13 Kasım 2014 Perşembe

HARAM VE ŞÜPHELİ ŞEYLERE DİKKAT



Allâhü Teâlâ buyurdu ki:
وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ 
"...(o peygamber) Onlar için bütün o tayyibatı; temiz, hoş şeylerin hepsini onlara helal kılar ve maddi ve manevi habis; murdar şeylerin hepsini üzerlerine haram kılar." 
(A 'rafsûresi, âyet 157)
Hicrî:19  Muharrem  1435   •Fazilet Takvimi


HARAM VE ŞÜPHELİ ŞEYLERE DİKKAT

Allâhü Teâlâ buyurdu ki:
وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ  
"...(o peygamber) Onlar için bütün o tayyibatı; temiz, hoş şeylerin hepsini onlara helal kılar ve maddi ve manevi habis; murdar şeylerin hepsini üzerlerine haram kılar."
(A 'rafsûresi, âyet 157)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِى الْاَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًا
"Ey insanlar, bütün yeryüzünde bulunan şeylerden helal, tertemiz olanlarını yiyiniz. "
(Bakara sûresi, âyet 168)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Bir kimse on akçeye bir elbise alsa, o on akçenin bir akçesi haram olsa, o elbise o kişinin üstünde kaldığı müddetçe kıldığı namaz kabul olunmaz." buyurdular.
(Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Abdullah bin Ömer (r.anhümâ):
 "Namaz kılmaktan yay gibi, oruç tutmaktan çöp gibi kalsanız da, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmazsanız, Allah o ibadetleri kabul etmez." buyurmuşlardır.
(Ruhu 'l-Beyan)
İmam-ı Rabbanî (k.s.) Mektûbât-ı Şerife'de buyurdular:
فَكَانَ مَدَارُ النَّجَاةِ عَلٰى جُزْأَيْنِ: اِمْتِثَالِ اْلأَوَامِر، وَاْلإِنْتِهَاءِ عَنِ الْمَنَاهِي. وَمُعْظَمُ هَذَيْن الْجُزْأَيْنِ هُوَ الْجُزْءُ اْلأَخِيرُ الْمُعَبَّرُ عَنْهُ بِالْوَرَعِ وَالتَّقْوَى
"Kurtuluşun temeli iki şey üzerinedir: Emirlere sarılmak ve nehiylerden kaçınmak. Bu iki şeyden daha mühim olanı da kendisinden verâ ve takva diye tabir olunan son cüzdür. Yani, nehyedilen, yasaklanan şeylerden kaçınmaktır. 
Haramlardan kaçınmak iki kısımdır.
قِسْمٌ يَتَعَلَّقُ بِحُقُوقِ اللّٰهِ  سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى، وَقِسْمٌ يَتَعَلَّقُ بِحُقُوقِ الْعِبَادِ
            1Allâhü Teâlâ'nın hakları ile alakalı kısım,
2-   Kulların hakları ile alakalı kısım.
وَرِعَايَةُ الْقِسْمِ الثَّانِي أَهَمُّ مِنْ رِعَايَةِ الْقِسْمِ اْلأَوَّل، فَإِنَّ الْحَقَّ سُبْحَانَهُ غَنِيٌّ عَلٰى اْلإِطْلاَقِ وَأَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ، وَالْعِبَادُ فُقَرَاءُ مُحْتَاجُونَ وَبُخَلاَءُ وَلِئَامٌ بِالذَّاتِ. قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ  صَلَّى اللّٰهُ  عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
İkinci kısma riayet birinci kısma riayetten daha mühimdir. Zira Cenâb-ı Hak mutlak zengindir, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Kullar ise fakir, muhtaç ve cimridirler.
Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
 "مَنْ كَانَتْ لَهُ مَظْلِمَةٌ ِلأَخِيهِ مِنْ عِرْضِهِ أَوْ شَيْءٍ فَلْيَتَحَلَّلْهُ مِنْهُ الْيَوْمَ قَبْلَ أَنْ لاَ يَكُونَ دِينَارٌ وَلاَ دِرْهَمٌ 
 "Her kimin üzerinde, kardeşine karşı nâmusundan veya başka şeyden dolayı bir haksızlık bulunursa, dînâr ve dirhemin olmadığı yere varmadan önce, bugünden helalleşsin.
وَإِنْ كَانَ لَهُ عَمَلٌ صَالِحٌ أُخِذَ مِنْهُ بِقَدْرِ مَظْلِمَتِهِ وَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ حَسَنَاتٌ أُخِذَ مِنْ سَيِّئَاتِ صَاحِبِهِ فَحُمِلَ عَلَيْهِ
(Helalleşmeden giderse) Eğer onun sâlih ameli varsa zulmettiği kadar o amelinden alınır. (Zulmettiği kimseye verilir) Eğer iyilikleri yoksa zulmettiği kişinin kötülüklerinden alınır ve zulmedene yüklenir."
(İmam-ı Rabânî, Mektûbât, c. 1, M. 76)
Hicrî:19  Muharrem  1435   •Fazilet Takvimi



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder