesi, lugatte; yakınlık, doğum yoluyla olan soy bağı demektir. Dinimizde akrabaya, “ülü’l-erhâm”, akraba ziyaretine de “sıla-i rahim” denir.

Sıla-i rahim, akrabaları arayıp sormak, ziyaret etmek ve gurbetteki kimsenin memleketini ziyarete gitmesi gibi hasletlerdir. Akraba ile görüşmek, onların muhtaç olanlarına yardım etmek, hasta olanlarını gidip ziyarette bulunmak, kayıp olanlarını araştırmak, kötülükte bulunmuş olanlarını affeylemek, akrabalık haklarını gözetmek de buna dâhildir.

Sıla-i rahim, vefa ve insanlık alâmeti olup en güzel ictimâî vazifelerdendir. Nisâ Sûresi’nin 36. âyet-i celîlesinde şöyle buyurulmuştur -meâlen-: “Allâh’a ibadet edin, ona hiçbir şeyi şerîk koşmayın, anaya babaya ve akrabaya iyilik edin.”

Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allâhü Teâlâ, sadaka ve sıla-i rahim sebebiyle kulunun ömrünü ziyâdeleştirir ve kötü ölümü defeder, hoşa gitmeyecek hâle düşmekten ve korktuklarından muhafaza eyler.”

Sıla-i rahim, rahmet-i İlâhiyye’ye vesîle olur. Allâhü Teâlâ, rahmetiyle, kulları arasında üç bağ kurdu: biri marifet, ikincisi ahid, üçüncüsü rahim; akrabalık bağıdır. İnsanlar, marifet yani birbirlerini tanıyarak kardeş, arkadaş olurlar. Ahid ile birbirlerine karşı âdilâne ve dürüst muamele ederler. Akrabalık bağıyla da birbirlerini görüp gözetirler, iyilik ederler.

Sıla-i rahmin zıttı, “kat’-ı rahim” yani akrabalık bağını kesmektir ki, dinimizce pek kötülenmiştir. Nisâ Sûresi’nin 1. âyet-i celîlesinde Allâhü Teâlâ, kullarını akrabalık bağını kesmekten sakındırmıştır.

Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Dikkat edin, muhakkak rahmet-i İlâhiyye, aralarında sıla-i rahmi kesen kimselerin bulunduğu bir topluluğa inmez.”

Hicrî:  13 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3