18 Haziran 2026 Perşembe

İLMİHÂL ÖĞRENMEK FARZ-I AYINDIR


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَحَجِّ الْبَيْتِ وَصَوْمِ رَمَضَانَ. (ق)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : إسلام دسنى ، بش أساس ( تمل ) أؤزرينه قورلمشدر . الله دان باشقه إله اولماديغنه ، محمد مصطفى نيك ( صلى الله عليه وسلم ) الله ، يك قولى و رسولى اولديغونه شهادت أتمك ، نماز قلمق ، زكوة ورمك ، حجه كتمك و رمضانى شريف اوروجونى طوطمق . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  İslâm dini, beş esas (temel) üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) Allâh’ın kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazân-ı şerîf orucunu tutmak.”

(Müttefekun Aleyh)

Hicrî:  03  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

İLMİHÂL ÖĞRENMEK FARZ-I AYINDIR

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “İlim tahsil etmek, her Müslümana farzdır.” buyurmuşlardır. Burada, tahsilinin farz olduğu bildirilen ilim, ilmihâldir.

Kişinin, hâline göre üzerine düşen dînî ve dünyevî vazifeleri doğru olarak yerine getirebilmek için gerekenleri öğrenmesi, farz-ı ayındır. Namaz kılabilmek için abdesti nasıl alacağını ve namazı nasıl kılacağını öğrenmesi farzdır. Eğer ticaret yapacaksa harama düşmemek, fâsid akitler yapmamak için buna dair dînî bilgileri öğrenmesi lâzımdır. Eğer bir kimse mal sahibi ise, malından ne kadarını zekât olarak vermesi gerektiğini bilmesi lâzımdır. Eğer üzerine hac farz olduysa haccı edâ edebileceği malumatı öğrenmesi icap eder. İşte bunlar gibi, herkesin hâline göre öğrenmesi gereken ilme, ilmihâl denir.

Hazret-i Allah, İslâm şerîatinin kıyamet gününe kadar devam etmesine hükmetmiştir. Dinin hükümlerinin devamı ise, dînî ilimlerin insanlar arasında öğrenilmesi ve öğretilmesi ile olur. Bu sebeple herkesin ilim öğrenmesi ve ilim sahiplerinin ilim öğretmesi farz olmuştur.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), bir gün bir hutbe îrad buyurdular, Müslümanlardan bazı toplulukları, hayırla yâd ederek methettiler. Sonra buyurdular ki: “Şu kavimlere ne oluyor da yakınlarındaki kavimlere, muhtaç oldukları dînî hükümleri anlatmıyorlar, onlara öğretip nasihatte bulunmuyorlar. İyiliği emredip kötülükten nehyetmiyorlar. Şu kavimlere de ne oluyor ki; ilmi, yakınlarındaki ilim sahiplerinden öğrenmiyorlar, tahsil etmiyorlar! Vallâhi, ya bu kavimler, komşularına ilmi anlatıp öğretirler, onlara nasihat edip iyilikle emredip kötülükten nehyederler, komşuları da onlardan ilmi dinleyip öğrenir, nasihatlerini tutarlar; ya da onları ceza ile yola getiririm.”

Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Muhakkak, Allâhü Teâlâ, ilmi, kalplerden bir anda çekip almak suretiyle kaldırmaz. Lâkin âlimleri almak sûretiyle kaldırır. Âlimler gittiğinde, insanlar, cahil reisler edinirler. Onlar, ilimleri olmadan (bilmedikleri hâlde) fetva verirler. Hem kendileri sapar hem de (halkı) saptırırlar.”

Hicrî:  03 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder