قَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ : سَتَجِدُونَ أَقْوَامًا يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ يَدْعُونَ إِلَى كِتَابِ اللهِ وَقَدْ نَبَذُوهُ وَرَاءَ ظُهُورِهِمْ وَعَلَيْكُمْ بِالْعِلْمِ وَإِيَّاكُمْ وَالتَّبَدُّعَ وَالتَّعَمُّقَ وَالتَّنَطُّعَ. (مي)
إبن مسعود ( رضى الله عنه ) بيوردوكى : يقنده بر تقم إنسانلر إيله قارشلجقسنز . اونلر ، ( سزى ) ، الله تعالى نيك كتابنه جاغردقلرينى إدعا أدجكلر . حالبوكى اونلر ، قرآنى كريمى آرقالرينه آطمشلردر . ( بو سببله ) سزلر ، علمه يابشين , بدعت جقارماين ، إيلرى كتمكدن و درنلره ( مالايانيه ) دالمقدان و آشرلقدان صقنيك . "
İbn-i Mes’ûd (r.a.) buyurdu ki:: Yakında birtakım insanlar ile karşılaşacaksınız. Onlar, (sizi), Allâhü Teâlâ’nın kitâbına çağırdıklarını iddia edecekler. Hâlbuki onlar, Kur’ân-ı Kerîm’i arkalarına atmışlardır. (Bu sebeple) sizler, ilme yapışın; bidat çıkartmayın, ileri gitmekten ve derinlere (mâlâyanîye) dalmaktan ve aşırılıktan sakının.”
(Sünen-i Dârimî)
Hicrî: 12 Zilkâde 1447 Fazilet Takvim
İSLÂMDA İTİKÂDÎ MEZHEPLER
Mezheb, büyük din müctehidlerinin edille-i şer’iyyeden çıkardıkları meseleler ve hükümler topluluğudur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hâl-i hayatta iken, Müslümanlar her türlü meselelerini Peygamberimizden öğrendiler. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) vefatından sonra ise Sahâbe-i Kirâm’ın önde gelenlerinden, büyüklerinden öğreniyorlardı. Mezheb imamları, dînî meseleleri, Sahâbe-i Kirâm’dan ve Tâbiîn’den öğrenmişler ve bunları bir araya toplamışlardır. Hakkında âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve icmâ bulunmayan hususlarda kıyas ve ictihâd yoluyla hükümler çıkarmışlar ve böylece mezhepler meydana gelmiştir.
Mezhep iki kısımdır. Bunlar, itikâdda mezhep ve amelde mezheptir.
İtikâd; ‘Bir şeye gönülden bağlanmak, kalben tam inanmak’ demektir. İtikâdî hükümler de ‘Allâhü Teâlâ vardır, onun şerîki (ortağı) yoktur’ gibi kalben inanılması gereken dînî meselelerdir. Bu hükümlerin yegâne kaynağı, Kur’ân-ı Kerîm ile Peygamber Efendimizin hadîs-i şerîfleridir.
İtikâdda hak mezhep, Ehl-i Sünnet ve Cemâat Mezhebi’dir. Ehl-i Sünnet ve Cemâat; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Ashâbının itikâd (inanç) ve ameli üzere olanlar, demektir. Bir Müslümanın, imandan sonra ilk yapması gereken şey, sahih bir itikâda sahip olmaktır. Çünkü itikâdda bozukluk, insanın ebedî hayatında ya tamamen veya kısmen mahrumiyet çekmesine sebep olur. Sahih itikâd ise, her husûsta Ehl-i Sünnet ve Cemâat âlimlerine tâbi olmakla mümkündür.
Ehl-i Sünnet’in, itikâdda kendisine tâbi olunan iki imâmı vardır:
1. İmâm Ebû Mansûr Muhammed Mâtürîdî rahmetullâhi aleyh. H. 280 (M. 894) tarihinde Türkistan’da, Semerkand şehrinin Mâtürîd köyünde doğmuş ve Hicrî 333 (M. 945) tarihinde Semerkand’da vefat etmiştir.
2. İmâm Ebu’l-Hasen Eş’arî rahmetullâhi aleyh. Hicri 260 (M. 873) tarihinde Basra’da doğmuş, Hicrî 324 (M. 936) tarihinde Bağdaťta vefat etmiştir.
Hicrî: 12 Zilkâde 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

