4 Ocak 2016 Pazartesi

ASHÂB-I KİRÂM




قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ... الآية. (سورة التوبة، 100)
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “Muhacirler ile Ensar’dan ilk evvel İslâmiyet’i kabul ile başkalarından öne geçenler ve onlara ihsan ile tâbi olanlar var yâ! Allah onlardan râzı oldu, onlar da Allah’tan râzı oldular...”

الله تعالى شويله بويوردى : مهاجرلر ايله أنصار،دان إلك أول إسلاميتى قبول ايله باشقهلرندان اونه كجنلر و اونلره إحسان ايله تابع اولانلر وار يا ! الله اونلاردان راضى اولدى اونلرده الله تان راضى اولدولر ."
(Tevbe Sûresi, âyet 100)
Hicrî: 22 Rabiulevvel  1437  Fazilet Takvimi

ASHÂB-I KİRÂM


Ashâb-ı Kirâm efendilerimiz, Arab lisânının bütün inceliklerini bildikleri gibi Kur’ân âyetlerinin indiriliş sebeplerini, hadîslerin nerede, hangi hâdise üzerine buyurulduğunu ve dînî hükümlerin dayandığı delilleri herkesten daha iyi bilirlerdi. İctihâdın şartlarına tamamen sahiptiler. Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de onları medhetmiş, Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), hadîs-i şerîflerinde onların dînin emînleri ve hidâyet yıldızları olduklarını bildirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’i ve hadîs-i şerîfleri Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) “Burada bulunan, bulunmayana teblîğ etsin” emrine uyarak onlara hayırlı halef olan tâbiîne teblîğ etmişlerdir.
Allâhü Teâlâ, Ashâb-ı Kirâm’ı dînin yayılması husûsunda Habîb-i Ekrem’ine dost ve refîk kılmıştır. Onlar da bu büyük nimetin kadrini bilerek i‘lâ-i kelimâtullah (dini yayma) uğrunda mal ve canlarını fedâ etmişlerdir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in de beyân buyurdukları üzere Ashâb’ın hepsinin Allâhü Teâlâ’nın rızasına nâil oldukları kat‘î deliller ile sabittir.
Ashâb-ı Kirâm’ın ve Tâbiîn’in fazîletini ve dîne olan hizmetlerini inkâr etmek kadar cehâlet ve nankörlük düşünülemez. İslam dîninin koruyucusu ve yayıcısı olan o zâtları hatâ ile ithâm eden sapık fırkalar acaba din ve mezheblerini ne vâsıta ile dînin sâhibi Resûl-i Ekrem Efendimiz’e (s.a.v.) isnâd edebileceklerdir?
İşte bu hakîkatlere binâen Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır…” buyurmuşlar ve kurtuluşa erecek yegâne fırkayı da “Onlar benim ve Ashâbım’ın yolu üzere olanlardır” diye beyân etmişlerdir. (Mevâhibü’r-Rahmân fî-Menâkıb-ı İmâm-ı A‘zam)
Hicrî: 22 Rabiulevvel  1437  Fazilet Takvimi



1 Ocak 2016 Cuma

HER HAYIRLI İŞİN BAŞI BESMELE





قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا وَقَعْتَ فِي وَرْطَةٍ فَقُلْ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ فَاِنَّ اللهَ تَعَالَى يَصْرِفُ بِهَا مَا شَاءَ مِنْ أَنْوَاعِ الْبَلَاءِ. (كنز)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Bir sıkıntıya düştüğün zaman ‘Bismillâhirrahmânirrahîm, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm’ de. Muhakkak ki Allâhü Teâlâ bu duâ sebebiyle dilediği belâları bertaraf eder.

بيغمبر أفندمز ( صلى الله عليه وسلم ) بويوردل  "  برصقنتيه دوشديغون زمان  بسم الله الرحمن الحيم  ولاحول ولاقوة الابالله العلى العظيم ده محققكى الله تعالى بو دعا سببيله ديله ديغى بلالرى برطراف أدر ."  

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl
Hicrî: 21 Rabiulevvel  1437  Fazilet Takvimi

HER HAYIRLI İŞİN BAŞI BESMELE


Bir müslümanın hayırlı bir işe başlamak istediğinde o işin bereketli ve kâmil olması için başında “Bismillâhirrahmânirrahîm” ve sonunda “Elhamdülillâh” demesi sünnettir.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri bir hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki:
“Besmele ve hamd okunmadan başlanılan her iş kesiktir (bereketten mahrumdur).” Yani, mühim bir işe besmele ve hamd ile başlanmazsa o iş eli kesik insan gibi noksan olacağından arzu edilen fayda elde edilemez demektir.
İmam Fahruddîn-i Râzî, Tefsîr-i Kebir’de der ki:
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hazretleri, Ebû Hüreyre’ye (r.a) şöyle buyurmuşlardı:
“Ey Ebû Hüreyre! Abdest alacağın zaman ‘Bismillah’ de! Zîrâ amellerini yazmaya memur olan hafaza melekleri, abdestini bitirinceye kadar senin için devamlı sevap yazarlar…”
“Bir çocuğa ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ öğretilince kabirde azâb olunan babası affolunur.”
Besmele-i şerîfenin faydalarını saymak mümkün değildir. Her mü’min besmele-i şerîfenin saâdet anahtarı olduğunu bilip dâimâ okumalıdır.
Tefsîr-i Hanefî’de şöyle geçer:
Kıyâmet gününde Cenâb-ı Hak, bir kulunu cehenneme götürmeleri için Zebânî’lere emreder. O kimseyi cehennem kapılarına getirdiklerinde, dünyada her hayırlı şeyin evvelinde besmeleye devam ettiği için yine âdeti olduğu üzere ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ der. Allâh’ın ismi hürmetine cehennem ateşi o kimseye yaklaşmaz, onu yakmaz. Cehennemin muhafızı Mâlik, azap etmesini emretse de cehennem:
“Allâh’ın ismini zikreden kimseyi nasıl yakayım” der. İşte besmele-i şerîfe’nin fazîleti ile cehennem ateşi o kimseden uzak olur.
Hicrî: 21 Rabiulevvel  1437  Fazilet Takvimi