قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ بُيُوتَ اللهِ فِي الْأَرْضِ الْمَسَاجِدُ وَإِنَّ حَقًّا عَلَى اللهِ أَنْ يُكْرِمَ مَنْ زَارَهُ فِيهَا. (طب)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله تعالى ، نيك ( رحمتنيك و ملكلرينيك إنمسى إيجن سجديكى ) يريوزندكى أولرى ، مسجدلردر , و محقق عبادت أتمك إيجن مسجدلره كلن كمسيه إكؤام أتمك ، الله تعالى أؤزرينه حقدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Allâhü Teâlâ’nın (rahmetinin ve meleklerinin inmesi için seçtiği) yeryüzündeki evleri, mescitlerdir. Ve muhakkak ibadet etmek için mescitlere gelen kimseye ikram etmek, Allâhü Teâlâ üzerine haktır.”
(Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)
Hicrî: 27 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
SÜLEYMANİYE CÂMİİ’NİN MİNARELERİ
Evliyâ Çelebi, Seyahatnâmesinde şöyle anlatmıştır:
Kanûnî Sultan Süleyman adına 1551-57 yılları arasında İstanbul’da Mimar Sinan tarafından inşa edilen Süleymaniye Câmii’nin dört adet minaresi bulunmaktadır. Bu dört minareden ikisi, avlunun kuzey tarafında olup, diğer ikisi kıble tarafında câmiye bitişiktir. Camiye bitişik iki minare, üç şerefeli olup sol taraftakine “Cevâhir Minare” denilir. Böyle denilmesinin sebebi şudur: Mimar Sinan, bu camiyi yaparken temelinin sağlamlaşması için bir sene, hâli üzere terk etmişti.
Acem şahlarından Tahmasb, caminin hâli üzere bırakıldığını duyunca bir elçi vazifelendirip bin kese mal, bir kutu çeşit çeşit kıymetli mücevher ve istihfaf (küçük görmek) için bir de mektup göndermişti. Mektubunda şöyle yazmıştı:
“Duyduk ki camiyi tamamlamaya kudretiniz kalmayıp feragat etmişsiniz. Size, dostluğa binâen şu kadar mal ve bu kadar mücevher gönderdik. Bu mücevherleri satıp, bu malı sarf edip camiyi tamamlamaya çalışın, bizim dahi hayrâtınızda hissemiz ola.”
Elçi, bu hakaret içeren alaycı mektup ile Süleyman Han’a geldiği sırada cami, binlerce işçi ve ustalarla yapılmaktaymış. Süleyman Han, mektupta yazılanlardan dolayı öfkelenip gönderilen malların hepsini, elçinin gözünün önünde İstanbul’daki Yahûdîlere dağıtmış.
Bir kutu mücevheri de yine elçinin önünde Mimar Sinan’a verip, “Şâh’ın, bu değerli diye gönderdiği taşlar, benim camimin taşları yanında değersizdir. Tez bunları diğer taşlar arasına koyup harcın içine kat!” demiş. Elçi, bunları görünce hayrette kalıp suspus olmuş.
Şâh’ın mektubuna karşılık alelâde bir üslupla bir mektup yazılıp elçi, İran’a geri gönderilmiş. Mimar Sinan da bu mücevherleri harcın içerisine karıştırıp bu minarenin inşasında kullanmıştır.
Onun için o minareye hâlâ “Cevâhir Minare” derler.
Hicrî: 27 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder