18 Mart 2017 Cumartesi

ÇANAKKALE İŞGAL KUVVETLERİ KUMANDANI HAMİLTON’UN RÜYASI



قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ثَلاثَةٌ يَضْحَكُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَيْهِمْ: اَلرَّجُلُ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يُصَلِّي وَالْقَوْمُ إِذَا صَفُّوا لِلصَّلَاةِ وَالْقَوْمُ إِذَا صَفُّوا لِقِتَالِ الْعَدُوِّ. (ع)
رسول الله أفندمز محمد مصطفى ( صلى الله عليه وسلم ) بيوردو  ."  الله تعالى شو اؤج صنفتان راضى اولور : كجه نمازى قلمق إيجن قالقانلردان ، نماز إيجن كوزلجه صاف طوطان جماعتدان و دوشمانله حَرب أتمك إيجن صاف طوطان عسكرلردن ."
Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Allâhü Teâlâ şu üç sınıftan râzı olur: Gece namazı kılmak için kalkanlardan, namaz için güzelce saf tutan cemaatten ve düşmanla harbetmek için saf tutan askerlerden.” 
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Ya’lâ)
Hicrî:   19  Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 

ÇANAKKALE İŞGAL KUVVETLERİ KUMANDANI HAMİLTON’UN RÜYASI


Birinci Dünya Savaşı'nda en şiddetli çarpışmaların olduğu cephe Çanakkale cephesi idi. İtilaf devletlerinin ilk taarruzu Şubat 1915'te olmuştu. Osmanlı ordusu Çanakkale'yi öyle savundu ki müttefik orduları başkumandanı General Hamilton aylar sonra:
“İnsan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar uzun müddet ayakta kalamaz. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri, onları koruyan Allâh'ından ayırmak için başka ne yapılabilir!” demekten kendini alamamıştı.
İtilaf kuvvetleri Aralık 1915'te Çanakkale'den geri çekilmek ve boğazı terk etmek mecburiyetinde kaldılar.
Osmanlı ordusu, elinde gerekli cephane ve erzak olmamasına rağmen dünyanın en güçlü ordusuna ve en büyük donanmasına imanlı mukavemeti esnasında birçok hârikulâde hâdise meydana gelmiştir. Bunlardan birisini de Çanakkale'de müttefik kuvvetler başkumandanı Hamilton'un rüyasıdır.
Hamilton, Gelibolu Günlüğü isimli hatıralarında gördüğü bir rüyayı şöyle anlatmaktadır:
“2 Eylül 1915: Dün gece çok acayip ve korkunç bir rüya gördüm. İmroz Adası'nda (Gökçeada) çadırımın içinde küçük portatif karyolamda yatmaktaydım. Birdenbire kendimi buz gibi sulara gömülmüş buldum. Birisi beni denizin dibine doğru çekiyordu. Boğuluyordum! İki kuvvetli elin boğazımı sıktığını hissediyordum. Bu iki el beni hem boğuyor, hem de denizin derinliklerine sürüklüyordu. Nefesim kesiliyordu...
Dehşetli bir mücadeleyle kendimi bu iki elden kurtarmaya çalıştım. Bu o kadar sıkıntılı bir boğuşma idi ki, yatağımda güçlükle gözlerimi açtığım zaman, bütün vücudum zangır zangır titremekte idi. Baştan aşağıya kan ter içinde kalmıştım. Boğazımı sıkan iki kuvvetli eli görür gibi oldum. Çadırımın içinde sanki bir hayalet vardı. Fakat yüzü karanlıkta seçilemiyordu. Bu hayal yavaş yavaş silinip gözden kayboldu. Boğazım ferahladı. Rahat nefes almaya başladım.
Çadıra bir düşman mı girmişti?.. Ömrümde bu kadar korkunç bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum. Uyandıktan sonra saatlerce bu rüyanın dehşeti içinde kaldım.” (Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)
Hicrî:   19  Cemâziyelâhir   1438  Fazilet Takvimi 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder