3 Nisan 2026 Cuma

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) MEDÎNE-İ MÜNEVVERE’Yİ TEŞRİFLERİ


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : …أَنَّ الْإِسْلَامَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ وَأَنَّ الْهِجْرَةَ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا وَأَنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ. (م)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : محقق إسلام ، ( كشنين مسلمان اولمادان ) أؤنجكى ( كفرنى و معصيت ) نى يوق أدر . هجرت ده كندندن أؤنجكى كونحلرى يوق أدر . محقق حج ده كندندن أؤنجكى كونحلرى يوق أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  …Muhakkak İslâm, (kişinin Müslüman olmadan) önceki (küfrünü ve masiyeti)ni yok eder. Hicret de kendinden önceki günahları yok eder. Muhakkak Hac da kendinden önceki günahları yok eder.”

(Sahîh-i Müslim)

Hicrî:  15  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

RESÛLULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) MEDÎNE-İ MÜNEVVERE’Yİ TEŞRİFLERİ

 

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Mekke-i Mükerreme’den hicret edip Medîne-i Münevvere’yi teşrîf ettiklerinde, Medîne ahalisi buna çok sevinmiş, âdeta bayram etmişlerdi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), şehrin içinde ilerlerken her kimin evinin önünden geçse o evin sahibi, devesinden tutup Resûlullah Efendimizi (s.a.v.), evine davet ediyor, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) de ona, “Deveyi bırakınız. Bu deve, Allâhü Teâlâ tarafından memurdur.” buyuruyorlardı.

Devenin yuları, boynunun üstüne bırakılmıştı, sağına soluna baka baka gidiyordu. Önce Mescid-i Nebevî’nin yerinde durdu, sonra yoluna devam etti ve nihayet Ebû Eyyûb el-Ensarî radıyallâhü anh’in evinin önünde yere çöktü. Bunun üzerine Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), “İnşâallah, konağımız burasıdır.” buyurdular.

Hz. Ebû Eyyûb radıyallâhü anh, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in eşyalarını alıp kendi evine götürdü. Zeyd bin Hârise (r.a.) de onunla beraberdi.

Ebû Eyyûb (r.a.), Benî Neccâr kabilesindendi. Bu kabile, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in dedesi Abdülmuttalib’in dayılarının kabilesiydi. Onlar, Ensâr-ı Kirâm arasında son derece itibarlı kimselerdi.

Ebû Eyyûb radıyallahü anh’in evi iki katlıydı. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Ebû Eyyûb radıyallâhü anh’in evini teşrîf ettiklerinde alt katta kalmak istediler. Üst katı tercih buyurmadılar. Ebû Eyyûb (r.a.), hanımına, “Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in, aşağı katta olması lâyık değildir. Cebrâîl aleyhisselâm gelir ve Kur’ân-ı Kerîm nâzil olur, Resûllullâh’ın (s.a.v.) yukarı katta olması gerekir.” diyerek o gece kederden uyuyamadılar. Sabah olunca bu hâli Resûlullah Efendimize (s.a.v.) arz ettiler.

Böylece Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), altı ay kadar Ebû Eyyûb radıyallahü anh’in evinin üst katında kaldılar ve Mescid-i Nebevî’nin yapılmasından sonra oradan hâne-i saâdetlerine geçtiler.

Hicrî:  15 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

 

2 Nisan 2026 Perşembe

İLİM VE ZİKİR MECLİSLERİNİN KIYMETİ


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يَا مَعْشَرَ مَنْ أَسْلَمَ بِلِسَانِهِ وَلَمْ يُفْضِ الْإِيمَانُ إِلَى قَلْبِهِ لَا تُؤْذُوا الْمُسْلِمِينَ وَلَا تُعَيِّرُوهُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا عَوْرَاتِهِمْ فَإِنَّهُ مَنْ تَتَبَّعَ عَوْرَةَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ تَتَبَّعَ اللهُ عَوْرَتَهُ وَمَنْ تَتَبَّعَ اللهُ عَوْرَتَهُ يَفْضَحْهُ وَلَوْ فِي جَوْفِ رَحْلِهِ. (ت)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : أى دليله مسلمان اولوب إيمانى قلبنه إنمين كمسلر ! مسلمانلره أزيت أتمين ، اونلرى آيبلاماين ، اونلارين قصورلرينى آراشترماين . زيرى مسلمان قردشنين آيبلارينى آراشترانين آيبنى ، الله تعالى ميدانه جقارير . الله تعالى ، آيبنى اورطايه جقارديغى كمسي ، أوينك إيجنده بله اولسه رزل أدر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Ey diliyle Müslüman olup imanı kalbine inmeyen kimseler! Müslümanlara eziyet etmeyin, onları ayıplamayın, onların kusurlarını araştırmayın. Zira Müslüman kardeşinin ayıplarını araştıranın ayıbını, Allâhü Teâlâ meydana çıkarır. Allâhü Teâlâ, ayıbını ortaya çıkardığı kimseyi, evinin içinde bile olsa rezil eder.”

(Sünen-i Tirmizî)

Hicrî:  14  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

İLİM VE ZİKİR MECLİSLERİNİN KIYMETİ

 

İlim talebesi, öğreneceği ilimlerle hem kendisi istifade etmek hem de başkalarına faydalı olmak niyeti ile ilim tahsiline gayret etmelidir. Bir talebenin, uhrevî ilimlerle ve Allâhü Teâlâ’yı zikirle meşgul olması nâfile ibadetlerle meşgul olmasından hayırlıdır.

Ebû Zerri’l-Gıfârî (r.a.)’ten rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte, “Zikir meclisinde bulunmak, bin rekât namaz kılmaktan, bin cenazenin techîz ü tekfîni ile meşgul olmaktan ve bin hasta ziyaret etmekten daha faziletlidir.” buyurulmuştur. Allâhü Teâlâ’nın kitabının ve dininin öğretilip okutulduğu ilim meclisleri de bu zikir meclislerindendir.

İlim ve zikir meclislerinin meziyet ve faziletini tarif mümkün değildir. Ka’bü’l-Ahbâr Hazretleri, “Halk, ilim meclislerinin sevabını bilmiş olsaydı dükkânları, tezgâhları hattâ idare ve makamlarını terk ederek ilim meclisine giderlerdi.” demiştir.

Hz. Ömer radıyallâhü anh, insanları ilim meclislerine teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Bir kimse, üzerinde Tihâme Dağları kadar günahı ile evinden çıkıp âlimlerin meclislerine giderek onlardan nasihat dinlese ve sohbetin eseri ile kalbine Allâh korkusu gelse bütün günahlarından kurtulur. Allâhü Teâlâ’nın, yeryüzünde vaaz ve nasihat olunan yerlerden daha hayırlı bir yer yaratmamış olduğunu biliniz ve âlimlerin meclislerinden ayrılmayınız.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “İlim meclisine devam ederseniz kalbinizin katılığı zâil olur.” buyurmuşlardır.

Velhâsıl ilim ve zikir meclisine devam edenlerin kalplerinde, dünya sevgisinden zerre kadar eser kalmaz. Sözü tatlı, sîreti güzel olan bir zâtın sohbetinde veya dînî meseleleri okutan bir âlimin dersinde bulunmak kalbi, dünya muhabbeti ile dolu olarak onlarca rekât (nâfile) namaz kılmaktan daha faydalıdır. Bu sebeple ilim talebesinin kıymet ve meziyeti, insanlara bahşolunan meziyetlerin tamamından üstündür.

Hicrî:  14 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

HAZRET-İ ALİ’DEN SIHHATE DAİR TAVSİYELER


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلْمَعِدَةُ حَوْضُ الْبَدَنِ وَالْعُرُوقُ إِلَيْهَا وَارِدَةٌ فَإِذَا صَحَّتِ الْمَعِدَةُ صَدَرَتِ الْعُرُوقُ بِالصِّحَّةِ وَإِذَا فَسَدَتِ الْمَعِدَةُ صَدَرَتِ الْعُرُوقُ بِالسَّقَمِ. (هب)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : معده ، بدنين حووضى در . بتون دامارلر اورايه باغليدر . شو حالده معده صحتلى اولورسه دامارلرده صحتلى جالشر . معده بوزولديغى زمان دامارلر حصطلقلى جالشر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular:  Mide, bedenin havuzudur, bütün damarlar oraya bağlıdır. Şu hâlde mide sıhhatli olursa damarlar da sıhhatli çalışır. Mide bozulduğu zaman damarlar hastalıklı çalışır.”

(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

Hicrî:  13  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

HAZRET-İ ALİ’DEN SIHHATE DAİR TAVSİYELER

 

Hazret-i Ali kerremallâhü vechehû buyurdu ki:

  • Her kim yemeğe tuz ile başlarsa Allâhü Teâlâ, o kimseden yetmiş çeşit hastalığı giderir.
  • Günde yedi adet acve hurması yiyen kimsenin karnındaki kurtlar dökülür.
  • Her kim, günde (sabah aç karnına) yirmi bir adet siyah kuru üzüm yerse bedeninde hastalık namına, hoşuna gitmeyen bir şey görmez.
  • Et yemek, bedeni besler. Ancak sığır etini çok yemek, hastalığa sebep olur. Sığırın sütü şifadır; tereyağı devadır. İç yağı da bedendeki hastalıkları defeder.
  • Kur’ân-ı Kerîm okumak ve misvak kullanmak, balgamı izâle eder.
  • Lohusa kadınlara, taze hurma şifadır.
  • Her kim uzun ömürlü olmak isterse kahvaltısını erken yapsın, fazla borçlanmasın.

 

ÖMRÜN KIYMETİNİ BİLMEK

 

Abdullah bin Mes’ûd (r.a.) şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak sizler, şu âlemde yaşadıkça gecelerin ve gündüzlerin geçip gitmesiyle, mukadder ömrünüz eksilmekte, amellerinizi, melekler kaydetmektedir. Ölüm, ansızın geliverir.

O hâlde her kim hayır ekerse onun hayır hasat edeceği muhakkaktır. Her kim de şer ekerse onun da pişmanlık hasat edeceği muhakkaktır. Zira her ziraat eden ektiği şeyi hasat eder.

Rızkı kendisine az ve yavaş ulaşan (bilmelidir ki), mukadder olan rızkını almadan ölmez, rızka hırslı olan da takdir olunmadıkça arzu ettiğine nâil olamaz.

Kime hayır verilmişse ona, o hayrı veren Allâhü Teâlâ’dır. Kim şerden muhafaza olunmuşsa onu, o şerden koruyan da Allâhü Teâlâ’dır.

Takvâ sahipleri, insanların büyük ve muhteremleri, fakîhler de önderleridir. Onlarla bir arada bulunmak ise (ilim ve takvâda) ziyâdeliktir.”

Hicrî:  13 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3