16 Nisan 2026 Perşembe

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) İLE TEVESSÜL


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِى سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ. (سورة المائدة، ٣٥)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ، الله ( يك ، عذابن ) دان قورقون ( فنالقلردان صاقنيك ، كوناحه دوشتو إيسنز همن توبه أدين ) و او ، نه ( يعنى الله ، يك رحمتنه ) ياقلاشمايا ده وسيله آرايك و اونون يولنده مجاهده أدين كى فلاحه  أره بله سنز . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Ey iman edenler, Allâh(’ın azâbın)dan korkun (fenalıklardan sakının, günaha düştü iseniz hemen tevbe edin) ve O’na (yani Allâh’ın rahmetine) yaklaşmaya da vesîle arayın ve onun yolunda mücâhede edin ki felâha erebilesiniz.”

(Mâide Sûresi, âyet 35)

Hicrî:  28  Şevval   1447  Fazilet Takvim

 

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) İLE TEVESSÜL

 

Tevessül, vesîle: Allâhü Teâlâ’nın, kulunun kendisine yaklaşması için sebep ve ihtiyaçların görülmesine vâsıta kıldığı her şeydir. Kur’ân-ı Kerîm, Peygamberimiz, evliyâ-yı kirâm gibi.

Tâbiîn’den Mâlikü’d-Dâr (r.a.) şöyle rivâyet etmiştir:

Hz. Ömer radıyallâhü anh’in halifeliği zamanında şiddetli bir kuraklık ve kıtlık olmuştu. Ashâb-ı Kirâm’dan Bilâl bin Hâris (r.a.), Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in mübarek kabrine geldi ve “Yâ Resûlallâh! Ümmetin için Allah’tan yağmur iste, zira onlar neredeyse helâk olacaklar.” dedi. Bunun üzerine rüyasında ona (Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından) şöyle denildi: “Git, Ömer’e selâm söyle ve onlara yağmur yağdırılacağını haber ver...”

Bu hadîs-i şerîfte, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’den berzahta (kabir âleminde iken) yağmur duası yapması istenilmesi, onun Rabb’ine dua etmesi, kendisinden bir şey isteyenin suâlini bilmesi, Hazret-i Bilâl’in bu yaptığını Sahâbe-i Kirâm’dan hiç kimsenin inkâr etmemesi, Ashâb-ı Kirâm’ın, Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ile vefatından sonra tevessül ettiklerine apaçık bir delildir.

-Hayatında ve vefatından sonra- peygamberler ve sâlihlerle tevessül etmek husûsundaki bu usûl, asırlar boyu hep devam edegelmiştir.

İmâm Kastalânî’nin “Mevâhib-i Ledüniyye” isimli eserinde şöyle yazmaktadır: “Bende, doktorların tedâviden âciz kaldığı bir hastalık belirmişti. Bu sebeple, senelerce sıkıntı çektim. Bir gece Mekke-i Mükerreme’de, Resûlullah (s.a.v.) hürmetine Cenâb-ı Hakk’a ilticada bulundum. Gece rüyamda, yanında kâğıt bulunan bir adam geldi. O kâğıtta, “Şu, Ahmed el-Kastalânî’nin hastalığının, Resûlullah (s.a.v.) Hazretlerinin izn-i şerîfi ile hazırlanmış ilacıdır.” yazıyordu. Sonra uyanmışım. Allâhü Teâlâ’ya yemin olsun ki bende, daha önce hissettiğim ağrı ve elemden hiçbir şey kalmamıştı. Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in bereketi ile şifa hâsıl olmuştu.

Hicrî:  28 Şevval  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder