12 Temmuz 2026 Pazar

ALLÂHÜ TEÂLÂ, ZÂLİMLERİ HELÂK EDER -2


قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِهِ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ اَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍ حَتّٰٓى اِذَا فَرِحُوا بِمَٓا اُوتُٓوا اَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً فَاِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ. (سورة الانعام، ٤٤)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : وقتاكى اونلر ، كنديلرينه نه اؤكوت ورلديسه اونلرى اونوطونجه ، أؤزرلرينه هر شيئك ( هر زوك و نعمتيك ) قابلارينى آجتق ، نهايت كنديلرينه وريلن او شيلر ( او كنشلك و سربستلك ) يوزندن فرحلاندقلرى وقت ده اونلرى آنسزيك ياقاليوردك و آرتق او آنده اونلر ، بتون أؤمتلرندن محروم قالديلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : “Vaktâki onlar, kendilerine ne öğüt verildiyse onları unutunca, üzerlerine her şeyin (her zevk ve nimetin) kapılarını açtık, nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve serbestlik) yüzünden ferahlandıkları vakit de onları ansızın yakalayıverdik ve artık o anda onlar, bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.”

(En’âm Sûresi, âyet 44)

Hicrî:  27  Muharrem   1448  Fazilet Takvim

 

ALLÂHÜ TEÂLÂ, ZÂLİMLERİ HELÂK EDER -2

 

Cenâb-ı Hak, mülkünde, dilediği gibi tasarrufa mâliktir, âdildir. Allâhü Teâlâ, kendisi zulmetmekten münezzeh olduğu gibi halk, sâlih, iyi kimseler olunca zâlimlerin onlara zulmetmesine de fırsat vermez. Ve bunun için yalnız sâlih olmak kâfi gelmez, muslih olmak (kendisi iyi olduğu gibi başkalarını ıslah eden kimselerin olması) da şarttır. Zira iyi hâlden, güzel davranıştan mahrum; birbirinin ıslahına çalışmaktan, hukukuna riâyet etmekten nasipsiz olan kavimler, helâke maruz kalır ve başkaları için bir ibret numunesi olurlar.

Bir rivâyete göre de zulmetmekten murat, küfür ve şirktir. Şöyle buyurulmuş oluyor: Herhangi bir memleketin ahalisi kâfir olsalar bile kendi aralarında doğrulukla hareket ettikçe yalnız müşrik olduklarından dolayı dünyada hemen umumî bir felâkete uğramazlar. Cenâb-ı Hak, onları dünyada iken birden helâk etmez, onları bir müddet yaşatır. Bu da Allâhü Teâlâ’nın rahmetinin ve müsamaha göstermesinin bir eseridir. Onlar, dünyada küfür ve şirkten dönebilecekleri bir müddet, yaşarlar. Buna rağmen dinsizliklerinde devam ederlerse âhirette İlâhî azâba maruz kalırlar. Fakat bir memleketin ahalisi, kendi aralarında fesada çalışırlar, insanların hukukuna tecavüz ederlerse daha dünyada iken azap olunurlar, helâke maruz kalırlar, yurtları mahv-u harap olup feci bir tarih numunesi hâline gelirler. Nitekim, “Mülk, küfür ile devam edebilir, zulüm ile devam etmez.” denilmiştir.

İşte Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb aleyhimüsselâm gibi Peygamberlerin, onlara iman etmeyen kavimleri de insanlara ezâ ve cefâda bulunmuş, halka zulmetmiş, iyilik dairesinden büsbütün uzak bulunmuş oldukları için köklerinden kazınmak suretiyle mahv olmuşlardır. Artık bunlar gibi helâke uğramış milletlerin tarihî hâllerinden, şimdiki insanlar, ibret almalıdırlar.

Hicrî:  27 Muharrem  1448  Fazilet Takvim

 

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder