3 Eylül 2026 Perşembe

İMAN


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْإِيمَانُ بِالْقَدَرِ يُذْهِبُ الْهَمَّ وَالْحُزْنَ. (ض)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : قدره إيمان أتمك ، صقنطى و أؤزنتيو كيدرير . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Kadere iman etmek, sıkıntı ve üzüntüyü giderir.”

(Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)

Hicrî:  21  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

İMAN

 

İman, Peygamber Efendimizin (s.a.v.), Allâhü Teâlâ tarafından getirip tebliğ buyurduğu; bildirdiği şeylerin tamamını kabul ve kalp ile tasdik etmektir. İman, kalbin bu tasdikinden ibarettir. Fakat kişinin, hayatında ve ölümünde kendisine Müslüman muamelesi yapılması için kelime-i şehâdeti (Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh), kalbi ile tasdik edip dili ile söylemesi şarttır.

İmanın şartları altıdır. Bu altı şart, aşağıda, okunuşu ve tercümesi yazılı Âmentü’de açıklanmıştır.

Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.

Mânâsı: Ben, Allâhü Teâlâ’ya ve onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin, Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehâdet ederim ki, Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem, onun kulu ve resûlüdür.

 

İMANIN ŞARTLARI

 

  1. Allâhü Teâlâ’ya inanmak.
  2. Meleklerine inanmak.
  3. Kitaplarına inanmak.
  4. Peygamberlerine inanmak.
  5. Âhiret gününe; öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna inanmak.
  6. Kadere; hayır ve şerrin, Allâhü Teâlâ’nın bilip dilemesi ve yaratması ile olduğuna inanmaktır. İmanın bu altı şartından birini kabul etmeyen, hepsini inkâr etmiş sayılır. Mesela, imanın beş şartını kabul edip, âhirete inanmayan kimse mümin olamaz.
  7. (Muhtasar İlmihâl, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  21  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

2 Eylül 2026 Çarşamba

NASİHATİN LÜZUMU VE BAZI ÂDÂBI -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْمُؤْمِنُونَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ نَصَحَةٌ مُوَادُّونَ وَإِنِ افْتَرَقَتْ مَنَازِلُهُمْ وَأَبْدَانُهُمْ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : مؤمنلر ، هر نه قدار أولرى و بدنلرى باقمندان اوزق اولسالر بله بربرلرينه نصيحت أدرلر ، بربرلرينه محبت بسلرلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Müminler, her ne kadar evleri ve bedenleri bakımından uzak olsalar bile birbirlerine nasihat ederler, birbirlerine muhabbet beslerler.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  20  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

NASİHATİN LÜZUMU VE BAZI ÂDÂBI -2

 

Nasihatin faydalı olması için nasihate, önce gizlice başlamalıdır. Zira din kardeşine -hatalarını sayarak- açıkça nasihat eden kimse, onu, insanlar arasında ayıplamış olur. Nasihati gizli yaptığında ise onu süslemiş, ayıbını örterek düzeltmiş olur.

Tebe-i Tâbiîn’den Süfyân bin Uyeyne (rah.), hocası Mis’ar bin Kidâm’a (rah.), “Bir adamın gelip kusurlarınızı söylemesi, hoşunuza gider mi?” diye sordu. O da şu cevabı verdi: “Beni ayıplamak için söylüyorsa hoşuma gitmez. Ancak nasihat için söylüyorsa hoşuma gider.”

Abdullah bin Mübârek (rah.) demiştir ki: “Bir din kardeşinin, gizli bir ayıbını gören kimse, onu, gizlice ikaz etmelidir. Böylece hem din kardeşinin ayıbını örttüğü için bir sevap kazanır hem de onu kötülükten menettiği için ayrı sevap kazanır. Ne yazık ki günümüzde nasihat âdâbını bilmeyenler, ayıbı görülen kimseye, uluorta nasihate kalkışıp onu, insanlar arasında mahcup ediyorlar ve onu öfkelendiriyorlar.”

Âdâbına riâyetle yapılan bir nasihat, din kardeşleri arasında ülfet ve muhabbete vesile olur. Bu nasihati eden de din kardeşinin bir hakkını yerine getirmiş olur.

Faydalı nasihat edenin alâmeti, kendisine nasihat ettiği kimsenin iyiliğini ve ıslâhını murat etmesidir. Ayıplamak için nasihat edenin alâmeti de bunu, insanların yanında açıkça yapmasıdır.

Tâbiîn’den Rebî’ bin Huseym (rah.), vasiyetinde şöyle yazmıştı: “Allâhü Teâlâ’ya hamd ve Resûlüne salevâttan sonra derim ki: Muhakkak Allâhü Teâlâ, kullarının her amelini görür, ona göre kullarına sevap ve mükâfât verir. Sözümün geçtiklerine, Allâh’a ibadet etmelerini ve onun has kulları arasına girerek âkıbeti güzel olanlara kavuşmak için gayret etmelerini, ayrıca Müslümanların tamamının iyiliğini dileyerek nasihati ihmâl etmemelerini tavsiye ederim.”

Hicrî:  20  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

1 Eylül 2026 Salı

NASİHATİN LÜZUMU VE BAZI ÂDÂBI -1


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ أَحَبُّ مَا تَعَبَّدَنِي بِهِ عَبْدِي إِلَيَّ النُّصْحُ لِي. (حم)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : الله عز و جل شويله بيوردى : قلمون يابمش اولديغى عبادت و قللوغون بانه أك سوملسى ، بنم ( رظام ) إيجن ( إنسانلره ) نصيحت ( أدرك اونلريك صلح و إيلكنه وسيله اولمق ) در . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu: Kulumun yapmış olduğu ibadet ve kulluğun bana en sevimlisi, benim (rızam) için (insanlara) nasihat (ederek onların salâh ve iyiliğine vesile olmak)tır.”

(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Hicrî:  19  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

NASİHATİN LÜZUMU VE BAZI ÂDÂBI -1

 

Nasihat, vaaz ve öğüt demektir. İnsanların iyiliğini dileyerek, onları ıslâha vesile olan hâle sevk ve davet etmek, fesâda düşürecek hâllerden sakındırmaktır.

Resûlullâh Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Din, nasihattir.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm, “Kim için nasihat, yâ Resûlallâh?” diye suâl ettiler, “Allâhü Teâlâ’nın rızası için, Resûlünün rızası için, Müslümanların idârecileri ve Müslümanların tamamı(nın ıslâhı) için.” buyurdular.

Akıllı kimse, bütün Müslümanların iyiliğini ister. Kalbiyle, diliyle ve fiiliyle aslâ Müslümanlara zarar ve hıyânet kastında olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ashâb-ı Kirâm’ından bîat alırken; namazı kılmalarını ve zekâtı vermelerini emir buyurur, her Müslümana nasihat etmelerini de şart koşarlardı.

Hz. Ali (k.v.), “Hileyle iş görme! Zira bu, kötü kimselerin ahlâkıdır. Din kardeşine -hayrını dileyerek-, hoşuna gitse de gitmese de nasihat eyle. Ufak bir kusur ettiğinde de onu -bağışlayarak- görmezden gel.” buyurmuştur.

Din kardeşlerinin hayırlısı; nasihatte mübâlağa gösterendir. Amellerin en hayırlısı da, ihlâsla işlenenidir. Seni hak yola irşâd eyleyenin sopası bile, kötü yola düşüren kimsenin selamından yeğdir.

Hasan-ı Basrî (rah.) Hazretleri buyurmuştur ki: “Mümin, diğer mümini kendinden bir cüz olarak görür. Mümin, din kardeşinin aynasıdır. Eğer onda hoşuna gitmeyen bir hâl görürse, hemen onu düzeltmek, doğru yola irşâd etmek ister, gizli ve âşikâr, ona nasihat eder.”

İki sınıf insan, zâlimlerden sayılır: Birisi kendisine doğru yolu bulması için nasihat edildiği hâlde bunu bir günah ve suç olarak görendir. Diğeri ise, dar bir mekânda kendisine yer verildiği hâlde, yayılarak oturup diğer insanlara darlık verendir.

Nasihat, onu kabul edecek kimseye yapılmalıdır. Kendi görüşünü beğenen, kibirli kimselere nasihat eden, tohumu, kaya üzerine saçan gibidir. Kaya, tohumu kabul etmediği gibi o kimse de nasihati kabul etmez.

 (Devamı var)

Hicrî:  19  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3