6 Temmuz 2026 Pazartesi

EN BÜYÜK RÜTBE, HAREMEYN HİZMETKÂRLIĞI


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ مَاتَ فِي أَحَدِ الْحَرَمَيْنِ اِسْتَوْجَبَ شَفَاعَتِي وَجَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنَ الْآمِنِينَ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم ، حرمين ( مكه ء مكرمه و مدينه ء منوره ) ، دن برنده وفات أدرسه ، شفاعتم اونه واجب اولور و قيامت كونونده ( هر تورلى قورقى و صقنتى دان ) أمين اولانلرله برابر حشرولونور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kim, Haremeyn (Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere)’den birinde vefat ederse, şefâatim ona vacip olur ve kıyamet gününde (her türlü korku ve sıkıntıdan) emîn olanlarla beraber haşrolunur.”

 (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  21  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

EN BÜYÜK RÜTBE, HAREMEYN HİZMETKÂRLIĞI

 

1516 tarihinde Suriye ve Filistin, 1517 tarihinde Mısır ve ona tâbi olarak da Haremeyn idâresi, Osmanlı Devleti’ne intikâl ettiğinde Mekke Emîri Şerîf Berekât, oğlu Şerîf Ebû Nümeyy’i, Kahire’de ikameti esnâsında Yavuz Sultan Selîm Han’a göndererek ona tâbi olduğunu bildirmiştir. Yavuz Sultan Selîm Han, vezîri Pîrî Mehmed Paşa’ya şöyle anlatmışlar:

“Allâhü Teâlâ, beni, ecdâdımın ocağına padişah kılınca, Cenâb-ı Hakk’a yalvarıp yakardım. ‘Yâ Rabbi! Bana, Kâbe-i Muazzama’nın ve iki cihânın medâr-ı iftiharı (övüncü) Habîbin Muhammed Mustafâ sallallâhü aleyhi ve sellem’in mübârek Ravza-i Mutahharalarının bulunduğu Medîne-i Münevvere’nin süpürgeciliğini nasip et!’ diye yüzümü yere sürüp secdeye kapandım. Çok şükürler olsun ki Cenâb-ı Hak, beni bu saadete nâil eyledi.”

Arabistan kazaskeri Pîrî Paşa’ya bir gün Osmanlı âlimlerinden bazıları gelerek, ‘Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’ye Anadolu’dan kâdı göndermek münasiptir’ dediler. Paşa da bu meseleyi yazıp arz ettiğinde Yavuz Sultan Selim Han şöyle cevap verdi:

“Yeryüzünde İslâmiyet yayılalı 900 yıldan fazla oldu. Mekke-i Mükerreme, Harem-i İlâhî; Medîne-i Münevvere ise Peygamber Efendimizin (s.a.v.) tahtgâhıdır. Bu zamana kadar dışarıdan, onlara kâdı gönderilmiş midir? Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere padişahlığı, Kâinâtın Efendisi’nin evlâd-ı kirâmının ellerindedir. Ben, o memleketleri, asker ile varıp almadım. Onlar tam bağlılık, güzel edep ve lütuflarından, bana, itaat, iyilik ve olgunlukla bağlanıp saygı gösterdiler. Bu şerefin mükâfâtı bana lâzımdır. Gece gündüz Allâhü Teâlâ’ya şükür ve senâlar ederim ki, Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’de bayram ve cuma günleri hutbelerde benim adımın okunması Hak Teâlâ’nın bana lütuf ve ihsanlarındandır. Bunun için Allâh’a ne kadar hamd ve senâlar etsem azdır. Bundan duyduğum saâdeti, bütün dünyanın padişahlığına değişmem. Bunun için Haremeyn-i Şerîfeyn halkına her ne çeşit gayret, iyilik, şefkat, yardım lâzım ise esirgeme. Fakat sakın ha sakın, oraların işlerine müdâhale etme.”

Hicrî:  21 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

5 Temmuz 2026 Pazar

ÖFKESİNE HÂKİM OLANIN MÜKÂFATI


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْكُتْ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : سزدن برينز ، أؤفكلنديكى زمان ، ( أؤفكسى كجنه قدار ) صوصصون . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Sizden biriniz öfkelendiği zaman, (öfkesi geçene kadar) sussun.”

(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Hicrî:  20  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

ÖFKESİNE HÂKİM OLANIN MÜKÂFATI

 

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

  • “Mîrac Gecesi, Cennet içerisinde aynı seviyede yükseltilmiş birtakım köşkler gördüm, ‘Yâ Cebrâîl! Bunlar kim içindir?’ diye sordum. Buyurdular ki: ‘Kızdıklarında öfkelerine hâkim olanlar ve insanların kusur ve kötülüklerini affedenler içindir.”
  • Ashâb-ı Kirâm’dan bir zât, Resûlullah (s.a.v.) Efendimize gelip “Yâ Resûlallah! Bana nasihatte bulununuz.” dedi. Resûlullah (s.a.v.), “Öfkelenme” buyurdular. O zât, tekrar tekrar nasihat istedi. Resûlullah (s.a.v.) her defasında, “Öfkelenme” buyurdular.

 

ET TÜKETİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

 

Et, yüksek miktarda protein, demir, çinko, fosfor, magnezyum, A ve B vitamini ihtivâ etmektedir. Bu gıdalar; hücre yenilenmesi, kanın meydana gelmesi, sinir, sindirim ve bağışıklık sistemi ve deri sağlığı için çok mühimdir. En iyi şekilde istifade edebilmek için dikkat edilmesi gereken bazı husûslar şunlardır:

  • Etler en mühim protein kaynaklarındandır. Bebeklerde ve çocuklarda büyüme hızlı olduğu için protein ihtiyacı da artmaktadır. Bu sebeple 9. aydan itibaren bebeklerin ve çocukların öğünlerinde bulunmalıdır.
  • Sindirimi kolaylaştırması için et yemekleri yanında C vitamini yönünden zengin (maydanoz, marul, biber vb.) bir gıdaya yer verilmelidir.
  • Etler, İslâmî cihetten helal ve güvenilir yerlerden alınmalıdır. Etler hemen kullanılmayacaksa dondurucuda saklanmalıdır.
  • Etler pişirilirken haşlama veya mümkünse ızgara usulü tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır.
  • Etler, ızgara usulüyle pişiriliyorsa ateş, alevli olmamalı, köz hâlinde olmalıdır. Pişirilecek etle ateş arasındaki mesafe, eti yakmayacak, etin kömürleşmesine sebep olmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Aksi hâlde kanserojen maddeler oluşabilir. Yine bu sebeple etler, çok yüksek sıcaklıkta, uzun süre pişirilmemelidir.

Hicrî:  20 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

4 Temmuz 2026 Cumartesi

MÂVERÂÜNNEHİR VE MEŞHUR ÂLİMLERİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ النَّاسَ لَكُمْ تَبَعٌ وَإِنَّهُمْ سَيَأْتُونَكُمْ مِنْ أَقْطَارِ الْأَرْضِ يَتَفَقَّهُونَ فِي الدِّينِ فَإِذَا جَاءُوكُمْ فَاسْتَوْصُوا بِهِمْ خَيْرًا. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( أى آصحابم ) محقق إنسانلر ، سزلره تابى اولورلر . و محقق ير يوزونون دورت بر طرافندان إنسانلر ، دنلرينى أؤكرنمك إيجن سزه كلرلر . أؤيليسه سزه كلدكلرى زمان اونلره أك خيرلى اولانى كوزلجه أؤكرتن . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  (Ey Ashâb’ım) Muhakkak insanlar, sizlere tâbi olurlar. Ve muhakkak yeryüzünün dört bir tarafından insanlar, dinlerini öğrenmek için size gelirler. Öyleyse size geldikleri zaman onlara en hayırlı olanı güzelce öğretin.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  19  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

MÂVERÂÜNNEHİR VE MEŞHUR ÂLİMLERİ

 

“Nehrin Ötesi” manasında kullanılan Mâverâünnehir kelimesi ile Ceyhun Nehri’nin ötesi kastedilir. Bu bölge, İslâm öncesi tarihte, daha çok Karluk ve Oğuz Türkleriyle meskûndu. Soğd, Fergana, Şur, Üsrûşene, Buhara, Semerkand, Kiş, Nesef, İsbîcâb, Hocend, Hokand, Harkâne ve Oş gibi mühim beldeler de bu bölgededir. Daha sonra Hicrî 2. asırda Müslümanların bu bölgeye yaptıkları fetihlerle, Türkler, Müslüman olup İslâm’ın hizmetine girmişlerdi. Başlangıçta münferid olarak İslâm dinini kabul ederken daha sonra kabileler hâlinde Müslüman olmuşlardır.

İslâm’ı gönüllere nakş u bend eden tasavvuf büyükleri, bu topraklarda yetişmişti. Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’den 14 zât, bu bölgede medfundur. İslâmiyet âdeta bu coğrafyanın âlim ve büyük zâtlarıyla yayılıyordu.

Muhaddis İmâm Buharî (rah.) Hazretleri de sayılamayacak kadar fakih ve âlimin yetiştiği Mâverâünnehir’deki büyük âlimlerden biridir.

Yine Semerkand’ın Mâtürîd beldesinden olan İmâm Mâtürîdî (rah.) Hazretleri, büyük âlimler arasında olup itikatta Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat mezhebinin en büyük iki imamından birisidir.

Ayrıca Semerkand’da doğan meşhur hadîs-i şerîf âlimi Abdullah bin Abdurrahmân ed-Dârimî (rah.) de, burada ilim tahsil ettikten sonra Bağdat’a gidip hadîs-i şerîf rivâyet etmiş ve es-Sünen adlı meşhur eserini yazmıştı. İmâm Müslim, Ebû Dâvûd, İmâm Tirmizî, Nesâî, Ebû Zür’a, Ebû Hâtim (rahimehümullâh) Hazretleri gibi pek çok âlim, onun talebelerinden sadece birkaçıdır.

Meşhur tefsir âlimlerinden Dahhâk bin Müzâhim Hazretleri de Semerkand’de yaşamıştır.

Fakih ve müfessir olan Ebu’l-Leys es-Semerkandî (rah.) Hazretleri de bölgenin tanınmış mühim âlimlerindendir.

Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye’nin son halkası Ebu’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretlerinin üstazı Salâhuddîn İbn-i Mevlânâ Sirâcüddîn (K.S.) Hazretlerinin kabri de bu bölgede, Oş şehrindedir.

(Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi, Haziran 2019)

Hicrî:  19 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3