30 Haziran 2026 Salı

BAZI DÎNÎ SUÂL VE CEVAPLAR


 

قَال قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : ...فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى. (سورة طه، ١٢٣)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : آرتق نه زمان بندن سزه ، هدايت ( كتاب و رسول ) كلر \ه كيم بنم هدايتمه ( كتاب و رسولومه ) اويارسه او ، ( دنياده ) ضلالته دوشمز ( آخرتده ده ) بدبحت اولمز . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : ...Artık ne zaman benden size, hidâyet (kitap ve resûl) gelir de kim benim hidayetime (kitap ve resûlüme) uyarsa o, (dünyada) dalâlete düşmez, (âhirette de) bedbaht olmaz.”

(Tâhâ Sûresi, âyet 123)

Hicrî:  15  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

BAZI DÎNÎ SUÂL VE CEVAPLAR

 

• Sen Müslüman mısın?

“Müslümanım Elhamdülillâh.”

• Müslümanım demenin manası nedir?

“Allâh’ı bir bilmek, Kur’ân-ı Kerîm’i ve Muhammed Aleyhisselâm’ı tasdik etmektir.”

• Rabb’in kimdir?

“Allâhü Teâlâ.”

• Seni kim yarattı?

“Allâhü Teâlâ.”

• Sen kimin kulusun?

“Allâhü Teâlâ’nın kuluyum.”

• “Allah kaçtır?” diyenlere ne dersin?

“Allâhü Teâlâ birdir, derim.”

• Allâhü Teâlâ’nın bir olduğuna delilin nedir?

“İhlâs Sûresi’nin ilk âyet-i kerîmesidir.”

• Bunun manası nedir?

“Sen söyle ki (ey Habîbim), Allâh birdir.” demektir.

• Allâhü Teâlâ’nın varlığına aklî delilin nedir?

“Bu âlemin varlığı ve âlemdeki nizâm ve intizâmın devamıdır.”

• Allâh’ın zâtı hakkında düşünce câiz midir?

“Câiz değildir. Çünkü akıl, Allâh’ın zâtını anlamaktan âcizdir. Allâh’ın, ancak sıfatı hakkında düşünülür.”

• İman-ı yeis nedir?

“Firavun gibi, ölürken iman etmektir.”

• Allâhü Teâlâ, bu imanı kabul eder mi?

“Hayır, kabul etmez.”

• Tevbe-i yeis nedir?

“İmanı ve ameli olan kimsenin, ölürken günahlarından pişman olup tevbe etmesidir.”

• Allâhü Teâlâ, bu tevbeyi kabul eder mi?

“Evet, kabul eder.” (Muhtasar İlmihal, Fazilet Neşriyat)

İSİMLERİMİZ: Erkek: Kenan, Kız: Kübra

keyboard_arrow_left

30

Haziran 2026

Salı

Hicrî15 Muharrem 1448
Rûmî17 Haziran 1442

keyboard_arrow_right

TürkçeAR

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-: “...Artık ne zaman benden size, hidâyet (kitap ve resûl) gelir de kim benim hidayetime (kitap ve resûlüme) uyarsa o, (dünyada) dalâlete düşmez, (âhirette de) bedbaht olmaz.” (Tâhâ Sûresi, âyet 123)

Hicrî:  15 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

29 Haziran 2026 Pazartesi

KÖTÜLÜK, KALBİ RAHATSIZ EDER

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْبِرُّ حُسْنُ الْخُلُقِ وَالْإِثْمُ مَا حَاكَ فِي صَدْرِكَ وَكَرِهْتَ أَنْ يَطَّلِعَ عَلَيْهِ النَّاسُ. (م)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : إيلك ، كوزل آخلقدان عبارتدر . كونح إيسه سنك وجداننى رحتسز أدن و إنسانلريك مطلى اولماسندان حوشلانماديغيك شيدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  İyilik, güzel ahlâktan ibârettir. Günah ise senin vicdanını rahatsız eden ve insanların muttali olmasından hoşlanmadığın şeydir.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  14  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

KÖTÜLÜK, KALBİ RAHATSIZ EDER

 

Vâbisa bin Ma’bed radıyallâhü anh şöyle anlattı:

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in meclisine gelmiştim. İyiye ve kötüye dâir her ne varsa sual ederek mâhiyetini anlamak istiyordum.

Ashâb-ı Kirâm’dan bir topluluk, Resûlullâh’ın huzûrunda oturmaktaydı. İnsanları yararak Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin yanına ulaşmaya çalıştım.

Oradakiler bana, “Resûlullâh’ı meşgul etme!” diye çıkıştılar.

Ben ise “Müsaade edin de Resûlullâh’a yaklaşayım, şu dünyada bana en sevgili şey, ona yakın olmaktır.” diyordum.

Fahr-i Âlem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, bunu işittiler ve “Yaklaş ey Vâbisa!” buyurdular.

Ben de Resûlullâh’ın huzûruna yaklaştım, hattâ o kadar yaklaştım ki dizlerim, dizlerine temas ediyordu.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Öğrenmek için geldiğin şeyi sana haber vereyim mi, yoksa kendin mi sormak istersin?” buyurdular.

“Siz bana haber veriniz yâ Resûlallah!” dedim.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “İyi ve kötü nedir, bunu sual etmeye geldin.” buyurdular.

“Evet.” dedim.

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, parmaklarını bitiştirip mübarek elleriyle hafifçe sadrıma vurarak buyurdular ki:

“Ey Vâbisa! Karşılaştığın bir hâlin hükmünü kalbine sor. İyi olan şey, kalbinin ve nefsinin (vicdanının) ondan dolayı aslâ ızdırap ve rahatsızlık duymamasıdır. Kötü ve vebâli olan şey ise vicdanını dâimâ rahatsız eder, kalbini karıştırır. İnsanlar bir şey hakkında sana, ‘Bunda mahzur yoktur.’ deseler bile, sen o şey hakkında, sana dediğim gibi hareket edersin.”

Hicrî:  14 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3


28 Haziran 2026 Pazar

BİR KAVMİ SEVEN ONLARDANDIR

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ كَثَّرَ سَوَادَ قَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ وَمَنْ رَضِيَ عَمَلَ قَوْمٍ كَانَ شَرِيكَ مَنْ عَمِلَ بِهِ. (ارشاد الساري)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : كيم بر قوميك قالاباليغنى جوغالترسه ( عدتلرينى آرتررسه ) ، او كمسه اونلارداندر , هر كيم ده بر قوميك عملنه راضى اولورسه ، او عملى إشلين كمسلره ( ثوابنده ياحود كوناحنده ) اورتق اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Kim bir kavmin kalabalığını çoğaltırsa (adetlerini arttırırsa), o kimse onlardandır. Her kim de bir kavmin ameline razı olursa, o ameli işleyen kimselere (sevabında yahut günahında) ortak olur.”

(Kastalânî, İrşâdü’s-Sârî)

Hicrî:  15  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

BİR KAVMİ SEVEN ONLARDANDIR

 

Hicrî üçüncü asırda yaşamış olan evliyâdan Ali bin Muvaffak rahimehullâh şöyle anlattı:

Bir sene binekli olarak hacca gidiyordum. Yolda, yürüyerek hacca giden dervişlerden zikir ehli bir topluluk gördüm. Hacca onlarla birlikte yürüyerek gitmek istedim ve bineğimden indim, yerime başkasını bindirdim. On iki mil kadar dervişlerle beraber yürüdüm. Sonra ana yoldan ayrıldık ve sapa bir yerde konakladık.

Gece, rüyamda ellerinde altından leğen ve gümüşten ibrikler bulunan bazı kimselerin geldiğini gördüm. Yaya olarak yol alanların ayaklarını yıkıyorlardı. Hepsini yıkadılar, bir tek ben kaldım. Onlardan biri, diğerlerine, “Bu da onlardan değil mi?” diye sordu, “Onun mahmili ve bineği vardı” dediler. Tekrar, “Hayır, bu da onlardandır, çünkü cân u gönülden isteyerek onlarla birlikte yürüdü.” dedi. Sonra benim de ayaklarımı yıkadılar. Hissettiğim bütün yol yorgunluğu, bir anda benden kayboluverdi. (Sâlihlerin Hikâyeleri, Fazilet Neşriyat)

 

YÜKSEKLERE ÇIKTIKÇA SICAKLIK AZALIR

 

Yükseklere çıktıkça, giderek Güneş’e yaklaşıldığı için sıcaklığın artması gerektiği düşünülebilir. Ancak Güneş, yaklaşık 150 milyon kilometre uzaklıktadır. Bu mesafenin sadece birkaç kilometre azalması, Güneş’ten alınan enerji miktarında mühim bir değişikliğe sebep olmaz.

Yeryüzü, Güneş’ten gelen ışınları emer ve bu enerjiyi, ısı olarak atmosfere yayar. Dolayısıyla, ısının ana kaynağı, aslında yeryüzüdür ve yerden uzaklaştıkça, bu ısının tesiri azalır. Çünkü yükseklere çıkıldıkça atmosferdeki basıncın düşmesi ile sıcaklık azalır. Atmosferin alt katmanlarında (yani deniz seviyesine yakın yerlerde) hava yoğunluğu daha fazladır. Yoğun hava, ısıyı daha iyi tutar. Yükseklere çıkıldıkça atmosfer inceldiği için hava basıncı düşer, atmosferin sıcaklığı muhafazası azalır. Çünkü düşük basınçta, hava genleşir, genleşirken soğur ve hava, daha soğuk olur.

Böylece, dağ zirvelerinde yani yükseklerde hava sıcaklığı daha düşük olur.

Hicrî:  15 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3