قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ أَحْسَنَ فِيمَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللهِ كَفَاهُ اللهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّاسِ. (ج)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ،بيوردولر : بر كمسه ، الله تعالى إيله كندى آراسنداكى حصوصلرى ( قللق وظيفلرينى و عبادتلرينى ) كوزل يابارسه الله تعالى ده او كمسه إيله إنسانلر آراسنداكى حصوصلرده اونه كافيدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, buyurdular: “Bir kimse, Allâhü Teâlâ ile kendi arasındaki husûsları (kulluk vazifelerini ve ibadetlerini) güzel yaparsa Allâhü Teâlâ da o kimse ile insanlar arasındaki husûslarda ona kâfidir.”
(Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Hicrî: 16 Şevval 1447 Fazilet Takvim
HÂCE ABDÜLHÂLIK EL-GUCDÜVÂNÎ (K.S.) HAZRETLERİ
Silsile-i Sâdât’ın dokuzuncu halkası olan Hâce Abdülhâlık el-Gucdüvânî kuddise sirruh Hazretleri, Yûsuf-ı Hemedânî Hazretlerinin dördüncü halifesi ve Hâcegân tabakasının önde gelenlerindendir. İmâm Mâlik Hazretlerinin torunlarından olup zamanının ileri gelen zâhirî ve bâtınî ilimlerde âlimi idi.
Abdülhâlık-ı Gucdüvânî Hazretleri (k.s.), Gucdüvân’da doğup büyüdü ve ilk tahsilini Buhârâ’da yaptı. Şerîate ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine tâbi olmaya son derece bağlıydı.
Buhârâ’da zamanının büyük âlimlerinden olan İmâm Sadrüddîn Hazretlerinden tefsir dersleri okudu. Bir gün A‘râf Sûresi’nin “Rabb’inize yalvara yalvara ve gizlice dua edin…” meâlindeki 55. âyetinin tefsîrini okuyorlardı. Hocasına; duanın gizlice yapılmasının hakikatini, usûlünü ve nasıl yapılacağını sordu ve “Bir kimse zikrederken, diliyle zikretse veya bir âzâsını hareket ettirse, başkasının bundan haberi olur. Kalbiyle zikretse ‘Muhakkak şeytan(ın vesvesesi), kanın (bedende) dolaştığı gibi insanın damarlarında dolaşır.’ hadîs-i şerîfinde buyurulduğu gibi bundan şeytanın da haberi olur. Hâsılı hiçbir sûrette gizlilik tahakkuk etmemiş olur.” dedi.
İmâm Sadrüddîn Hazretleri: “Bu, ilm-i ledünnîdir. Allâhü Teâlâ, bunu sana öğretmeyi murad ettiği zaman, ehlullâhtan birini sana gönderir. Nasıl olduğunu ve hakikatini sana öğretir.” buyurdular. Bunun üzerine Hâce Abdülhâlık Hazretleri, nefsine ve hevâsına muhalefet ederek sıdk u safâ yoluna devam ettiler ve ehlullâhtan birini beklemeye başladılar. Nihayet genç yaşta, Hızır aleyhisselâm ile müşerref oldular. Hızır (as.), kendisine zikr-i kalbîyi talim edip devam etmesini emretti ve vukûf-ı adedî (zikirde adede riâyet) usûlünü öğretti. Tarîkat-i Nakşibendiyye’de ilk defa vukûf-ı adedî ile zikir yapan Hâce Abdülhâlık-ı Gucdüvânî Hazretleridir. Bundan dolayı kendisine “Silsile-i Aliyye’nin Reîsi” denilmiştir ve üveysîdir.
(Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye, Fazilet Neşriyat)
Hicrî: 16 Şevval 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder