قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ لِمَنْ شَهِدَ أَنْ لَا اِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللهِ. (طس)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : قيامت كونى بنم ضفاعتم ، الله ، دان باشقه إله اولماديغنه و بنم ده الله يك رسولى اولديغمه شهادت أدنلر إيجندر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: Kıyamet günü benim şefaatim, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim de Allâh’ın resûlü olduğuma şehâdet edenler içindir.”
(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
Hicrî: 25 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
ABDÜLKÂDİR GEYLÂNÎ (K.S.) HAZRETLERİNİN SOHBETLERİNDEN
Abdülkâdir Geylânî kuddise sirruh Hazretleri, bir sohbetinde şöyle buyurmuştur:
Eğer kalbinin ihyâsını (manen dirilip canlanmasını) arzu ediyorsan, sırf Mevlâ’nın rızâsını kazanmak için çalış, bütün amellerin sırf, Allah rızâsı için olsun. Böylece kalbindeki gaflet perdesi kalkar ve Rabb’ine yaklaşırsın. Dünya ve âhiret hayatının bütün saadetlerine nâil olursun.
Hiçbir zaman ölümü aklından çıkarma. Nitekim, “Vaaz isteyene, ölüm yeter.” buyurulmuştur. Devamlı ölümü anan kimsenin kalp gözü açılır, dünya, gözüne hep ayıplı görünür. Bu kimse, sâlih ameller işleyeceğinden dolayı kabri de kendisine genişletilir. Sen de ölmeden önce, dar olan kabrini böyle genişlet!
Uzun gecelerin tamamını gaflet uykusuyla geçirenlerden olma. Gecenin bir kısmında kalkıp namaz kılmak, Kur’ân-ı Kerîm okumak, istiğfârda bulunmak gibi âhirette faydasını göreceğin amellerle meşgul ol, Rabb’ini zikret.
Eğer dünya ve âhirette kurtuluş istiyorsan, Rabb’inin emirlerini tut, yasakladıklarından son derece kaçın. Onun, senin için takdir ettiği şeylere rıza ve teslimiyet göster. Nefsinin gayrimeşru arzularını terk et.
Allâh’ın zikriyle meşgul ol. Bakara Sûresi’nin, “Siz, beni zikrederseniz, ben de sizi (rahmetimle) anarım.” meâlindeki 152. âyet-i celîlesi hükmünce, eğer sen zikredenlerden ve Rabb’i tarafından zikrolunanlardan değilsen, gaflettesin demektir. Bu hâlde varlığın da yokluğun da müsâvîdir. Kalkarken, otururken, uyurken, uyanırken her hâlinde hep Allâh’ın zikriyle meşgul olan selef-i sâlihîn nerede, sen neredesin? Bunu bir düşün! O büyükler, başlarına bir âfet ve belâ gelse, onu Hak’tan bilip rızâ ve teslimiyetle karşılar ve “Bu, bizim kendi kusurumuz sebebiyle başımıza gelmiştir.” derlerdi. Sen, onları kendine örnek al.
Hicrî: 25 Zilhicce 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder