30 Eylül 2026 Çarşamba

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ اللهَ تَعَالَى يُحِبُّ الْمُؤْمِنَ الْمُحْتَرِفَ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق ( معيشتنى حلال يولدان نامن إيجن بر ) مسلك صاحبى اولان مؤمنى ، الله تعالى سور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Muhakkak (maişetini helâl yoldan temin için bir) meslek sahibi olan mümini, Allâhü Teâlâ sever.”

(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  19  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -2

 

Bir gün, bir adam, elbiselik kumaş istemişti. Yûnus rahimehullâh, çırağına, gösterdiği bir kumaş topunu açıp sermesini istedi. Çırağı, topu sererken kumaşın çok güzel olduğunu ima edercesine kumaşa elini vurup “Mâşâallah” dedi. Bunu gören Yûnus rahimehullâh, bu hareketin müşteriye karşı kendi kumaşını övmek olacağını düşünerek hakka girmek korkusundan çırağına o kumaşı kaldırmasını söyledi. Buyururdu ki:

“Şu iki şeyden daha kıymetli bir şey yoktur: Helâl para ve dâima sünnet-i seniyye üzere amel eden kimse.”

“Bir adam, bir Müslümana gelir, belirli bir vadeyle ondan mal alır. Fakat vadesi dolduğu hâlde borcunu ödemez, sağda solda dolaşarak o parayla, Allâhü Teâlâ’nın kendisine bereket vermesini, kazancını artırmasını beklerse vallahi o maldan kazandığı her bir dirhem, ona haramdır. İnsanların mallarını çalan bir hırsız, benim nazarımda, bu adamdan daha kötü değildir.”

“Bir insanın verâ sahibi olup olmadığını, konuştuğu zaman kelâmından anlarsın.”

“İki haslet vardır ki bir kimsede bunlar, iyi ve doğru-dürüst olursa diğer işleri de iyi ve güzel olur: Namazı ve konuşması.”

“Ben, yüz tane güzel haslet sayarım fakat bakıyorum da onlardan biri bile bende yok.” ve “İnsanların hâlini düzeltmek gayreti ile kitaplar yazdık fakat kendi hâlimizi düzeltmeyi ihmal ettik.” diyerek tevazularını gösterirdi.

Bir zât, “Az önce, bazı kimselerin yanına uğradım, birbirleriyle kader hakkında tartışıyorlardı.” dedi. Yûnus rahimehullâh da “Şâyet günahlarını düşünüp tevbe etmeye gayret etselerdi, kader hakkında tartışacak vakit bulamazlardı.” dedi.

Ölüm döşeğinde yatarken bir ara ayaklarına bakıp ağlamıştı. Kendisine neden ağladığı sorulunca, tevazu göstererek “Şu iki ayağım, Allah Azze ve Celle yolunda yeterince tozlanmadı, hâlim nice olacak diye, ona ağlıyorum.” dedi.

Hicrî:  19  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

29 Eylül 2026 Salı

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلدُّنْيَا خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ مَنِ اكْتَسَبَ فِيهَا مَالًا مِنْ حِلِّهِ وَأَنْفَقَهُ فِي حَقِّهِ أَثَابَهُ اللهُ عَلَيْهِ وَأَوْرَدَهُ جَنَّتَهُ. (ج)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : دنيا ، طاطلى و يشل بر بحجه ( كبى ) در . هر كيم اوراده حلالندن مال قازانر و اونى ، ( ورلمسى ) حق اولان يره صرف أدرسه الله تعالى ، اونه ثواب إحسان أدر و اونى جنتنه قويار . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Dünya, tatlı ve yeşil bir bahçe (gibi)dir. Her kim orada helâlinden mal kazanır ve onu, (verilmesi) hak olan yere sarf ederse Allâhü Teâlâ, ona sevap ihsan eder ve onu Cennet’ine koyar.”

(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

Hicrî:  18  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ÂLİM BİR TÜCCÂR: YÛNUS BİN UBEYD (RAH.) -1

 

Yûnus bin Ubeyd rahimehullâh, Basralı olup Tâbiîn’in büyüklerindendi. Hadîs ilminde hâfız, sika (güvenilir) bir zat olup ilim, hikmet, vakar ve verâ sahibi idi.

Ashâb-ı Kirâm’dan Enes bin Mâlik radıyallâhü anh ile görüşmüştür. Tâbiîn’in büyüklerinden hadîs-i şerîf rivâyet etmiş; birçok büyük zât da kendisinden hadîs nakletmişlerdir.

Yûnus bin Ubeyd rahimehullâh, manifaturacılık yaparak nafakasını temin ederdi. Haram ve helâle çok dikkat ederdi.

Bir gün Şam halkından bir kimse dükkânına geldi. “Sizde dört yüz dirheme kumaş bulunur mu?” diye sordu.

Yûnus rahimehullâh: İki yüz dirhem olan bazı kumaşlar gösterdi. O esnada ezan okununca namaz kıldırmak için mescide gitti. Döndüğünde yeğeninin, Şamlı zâta gösterdiği kumaşları dört yüz dirheme satmış olduğunu gördü.

Yûnus rahimehullâh hemen gidip Şamlı zâtı bularak “Ey Allâh’ın kulu, bu kumaşlar, sana iki yüz dirhemdir diye gösterdiğim kumaşlardır. Dilersen iki yüz dirhemini iade edelim, dilersen de kumaşları iade et.” dedi. Şamlı zât, onun bu doğruluğuna hayran kalarak “Siz kimsiniz?” diye sordu. O da ismini söyledi. Adam, onun ismini duyunca “Vallâhi biz, düşman karşısına çıkıp darda kaldığımız zaman ‘Ey Allâh’ım! Yûnus bin Ubeyd’in hürmetine, bize selâmet ver.’ diye dua ederiz ve o sıkıntıdan kurtuluruz.” dedi.

Bir gün fakir bir kadın, dikmiş olduğu bir cübbeyi satmak için Yûnus rahimehullâh’a getirmişti. Yûnus rahimehullâh, kadına, cübbeyi ne kadara satmak istediğini sordu. Kadın, “Beş yüz dirhem” dedi.

Yûnus rahimehullâh, “Bu cübbenin kıymeti, daha yüksektir.” dedi. Kadın “Altı yüz olsun.” dedi. Yûnus (rah.) tekrar “Hayır, daha da yüksektir.” dedi. Bu şekilde bin dirhem oluncaya kadar fiyatını yükseltmesini istedi ve bin dirheme aldı. (Devamı var)

Hicrî:  18  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

28 Eylül 2026 Pazartesi

ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اِتَّقُوا الْحَجَرَ الْحَرَامَ فِي الْبُنْيَانِ فَإِنَّهُ أَسَاسُ الْخَرَابِ. (فيض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بنا أتديكنز شيلرده ، حرام طاش ( بله ) بولنماسندان ساقنيك . جونكى بو ( حرام ) ، حراب اولمانيك آصلى و أساسيدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Bina ettiğiniz şeylerde, haram taş (bile) bulunmasından sakının. Çünkü bu (haram), harap olmanın aslı ve esasıdır.”

(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Hicrî:  17  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN

 

Tâbiîn’den Muhammed bin Abdullah es-Sekafî (rah.) şöyle anlattı: Abdullah bin Zübeyr’in (r.a.) bir hutbesine şâhit oldum. Hac mevsiminde, terviye gününden önceki gün çıkıp hamd ve salâttan sonra şöyle buyurdu:

“Sizler, buraya muhtelif beldelerden, Allâhü Teâlâ’nın huzuruna gelen müsafirlerisiniz. Müsafirine ikramda bulunmak, Allâhü Teâlâ üzerine bir haktır. Allâhü Teâlâ’dan bir talepte bulunan kimse aslâ boş çevrilmez. Sözlerinizi amellerinizle tasdik ediniz. Zira sözün özü, ameldir. Niyetlerinize ve kalplerinize dikkat edin. Bugünlerinizin kıymetini bilin, zâyi olması husûsunda Allâhü Teâlâ’dan korkun. Zira bugünler, günahların bağışlandığı günlerdir. Sizler uzak beldelerden buraya ne bir ticaret, ne bir mal, ne de bir dünyalık elde etmek için geldiniz.” Sonra telbiye getirdi, oradakiler de telbiye getirdiler. Ben, o kadar çok ağlayan insan, daha önce hiç görmedim.

 

BİZİM BİNEĞİMİZ DE HARAM YEMEZ

 

Evliyâullahtan Şeyh Muhammed bin Mansûr el-Kabbârî rahimehullâh, kendisine ait bir çiftlikte yaşar, çiftlik işleri ile meşgul olarak geçimini sağlardı. Çok verâ ve takvâ sahibi bir zât idi. İnsanlara, yetiştirdiği meyvelerden ikrâmda bulunur, onlara dâima iyilikle emreder, kötülükten nehyederdi. Köyün ileri gelenlerini zulümden sakındırırdı.

Bir gün, bineklerinden birisini bir adama satmıştı. Aradan birkaç gün geçtikten sonra bineği satın alan adam gelerek, “Efendim, sizden satın aldığım binek, hiçbir şey yemiyor!” diye şikâyette bulundu.

Şeyh, adamı biraz süzdükten sonra, “Sen, ne işle meşgulsün?” diye sordu. Adam, “İnsanların toplandıkları yerlerde şarkı söyler, onları eğlendiririm.” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Muhammed bin Mansûr rahimehullâh: “Biz, haram malı yemediğimiz gibi, bineğimiz de haram malı yemez.” deyip içeriye girdi, adamdan aldığı paraları getirip iade etti. Bineğini de geri aldı.

Hicrî:  17  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3