26 Nisan 2026 Pazar

İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNİN TALEBESİNE NASİHATİ -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَحْبِبْ حَبِيبَكَ هَوْنًا مَا عَسَى أَنْ يَكُونَ بَغِيضَكَ يَوْمًا مَا وَأَبْغِضْ بَغِيضَكَ هَوْنًا مَا عَسَى أَنْ يَكُونَ حَبِيبَكَ يَوْمًا مَا. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : سوديكنى أؤلجولى سو كونون برنده دشمانين اولابلر , سومديكنه ده أؤلجولى بغض ( دشمانلق ) أت ، كونون برنده دوسطون اولابلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Sevdiğini ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Sevmediğine de ölçülü buğz (düşmanlık) et, günün birinde dostun olabilir.”

 (Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  09  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNİN TALEBESİNE NASİHATİ -2

 

İnsanlarla iyi geçin, sabırlı ol, halkın ezâlarına katlan. Güzel ahlâklı ve geniş gönüllü ol. Temiz elbiseler giyin. Güzel koku kullan. İhtiyaçlarını görmek için kendine ve ailene belirli bir vakit ayır.

Beş vakit namazını ilk vaktinde kılmaya gayret et. Yemek ikram et, zira cimri kimseye kimse itibar etmez. Sana halkın haberlerini ulaştıracak bir sırdaş edin. Bir kötülüğü haber alınca hemen onu düzeltmeye çalış. İyi bir haber aldığın zaman da onun yayılması için çalış.

Herkesin hakkına riâyet etmeye gayret göster. Dostlarından hasta olanları ziyâret et. Uzak olanları arayıp sor. Seninle alâkayı kesenlerden sen kesme, sana cefâ edene dahi yardım et. Senden yardım isteyene ikram et, sana kötülük yapanı affet. Ölenlerin haklarını îfâ et. Hayırlı bir işi olanları tebrik et. Bir musîbete uğrayana taziyede bulun. Bir afete maruz kalanın yardımına koş. Senden bir husûsta yardım isteyenin ihtiyacını gör. Sana sığınanı koru.

Mümkün mertebe insanlara muhabbet ve yakınlık göster. Seninle başkaları arasında bir meclis kurulur veya seni bir meclise davet ederler de bazı meseleler müzâkere edilirken senin bildiklerine muhalif meselelere dalarlarsa sen, hemen onlara karşı muhalefetini izhâr etme. Sana bir şey sorarlarsa evvela onların bildiği şekilde cevap verirsin. Sonra da ‘Bu husûsta şöyle bir kavil daha vardır, delili de şudur.’ dersin. Eğer seni dinlerlerse senin kadrini ve kıymetini bilirler. Yine de senin görüşüne karşı farklı bir görüşte bulunan olursa üzerinde düşünmesi için biraz ilmî sözler söyle. Onlara, ince ve derin manaları ihtivâ eden ilimle değil, ilmin en açığı ile karşılık ver.

İnsanlarla ünsiyet kur, ara sıra latife yap, hâl hatırlarını sor. Bu, sana karşı muhabbet beslemelerine, ilme karşı alâkalarının artmasına vesile olur.

Şâyet bu vasiyetimi tutarsan selâmette olacağını ümit ederim.” (İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (rah.), )Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  09 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

25 Nisan 2026 Cumartesi

İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNİN TALEBESİNE NASİHATİ -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مُجَالَسَةُ الْعُلَمَاءِ عِبَادَةٌ. (جامع الاحاديث)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : عالملرين مجلسلرنده ( صحبتلرنده ) بولنمق عبادتدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Âlimlerin meclislerinde (sohbetlerinde) bulunmak, ibadettir.”

(Süyûtî, Câmiu’l-Ehâdîs)

Hicrî:  07  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNİN TALEBESİNE NASİHATİ -1

 

Yûsuf bin Hâlid es-Semtî, İmâm-ı Âzam rahimehullâh’tan ilim tahsîl ettikten sonra memleketi Basra’ya dönmek için kendisinden izin istedi. Bunun üzerine İmâm-ı Âzam Hazretleri, ona şu tavsiyelerde bulundu:

“İnsanlarla ve ilim ehliyle mertebelerine göre muâşerette bulun, nefsini edeplendir. Bilesin ki insanlarla iyi geçinmediğin zaman en yakın akrabaların da olsa sana düşman olurlar. Eğer onlarla iyi geçinirsen akraban olmasalar da senin en yakının olurlar.

Diyelim ki Basra’ya vardın ve orada bize karşı olanların yanına gittin. Kendini onlardan üstün gördün ve yanlarında, ilminle büyüklendin. Onlarla birlikte olmaktan ve aralarına karışmaktan kaçındın. Sen onlara muhalefet ettin, onlar da sana muhalefet etti. Sen onları, onlar da seni terk etti. Sen onlara kötü söz söyledin, onlar da sana kötü söz söylediler. Sen onları dalâletle, onlar da seni dalâletle suçladılar. Bizim ve senin hakkında fena sözler söylendi ve artık onların yanından ayrılmak zorunda kaldın. Bilmelisin ki bu, akıllıca bir hareket değildir. Zira Allâhü Teâlâ, kendisi için bir çıkış kapısı açıncaya kadar idare etmek zorunda olduğu insanları idare edemeyen kimse, akıllı değildir.

Basra’ya vardığın zaman insanlar, seni karşılayacak ve seni ziyaret edecekler, sana kıymet verecekler. Onlara dâima mevkilerine göre muâmele etmeye gayret et. İzzet sahiplerine ikram et, ilim ehline ve yaşlılara hürmet göster. Gençlere iyi davran. Halka yaklaş, günahkârları hayra sevket; güzelce nasihat et. Hayırlı kimseleri dost edin, sultanı hafife alma, emirlerini yerine getir. Hiç kimseyi küçük görme, insaniyeti elden bırakma, sırrını kimseye açma, tecrübe etmeden kimsenin dostluğuna güvenme.

Cimri ve ahlâksız kimselerle arkadaşlık etme. Sana yakışmayacak hareketlerde bulunma. Sefih kimselerle beraber olmaktan, onların davetini ve hediyelerini kabul etmekten sakın.

(Devamı var)

Hicrî:  07 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

24 Nisan 2026 Cuma

DÜNYA HAYATINI ÂHİRETİNE TERCİH ETMİŞ KİMSELER


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا عَجَبًا كُلَّ الْعَجَبِ لِلْمُصَدِّقِ بِدَارِ الْحَيَوَانِ وَهُوَ يَسْعَى لِدَارِ الْغُرُورِ. (ش)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أبدى حياطه ( آخرت حياطنه ) إنانديغى حال\ه ( هب ) آلداتجى دنيا حياطى إيجن جالشانه جوق حيرت أدرم . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Ebedî hayata (âhiret hayatına) inandığı hâlde, (hep) aldatıcı dünya hayatı için çalışana çok hayret ederim.”

(Musannef-i ibn-i Ebî Şeybe)

Hicrî:  07  Zilkâde   1447  Fazilet Takvim

 

DÜNYA HAYATINI ÂHİRETİNE TERCİH ETMİŞ KİMSELER

 

Dünya kelimesi, en yakın ve en süflî manasınadır. İçinde yaşadığımız bu fâni âleme verilmiş bir isimdir. “Hayât-ı dünya” ise dünya denilen hayat, yani süflî, alçak hayat, yahut bugün içinde bulunulmak itibarıyla en yakın bulunan hayat demek olur.

Âhiret ise dünya hayatından sonra olan ebedî bir âlemdir ki iman sahipleri, orada ebedî saadet içinde yaşayacaklardır. İmandan mahrum olanlar da orada ebedî azâba uğrayacaklardır.

Dünyayı, âhirete tercih edenler hakkında Allâhü Teâlâ, Bakara Sûresi’nin 86. âyet-i kerîmesinde -meâlen-: “İşte onlar öyle bir güruhtur ki âhiret mukabilinde dünya hayatını satın almışlardır. Binâenaleyh onlardan azâp hafifletilmeyecektir. Ve yardım da olunmayacaklardır.” buyurmuştur.

Bu âyet-i kerîme şöyle tefsir edilmiştir: Yâ Muhammed! İşte onlar, o İlâhî hükümlere muhalefet edip duran İsrâîloğulları ve bunlara benzeyenler, öyle menfaatlere düşkün, yalnız dünyayı düşünmekle meşgullerdir. Bunlar, âhireti verip dünya denilen alçak hayatı satın almışlardır. Kendi elleriyle kendilerini ebedî azâba düşürmüşlerdir.

İşte onların, Allâh’a verdikleri her ahdi bozmaları ve bütün günahları işlemeleri, âhireti, dünyaya satmış olmalarından ve âhirete imanları kalmamış bulunmasındandır. Böyle olanlar şüphesiz ki ölümlerinden sonrası için hiçbir şey düşünemez ve onun için hiçbir hazırlık yapamaz. Beş on günlük geçici bir hayat için her fenalığı göze alırlar.

Aklı başında olan bir insan, o âhiret hayatına kıymet vermeli, bu dünya hayatına hırslı bir hâlde sarılmamalıdır. Her gün, bu fâni dünya hayatına veda edip gidenleri görüyoruz. Bahtiyar ve hakikaten akıllı olan o kimsedir ki dünya hayatından meşrû surette istifade eder, bu sayede dünyasını da, âhiretini de imara muvaffak olur.

Hicrî:  07 Zilkâde  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3