15 Ekim 2026 Perşembe

İNSANLARIN ÖZRÜNÜ KABUL ETMEK


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ هَجَرَ أَخَاهُ سَنَةً فَهُوَ كَسَفْكِ دَمِهِ. (د)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : ( مؤمن ) قردشنه بر سنه كس قلان ، اونون قاننى دوكمش كبى ( كوناحه و غضبى إلهيه دوجار ) اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “(Mümin) kardeşine bir sene küs kalan, onun kanını dökmüş gibi (günaha ve gadab-ı İlâhî’ye dûçâr) olur.”

(Sünen-i Ebû Dâvûd)

Hicrî:  04  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

İNSANLARIN ÖZRÜNÜ KABUL ETMEK

 

Din kardeşine karşı bir hata yapan kimse hemen o din kardeşine giderek yaptığı kusurdan dolayı özür dilemeli ve onu razı etmelidir. Bu sebeple, bir din kardeşi, geçmişteki bir kusurundan ve hatasından dolayı samimi sûrette özür dilediğinde, onun özrünü kabul etmelidir. Onu, hiç hata etmemiş gibi görmelidir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: “Bir kimse, din kardeşinden özür diler de samimi olduğunu bilmesine rağmen kardeşi özrünü kabul etmezse, o özrü reddedene, insanların malını zorla alanın günahı gibi günah yazılır.”

Böyle samimi özür dileyen kardeşinin özrünü reddeden kimsenin, kıyamet gününde Kevser Havzı’nda Resûl-i Ekrem Efendimize (s.a.v.) kavuşamamasından korkulur. Çünkü onun ümmetinden bir zâtın özrünü geri çevirmiştir.

Özür dilerken sözlerinde mübâlağa etmemelidir. Zira çok özür ve mazeret bildirmek, yalana düşürebilir. Hâlbuki ufak kusurunu itiraf eden, affa müstehak olur. Kişinin özür zilletini çekmesi, öfkeyi teskin eder. Özür dileyen, özründe samimi olursa karşısındaki onun sözünü kabul eder.

Tâbiînden Ebû Kılâbe (rah.) demiştir ki: “Din kardeşinden hoşuna gitmeyen bir şey sana ulaşırsa, onun için bir mazeret gözet. Bir mazeret bulamasan bile yine de ‘Belki benim bilmediğim bir mazereti vardır.’ de.”

Özür dilemek, gam ve hüzünleri giderir, kin ve düşmanlıkları büyümeden söndürür.

Tebe-i Tâbiînden İbn-i Semmâk (rah.), arkadaşının birinin kendisinden uzak durmaya başladığını gördü. Niçin kendisinden uzak durduğunu sorduğunda o, “Benim hakkımda hoşuma gitmeyecek şeyler söylediğini işittim” dedi. İbn-i Semmâk (rah.) ona, “Eğer bu, benim bir kusurum ise, -aramızdaki dostluktan dolayı- zaten sen, bunu affedersin. Yok sana ulaşan söz yalan ise sen, akıllı ve şerefli bir kimsesin, zaten bâtılı kabul etmezsin.” dedi. Bundan sonra araları tekrar düzeldi.

Hicrî:  04  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

14 Ekim 2026 Çarşamba

FÂNİ HAYATIN NİHÂYETİ: ÖLÜM


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ. (سورة الحشر، ١٨)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ! الله ، دان قورقونز و هركس ، يارين ( قيامت كونى ) إيجن ، أؤندن نه حظرلامش اولديغونه باقسين . الله ، دان قورقونز . شبهه يوق كى الله ، نه يابطغنزدان خبرداردر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve herkes, yarın (kıyamet günü) için, önden ne hazırlamış olduğuna baksın. Allah’tan korkunuz. Şüphe yok ki Allah, ne yaptığınızdan haberdardır.”

(Haşr Sûresi, âyet 18)

Hicrî:  03  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

FÂNİ HAYATIN NİHÂYETİ: ÖLÜM

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: “(Dünyalık) lezzetleri yıkan ölümü çok hatırlayınız.”

Münâvî (rah.) bu hadîs-i şerîfin şerhinde şöyle demiştir: Eğer akıl sahibi olanlar, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin bu hadîs-i şerîfini güzelce düşünseler, ölüm hakkında ve onu anlatmak için söylenen her şeyin, bu veciz kelam ile ifade edildiğini anlarlar. İşte bu sebeple, İsa aleyhisselâm’ın yanında ölüm zikrolunduğu zaman vücudu titrerdi.

Hikmet sahibi kimseler şöyle demiştir: “Ölümü hatırlayan kimse, dünyevî arzularını unutur.” Nitekim ölüm hakkında denilmiştir ki: “Bir evde ölüm zikredildiği zaman, o hâne halkı(nın kalplerinden dünya sevgisi gidip), kendileri için taksim edilen rızka razı olurlar.” Ve yine, “Ölümü sıkça hatırlayan bir kimseye, bâkî (ebedî) olan her şey sevdirilir, fânî (geçici) olan her şey ise çirkin gösterilir.” denilmiştir.

Tabiîn’den İbrahim et-Teymî (rah.) ise şöyle demiştir: “Beni, uykunun lezzetinden alıkoyan iki şey vardır: Ölümü hatırlamak ve kıyâmet günü, Allâhü Teâlâ’nın huzuruna çıkacağımı düşünmek.”

Halife Ömer bin Abdülaziz (rah.) bazen fakîhlerle, ölüm ve kıyamet hakkında konuşurlardı. Öyle bir hâle gelirlerdi ki, sanki önlerinde bir cenaze varmış gibi ağlarlardı.

Allâhü Teâlâ, Kasas Sûresi’nin 77. âyet-i kerîmesinde, Âdemoğluna hitaben, şöyle buyurmuştur -meâlen-:

“Allah’ın sana verdiği (mal) ile, âhiret yurdunu iste. Ama dünyadan nasibini de unutma. Allah, sana nasıl ihsan buyurdu ise, sen de (insanlara) öyle iyilik et. Yeryüzünde fesad çıkarma. Çünkü Allah, fesatçıları sevmez.” Âyet-i kerîmedeki, “nasip” kelimesini “kefen” olarak tefsir eden ne güzel söylemiştir. Buna göre mana, “Unutma ki sen, dünyalık olarak sahip olduğun her şeyi geride bırakırsın da nasibin ancak bir kefen olur.”

Hicrî:  03  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

13 Ekim 2026 Salı

BU ÜMMET İÇİN MÜJDELER -2


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ قَدْ أُعْطِيَ زُهْدًا فِي الدُّنْيَا وَقِلَّةَ مَنْطِقٍ فَاقْتَرِبُوا مِنْهُ فَإِنَّهُ يُلَقَّى الْحِكْمَةَ. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : دنياده كندسنه زهد و آز قونشمه ( مالايانى قونشماما ) حصوصيتى وريلن بر زاتى كورديكنز زمان ، اونه يقين اولمايه ( سويلدكلرينى دنلميه ) جالشين . جونكى او ، حكمته مظهر قلنمشدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : “Dünyada kendisine zühd ve az konuşma (mâlâyânî konuşmama) husûsiyeti verilen bir zâtı gördüğünüz zaman, ona yakın olmaya (söylediklerini dinlemeye) çalışın. Çünkü o, hikmete mazhar kılınmıştır.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  02  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

BU ÜMMET İÇİN MÜJDELER -2

 

Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ, zerre miskali dahi zulmetmez. Ve eğer bir hasene olursa onu kat kat arttırır ve kendi tarafından büyük bir mükâfat da verir. Dilediği kulunu, ebedî saadetlere mazhar buyurur. Bunların miktarını tayin, bizler için mümkün değildir. Bununla beraber nasıl ki âhiret hayatı sonsuzdur, yok olması mümkün değildir, bu nimetler, bu mükâfatlar da ebedîdir, sonsuzdur, bir süre ile kayıtlı değildir.

Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ, varlığına, birliğine, mabudiyetine, ezelî ve ebedî olduğuna ve ahkâm-ı diniyyesine ait herhangi bir husûsta şirk koşulmasını mağfiret etmez. Şirk ve küfrün dışındaki günahlardan dilediğini mağfiret buyurur. Kim de Allâh’a şirk koşarsa pek büyük bir günah ile iftirada bulunmuş olur.

Ve her kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de meselâ; içki içer, yalan yere yemin eder veya küfür ve şirke düşmüş bulunur da sonra Allâhü Teâlâ’dan mağfiret dilerse, Allâhü Teâlâ’yı Gafûr ve Rahîm bulur.

Binâenaleyh bir insan, insanlık icabı bir günah işlemiş olursa ümitsizliğe düşmemeli, hemen tevbe ve istiğfar edip Allâhü Teâlâ’nın rahmetine iltica etmelidir.

Bu âyet-i kerîme, bütün günahkârları tevbeye teşvik buyurmaktadır. Yoksa tevbe kapısı var diye, günah işlemeye yeltenmemelidir.

Ey Allâhü Teâlâ’nın kulları! Eğer nâil olduğunuz nimetlere şükreder ve iman etmiş olursanız, Allâhü Teâlâ, size azâp eder mi? Siz sâlih ve güzel amelleri işleyip, çirkin şeylerden kaçınınca o Hâlık-ı Zîşân, sizlere azâp etmez!

Allâhü Teâlâ Şâkir’dir; kullarının güzel amelleri az da olsa yine onlara kat kat sevap verir ve Alîm’dir; bütün hâdiseleri kemâliyle bilir. Sizin imanınızı da bilir, ondan dolayı size mükâfat verir ve sizi mükâfatsız bırakması aslâ tasavvur olunamaz.

Hicrî:  02  Cemâziyelevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3