3 Mart 2015 Salı

ASHÂB-I KİRÂMIN EN ÂLİMİ: HZ. EBÛBEKİR




قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَتَانِي جِبْرِيلُ فَقَالَ لِي يَا مُحَمَّدُ إِنَّ اللهَ يَأْمُرُكَ أَنْ تَسْتَشِيرَ أَبَا بَكْرٍ. (كر)
" بانه جبرائل كلدى : الله تعالى صنه أبوبكرله إستشاره أتمنى أمرديور . "
Bana Cebrâîl geldi: ‘Allâhü Teâlâ sana Ebûbekir’le istişâre etmeni emrediyor’ dedi.” 
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Asâkir, Târîh-i Dimaşk)
Hicrî: 10 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  

ASHÂB-I KİRÂMIN EN ÂLİMİ: HZ. EBÛBEKİR


Hazret-i Ebûbekir (r.a.), Kur’ân-ı Kerîm’i ve sünneti; Peygamber Efendimizin hadislerini en iyi bilen idi. Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.), peygamberliğinin başından âhirete irtihaline kadar sohbetinden ayrılmamıştır.
Abdullah bin Ömer’e (r.anhümâ), “Resûlullâh’ın hayâtında halka kim fetva veriyordu?” diye soruldu.
“Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer (r.anhümâ) veriyorlardı. Onlardan başkasının fetva verdiğini bilmiyorum” dedi.
Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) son hastalığında hutbeye çıkıp:
“Allâhü Teâlâ bir kulunu dünyada kalmak ile kendine kavuşmak arasında serbest bıraktı. O da Allâh’a kavuşmayı tercih etti.” buyurdular.
Hz. Ebûbekir ağlamaya başladı. Ben kendi kendime:
“Allâhü Teâlâ’nın bir kulu dünyada kalmak ile kendine kavuşmak arasında serbest bırakmasında ve onun da Allâh’a kavuşmayı tercih etmesinde ne var ki, Ebûbekir ağlıyor?” diye düşündüm. Meğer o serbest bırakılan kul, peygamberimiz imiş. Hz. Ebûbekir, bu sözle kasd edileni hepimizden daha iyi anlamıştı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ebûbekir’in ağladığını görünce:
“Ey Ebûbekir! Ağlama. İnsanlar içinde malını ve canını benim için cömertçe harcayan sensin…” buyurduktan sonra Ebûbekir’in (r.a.) kapısından başka, mescide açılan bütün kapıların kapatılmasını emir buyurdular.
Bazı âlimler Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bu kapıların kapatılmasını emretmesinin, Hz. Ebûbekir’in halîfeliğine bir işaret olduğunu bildirmişlerdir.
Hakîkat ve tarîkat âlimleri, bu emrin Hz. Ebûbekir’in bâtınî, mânevî halîfeliğine, ayrıca Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) kâmil muhabbeti sebebiyle onun yolunun; Tarîkat-ı Nakşibendiyye’nin inkıtâsız (kesilmeksizin) devam edeceğine, diğer nisbet ve tarîkların inkıtâya (kesintiye) uğrayacağına işaret olduğunu söylemişlerdir.
Hicrî: 10 Cemâziyelevvel 1436   Fazilet Takvimi  



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder