قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ غَزَا فِي سَبِيلِ اللهِ وَلَمْ يَنْوِ إِلَّا عِقَالًا فَلَهُ مَا نَوَى. (ن)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم ، الله يولنده جهاد أدر ، فقط جهادنده، بر دوه يولارى ( بله اولسه آزجق بر عنيمت ) ألده أتميه نيت أدرسه . آنجق نيت أتديكى شئ قاوشور . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Kim, Allah yolunda cihâd eder, fakat cihâdında, bir deve yuları (bile olsa azıcık bir ganimet) elde etmeye niyet ederse, ancak niyet ettiği şeye kavuşur.”
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî: 17 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
ÂHİRET HAYATINI İNKÂR EDEN HÜSRANA UĞRAMIŞTIR
Ahkâf Sûresi’nin 17 ve 18. âyet-i kerîmelerinde, dindar olan anne ve babasına karşı isyankâr olan, âhiret hayatını inkâr eden bir şahsın hâlinin fenalığı tasvir edilmekte ve o gibi inkârcı şahısların hüsrana uğramış oldukları beyan buyurulmaktadır. Bu âyet-i kerîmeler şöyle tefsir edilmiştir:
O kimse ki, ehl-i imandan olan anne ve babasına, kendisini imana davet ettikleri zaman dedi ki: “Öf olsun size! Öldükten sonra bir gün kabrimden çıkarılacağım, toprak kesilmiş iken yeniden hayat bulacağım, bir ceza yurduna sevk edileceğim diye mi beni korkutuyorsunuz! Hâlbuki benden evvel, nice nesiller gelip geçmiştir. Âd ve Semûd kavimleri gibi niceleri tarihe karışmıştır; hiçbiri yeniden hayat bulmamıştır, artık ben mi bulacağım?”
Bu âhiret hayatını inkâr eden şahsın annesi ile babası ise evlatlarının bu câhilâne ve inkârcı hâlinden müteessir olarak Allâh’a sığınıyorlar, ondan medet istiyorlar, evlatlarının imana muvaffak olması için Cenâb-ı Hakk’a yalvarıyorlardı. Ve evlatlarına hitâben, “Yazık sana, kendini ebedî helâke mâruz bırakıyorsun. Şüphe yok ki Allâh’ın vaadi haktır. Kulları kabirlerinden kaldırıp tekrar hayata döndüreceğine dâir olan İlâhî vaadi, muhakkak tahakkuk edecektir” diyorlardı.
Bu güzel ihtara rağmen evlatları ise küfründe ısrar ederek diyordu ki: “Bu dediğiniz sözler, evvelkilerin efsanelerinden başka bir şey değildir. Asılsız iddialardan ibarettir.”
Bu gibi câhil, Allâhü Teâlâ’nın kudretini takdirden mahrum, inkârcı şahıslar, böyle âhiret hayatını inkâr eden birtakım dinsiz kimselerdir ki, hepsinin de bu inkârları sebebiyle Cehennem’de ebediyen azâp olunacakları, Allâhü Teâlâ tarafından beyan buyurulmuştur. Muhakkak ki onlar, bütün o kâfirler, hüsrana uğramış oldular. Aslî fıtratları bozulmuş; şeytanın vesveselerine kapılmış, İlâhî emirleri inkâr ederek ebedî felâkete düşmüşlerdir. Artık âhiret âleminde her türlü nimetten mahrum, azâplara giriftar bulunmuş olacaklardır.
Hicrî: 17 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder