Çifter
ßU SİTEDE VİRÜS YOKTUR SADECE ßİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR !!!
10 Haziran 2026 Çarşamba
9 Haziran 2026 Salı
HAZRET-İ EBÛBEKR’İN FAZİLET VE ÜSTÜNLÜĞÜ
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَا نَفَعَنِي مَالٌ قَطُّ مَا نَفَعَنِي مَالُ أَبِي بَكْرٍ فَبَكَى أَبُو بَكْرٍ وَقَالَ هَلْ أَنَا وَمَالِي إِلَّا لَكَ يَا رَسُولَ اللهِ. (هـ)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أبى بكر ، يك مالندان فايدا كورديكم قدار ، هيجبر مالدان فايده كورمش دكبلم ، بيورنجه أبى بكر ( رضى الله عنه ) آغلادى و جانم ده مالم ده سزه فدا اولسون يا رسول الله ! ددى . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Ebûbekir’in malından fayda gördüğüm kadar, hiçbir maldan fayda görmüş değilim.” buyurunca Ebûbekir (r.a.) ağladı ve “Canım da malım da size fedâ olsun yâ Resûlallah!” dedi.
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî: 23 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
HAZRET-İ EBÛBEKR’İN FAZİLET VE ÜSTÜNLÜĞÜ
Tevbe Sûresi’nin 40. âyet-i celîlesi, Hazret-i Ebûbekir’in (r.a.) faziletine delâlet eder. Şöyle ki:
Hicret esnasında mağarada iken müşriklerin yaklaşmaları üzerine Hazret-i Ebûbekir (r.a.) üzülüp endişelenince Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onu teselli etmişti. Bu tesellisi, âyet-i kerîmede şöyle bildirilmiştir: “O vakit arkadaşına (Hz. Ebûbekr’e) ‘tasalanma, Allâhü Teâlâ, hiç şüphe yok ki bizimle beraberdir.” Bu âyet-i kerîmede ‘arkadaşına’ buyurulması onun Resûlullah Efendimize (s.a.v.) en yakın dost ve arkadaş olduğunu ifade eder.
Bu hicret, Allâhü Teâlâ’nın izni ile olmuştur. Allâhü Teâlâ, hicret esnâsında muhterem Nebî’sine arkadaş olarak ailesinden veya akrabalarından birisini değil, Hazret-i Ebûbekir’i (r.a.) seçmiştir. “...O, ikinin ikincisi bulunuyordu.” buyurulmuştur ki bu, Hz. Ebûbekir’in (r.a.), diğer müminlere olan üstünlüğüne ve onun nihayetsiz faziletine pek açık delildir.
Cenâb-ı Hakk’ın, Hazret-i Ebûbekir’in kalbine sekîneti indirmesi de onun faziletine delalet eder.
Hazret-i Ebûbekir (r.a.), ne bir seferde, ne de başka bir zaman Resûlullah Efendimizden ayrılmıştır, dâimâ onunla beraber bulunmuştur. Bu da, Resûlullah’a (s.a.v.) karşı muhabbetini ve muhabbetindeki sadakatini göstermektedir.
Yine Sevr Mağarası’nda Resûlullah (s.a.v.) Efendimize zarar gelmemesi için vücudunu siper etmesi de onun faziletine bir diğer delildir.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), insanları imana davet ettiği zaman, erkeklerden ilk iman eden Hz. Ebûbekir (r.a.) olmuştur. Hz. Ebûbekir, insanları imana davet etmiş, birçokları onun vâsıtasıyla iman etmişler, İslâm’a davette de ikinci sırayı almıştır.
Resûlullah (s.a.v.) irtihâlinden önce hastalandığı zaman, imamlık makâmına onu vazifelendirmiş ve imamlıkta da ikinci olmuştur. Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) yanında hücre-i saâdete defnolunma husûsunda da ikincidir.
Hicrî: 23 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
8 Haziran 2026 Pazartesi
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ : أَنَّ رَجُلًا شَكَا إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَسْوَةَ قَلْبِهِ فَقَالَ لَهُ إِنْ أَرَدْتَ تَلْيِينَ قَلْبِكَ فَأَطْعِمِ الْمِسْكِينَ وَامْسَحْ رَأْسَ الْيَتِيمِ. (حم)
أبى هريرة رضى الله عنه دان روايت اولندى : بر ظات ، رسول الله أفندمز صلى الله عليه وسلم قلبنيك قطليعندان شكايتده بولوننجه او ظاته جوابا بيوردولركى : قلبنيك يوموشاماسنى إستيورسان ، فقيرلره إكرام أت و يتملريك باشنى اوقشه . "
Ebû Hüreyre radıyallâhü anh’ten rivâyet olundu: Bir zât, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e, kalbinin katılığından şikâyette bulununca o zâta cevaben buyurdular ki: ‘Kalbinin yumuşamasını istiyorsan, fakirlere ikram et ve yetimlerin başını okşa.”
(Müsned-i Ahmed)
Hicrî: 22 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)
Peygamberlerin her husûsta en üstünü şüphesiz Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem’dir. O, bütün insanlığa ve on sekiz bin âlemin tamamına rahmet olarak gönderilmiştir.
Bilindiği gibi, Peygamber Efendimizin teşrifinden önce bütün dünyada her bakımdan kötülüklerin ve karışıklıkların hüküm sürdüğü bir fetret devri mevcuttu. İnsanlık hak, adalet ve medeniyetten uzak, korkunç bir vahşetin girdabına gömülmüştü. Öyle ki, kimin kime gücü yetiyorsa o, diğerinin malına, canına, ırzına tecavüz ediyor, elinde nesi varsa alıyordu. Hattâ bir kısım insanlar, hurafe ve bâtıl inançlarla kendi kız çocuklarını çukurlara gömüyor, öldürüyorlardı. Kadının cemiyette hiç değeri yoktu. Para ile alınıp satılabilen basit bir eşya muamelesi görüyordu. İnsanlar, birbirlerine diş bileyen düşman gruplara ayrılmış, kabileler arasında kan davaları almış yürümüştü.
İşte böyle bir devirde Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekke-i Mükerreme’de, M. 571’de Rebîulevvel ayının 12’inci gecesi sabaha karşı dünyayı şereflendirdiler. Peygamberlik silsilesinin son halkası olan Peygamberimizin, kırk yaşına girip daha kendisine peygamberlik verilmezden evvel bile, elinde birçok harikalar zuhur etmişti. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” İlâhî emrine tam manasıyla uyduğu için, sadâkat ve doğruluğun en güzel bir numûnesi olmuştur. Devrinde kimse kimseye itimat edemez ve güvenemezken, herkes ona inanıyor, ona itimat ediyor, ihtilafa düştükleri meselelerde onun hakemliğine ve hükmüne razı oluyorlardı. Onu inkâr eden düşmanları bile, onun sadakat ve doğruluğunu, yalan ve riyadan uzak olduğunu itiraf ederlerdi. Onda gördükleri eşsiz ahlâk ve yüksek seciyeyi takdir eder, ona “Muhammedü’l-Emîn” derlerdi.
Âlemlere rahmet olan Peygamberimiz (s.a.v.), cihanın böylesine zulmetle dolu olduğu bir devirde gelmiş, bâtıl inançları kaldırıp iman ve İslâm nuru ile âlemi karanlıktan kurtarmış, insanlığa dünya ve âhiret saadetinin anahtarlarını vererek hakîkî medeniyet yolunu göstermiştir.
(M. İlmihal, Fazilet Neşriyat)
Hicrî: 22 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
7 Haziran 2026 Pazar
ÜMMÜ MA‘BED RADIYALLÂHÜ ANHÂ -2
![]() |
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَيُّمَا امْرَأَةٍ سَأَلَتْ زَوْجَهَا طَلاَقًا مِنْ غَيْرِ بَأْسٍ فَحَرَامٌ عَلَيْهَا رَائِحَةُ الْجَنَّةِ. (ت)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : هرحنكى بر قدن كى ( بوشانماي كركترجك ضرورى بر ) مازرتى يوقكن ، قوجاسندان بوشانماي طلب أدرسه اونه ، جنتيك قوقوسى حرام اولور . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Herhangi bir kadın ki (boşanmayı gerektirecek zaruri bir) mazereti yokken, kocasından boşanmayı talep ederse ona, Cennet’in kokusu haram olur.”
(Sünen-i Tirmizî)
Hicrî: 21 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
ÜMMÜ MA‘BED RADIYALLÂHÜ ANHÂ -2
Ümmü Ma‘bed, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizi şöyle vasfetti: “Gördüğüm öyle bir zât idi ki, güzelliği pek zâhirdi.
Güzel bir ahlâka sahipti. Güzel yüzlüydü. Bütün uzuvları birbirine mütenasipti. Çok biçimli ve güzel çehreli idi. Gözlerinde siyahlık, kirpiklerinde çokluk, sesinde naziklik vardı. Gözlerinin karası pek kara, akı da pek ak idi. Gözleri sürmeli gibiydi. Kaşları ince ve yay gibiydi.
Boynunda uzunluk ve yükseklik, sakallarında sıklık vardı. Sustuğu zaman çok vakarlı; konuştuğu zaman güler yüzlü, tatlı sözlü olduğu görülürdü.
Sözleri sanki dizilmiş birer inci gibi ağzından tatlı tatlı çıkmakta idi. Sözü açık ve hak ile bâtıl arasını ayırıcı olup, ne âcizlik sayılacak derecede az, ne de boş ve gereksiz sayılacak derecede çoktu.
Uzaktan bakılınca insanların en heybetlisi ve en güzeliydi.
Yakından ise herkesten daha güzîde görünürdü.
Orta boylu olup, ne hoşa gitmeyecek derecede uzun boylu, ne de hakir görülecek derecede kısa boyluydu.
Yanında, sürekli etrafında dolaşıp emrini gözetleyen arkadaşları vardı. O, bir şey söylediği zaman dinlerler, bir emir verdiği zaman yerine getirmek için koşuşurlardı. Hizmetini süratle ve hep beraber yapıyorlardı.
O, asık suratlı ve karşısındakine düşmanca bakan birisi değildi; güleçti.”
Ebû Ma‘bed radıyallâhü anh, bunları duyunca: “Vallâhi bu zât, Kureyşlilerin aradığı zâttır. Şâyet kendisine önceden rastlamış olsaydım, ona tâbi olurdum. Ama muhakkak bir yolunu bulup onunla görüşmeye çalışacağım.” dedi.
Bundan sonra Müslüman oldular ve çocuklarıyla beraber hicret ederek Resûlullah (s.a.v.) Efendimize kavuştular.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) tarafından sıvazlanıp sağılan koyun da Hicret’in 18. senesindeki kuraklığa kadar kalmış, kuraklıktan dolayı kıtlık yaşanırken onlar, bu koyundan sabah akşam süt sağmışlardı.
Hicrî: 21 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim


