Çifter
ßU SİTEDE VİRÜS YOKTUR SADECE ßİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR !!!
25 Ağustos 2026 Salı
24 Ağustos 2026 Pazartesi
MEVLİD-İ ŞERÎFİN YAZILMA SEBEBİ
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَوْلَى النَّاسِ بِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَكْثَرُهُمْ عَلَيَّ صَلَاةً. (ت)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : قيامت كونونده إنسانلريك بانه أك يقينى ( شفعاتمى أك جوق حق أدن ) ، بانه أك جوق صلوات كترنلريدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Kıyamet gününde insanların bana en yakını (şefâatimi en çok hak edeni), bana en çok salevât getirenleridir.”
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 11 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim
MEVLİD-İ ŞERÎFİN YAZILMA SEBEBİ
Süleyman Çelebi’nin, Mevlid-i Şerîf’i yazmasıyla alâkalı, Bursa Ulu Câmi’de cereyan eden dikkate şâyân hâdise, kaynaklarda şu şekilde nakledilir:
“1402 Ankara Muharebesi’nden sonra, İranlı bir vâiz, Bursa Ulu Câmii’nde vaaz etmek için kürsüye çıkar ve Bakara Sûresi’nin 285. âyet-i kerîmesinde geçen, ‘Allâh’ın peygamberlerinden hiçbirinin arasını ayırmayız.’ kısmını tefsir ederken, ‘Bu âyete göre ben, Hazret-i Muhammed Mustafâ’yı, İsa aleyhisselam’dan üstün görmem.’ der. Dinleyenler arasında bulunan, dînî gayret sahibi bir âlim, bu sapık fikirli vâizi ilzam ederek, ‘Hey cahil! Sen, tefsir ilmini bilmiyorsun. Çünkü “Peygamberler arasında fark yoktur” demekten maksat, peygamberlik vazifesi bakımındandır, yoksa mertebe, fazilet ve üstünlük bakımından değildir. Eğer âyet-i kerîme, senin dediğin gibi tefsir edilse hiç, Bakara Sûresi’nin 253. âyet-i kerîmesinde, ‘O peygamberlerin bir kısmını, diğerlerinden üstün kıldık.’ buyurulur muydu?’ diyerek, kuvvetli ve kesin delillerle fikrini ispat eder ve vâizi susturur. Ulu Cami’de ortaya çıkan bu münâzaraya, bazı cahiller de dâhil olur ve İranlı vâizden yana tavır alırlar.
Devrin meşhur âlimlerinden Süleyman Çelebi, hem vâizin cahilliğine hem de ahâlinin bir kısmının onun fikirlerine kanmasına fevkalâde üzülür.
Bu üzüntünün tesiri ve ilhâmıyla, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in, diğer peygamberlerden daha yüce ve üstün bir mevkide bulunduğunu, âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ifade sadedinde bazı vecîz beyitler söyler. Bu vecîz beyitleri, halk çok beğendiği için Süleyman Çelebi şevklenir. Daha sonra büyük bir aşkla Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) sevgisini terennüm eder ve onun mübarek hayatının bazı kısımlarını herkesin okuması için yazılı hâle getirmeye karar verir. Bunun üzerine Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) üstün vasıflarını, güzel ahlâkını, faziletlerini ortaya koymak gayesi ve gayretiyle, Vesîletü’n-Necât isimli meşhur Mevlid-i Şerîf manzûmesini telif eder.
Hicrî: 11 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim
23 Ağustos 2026 Pazar
VELÂDET GECESİNDE HAZRET-İ SAFİYYE’NİN ŞAHİT OLDUĞU ALÂMETLER
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَكْثِرُوا الصَّلَاةَ عَلَىَّ فَإِنَّ صَلَاتَكُمْ عَلَىَّ مَغْفِرَةٌ لِذُنُوبِكُمْ. (كنز)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بانه جوق صلوات اوقويونز. زيرى سزيك ، بانه صلواتنز ، محقق كونحلرينزيك مغفرتنه وسيله اولور . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “Bana çok salevât okuyunuz. Zira sizin, bana salevâtınız, muhakkak günahlarınızın mağfiretine vesile olur.”
(Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 10 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim
VELÂDET GECESİNDE HAZRET-İ SAFİYYE’NİN ŞAHİT OLDUĞU ALÂMETLER
Peygamber Efendimizin halası Hz. Safiyye (r. anhâ) şöyle buyurmuşlardır: ‘Resûlullah Efendimiz (s.a.v) Hazretlerinin dünyayı teşrif ettikleri gece, Hazret-i Âmine’ye ebelik ettim. O gece, altı hârikulâde hâl gördüm.
- Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) doğduklarında hemen secde ettiler.
- Başını kaldırarak fasîh ve açık bir lisan ile ‘Lâ ilâhe illallah, innî Resûlullah’ buyurdular.
- Evin içinin, onun nuruyla aydınlandığını gördüm.
- Onu yıkamak istedim. Gâipten bir ses işittim ki ‘Ey Safiyye! Sen kendine zahmet verme. O, yıkanmış gibi pâk bir hâlde doğdu.’ denildi.
- Sünnetli ve göbek bağı kesilmişti.
- Onu kundağa sarmak istediğimde sırtında nübüvvet mührünü gördüm. İki küreği arasında ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah’ yazılıydı. (Hazret-i Âmine Vâlidemiz, Fazilet Neşriyat)
MEVLİD (VELÂDET) KANDİLİ
Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem, Rebîulevvel ayının 12’nci gecesinde Pazartesi günü kâinâtı teşrîf etmişlerdir. Bu itibarla bu ayın 12’nci gecesi, Hicrî senenin ilk kandilidir.
Bu ay içerisinde mümkün olduğu kadar salât ve selâm getirmeli; Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye okumaya çalışmalıdır.
Bu gecenin manevî zenginliğinden istifade etmek için bir tesbîh namazı kılmalı, bir de Hatm-i Enbiyâ yapmalıdır. Tesbîh namazına şu şekilde niyet edilir:
“Yâ Rabbi! Niyet eyledim rızâ-yı şerîfin için tesbîh namazına. Yâ Rabbi! Bu gece teşrîfleriyle âlemleri nûra gark ettiğin Habîb’in, başımızın tâcı Resûl-i Zîşân Efendimizin hürmetine ve bu gecedeki esrârın hürmetine, ben âciz kulunu da afv-ı İlâhî’ne, feyz-i İlâhî’ne mazhar eyle.”
Allâhü Ekber, diyerek namaza başlanır.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Hicrî: 10 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim
22 Ağustos 2026 Cumartesi
HAYBER’DE BİR ŞEHİT: YESÂR (R.A.) -2
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : طُوبَى لِمَنْ وَجَدَ فِي صَحِيفَتِهِ اسْتِغْفَارًا كَثِيرًا. (هـ)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( قيامت كونى ) عمل دفترنده جوق إستغفار بولان كمسيه مجدلر اولسون . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular : “(Kıyâmet günü) amel defterinde çok istiğfar bulan kimseye müjdeler olsun.”
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî: 09 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim
HAYBER’DE BİR ŞEHİT: YESÂR (R.A.) -2
Yesâr, Sevgili Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e, “Siz, nelere davet ediyorsunuz?” diye suâl etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına şehâdete, Allah’tan başkasına ibadet etmemeye ve benim de Resûlullah olduğuma şehâdete davet ediyorum!” buyurdu. Yesâr, “Ben böyle şehâdet getirir ve Allâh’a iman edersem, bana ne var?” diye sual etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bu iman ve şehâdet üzerine ölürsen, sana Cennet var!” buyurunca, Yesâr, “Yâ Resûlallah! Bana İslâmiyet’i, nasıl Müslüman olacağımı anlatınız!” dedi.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), ona İslâmiyet’i anlatınca Yesâr Müslüman oldu. Daha sonra, “Yâ Resûlallah! Ben şu hayvanların çobanıyım. Bu hayvanlar, benim yanımda bir emanettir. Şimdi ben, bunları ne yapayım?” diye sordu.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Onları karargâhtan dışarı çıkar. Sahibine gitmeleri için onlara bağır ve ufak taşlar at! Muhakkak ki, Allâhü Teâlâ, sana, emanetini edâ ettirecek, onlar da sahiplerinin yanına döneceklerdir!” buyurdu.
Hazret-i Yesâr, hemen kalkıp yerden bir avuç kum aldı, sürünün üzerine attı ve “Sahibinize dönün! Vallâhi ben, artık size sahip çıkmayacağım!” dedi.
Sürüdeki hayvanlar, sanki bir çoban tarafından sürülüyorlarmış gibi, kaleye girinceye kadar, topluca gittiler, sahiplerinin yanına döndüler.
Yahûdîler, Yesâr’ın Müslüman olduğunu anladılar. Daha sonra Hazret-i Ali’nin sancağı çekip kaleye hücum ederek çarpıştığı sırada, Yesâr da Hazret-i Ali’nin yanında çarpışıyordu. Daha bir vakit bile namaz kılamadan, bir tek secde bile yapamadan Yahûdîler tarafından şehit edildi!
Yesâr (r.a.), Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) yanına getirilip arkası üzerine yatırıldı, üzerine de bir örtü örtüldü.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Allâhü Teâlâ, bu kuluna ikram edip onu hayra sevk etti. Allâhü Teâlâ’ya hiç secde etmediği hâlde, Cennet hurilerinden ikisini, onun başucunda gördüm.” buyurdular ve ona dua ettiler.
Hicrî: 09 Rebîulevvel 1448 Fazilet Takvim


