قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : جَاهِدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ فَإِنَّ الْجِهَادَ فِي سَبِيلِ اللهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى بَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ يُنَجِّي اللهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى بِهِ مِنَ الْهَمِّ وَالْغَمِّ. (حم)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله يولنده مجاهده أدينز ! زيرى الله تباركه و تعالى يولنده جهاد ، جنت قابلارندان بر قابى دركى الله تباركه و تعالى اونونله سزى كجمش وكلجك إؤزنتوسندن قورتارير . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allah yolunda mücâhede ediniz! Zira Allâhü Tebâreke ve Teâlâ yolunda cihâd, Cennet kapılarından bir kapıdır ki Allâhü Tebâreke ve Teâlâ onunla sizi geçmiş ve gelecek üzüntüsünden kurtarır.”
(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
Hicrî: 06 Şaban 1447 Fazilet Takvim
HAYBER’DE BİR ASLAN -2
Sonra Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Hazret-i Ali’ye zırhlı bir gömlek giydirdi. Zülfikâr’ı beline bağladı. İslâm sancağını ona uzattı.
“Al bu sancağı! İlerle! Allah, sana fethi nasip edinceye kadar çarpış! Sakın arkana dönme!
Onların kalelerine girinceye, meydanlarına varıncaya kadar, vakar ve sükûnetle ilerle! Sonra da onları, İslâm’a davet et.
Müslüman olurlarsa, Allâh’ın haklarından olup yerine getirmekle mükellef bulundukları şeyleri kendilerine bildir.
Vallâhi, senin sayende, Allâh’ın, onlardan bir tek kişiyi doğru yola hidâyet etmesi, senin birçok kızıl develere mâlik olup onları Allah yolunda tasadduk etmenden çok daha hayırlıdır!” buyurdular.
Bunun üzerine Hazret-i Ali (k.v.), sancağı alıp, heybetli ve vakur bir şekilde gitti, arkadaşları da onun ardına düşüp gittiler.
Hazret-i Ali (k.v.), o gün, çok büyük kahramanlıklar gösterdi. Bir kale kapısını yerinden koparıp kalkan gibi kullandı. Hâlbuki harpten sonra o kapıyı ancak kırk adam, yerinden oynatabildi. Yahûdîlerin ulu ve namlı kişilerinden sekizini öldürdü.
Müslümanlar, hep birlikte hücuma geçtiler ve bir müddet sonra Hayber kaleleri fetholundu.
MOLA TAŞI
Osmanlı devrinde, hamalların yol üzerinde bir süre oturarak dinlenebileceği taşlar yapılırdı. Yerden yüksekliği yaklaşık 70 santimetre olurdu. Belirli sokak kenarlarında bulunan bu taş sekiler, genellikle mermer bloktan oluşmaktaydı.
İstanbul’da günümüze ulaşan Unkapanı, Beşiktaş Yahya Efendi gibi semtlerde bulunan bu mola; diğer adıyla hamal taşları, uzun ve yorucu yokuşlardan çıkarken dönemin şartlarında esnafın ya da evlere mal taşıyan hamalların faydalanması için yerleştirilmiştir.
Hicrî: 06 Şaban 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder