قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ. (سورة الشعراء، ۸۸-۸۹)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : او كون ( قيامت كونى ) ، نه مال فايده ورير و نه ده أولاد ، آنجق اللهه سلم ( يعنى كفر و نفقدان اوزق اولان ) بر قلب إيله واران كمسه مستثنى . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen: O gün (kıyamet günü), ne mal fayda verir ve ne de evlat, ancak Allâh’a selîm (yani küfür ve nifaktan uzak olan) bir kalp ile varan kimse müstesna.”
(Şuarâ Sûresi, âyet 88-89)
Hicrî: 15 Şaban 1447 Fazilet Takvim
ŞUARÂ SÛRESİ
Şuarâ Sûresi, Mekke-i Mükerreme’de nâzil olmuştur. Sadece son dört âyet-i kerîmesi, Medîne-i Münevvere’de indirilmiştir. 227 âyet-i celîleden müteşekkildir. Bu mübarek sûrede, Kur’ân-ı Azîm’in yücelik ve fazileti, Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem’in bazı müşrikler yüzünden ne kadar müteessir olduğu bildiriliyor ve ona teselli veriliyor.
Birtakım inkâr edenlerin kötü âkıbetlerine işaret buyuruluyor. Cenâb-ı Hakk’ın, dilemiş olsa o dinsizleri zorla imana sevk edebileceğini anlatıyor. O dinsizlerin de bütün nasihatlerden yüz çevirdiklerini beyan ediyor ve bunun neticesinde vahim bir âkıbete uğrayacaklarını ihtar buyuruyor.
Cenâb-ı Hakk’ın ne kadar ulvî sıfatlar ile muttasıf olduğunu bildiriyor ve dinsizleri hidayete davet buyuruyor.
Mûsâ aleyhisselâm’ın, Firavun ile kavmini hak dine davete memur olduğunu bildiriyor. Mûsâ aleyhisselâm’ın, Firavun ile olan münazarasını, sihirbazların mağlup olup iman şerefine nâil olduklarını bildiriyor. Firavun’un o zâtları idam ile tehdit ettiğini; o zâtların da bu tehdide boyun eğmeyip imanları sayesinde Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretine nâil olacaklarını söylediklerini beyan ediyor. Müminlerin selâmete erdiğini, düşmanlarının ise Allâh’ın kahrına uğradıklarını bildiriyor.
Bu sûre-i celîle, İbrâhîm, Nuh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb aleyhimüssalâtü vesselâm’ın da kıssalarını, ümmetlerini aynı sûrette îkâz ve irşâda çalışmış olduklarını ve bu tebliğlere, tavsiyelere uymayıp karşı duranların da dehşetli âkıbetlerini bir ibret vesilesi olmak üzere beyan buyuruyor.
Hâtemü’l-Mürselîn Peygamberimiz (s.a.v.) Hazretlerine nasıl bir ulvî kitabın indirilmiş olduğunu ve Sevgili Peygamberimizin de ne kadar hayır murat ederek insanları dînî hakikatlerden haberdar ettiğini gösteriyor.
Şeytânî vesveselerin düşkünü olan bazı şairlerin de kötü hareketlerini teşhir ediyor. Kur’ân-ı Kerîm’in ise aslâ şiir kabîlinden olmayıp İlâhî vahye dayanan en kudsî bir kitâb olduğuna işaret buyuruluyor. İman edenler, sâlih amellerde bulunanlar ve Allâh’ı çokça zikredenlerin müstesna bir mevkide bulunduklarını beyan ediyor.
Hicrî: 15 Şaban 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder