23 Ekim 2015 Cuma

İBRAHİM BİN EDHEM (KUDDİSE SİRRUH)



قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلنَّاسُ سَوَاءٌ كَأَسْنَانِ الْمُشْطِ وَإِنَّمَا يَتَفَاضَلُونَ بِالْعِبَادَةِ وَلَا تَصْحَبَنَّ أَحَدًا لَا يَرَى لَكَ مِنَ الْفَضْلِ مِثْلَ مَا تَرَى لَهُ. (كنز)
" بتون انسانلر تاراق دشلرى كبى مساوى درلر . بربرلرينه قارشى آنجق عبادت ايله فضيلتلى اولورلر . اونون حقنده سنين موافق كورديغون بر نعمة و مزيتى سنيك حقنده موافق كورمين كمسه ايله آرقاداش اولمه ."
Bütün insanlar tarak dişleri gibi müsavidirler. Birbirlerine karşı ancak ibadet ile faziletli olurlar. Onun hakkında senin muvafık gördüğün bir nimet ve meziyeti, senin hakkında muvafık görmeyen kimse ile arkadaş olma.” 
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
Hicrî: 22  Zilhicce 1436   Fazilet Takvimi

İBRAHİM BİN EDHEM (KUDDİSE SİRRUH)


İbrahim bin Edhem, aslen bugün Kuzey Afganistan’da bulunan Belh diyarındandır. Zâhid, âlim, âbidlerden ve evliyâdandır. Süfyân-ı Sevrî, Fudayl bin Iyâz gibi imâm ve âlimlerle arkadaşlığı vardır. Tâbiîn ve tebe-i tâbiînden hadîs rivâyet eylemiştir. İmam Neseî (rh.), ‘İbrahim bin Edhem (k.s.), sika (güvenilir) ravilerden ve zâhidlerdendir’ demiştir.
Pederi Edhem, han›m› ile hacca gitti. İbrahim Mekke’de doğdu. Vâlidesi Mescid-i Haram’da oğlu ile tavaf ediyor ve sâlih zatlara “Duâ ediniz de şu oğlum sâlihlerden olsun” diyordu.
Horasan beylerinden Edhem oğlu İbrahim bir gün köşkünden dışarıya bakarken elindeki ekmek parçasını yiyen bir adam gördü. Buna ibretle baktı. Adam ekmeği yedi sonra su içti ve uyudu. Allâhü Teâlâ bunda fikretmesini İbrahim’e ilhâm etti. Hizmetçisini o adama gönderip uyandığında onu yanına getirmesini emretti. Adam uykusundan uyanınca hizmetkâr ona “Şu köşkün sahibi konuşmak için seni çağırıyor” dedi. Adam köşke girdi. İbrahim bin Edhem onu görünce “Ey Efendi! Ekmeği yedin ve doydun değil mi?” dedi. Adam “Evet” dedi. “Suyu içerek kandın değil mi?” dedi. Adam “Evet” dedi. “Sonra da huzur içinde ve kalbinde hiçbir keder ve meşguliyet olmadan uyudun değil mi?” dedi. Adam “Evet” deyince İbrahim: “Ben kendi kendime düşündüm; İnsanın nefsi şuncacık şeye kanaat edebiliyorsa ben niçin bu dünya ile uğraşıp duruyorum.” dedi. Bundan sonra malı mülkü ve memleketini terketti, Allâhü Teâlâ’nın rızâsını kasdederek ve sırf helâl lokma talebiyle yeryüzünde yolculuğa çıktı.
İbrahim bin Edhem’in arkadaşlarından Ebû Abdullah Cüzcânî anlattı:
İbrahim bin Edhem bir deniz gazâsına gitti. Orada hastalandı. Vefât edeceğini anlayınca “Bana yayımı veriniz” dedi. Cenâb-ı Hak yay elinde olduğu halde ruhunu kabz eyledi. (H. 162) Onu Rum diyarında bir adada defnettik. Rahmetullâhi aleyh.
Hicrî: 22  Zilhicce 1436   Fazilet Takvimi



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder