2 Eylül 2026 Çarşamba

NASİHATİN LÜZUMU VE BAZI ÂDÂBI -2


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْمُؤْمِنُونَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ نَصَحَةٌ مُوَادُّونَ وَإِنِ افْتَرَقَتْ مَنَازِلُهُمْ وَأَبْدَانُهُمْ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : مؤمنلر ، هر نه قدار أولرى و بدنلرى باقمندان اوزق اولسالر بله بربرلرينه نصيحت أدرلر ، بربرلرينه محبت بسلرلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular  : Müminler, her ne kadar evleri ve bedenleri bakımından uzak olsalar bile birbirlerine nasihat ederler, birbirlerine muhabbet beslerler.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  20  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

NASİHATİN LÜZUMU VE BAZI ÂDÂBI -2

 

Nasihatin faydalı olması için nasihate, önce gizlice başlamalıdır. Zira din kardeşine -hatalarını sayarak- açıkça nasihat eden kimse, onu, insanlar arasında ayıplamış olur. Nasihati gizli yaptığında ise onu süslemiş, ayıbını örterek düzeltmiş olur.

Tebe-i Tâbiîn’den Süfyân bin Uyeyne (rah.), hocası Mis’ar bin Kidâm’a (rah.), “Bir adamın gelip kusurlarınızı söylemesi, hoşunuza gider mi?” diye sordu. O da şu cevabı verdi: “Beni ayıplamak için söylüyorsa hoşuma gitmez. Ancak nasihat için söylüyorsa hoşuma gider.”

Abdullah bin Mübârek (rah.) demiştir ki: “Bir din kardeşinin, gizli bir ayıbını gören kimse, onu, gizlice ikaz etmelidir. Böylece hem din kardeşinin ayıbını örttüğü için bir sevap kazanır hem de onu kötülükten menettiği için ayrı sevap kazanır. Ne yazık ki günümüzde nasihat âdâbını bilmeyenler, ayıbı görülen kimseye, uluorta nasihate kalkışıp onu, insanlar arasında mahcup ediyorlar ve onu öfkelendiriyorlar.”

Âdâbına riâyetle yapılan bir nasihat, din kardeşleri arasında ülfet ve muhabbete vesile olur. Bu nasihati eden de din kardeşinin bir hakkını yerine getirmiş olur.

Faydalı nasihat edenin alâmeti, kendisine nasihat ettiği kimsenin iyiliğini ve ıslâhını murat etmesidir. Ayıplamak için nasihat edenin alâmeti de bunu, insanların yanında açıkça yapmasıdır.

Tâbiîn’den Rebî’ bin Huseym (rah.), vasiyetinde şöyle yazmıştı: “Allâhü Teâlâ’ya hamd ve Resûlüne salevâttan sonra derim ki: Muhakkak Allâhü Teâlâ, kullarının her amelini görür, ona göre kullarına sevap ve mükâfât verir. Sözümün geçtiklerine, Allâh’a ibadet etmelerini ve onun has kulları arasına girerek âkıbeti güzel olanlara kavuşmak için gayret etmelerini, ayrıca Müslümanların tamamının iyiliğini dileyerek nasihati ihmâl etmemelerini tavsiye ederim.”

Hicrî:  20  Rebîulevvel   1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder