2 Ağustos 2023 Çarşamba

İLİM TALEP ETMEKTE İNSANLAR ÜÇ KISIMDIR

 


قَالَ رَسُولُ اللهِ : كَفَى بِالْمَرْءِ عِلْمًا أَنْ يَخْشَى اللهَ وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلًا أَنْ يُعْجِبَ بِعِلْمِهِ. (مى)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  بر كمسيه ، علم اولرق الله تعالى ، دان قورقماسى يتر . بر كمسيه ده جهالت اولرق ، علميله أؤونمسى يتر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Bir kimseye, ilim olarak Allâhü Teâlâ’dan korkması yeter. Bir kimseye de cehâlet olarak, ilmiyle övünmesi yeter.”

(Sünen-i Dârimî)

Hicrî:  15  Muharrem    1445  Fazilet Takvim

 

 

İLİM TALEP ETMEKTE İNSANLAR ÜÇ KISIMDIR

 

Birinci kısım: İlmi, kendisine âhiret azığı etmek için talep eden ve o ilimle yalnızca Hazret-i Allâh’ın rızasını ve âhirette kurtuluşu talep eden kimselerdir. İşte bu kimseler, Allâhü Teâlâ’nın azâbından kurtulanlardan ve hayra erişenlerdendir.

İkinci kısım: İlmi, fânî olan dünya maksatlarına, izzet ve şerefe, mal ve makama sahip olmak için talep eden kimselerdir. Bu kimselerin, kalplerindeki bu hastalık ve meyil sebebi ile son nefeslerinden önce tevbe etmeye muvaffak olamayıp -Allah muhafaza- imanlarını muhafaza edememelerinden korkulur.

Bir kimse son nefesinden evvel tevbe etmeye muvaffak olur ve ilmi ile amel edip noksan bıraktığı amellerini de tamamlamaya çalışırsa o zaman kurtulanlardan olur. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Günahından tevbe eden kimse, hiç günahı olmayan kimse gibidir.” buyurmuşlardır.

Üçüncü kısım: Şeytan, kendisi üzere galip gelen kimselerdir ki bu kimseler ilmi, mal toplamaya, büyüklenmeye, tâbilerini çoğaltıp kuvvetlenmeye vesile kılarlar. Bununla beraber bu kimseler, kendilerinin Allah indinde iyi bir mevkiye sahip olduğuna inanırlar. Böyle inanmaları sebebiyle onlar için tevbe etme ümidi de kalmamıştır.

Bu kimseler helâk olanlardandır. Hattâ Allâhü Teâlâ’nın, Saff Sûresi’nin 2. âyet-i kerimesinde, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?” buyurduğundan da gafildirler. Bu gibi âlimler hakkında Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Ümmetim üzerine en çok korktuğum şey, dalâlete düşüren âlimlerdir.” buyurmuşlardır.

 

BEYİT:

 

Dermiş hakîm: Bilmediğim nesne kalmadı

Dünyâyı bildi, kendini bîçâre bilmedi

                       Rûhî (Osman Rûhî-i Bağdâdî)

Hicrî:   15  Muharrem  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

1 Ağustos 2023 Salı

HAZRET-İ ÖMER’İN (R.A.) ŞEFKATİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ : مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى (م)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر :  مؤمنلر بربرلرينى سومكده ، بربرلرينه آجمقده و بربرلرينه ياردمده تك بر وجود كبيدر . بو وجودون بر عضوى حصطه اولديغى زمان ، ديكر عضولرده بو سببله اويقوسوزلق و آتشه دوجار اولور . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerine yardımda tek bir vücut gibidir. Bu vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluk ve ateşe dûçâr olur.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  14  Muharrem    1445  Fazilet Takvim

 

 

HAZRET-İ ÖMER’İN (R.A.) ŞEFKATİ

 

Hz. Ömer radıyallâhü anh, halifeliği zamanında bir gün Medîne-i Münevvere’de insanlara yemek ikram ediyordu. Elinde asâ ile aralarında dolaşırken, sol eliyle yiyen bir kimse gördü. Ona, “Ey Allâh’ın kulu, sağ elinle ye!” buyurdu.

O zât, “Ey Allâh’ın kulu, o meşguldür.” cevabını verdi.

Hazret-i Ömer ilerledi. Biraz sonra tekrar yanından geçerken, “Ey Allâh’ın kulu, sağ elinle ye!” buyurdu.

O zât üç defa, “O meşguldür.” cevabını verdi.

Hazret-i Ömer, “Ne ile meşgul?” diye suâl edince, “Mûte Gazâsı’nda (bir kılıç darbesiyle) kesildi.” cevabını verdi.

Hazret-i Ömer bu cevap karşısında duygulandı ve ağlayarak o zâtın yanına oturdu, ona, “Sana abdesti kim aldırıyor? Elbiseni kim yıkıyor? Diğer işlerinde sana kim yardımcı oluyor?” diye sormaya başladı. Sonra o zât için bir hizmetçi çağırdı, yemek, binek vesair bütün ihtiyaçlarını tek tek sayarak yapmasını emretti.

Hazret-i Ömer radıyallâhü anh’in o zâta olan şefkatinden ve Müslümanların işlerine bu kadar ihtimam göstermesinden dolayı, orada bulunan Ashâb-ı Kirâm, müteessir olarak Halife-i müslimîne dua ettiler.

 

EYYÂM-I BÂHÛR

 

Bâhûr, Arapça’da, “çok sıcak” manasına, eyyâm ise “günler” manasına gelir. Eyyâm-ı bâhûr da “çok sıcak günler” demektir.

Eyyâm-ı bâhûr, Kuzey Yarımküre’de 2 Ağustos’tan 9 Ağustos’a kadar süren, 7 sıcak gün hakkında kullanılan bir tabirdir. Güney Yarımküre’de ise içinde bulunulan bölgeye, boylama ve iklim şartlarına göre bu tarih, ocak ve mart arasına düşer.

Bu günlerde, sıcaklarda denize girilecek olursa -vücut, Güneş ışıklarına çok fazla maruz kalacağı için- ciltte yanmalar meydana gelebilir. Şiddetli sıcaklığın hüküm sürdüğü bir zaman olması hasebiyle vücut temizliğine dikkat edilmeli ve çok sıcak saatlerde, Güneş ışıklarına maruz kalmaktan sakınılmalıdır. Sağlıksız ve çok soğuk yiyecekler yiyip, içecekler içip de mide ve bağırsakların sıhhatine zarar verilmemelidir.

Hicrî:   14  Muharrem  1445  Fazilet Takvim

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"