قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ فِي مَالِهِ أَوْ فِي نَفْسِهِ فَكَتَمَهَا وَلَمْ يَشْكُهَا اِلَى النَّاسِ كَانَ حَقًّا عَلَى اللهِ تَعَالَى أَنْ يَغْفِرَ لَهُ. (طب)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : بر كمسه ، مالنده ويا جاننده بر مصيبته اوغرار ده اونى كزليب إنسانلردان كمسيه شكايت أتمزسه ، او كمسي مغفرت أتمك الله تعالى أؤزرينه بر حق اولور ( يعنى الله تعالى اونى محقق مغفرت أدر ) . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bir kimse, malında veya canında bir musîbete uğrar da onu gizleyip insanlardan kimseye şikâyet etmezse, o kimseyi mağfiret etmek Allâhü Teâlâ üzerine bir hak olur (yani Allâhü Teâlâ onu muhakkak mağfiret eder).”
(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
Hicrî: 07 Şaban 1447 Fazilet Takvim
HAZRET-İ UMEYR BİN SA’D’IN ZÜHDÜ
Hazret-i Ömer (r.a.), hac mevsiminde valilerini Medîne-i Münevvere’ye çağırır ve onlarla görüşürdü. Bir sene Humus valiliği yapan Ensâr’dan Umeyr bin Sa’d’ı (r.a.) da davet etti. Hz. Ömer radıyallâhü anh yanına gelen Hz. Umeyr’in hâlini hatırını sordu. Bir müddet görüştükten sonra, Hz. Umeyr, Medîne-i Münevvere’den üç fersah uzaklıktaki ailesinin yanına gitti.
Hazret-i Ömer (r.a.), daha sonra yanındaki Habîb isimli bir zâta bir kese içinde bin altın teslim etti ve “Bunu, Umeyr’e götür; yanında üç gün kaldıktan sonra hâlini sor ve bunu ona ver!” diye tembih buyurdu. Habîb (r.a.) de varıp, Hazret-i Umeyr’e müsafir oldu. Hz. Umeyr, ona, kendisinin de yiyeceği olan ekmek ve zeytin ikram etti. Üç gün bitince, Hz. Habîb, yanında getirdiği keseyi teslim ederek, Hazret-i Ömer’in gönderdiğini söyledi. Hz. Umeyr, keseyi eline alıp, “Ey Habîb! Önce Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e, sonra Ebûbekr-i Sıddîk (r.a.)’e, sonra Hazret-i Ömer (r.a.)’e arkadaş ve yakın oldum. Dünyalık bir şeye meyletmediğim hâlde bütün günlerimi mesrur geçirdim.” dedikten sonra, o kesedekileri ayırarak üçer dörder altını başka başka keselere koyup, civarında bulunan fakirlere taksim eyledi. Kendisine hiçbir şey ayırmadı.
Sonra Hazret-i Habîb (r.a.), Hazret-i Ömer (r.a.)’e gelip bu hâli haber verdiğinde, “Allâhü Teâlâ, ona rahmet etsin” dedi. Daha sonra Hazret-i Ömer, Hazret-i Umeyr’i çağırtıp da “Altınları ne yaptın?” dedi, “Yâ Ömer! Kıyamet gününde, ihtiyacım olduğu bir zamanda karşılığını hazır bulmak için Cenâb-ı Allâh’a borç verdim.” dedi. Hz. Ömer (r.a.), ona, bir deve yükü hurma ile iki adet elbise verilmesini emir buyurduklarında, “Yâ Ömer! Ben aileme bir ölçek yiyecek bıraktım; onlara yeterlidir. Hurmayı istemem lâkin elbiseleri kabul ederim.” deyip aldı ve ailesi tarafına hareket etti.
Hazret-i Ömer (r.a.): “Umeyr bin Sa’d, insanların işlerini gören, onlara yardım eden benim bir yardımcımdır. Yanımda böyle adamların olmasını temennî ederim, siz de böyle yardımcılarınızın olmasını temennî edin.” buyurdular.
Hicrî: 07 Şaban 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder