23 Temmuz 2026 Perşembe

BORÇ, İNSANA BİR YÜKTÜR


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِيَّاكُمْ وَالدَّيْنَ فَإِنَّهُ هَمٌّ بِاللَّيْلِ وَمَذَلَّةٌ بِالنَّهَارِ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بورجدان ساقننز . جونكى او ، كجه ، كدر و صقنطى ، كوندز إيسه زللتدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Borçtan sakınınız. Çünkü o, gece, keder ve sıkıntı, gündüz ise zillettir.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  09  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

BORÇ, İNSANA BİR YÜKTÜR

 

Bir Müslüman, meşrû bir lüzum görmedikçe kimseden bir şey borç almamalı, bu yükün altına girmemelidir. Zira borç, pek ağır bir yüktür. Borç alınca da onu bir an evvel ödemeye çalışmalıdır. Aksi hâlde insanın huzuru kaçar, gururu, haysiyeti rencide olur.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, borçtan, Allâhü Teâlâ’ya sığınırlardı. Nitekim Hazret-i Âişe radıyallâhü anhâ Validemiz, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin her namazın akabinde “Yâ Rabbi! Günahtan, borçtan sana sığınırım.” diye dua ettiğini rivâyet etmiş ve “Yâ Resûlallâh! Hiçbir şeyden istiâzeniz, borçtan istiâzeniz kadar çok olmadı.” deyince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Kişi borçlandığı zaman (alacaklıya), mâzîden bahseder de (şimdiye kadar, şu sebeplerden dolayı ödeyemedim diyerek) yalan söyler, sonra (yarın veririm, sonraki gün) veririm diye vaad eder de vaadini yerine getiremez.” buyurdular.

Aslında borç, insanlar arasında bir ihtiyaç olduğu için hadd-i zâtında kötü bir şey değildir. Fakat ödemekten âciz kalındığında, yalan söylemeye ve söz verip sözünde durmamaya sebep olduğu için Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem, her zaman ümmetini borçlanmaktan sakındırmışlardır.

Bir Müslüman, ihtiyaç ve zaruret olduğunda borç alırken, ödeme niyeti ile ve Allâhü Teâlâ’ya tevekkül ederek borç almalıdır. Böyle yapan kimseye, Allâhü Teâlâ, borcunu ödemede kolaylıklar gösterir, ödeme kapıları açar. Hadîs-i şerîfte de, “Bir kimse ödemek niyeti ile bir borç alsa, melekler, ona vekîl olurlar, borcunu ödeyene dek onu muhafaza edip dua ederler.” buyurulmaktadır.

Fazla miktarda borç almamalıdır. Zira bu, geri ödemesi zor olacağından insana huzursuzluk verir.

Borçlarını imkân varken ödemeyip tehir edenler, ahlâka muhalefet etmiş, insanların kendisine olan itimadını suistimalde bulunmuş, kendilerini mesuliyete hedef kılmış olurlar.

Hicrî:  09 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

22 Temmuz 2026 Çarşamba

MESCİDE İLK ÖNCE GİRMENİN FAZİLETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَا يَزَالُ الْعَبْدُ فِي صَلَاةٍ مَا كَانَ فِي الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُ الصَّلَاةَ مَا لَمْ يُحْدِثْ. (خ)‏

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بر قل ، مسجدده - عبدستلى اولرق – نمازى بكلميه دوام أتديكى مددتجه هب نمازده در ( يعنى نمازده كبى ثواب قزانر ) . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  “Bir kul, mescitte -abdestli olarak- namazı beklemeye devam ettiği müddetçe hep namazdadır (yani namazda gibi sevap kazanır).”

(Sahîh-i Buhârî)

Hicrî:  08  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

MESCİDE İLK ÖNCE GİRMENİN FAZİLETİ

 

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı (sevabı en çok olanı ve faziletlisi), ilk saftır. Sevabı en az olanı da son saftır.” buyurdular.

Her kim, riya ve gösteriş için değil de sırf Allâhü Teâlâ’nın rızasını ümit ederek mescide önce girerse en çok sevaba o kimsenin lâyık olacağı umulur. Nitekim Allâhü Teâlâ, Vâkıa Sûresi’nin 10. ve 11. âyet-i kerîmelerinde -meâlen-: “Hayır yarışlarında öne geçip kazananlar(a gelince), onlar (orada da) öncüdürler. İşte (Allâh’a) yakınlık mertebesine ulaştırılanlar bunlardır.” buyurularak hayırda öne geçenler metholunmuştur.

Âlimler, birinci safta namaz kılmanın ikinci safta kılmaktan, ikinci safta kılmanın üçüncü safta kılmaktan daha faziletli olduğunu beyan etmişlerdir. Zira rivâyet olunmuştur ki rahmet-i İlâhiyye evvelâ imama, sonra birinci safa, sonra ikinci safa inerek arka saflara doğru devam eder. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), üç defa “Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti ve meleklerin istiğfârı, birinci safta bulunanlar üzerine olsun.” diye dua buyurmuşlardır. Bu dua ile bereketlenmek için dâima birinci safta bulunmaya gayret etmelidir.

Mescide ilk önce girip en son çıkmak faziletlidir. Nitekim şöyle rivâyet olunmuştur: “Her kim mescide en önce girerse ona on sevap yazılır. İkinci girene de on sevap yazılmakla beraber onun sevabının bir misli, yine birinci girene de yazılır. Bu şekilde on dördüncü sırada giren kimseye kadar ilk girenin sevabı katlanmaya devam eder. Bundan sonra onun sevabının haddini kimse bilemez.”

Mescide ilk girip namazı bekleyen kimsenin mağfiret olunacağı beyan olunmuştur. Yine o kimse, namaz kılmaya hazırdır. İbadeti yapmaya hazır bulunan kimseye de o ibadeti yapmış gibi sevap yazılır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Enes’e, “Her hâlinde namaz kılanlardan yazılmak istersen dâima abdestli bulun.” buyurmuşlardır.

Hicrî:  08 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

21 Temmuz 2026 Salı

HER İNSAN, ELİNİN ALTINDAKİLERDEN MESULDÜR


قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ اِمَامًا. (سورة الفرقان، ٧٤)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : ( صالح ، توبكار و متقى ) اولانلركى ، أى ربمز ، بزه ، زوجلريمزدن و نسللريمزدن كوزلر ( يمزين ) آيدنليغى اولاجق ( صالح كمسلر ) إحسان أت . بزى ، تقوى صاحبلرينه رهبر قل ، درلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “(Sâlih, tevbekâr ve müttakî) olanlar ki, ey Rabb’imiz, bize, zevcelerimizden ve nesillerimizden gözler(imizin) aydınlığı olacak (sâlih kimseler) ihsan et. Bizi, takvâ sahiplerine rehber kıl, derler.”

(Furkân Sûresi, âyet 74)

Hicrî:  07  Safer   1448  Fazilet Takvim

 

HER İNSAN, ELİNİN ALTINDAKİLERDEN MESULDÜR

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: “Her biriniz râî; gözeticisiniz ve her biriniz, elinin altındakilerden (yani onları lâyıkıyla muhafaza etmek ve korumakla) mesulsünüz.” Râî, herhangi bir şeyi gözetip en güzel şekilde muhafaza eden manasına gelir. Çobana da ‘râî’ denilir ki, elinde emanet bulunan ve koruması gereken hayvanları gözetip otlatmakla, vahşi hayvanlardan ve hastalıktan korumakla mükelleftir.

İnsan, hayvan, mal ve eşyadan her ne olursa olsun, muhafaza ve gözetilmesi, iyiliği ve selameti, her kimin koruması altına ve emanetine verilmişse o kimse, onun râîsi, gözetilenler de o râînin raiyyesi olmuş olurlar. Binâenaleyh râîlikten; koruyup gözetme vazifesini güzelce yerine getirip getirmediğinden, Allâhü Teâlâ indinde mesul olmayacak hiç kimse yok demektir.

İnsanın ailesine karşı mesuliyeti, aile fertlerini güzelce idare edip gerek nafaka, gerek elbise, gerekse güzel muamelede bulunmak husûslarında haklarını tamamıyla gözetmektir.

Kadının kocasına karşı mesuliyeti, evini en güzel şekilde idare edip kocasına karşı iyi davranmak, kocasının malını muhafaza etmek ve ona karşı ihanetten sakınmaktır.

Oğul, babasının malını gözetmekle şüphesiz mükelleftir ve o da bu husûsta mesuldür. Babamın malıdır, diye ziyan etmekten, israf ve saçıp savurmaktan, Allâhü Teâlâ indinde mesuldür.

Herkes râî ve mesul olunca ailesi olmayan kimse de sadakat ve istikamet dairesinde din kardeşlerinin, dostlarının hakları husûsunda mesuldür. Mesul olduğu kimse olmasa bile yine kendi âzâlarının, kuvvet ve hislerinin râîsidir. Bunları güzelce muhafaza ile Cenâb-ı Hakk’ın rızasına aykırı işlerde kullanmamakla mükelleftir ve o vazifesini güzelce yapıp yapmamak husûsunda mesuldür.

Hâsılı; dinimize göre râî ve raiyye olmayan hiçbir mükellef yoktur. Cemiyetin her ferdi, başkasının ya şahsı ya malı husûsunda râîdir.

Bu hadîs-i şerîf, ferdî ve ictimâî rahat ve huzura kefil olan pek büyük bir düsturdur.

Hicrî:  07 Safer  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3