5 Şubat 2026 Perşembe

MADDÎ VE MANEVÎ AŞILAMA

 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ذِكْرُ اللهِ شِفَاءُ الْقُلُوبِ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله تعالى ي ذكر ، قلبلره شفادر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Allâhü Teâlâ’yı zikir, kalplere şifâdır.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  17  Şaban   1447  Fazilet Takvim

 

MADDÎ VE MANEVÎ AŞILAMA

 

Aşılama, bitkilere tatbik edilen tohumsuz bir çoğaltma şeklidir. Çoğaltılması istenilen çeşitten, bir gözün veya “aşı kalemi” adı verilen bir dal parçasının, “anaç” adı verilen diğer bir bitki üzerine yerleştirilip tutturulmasıyla yapılır.

Üretilmesi istenilen, kaliteli, bol verimli ve hastalıklara dayanıklı meyve çeşitlerini çoğaltmak aşılama ile mümkün olmaktadır.

Bağ-bahçe ziraatinde kullanılan birçok aşı şekli vardır. Bunlardan en çok kullanılanları, göz ve kalem aşılarıdır.

Göz aşıları, meyve ağaçlarının çoğaltılmasında, kalem aşılarına nispetle daha çok uygulanmaktadır. Göz aşıları, küçük fidanlarda kullanılmaktadır.

Kalem aşıları ise göz aşısı yapılamayacak kadar kartlaşmış olan meyve ağaçlarına yapılır. Kalem aşılarında, üzerinde 2, 3 veya 4 göz bulunan bir dal parçası (kalem) kullanılır. Bu yolla ağaçlardan, istenilen cinste ve daha iyi bir mahsul elde edilir.

Ağaçlar için aşı olduğu gibi insanlar için de bir nevi manevî aşı vardır. Nasıl ki ağaçlardan aşılama ile iyi mahsul yetişirse insanlardan da manevî aşı ile Allâh’a hakîkî bir kul, kendisine ve ailesine hayırlı olan nesiller yetişir.

Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’nin 33. ve son halkasını teşkil eden Ebu’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

“Bizim vazifemiz, aşı yapmaktır. Zorla ağaç meyve vermediği gibi insan da zorla irşâd olmaz. Zorla yapılan iş, semere vermez.

Aşı ise iki kısımdır: 1- Nur, 2- Zulmet.

Zulmetin aşısıyla meşgul olanlar çok. Neticesi vahîm olan bu işle başlarına belâ bulanlar, sayılara sığmıyor. Biz, nur aşısıyla meşgulüz. Ağacı, güzel meyve vermeye zorlayıp, sopa ve balta ile vurulsa, altına ateş yakarak tehdit edilse, bozuk meyvelerini iyi yap, iyi çıkar, tembih ve tehdidinde bulunulsa, hiç kâr etmez. Ancak aşılamak suretiyle, meyvesi değişip, menfaat hâsıl olur.”

Hicrî:  17 Şaban  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3


4 Şubat 2026 Çarşamba

KUR’ÂN-I KERÎM, RESÛLULLAH EFENDİMİZİN KALBİNE İNDİRİLMİŞTİR


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنْ شَيْءٍ يُقَرِّبُكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ وَيُبَعِّدُكُمْ مِنَ النَّارِ إِلَّا قَدْ أَمَرْتُكُمْ بِهِ وَلَيْسَ شَيْءٌ يُقَرِّبُكُمْ مِنَ النَّارِ وَيُبَاعِدُكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ إِلَّا قَدْ نَهَيْتُكُمْ عَنْهُ. (ش)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : أى إنسانلر ! سزى ، جنته ياقلاشتراجق و جهنم ، دن اوزقلاشتراجق هر نه وار إيسه ألبتده سزه اونلرى أمرأتدم . سزى ، جهنمه ياقلاشتراجق و جنت ، دت اززقلاشتراجق هر نه وار إيسه ألبتده سزى ، اونلردان ده نهيتدم . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Ey insanlar! Sizi, Cennet’e yaklaştıracak ve Cehennem’den uzaklaştıracak her ne var ise elbette size onları emrettim. Sizi, Cehennem’e yaklaştıracak ve Cennet’ten uzaklaştıracak her ne var ise elbette sizi, onlardan da nehyettim.”

(Musannef-i İbn-i Ebî Şeybe)

Hicrî:  16  Şaban   1447  Fazilet Takvim

 

KUR’ÂN-I KERÎM, RESÛLULLAH EFENDİMİZİN KALBİNE İNDİRİLMİŞTİR

 

Hak Teâlâ Hazretleri, Şuarâ Sûresi’nin 193. ve 194. âyet-i kerîmelerinde Kur’ân-ı Mübîn’in, Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem’in kalbi üzerine Cibrîl-i Emîn vasıtası ile indirilmiş olduğunu bildiriyor. Bu âyet-i kerîmeler şöyle tefsir edilmiştir:

O Kur’ân-ı Azîm’i, onun bütün âyetlerini, Rûhu’l-Emîn (Cebrâîl aleyhisselâm) vakit vakit getirip Hâtemü’l-Enbiyâ sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretlerinin kalbi üzerine indirdi, ona tebliğ etti.

O indirilen âyetler, Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem’in kalbinde yerleşmiş oldu. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, o âyet-i kerîmeleri ümmetine tebliğ etti, iman etmeyenlere, günah işleyenlere vaktiyle isyankâr kavimlerin başlarına gelmiş olan İlâhî âzâpları bildirdi. Bu suretle, diğer Peygamberler gibi, ümmetine İlâhî azâbı hatırlattı.

Cibrîl-i Emîn, getirmiş olduğu âyetleri Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem’e, vicâhen husûsî bir sûrette tebliğ etmiştir. “Senin kalbine inzâl etti, tebliğ etti” denilmesindeki hikmet ise -Allâhü a’lem- şudur:

Resûlullah (s.a.v.) Efendimize, tebliğ edilen âyetler, evvela mübarek ruhuna gelmiş, bu âyetler derhâl kalbine intikâl ederek oraya yerleşmiş ve kararlaşmış, onu müteâkip de ulvî dimâğına yükselerek hafızasını nurlandırmıştır. Hakikaten bütün rûhânî manalar, evvelâ rûha nâzil olur, sonra da oradan kalbe intikal eder. Çünkü ruh ile kalp arasında böyle bir alâka vardır. Bununla beraber kalp, bedenin âzâlarının en mühimidir. İnsanların mükâfatı veya cezâyı hak etmiş olmaları, kalbî hâllerinin bir neticesidir. Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyurulmuştur:

“Şüphesiz, cesette küçük bir et parçası vardır ki o, sâlih (iyi) olunca ceset de sâlih olur, o fâsit (kötü) olunca ceset de fesâda uğrar, o parça ise haberiniz olsun; kalptir.”

Hicrî:  16 Şaban  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

3 Şubat 2026 Salı

ŞUARÂ SÛRESİ


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ. (سورة الشعراء، ۸۸-۸۹)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : او كون ( قيامت كونى ) ، نه مال فايده ورير و نه ده أولاد ، آنجق اللهه سلم ( يعنى كفر و نفقدان اوزق اولان ) بر قلب إيله واران كمسه مستثنى . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen:   O gün (kıyamet günü), ne mal fayda verir ve ne de evlat, ancak Allâh’a selîm (yani küfür ve nifaktan uzak olan) bir kalp ile varan kimse müstesna.”

(Şuarâ Sûresi, âyet 88-89)

Hicrî:  15  Şaban   1447  Fazilet Takvim

 

ŞUARÂ SÛRESİ

 

Şuarâ Sûresi, Mekke-i Mükerreme’de nâzil olmuştur. Sadece son dört âyet-i kerîmesi, Medîne-i Münevvere’de indirilmiştir. 227 âyet-i celîleden müteşekkildir. Bu mübarek sûrede, Kur’ân-ı Azîm’in yücelik ve fazileti, Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem’in bazı müşrikler yüzünden ne kadar müteessir olduğu bildiriliyor ve ona teselli veriliyor.

Birtakım inkâr edenlerin kötü âkıbetlerine işaret buyuruluyor. Cenâb-ı Hakk’ın, dilemiş olsa o dinsizleri zorla imana sevk edebileceğini anlatıyor. O dinsizlerin de bütün nasihatlerden yüz çevirdiklerini beyan ediyor ve bunun neticesinde vahim bir âkıbete uğrayacaklarını ihtar buyuruyor.

Cenâb-ı Hakk’ın ne kadar ulvî sıfatlar ile muttasıf olduğunu bildiriyor ve dinsizleri hidayete davet buyuruyor.

Mûsâ aleyhisselâm’ın, Firavun ile kavmini hak dine davete memur olduğunu bildiriyor. Mûsâ aleyhisselâm’ın, Firavun ile olan münazarasını, sihirbazların mağlup olup iman şerefine nâil olduklarını bildiriyor. Firavun’un o zâtları idam ile tehdit ettiğini; o zâtların da bu tehdide boyun eğmeyip imanları sayesinde Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretine nâil olacaklarını söylediklerini beyan ediyor. Müminlerin selâmete erdiğini, düşmanlarının ise Allâh’ın kahrına uğradıklarını bildiriyor.

Bu sûre-i celîle, İbrâhîm, Nuh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb aleyhimüssalâtü vesselâm’ın da kıssalarını, ümmetlerini aynı sûrette îkâz ve irşâda çalışmış olduklarını ve bu tebliğlere, tavsiyelere uymayıp karşı duranların da dehşetli âkıbetlerini bir ibret vesilesi olmak üzere beyan buyuruyor.

Hâtemü’l-Mürselîn Peygamberimiz (s.a.v.) Hazretlerine nasıl bir ulvî kitabın indirilmiş olduğunu ve Sevgili Peygamberimizin de ne kadar hayır murat ederek insanları dînî hakikatlerden haberdar ettiğini gösteriyor.

Şeytânî vesveselerin düşkünü olan bazı şairlerin de kötü hareketlerini teşhir ediyor. Kur’ân-ı Kerîm’in ise aslâ şiir kabîlinden olmayıp İlâhî vahye dayanan en kudsî bir kitâb olduğuna işaret buyuruluyor. İman edenler, sâlih amellerde bulunanlar ve Allâh’ı çokça zikredenlerin müstesna bir mevkide bulunduklarını beyan ediyor.

Hicrî:  15 Şaban  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3