8 Haziran 2026 Pazartesi

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)


 

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ : أَنَّ رَجُلًا شَكَا إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَسْوَةَ قَلْبِهِ فَقَالَ لَهُ إِنْ أَرَدْتَ تَلْيِينَ قَلْبِكَ فَأَطْعِمِ الْمِسْكِينَ وَامْسَحْ رَأْسَ الْيَتِيمِ. (حم)

أبى هريرة رضى الله عنه دان روايت اولندى : بر ظات ، رسول الله أفندمز صلى الله عليه وسلم قلبنيك قطليعندان شكايتده بولوننجه او ظاته جوابا بيوردولركى : قلبنيك يوموشاماسنى إستيورسان ، فقيرلره إكرام أت و يتملريك باشنى اوقشه  . "

Ebû Hüreyre radıyallâhü anh’ten rivâyet olundu:  Bir zât, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e, kalbinin katılığından şikâyette bulununca o zâta cevaben buyurdular ki: ‘Kalbinin yumuşamasını istiyorsan, fakirlere ikram et ve yetimlerin başını okşa.”

(Müsned-i Ahmed)

Hicrî:  22  Zilhicce   1447  Fazilet Takvim

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)

 

Peygamberlerin her husûsta en üstünü şüphesiz Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem’dir. O, bütün insanlığa ve on sekiz bin âlemin tamamına rahmet olarak gönderilmiştir.

Bilindiği gibi, Peygamber Efendimizin teşrifinden önce bütün dünyada her bakımdan kötülüklerin ve karışıklıkların hüküm sürdüğü bir fetret devri mevcuttu. İnsanlık hak, adalet ve medeniyetten uzak, korkunç bir vahşetin girdabına gömülmüştü. Öyle ki, kimin kime gücü yetiyorsa o, diğerinin malına, canına, ırzına tecavüz ediyor, elinde nesi varsa alıyordu. Hattâ bir kısım insanlar, hurafe ve bâtıl inançlarla kendi kız çocuklarını çukurlara gömüyor, öldürüyorlardı. Kadının cemiyette hiç değeri yoktu. Para ile alınıp satılabilen basit bir eşya muamelesi görüyordu. İnsanlar, birbirlerine diş bileyen düşman gruplara ayrılmış, kabileler arasında kan davaları almış yürümüştü.

İşte böyle bir devirde Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekke-i Mükerreme’de, M. 571’de Rebîulevvel ayının 12’inci gecesi sabaha karşı dünyayı şereflendirdiler. Peygamberlik silsilesinin son halkası olan Peygamberimizin, kırk yaşına girip daha kendisine peygamberlik verilmezden evvel bile, elinde birçok harikalar zuhur etmişti. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” İlâhî emrine tam manasıyla uyduğu için, sadâkat ve doğruluğun en güzel bir numûnesi olmuştur. Devrinde kimse kimseye itimat edemez ve güvenemezken, herkes ona inanıyor, ona itimat ediyor, ihtilafa düştükleri meselelerde onun hakemliğine ve hükmüne razı oluyorlardı. Onu inkâr eden düşmanları bile, onun sadakat ve doğruluğunu, yalan ve riyadan uzak olduğunu itiraf ederlerdi. Onda gördükleri eşsiz ahlâk ve yüksek seciyeyi takdir eder, ona “Muhammedü’l-Emîn” derlerdi.

Âlemlere rahmet olan Peygamberimiz (s.a.v.), cihanın böylesine zulmetle dolu olduğu bir devirde gelmiş, bâtıl inançları kaldırıp iman ve İslâm nuru ile âlemi karanlıktan kurtarmış, insanlığa dünya ve âhiret saadetinin anahtarlarını vererek hakîkî medeniyet yolunu göstermiştir.

(M. İlmihal, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  22 Zilhicce  1447  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder