قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : أَنَا قَائِدُ الْمُرْسَلِينَ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا خَاتَمُ النَّبِيِّينَ وَلَا فَخْرَ وَأَنَا أَوَّلُ شَافِعٍ ومُشَفَّعٍ وَلَا فَخْرَ. (طس)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بن رسول اللريك رهبريم ، إفتحر إيجن سويلميورم . و بن ، إلك شفاعت أدجى و شفاعتى إلك قبول أدلجك اولانم ، إفتحر إيجن سويلميورم . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Ben, resûllerin rehberiyim, iftihar (övünmek) için söylemiyorum. Ve ben, peygamberlerin sonuncusuyum, iftihar için söylemiyorum. Ve ben, ilk şefaat edici ve şefaati ilk kabul edilecek olanım, iftihar için söylemiyorum.”
(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)
Hicrî: 24 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
KIYAMET GÜNÜNDE PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) ŞEFÂAT-İ UZMÂSI
Hadîs-i şerîf’te buyurulduğu üzere kıyamet günü Allâhü Teâlâ, insanların tamamını düz ve geniş bir alanda toplayacak ki, yukarıdan bakan kimse onların tamamını görecek; seslenen kimse onlara sesini duyuracak. Güneş, onlara tepelerinden yaklaşacak ve insanlar tâkat getiremeyecekleri bir sıkıntıya dûçâr olacaklar. İnsanlardan bazıları, “İçinde olduğumuz bu hâlden kurtulmak için Rabb’imiz katında, şefaat edecek bir kimse arayalım!” diyecekler. Sonra insanlardan her ümmet, kendi peygamberinin etrafında toplanarak şefaat talebinde bulunacak ve “Ey Allâh’ın Peygamberi, bize şefaat et” diyerek sırasıyla Âdem, Nûh, İbrahim, Mûsâ ve İsâ aleyhimüsselâm Hazretlerine gideceklerdir.
Her bir peygamber, bir mazeret arzederek şefaat için diğerine yönlendirecek ve insanlar, nihayet bu talep ile Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem’e gelecek ve diyecekler ki: “Yâ Muhammed, sen, Allâh’ın Resûlü, peygamberlerin sonuncusu bulunmaktasın. Allâhü Teâlâ, senin günâhından geçmiş olanı da gelecek bulunanı da bağışladı. Bizim ne hâlde olduğumuzu görüyorsun. Bizim için Rabb’ine şefaat ediver.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de mahşer meydanında toplanan insanlar arasında şefaat ve niyazda bulunmak için İlahî divana varacak ve Allâhü Teâlâ’ya niyazda bulunacaktır. O gün, Allâhü Teâlâ, ona Makâm-ı Mahmûd’u ihsan edecek ve onun bu niyazını ve şefaatini kabul buyuracaktır. Bu vesileyle mahşer halkı, Resûlullah (s.a.v.)’e minnettarlıklarını arz edeceklerdir.
İbn-i Esîr, ‘en-Nihâye’ isimli eserinde Makâm-ı Mahmûd’u şu şekilde izah etmiştir: “Bu makam, o kadar yüce bir makamdır ki orada bütün ümmetler ve beşeriyet, enbiyânın serveri olan Peygamberimizin (s.a.v.) şefaati sayesinde hesaplarını hızlıca görerek uzun ve zorlayıcı bir bekleyişten kurtulurlar. Bu sebeple o günün en büyük şefaatçisi olan Peygamber Efendimize (s.a.v.) şükranlarını arz ederler.”
Hicrî: 24 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder