21 Nisan 2014 Pazartesi

GÜL



Hadîs-i Şerîf:
 "Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir heyet geldiği zaman en güzel elbisesini giyer, Ashâbına da böyle yapmalarını emrederdi." 
(Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Ma'rifetü's-Sahâbe)
Hicrî:21 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim

GÜL

Asıl vatanı Doğu Asya olan gül, buradan Anadolu, Avrupa ve Kuzey Afrika'ya yayılmıştır.
Türkiye'de İsparta ve Burdur ilinde çokça yetiştirilir. Gül, güzel kokulu ve dikenli bir ağaççıktır. Deniz seviyesinden 3500 metre yüksekliğe kadar rutubetli topraklarda yetişir.
Gülün çiçeklerinden gülyağı ve gülsuyu elde edilir. Kâbe-i Muazzama gül suyu ve zemzem ile yıkanır.
Gülyağı bilhassa parfümeri ve kozmetik sanâyiinde çok kullanılır.
Gül'den güllaç, lokum, gülsuyu, gül reçeli yapılır.
Gül suyu antiseptiktir, yaraları temizlemede kullanılır. Gargara yapılırsa boğaz ve ağız rahatsızlıklarına faydalıdır. Ferahlatıcı ve dinlendiricidir.
Resûlullah (s.a.v.) namaza durduğu zaman mübarek göğsünden tencerede kaynayan suyun sesine benzer kaynama sesi duyulur ve kendisinden gül kokusu yayılırdı. Bir hadîs-i şerîfte:
"Beden, üç şeyle ferahlar; Güzel koku koklamak, yumuşak elbise giymek ve bal içmek." buyurulmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte:
"Her kim kırmızı bir gül koklar da bana salavât-ı şerife getirmezse, bana eziyet etmiş olur." buyurulmuştur.
Lâle Allâhü Teâlâ'yı gül de Resûlullah'ı hatırlattığından Osmanlı'da tezyinatta ve resmî evrakta lale hep gül ile birlikte kullanılmıştır. Sultan Ahmet Han merhum, başında ayak izini taşıdığı Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.):
"Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir
Ahmedâ, durma yüzün sür kademine o gülün."
diyerek Peygamber Efendimizi, Peygamberlik gülistanının gülü diye tavsif etmiştir.
Hicrî:21 Cemâziyelâhir 1435   •Fazilet Takvim




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder