قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا بُنَيَّ إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ لَا تَبِيتَ إِلَّا عَلَى وُضُوءٍ فَافْعَلْ فَإِنَّهُ مَنْ أَتَاهُ الْمَوْتُ وَهُوَ عَلَى وُضُوءٍ أُعْطِيَ الشَّهَادَةَ. (طص)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى ياوروجغم ! عبدستلى اولرق ياتمايه كوجون يتدكجه أؤيله ياب . زيرى هر كيمه أؤلم كلديكى آنده ، او كمسه عبدستلى اولورسه كندسنه شهتلك وريلر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: “Ey yavrucuğum! Abdestli olarak yatmaya gücün yettikçe öyle yap. Zira her kime ölüm geldiği anda, o kimse abdestli olursa kendisine şehitlik verilir.”
(Taberânî, el-Mu‘cemü’s-Sağîr)
Hicrî: 18 Safer 1448 Fazilet Takvim
HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR
Ehl-i Sünnet’in ameldeki dört hak mezhebinden Hanbelî Mezhebi’nin imâmı olan Ahmed bin Hanbel (rah.) Hazretleri vefat ettiğinde, büyüklerden bir zât, onun oğluna taziye olarak şu mektubu yazmıştı:
Malumdur ki Allâhü Teâlâ, ölümü, bütün kulları üzerine değişmez bir yazı olarak takdir etmiştir. Yaşlı-genç herkes, kendisi için takdir olunan vakit gelince ruhunu teslim edecektir. Hak Teâlâ’ya dönmesi için muhterem babanıza da emr-i İlâhî erişti, o da, maddî ve manevî ayıp ve kirlerden pâk bir hâlde ruhunu teslim eyledi. Ne mutlu ona ki son nefesine kadar herhangi bir bidate ve dalâlete bulaşmadı, hak yoldan yani Resûlullâh’ın (s.a.v.) ve Ashâb-ı Kirâm’ın yolu olan Ehl-i Sünnet ve Cemâat’ten bir adım bile ayrılmadı, hevâsına aslâ meyletmedi, bu hâl üzere de ruhunu teslim eyledi. İnsanlara dalâlet sebebi değil, ancak hidâyet vesilesi oldu. Allah yolunda hiç kimsenin kötülemesinden ve tehdidinden çekinmedi. İşte hakîkî mümin de böyle bir hâlde ruhunu teslim edebilmek için çalışmalıdır.
Onun vefatı hakikaten bizim için pek büyük bir musibettir. Ben, size ve bütün Müslümanlara, sabır ve İlâhî takdire teslimiyet göstererek Hak Teâlâ’dan ecir kazanmanızı niyâz ederim. Biz şahidiz ki vefatına üzüldüğümüz bu zât, pek övülecek bir ömür sürdü. İslâm ve sünnet üzere yaşadı. Hayatı boyunca istikametten ayrılmadı. O, dünyadan yüz çevirdi, dünyaya hiç iltifat etmedi. Allah yolunda hakkı yerine getirmekte pek büyük gayretler gösterdi. Hakikaten yokluğu, Müslümanlar arasında hissedildi.
Biz, merhum için nezd-i İlâhî’de evliyâ-yı kirâma yapılan ihsanlara nâil olmasını ve yüce mânevî derecelere kavuşmasını niyâz ederiz.
Cenâb-ı Hak, onu kıyamet gününde nebîler, sıddîklar, şehitler ve sâlih kullarının arasında haşreylesin. Geride kalan yakınları ve sevenlerine de Hak Teâlâ’nın sabır ehline vaad eylediği nimetlere ulaştıran güzel bir sabır dileriz. Zira bütün nimetleri ihsân eden, hayrı veren ancak Cenâb-ı Hak’tır, onun gücü her şeye yeter.
Hicrî: 18 Safer 1448 Fazilet Takvim


