16 Eylül 2026 Çarşamba

SİLSİLE-İ SÂDÂT’IN 33. VE SON HALKASI EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİ -1


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَيْسَ أَحَدٌ أَفْضَلَ عِنْدَ اللهِ مَنْزِلَةً مِنْ مُؤْمِنٍ عَمَّرَهُ اللهُ فِى الْإِسْلَامِ. (جامع الاصول)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله تعالى ، نيك إحسان أتديكى اوزون عمرى ، إسلام اوغرنده كجرن مؤمندن ، الله عندنده درجه باقمندان دها أؤستون هيجبر كمسه يوقدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Allâhü Teâlâ’nın ihsan ettiği uzun ömrü, İslâm uğrunda geçiren müminden, Allah indinde derece bakımından daha üstün hiçbir kimse yoktur.”

(İbnü’l-Esîr, Câmiu’l-Usûl)

Hicrî:  05  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

SİLSİLE-İ SÂDÂT’IN 33. VE SON HALKASI EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİ -1

 

Ebu’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretleri, 1888 (Hicrî 1305, Rûmî 1304) senesinde -bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan- Silistre’nin Hezargrad kasabasının Ferhatlar köyünde dünyaya geldiler. Babası Hocazâde Osman Fevzi Efendi (1845-1927) tahsilini İstanbul’da tamamlamış ve Silistre’nin Satırlı ve Hacı Ahmed Paşa medreselerinde yıllarca müderrislik yapmış mâruf bir dersiâmdır. Annesinin adı Hatice Hanım’dır. Dedesi ise Kaymak Hâfız nâmı ile meşhur bir zât olup 110 yaşına doğru vefat etmiş olan Mahmud Efendi’dir. Hocazâdeler olarak bilinen bu asîl ailenin ceddi, Seyyid İdris Bey’e dayanır. İdris Bey, Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından Tuna Hânı nasbedilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezvîc edilmiş bir zâttır.

Babası Osman Efendi, İstanbul’da tahsiline devam ederken dikkate şâyân bir rüya görmüştür. Rüyasında, vücudundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp dünyaya ışık saçtığını görür. Rüyasını, “Sulbünden gelecek bir evladının dünyayı mânen aydınlatacağı” şeklinde tabir eder. Silistre’ye dönünce evlenir. Dünyaya gelen Fehim, Süleyman Hilmi, İbrâhim ve Halil ismindeki dört oğlundan, rüyanın tabirine muvafık düşecek istidâdı, Süleyman Hilmi’de görür. Onun yetişmesi için husûsî bir ihtimam gösterir.

Süleyman Efendi Hazretleri (k.s.), ilk tahsilini 1902’de Silistre Rüşdiyesi’nde yaptıktan sonra Satırlı Medresesi’ne devam eder. Daha sonra tahsilini tamamlamak üzere babası tarafından 1907’de İstanbul’a gönderilir. Babası, onu İstanbul’a gönderirken şu tavsiyede bulunmuştur: “Oğlum, usûl-i fıkıh ilmine iyi çalışırsan dininde kuvvetli olursun. Mantık ilmine iyi çalışırsan, ilminde kuvvetli olursun.”

Süleyman Efendi Hazretleri (k.s.), İstanbul’da, Fâtih Dersiâmlarından ve devrin meşhur âlimlerinden Bafralı Ahmed Hamdi Efendi’nin ders halkasına oturdu ve 1913 yılında, ondan birincilikle icâzet aldı. 1916’da Dârü’l-Hilâfeti’l- Aliyye Medreseleri, Kısm-ı Âlî (Sahn) Medresesi’ni bitirdikten sonra aynı yıl ihtisas (doktora) yapmak üzere, tedrîsâtı 3 yıl olan Medresetü’l-Mütehassısîn’in (Süleymaniye Medresesi) Tefsir ve Hadîs şubesine girdi.

(Devamı var)

Hicrî:  05  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

15 Eylül 2026 Salı

EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİNİN SÖZLERİNDEN


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : خِيَارُ اُمَّتِى مَنْ دَعَا إِلَى اللهِ وَحَبَّبَ عِبَادَهُ إِلَيْهِ. (كنز)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أمتميك أك خيرللرى ، إنسانلرى ، اللهه ( اونون ديننه ) دعوت أدن و قللارينى ( عبادت و إطاعته سوك أدرك ) اللهه سوديرندر  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, (bir a‘râbîye) şöyle buyurdular  : Ümmetimin en hayırlıları, insanları, Allâh’a (onun dinine) davet eden ve kullarını (ibadet ve itaate sevk ederek) Allâh’a sevdirendir.”

(Kenzü’l-Ummâl)

Hicrî:  04  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

EBU’L-FÂRUK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) HAZRETLERİNİN SÖZLERİNDEN

 

“Evlatlarım, öğrendiklerinizi söylemekle kalmayıp kendiniz, birer yeşil ağaç olmaya çalışın. Sözlerinizi de vücudunuza tatbik edin.”

“Âfâtın zuhuru, itaate davet hikmetine bağlıdır. Cenâb-ı Hak, istidâdını kaybeden kullarını itaate rücû etsinler (dönsünler) diye birtakım âfât ve beliyyeler ile ikaz eder. Onları ikaz için, işledikleri maâsîden (günahlardan) bazısının acısını dünyada kendilerine tattırır.”

“Akıl, bir alet olup kuvvete tâbi olur. Ya nefse bağlıdır ya da ruha. Hangisi kuvvetli ise onun emrinde çalışır.”

“Kur’ân-ı Azîmüşşân, hem nur ve hem ruhtur. Kalbinde Kur’ân’dan bir şey bulunmayan insana ölü denmesinin sebebi, ruh olmadığı içindir.”

“Bir kâfirin, Müslüman olmazdan evvel yapmış olduğu küfür ve isyanı, İslâm’ı kabul edince affedilir. İrşâd da böyledir. İnsan, nûr-ı İlâhî ile aşılanınca geçmişteki bütün günahları silinir, yok olur.”

“Kâinât dediğimiz âlem-i kebîr yani Arş, Kürsî, Levh, Kalem, hepsi bu nurdan (nûr-i Muhammedî’den) meydana geldi. Resûlullah Efendimiz, zübde-i kâinâttır. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîrin tamamı ondan alınmıştır. Bütün ekâmîl (velîler), nuru ondan alır. Nasıl ki bir kandilden bin tane kandil yakılsa o kandilin ziyasından bir şey eksilmezse, Resûlullah Efendimizin nûr-ı Nübüvvetleri de bunun gibidir.”

“Gönül dedikleri şey, kalbe konulan kuvve-i rûhâniyyedir. Eğer hakikat nuru, kalpte tecellî edecek olursa sâir âzâ, salâha kavuşacaktır. Aksi takdirde salâha yol yoktur.”

“Takvâ; iman ile küfürden, ibadet ile isyandan, zikrullah ile de gafletten korunmaktır.”

“Zikrullah ile geçen bir nefesin, âlem-i âhirette hâsıl edeceği menâfi ve fezâil (menfaat ve faziletler), neş’e-i dünyada (dünya hayatında) takdir ve tasavvur olunamayacak derecede büyüktür.”

Hicrî:  04  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

14 Eylül 2026 Pazartesi

EF’ÂL-İ MÜKELLEFÎN


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّكَ لَنْ تَدَعَ شَيْئًا اِتِّقَاءَ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا أَعْطَاكَ اللهُ خَيْرًا مِنْهُ. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : سن ، صرف الله تعالى ، دان قورقديغون إيجن بر شئ ترك أدرسن محقق الله تعالى ، صنه ، اوندان دها خيرلسنى إحسان أدر  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, (bir a‘râbîye) şöyle buyurdular  : Sen, sırf Allâhü Teâlâ’dan korktuğun için bir şeyi terk edersen muhakkak Allâhü Teâlâ, sana, ondan daha hayırlısını ihsan eder.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  03  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

EF’ÂL-İ MÜKELLEFÎN

 

İslâm dini, akıllı ve bâliğ (ergen) olan Müslüman erkek ve kadınlara, bazı şeyleri emretmiş, bazı şeyleri de yasaklamıştır. Bu emir ve yasaklar tekliftir, Müslümanlar da mükelleftir. Mükelleflerin işlemeleri veya işlememeleri gereken şeylere, ef’âl-i mükellefîn denir ki, şunlardır:

1-Farz: Kat’î delil ile sabit olan hükümlerdir ve iki kısımdır:

a-Farz-ı ayın: Mükellef her Müslümanın ancak kendisinin yapması ile yerine gelen amellerdir. Beş vakit namaz ve oruç gibi.

b-Farz-ı kifâye: Bazı Müslümanların yapmaları ile diğer Müslümanlardan mesûliyeti kalkan farzlardır. Cenâze namazı kılmak ve selâm almak gibi. Eğer böyle bir farzı, Müslümanlardan hiçbirisi yapmazsa hepsi mesul olurlar.

2-Vacip: Farz derecesinde katî olmayan delille sabit hükümlerdir. Vitir ve bayram namazları gibi.

3-Sünnet: Peygamberimizin (s.a.v.) mübarek sözü, işi ve başkası yaptığında hoş gördüğü şeylerdir. Sünnet, iki kısma ayrılır:

a-Sünnet-i müekkede: Peygamber Efendimizin (s.a.v.) devamlı olarak yapıp, pek az terk ettiği sünnetlerdir. Sabah ve öğle namazının sünnetleri gibi.

b-Sünnet-i gayr-i müekkede: Peygamberimizin (s.a.v.) arasıra yaptığı sünnetlerdir. İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünneti gibi.

4-Müstehab: Peygamber Efendimizin bazen işledikleri şeylerdir. Sadaka vermek ve nâfile oruç tutmak gibi.

5-Mübâh: İşlenmesinde sevap, terk edilmesinde günah olmayan şeylerdir. Oturmak, kalkmak, yemek, içmek gibi.

6-Mekrûh: İşlenmesi hoş görülmeyen ve amelin sevabını eksilten şeylerdir. Namaz içinde, etrafa bakmak gibi.

7-Müfsid: Başlanmış bulunan bir ibadeti bozan şeylerdir. Abdestli iken bir yerinden kan veya irin çıkması, namazda gülmek ve oruçlu iken bir şey yemek gibi.

8-Haram: İşlenmesi katî delille yasak edilen şeylerdir. İçki içmek, anne-babanın meşru isteklerinde onlara âsî olmak gibi.

(Muhtasar İlmihâl, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  03  Rebîulâhir   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3