قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : خِيَارُ اُمَّتِى مَنْ دَعَا إِلَى اللهِ وَحَبَّبَ عِبَادَهُ إِلَيْهِ. (كنز)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أمتميك أك خيرللرى ، إنسانلرى ، اللهه ( اونون ديننه ) دعوت أدن و قللارينى ( عبادت و إطاعته سوك أدرك ) اللهه سوديرندر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, (bir a‘râbîye) şöyle buyurdular : “Ümmetimin en hayırlıları, insanları, Allâh’a (onun dinine) davet eden ve kullarını (ibadet ve itaate sevk ederek) Allâh’a sevdirendir.”
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 04 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİNİN SÖZLERİNDEN
“Evlatlarım, öğrendiklerinizi söylemekle kalmayıp kendiniz, birer yeşil ağaç olmaya çalışın. Sözlerinizi de vücudunuza tatbik edin.”
“Âfâtın zuhuru, itaate davet hikmetine bağlıdır. Cenâb-ı Hak, istidâdını kaybeden kullarını itaate rücû etsinler (dönsünler) diye birtakım âfât ve beliyyeler ile ikaz eder. Onları ikaz için, işledikleri maâsîden (günahlardan) bazısının acısını dünyada kendilerine tattırır.”
“Akıl, bir alet olup kuvvete tâbi olur. Ya nefse bağlıdır ya da ruha. Hangisi kuvvetli ise onun emrinde çalışır.”
“Kur’ân-ı Azîmüşşân, hem nur ve hem ruhtur. Kalbinde Kur’ân’dan bir şey bulunmayan insana ölü denmesinin sebebi, ruh olmadığı içindir.”
“Bir kâfirin, Müslüman olmazdan evvel yapmış olduğu küfür ve isyanı, İslâm’ı kabul edince affedilir. İrşâd da böyledir. İnsan, nûr-ı İlâhî ile aşılanınca geçmişteki bütün günahları silinir, yok olur.”
“Kâinât dediğimiz âlem-i kebîr yani Arş, Kürsî, Levh, Kalem, hepsi bu nurdan (nûr-i Muhammedî’den) meydana geldi. Resûlullah Efendimiz, zübde-i kâinâttır. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîrin tamamı ondan alınmıştır. Bütün ekâmîl (velîler), nuru ondan alır. Nasıl ki bir kandilden bin tane kandil yakılsa o kandilin ziyasından bir şey eksilmezse, Resûlullah Efendimizin nûr-ı Nübüvvetleri de bunun gibidir.”
“Gönül dedikleri şey, kalbe konulan kuvve-i rûhâniyyedir. Eğer hakikat nuru, kalpte tecellî edecek olursa sâir âzâ, salâha kavuşacaktır. Aksi takdirde salâha yol yoktur.”
“Takvâ; iman ile küfürden, ibadet ile isyandan, zikrullah ile de gafletten korunmaktır.”
“Zikrullah ile geçen bir nefesin, âlem-i âhirette hâsıl edeceği menâfi ve fezâil (menfaat ve faziletler), neş’e-i dünyada (dünya hayatında) takdir ve tasavvur olunamayacak derecede büyüktür.”
Hicrî: 04 Rebîulâhir 1448 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"


