8 Mayıs 2020 Cuma

NAMAZLARDAN SONRAKİ TESBİH, TAHMÎD VE TEKBİRLER




قَالَ النَّبِىُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ سَبَّحَ اللهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ وَحَمِدَ اللهَ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ وَكَبَّرَ اللهَ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ فَتِلْكَ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ وَقَالَ تَمَامَ الْمِائَةِ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ غُفِرَتْ خَطَايَاهُ وَاِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ. (م)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  كيم ( بش وقيت ) نمازدان صوكره اوطوز أؤج كره سبحان الله : اوطوز أؤج كره ألحمدلله : اوطوز أؤج كره ده الله أكبر ، درسه بونلر دوقسان دوقوز اولور . يوزه تماملامق إيجن ( بر كره ) لَا اِلٰهَ اِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ اوقورسه – دنز كوبوكى قدار ده اولسه – كوناحلرى باغشلانر  ."

Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kim (beş vakit) namazdan sonra otuz üç kere ‘Sübhânallâh’, otuz üç kere ‘Elhamdülillâh’, otuz üç kere de ‘Allâhü Ekber’ derse bunlar doksan dokuz olur. Yüze tamamlamak için (bir kere) ‘Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü…’ okursa -deniz köpüğü kadar da olsa- günahları bağışlanır.
(Sahîh-i Müslim)
Hicrî:   15  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

NAMAZLARDAN SONRAKİ TESBİH, TAHMÎD VE TEKBİRLER


Namazlardan sonra, bir defa Âyetü’l-Kürsî, Muavvizât (İhlas, Felak ve Nas Sûreleri), 33 Sübhânallâh, 33 Elhamdülillâh, 33 Allâhü Ekber diyerek, yüzüncü olarak da “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü…” okuyan kişinin günahları, deniz köpüğü kadar dahi olsa mağfiret olunacağı, İmâm Müslim Hazretlerinin rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîf ile beyân edilmiştir.
Bu hususta İmâm-ı Rabbânî Hazretleri ise şöyle buyurdular:
“Farz namazlardan sonra 33’er defa tesbih, tahmid, tekbir ve bir defa da tehlil okuyarak 100’e bâliğ olan tesbîhâtın okunmasındaki sır, Fakîr’in ilmine göre; namazın edâsı esnâsında vâki olan kusûr ve taksîrâtı telâfi etmek ve bu ibâdetin lâyıkı vechile yapılmadığını itirâftır...” buyurdular.
(c. 1, m. 304)

KADİR GECESİ’Nİ ARAMAK

Kadir Gecesi’nin bu ay içerisinde hangi gece olduğunun gizlenmesi, müminlerin her geceyi Kadir Gecesi bilip, her gece çokça ibâdet etmeleri içindir. İmam Şa’rânî Hazretleri, Kadir Gecesi’nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı Şerîf’in ilk gününe göre şöyle tesbit etmiştir. Ramazân-ı Şerîf:
• Pazar günü girerse 28’i 29’a bağlayan gece.
• Pazartesi günü girerse 20’yi 21’e bağlayan gece.
• Salı günü girerse 26’yı 27’ye bağlayan gece.
• Çarşamba günü girerse 18’i 19’a bağlayan gece.
• Perşembe günü girerse 24’ü 25’e bağlayan gece.
• Cuma günü girerse 16’yı 17’ye bağlayan gece.
• Cumartesi günü girerse 22’yi 23’e bağlayan gece.
İmâm-ı Şa’rânî Hazretleri 30 sene Kadir Gecesi’yle bu usûle göre müşerref olmuşlardır. Birçok evliyâ, bu usûlle Kadir Gecesi’ni bulmuşlardır.
Kadir Gecesi’nde hava berrâk ve güzel olur. O gece her şey Hazret-i Allâh’a secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatlılaşır. Müminler, aff-ı ilâhî ve mağfiret-i sübhâniyeye mazhar olurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neş.)
Bu hesaba göre Ramazân-ı Şerîf hangi gün girerse girsin, Kadir Gecesi, cumartesiyi pazara bağlayan geceye isâbet etmektedir. Ramazân-ı Şerîf’in ikinci yarısındaki iki adet cumartesi gününden 17, 19 gibi tek sayılı gecelerden biri Kadir Gecesi olabilir.
Hicrî:   15  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi



7 Mayıs 2020 Perşembe

ZEKÂT VE SADAKANIN EN MAKBULÜ




قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَلَا يَحْمِلَنَّكُمُ اسْتِبْطَاءُ الرِّزْقِ عَلَى أَنْ تَطْلُبُوهُ بِمَعْصِيَةِ اللهِ فَإِنَّ اللهَ تَعَالَى لَا يُنَالُ مَا عِنْدَهُ إِلَّا بِطَاعَتِهِ. (هب)
رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر   ،:  "  رزقنزيك كجكمسى ، ساقين سزى الله تعالى يه عصيان اولان عمللرله اونى طلب أتميه سوك أتمسيك . زيرى الله تعالى نيك عندنده اولانه آنجق اونه طاعتله نائل اولونور  ." 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Rızkınızın gecikmesi, sakın sizi Allâhü Teâlâ’ya isyan olan amellerle onu talep etmeye sevk etmesin. Zîrâ Allâhü Teâlâ’nın indinde olana ancak ona tâatle nâil olunur.
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî:   14  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi

ZEKÂT VE SADAKANIN EN MAKBULÜ

Cenâb-ı Hak, Bakara Sûresi’nin 273. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor (meâlen): “Verin o fakirlere ki Allah yolunda kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar, istemekten çekindikleri için bilmeyen onları zengin zanneder, onları simalarından tanırsın. İnsanlardan ısrarla bir şey istemezler. Artık hayır namına ne verirseniz, hiç şüphesiz Allah onu bilir.”
Bu âyet-i kerîme, Ashâb-ı Suffe diye isimlendirilen Muhâcirlerin fakirleri hakkında nâzil olmuştur ki dört yüz kişi kadardılar. Medîne-i Münevvere’de ne bir meskenleri, ne aşiret ve akrabaları vardı, hiçbir şeyleri yoktu. Mescidin sofasında ikâmet edip, Kur’ân-ı Kerîm ilmi tahsil ederler, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) derslerinden ve sohbetlerinden bol bol istifâde ederlerdi. Bunlar risâlet medresesinin, canını Allah yoluna vakfetmiş talebeleri idiler.
İbn-i Abbas (r.anhümâ) Hazretlerinden rivâyet olunduğuna göre bir gün Peygamberimiz (s.a.v.), Ashâb-ı Suffe’nin başlarına durup hâllerine baktıktan sonra fakirliklerini, çektikleri sıkıntıları görmüş ve kalplerini hoşnut etmek için şöyle buyurmuşlardır: “Ey Ashâb-ı Suffe! Size müjdeler olsun ki her kim, şu sizin bulunduğunuz hâlde ve içerisinde bulunduğu hâlden razı olarak bana kavuşursa o benim dostlarımdandır.”
Bakara Sûresi’nin 273. âyet-i kerîmesi her ne kadar Ashâb-ı Suffe hakkında nâzil olmuş olsa da hükmü umûmîlik ifade eder. Allah rızası için düşmana karşı nöbet bekleyen veya Allah rızası için medreselerde dirsek çürüten yahut Allah rızası için kendisini âmme hizmetine vakfeden ve bu haller içerisinde malı mülkü olmayıp nafakasını kazanmaya fırsat bulamayan veya gücü yetmeyen fakir müminler bu âyetin hükmüne dâhildirler. Bunlar infak ve sadakaların verileceği en güzel yerleri teşkil ederler.
Binaenaleyh veriniz efendiler veriniz! Hususiyle de Allah yolunda vücûdunu hasretmiş olan şu fakirlere veriniz. İhlâs ve kemâliniz gece gündüz, gizli veya açık farkını hissettirmeyecek kadar yükselsin, riya ve nifaktan sakınıp Allah rızasını talep ederek ve kendinizi Allah yolunda sabit kılmak için gönül hoşluğu ile gücünüzün yettiği kadar iyilerinden vermek âdetiniz, huyunuz, melekeniz olsun da her zaman ve her suretle veriniz. Allah ne hayır yaparsanız onu bilir, ecrinizi zayi etmez.
Hicrî:   14  Ramazan  1441  Fazilet Takvimi