قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ. (سورة محمد، 33)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ! اللهه إطاعت أدين و رسولنه ده إطاعت أدين . و عمللرينزى ( نفق ، ريا كبى كونحلرله ) بوشه كيدرمين . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : Ey iman edenler! Allâh’a itaat edin ve Resûlüne de itaat edin. Ve amellerinizi (nifak, riyâ gibi günahlarla) boşa gidermeyin.”
(Muhammed Sûresi, âyet 33)
Hicrî: 20 Şevval 1447 Fazilet Takvim
ŞEYH MUHAMMED MA‘SÛM (K.S.) HAZRETLERİ
Silsile-i Sâdât’ın yirmi dördüncü halkası olan Muhammed Ma‘sûm (k.s.) Hazretleri, İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretlerinin oğludur. İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinden sonra irşâd vazifesini devam ettirmiştir.
Muhammed Ma‘sûm Hazretlerinin Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye isimli eseri vardır. Bir mektuplarında şöyle buyuruyorlar:
“Dünyanın fitne ve musibetleri, günden güne artmaktadır. Dostlar, göçüp gitmekte, (geride kalanlarda) yine de bir uyanma, ölümü hatırlama, tevbe edip pişmanlık duyma yoktur. Gaflet gittikçe çoğalmakta, günahlar her gün ziyadeleşmektedir. Nitekim Tevbe Sûresi’nin 126. âyet-i kerîmesinde –meâlen-: ‘Görmezler mi ki, her yıl bir veya iki kere bir belaya tutulurlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar’ buyurulmuştur.
Bu nasıl imandır? Bu nasıl Müslümanlıktır? Ne Kitâb ve Sünnet ile amel ederler ne de apaçık delilleri gördükleri hâlde ibret alırlar.
Tefekkür edip iyice düşünmeli! Beraber gezdikleri, beraber vakit geçirdikleri o eski dostlar, o arkadaşlar, şimdi ne hâldedirler? Nereye gittiler? O can dostu olan arkadaşlarından ortada hiçbir eser yoktur. Fenâ (yokluk) rüzgârı, onları harman gibi savurup izlerini bile bırakmadı.
O hâlde, bizim gibi geride kalanların, bu birkaç günlük dünya hayatını gaflet ile telef etmemesi ve gaflet uykusundan uyanması lâzımdır. Fâni olan dünyaya gönül bağlamayalım. Dünyaya tutulmayalım ve onu sevmeyelim. Hep Allah rızası için çalışalım, nefsin ve şeytanın tuzaklarına düşmemek, arzu ve hevesler girdabına yakalanmamak için çok gayret edelim.
Kabir ve kıyameti her zaman göz önüne getirip kendimizi ölülerden sayalım. Nitekim hadîs-i şerifte, ‘Kendini, kabirde olanlardan say.’ buyurulmuştur.”
(Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye, Fazilet Neşriyat)
Hicrî: 20 Şevval 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder