قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ. (سورة يس، 21)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : سزدن هيجبر مكافات إستمين ( صرف الله رضاسى إيجن سزى إرشاده جالشان ) او زانلره تابى اولونز . اونلر ، دوغرى يوله أرمش كمسلردر . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : Sizden hiçbir mükâfat istemeyen (sırf Allah rızası için sizi irşâda çalışan) o zâtlara tâbi olunuz. Onlar, doğru yola ermiş kimselerdir.”
(Yâsîn Sûresi, âyet 21)
Hicrî: 22 Şevval 1447 Fazilet Takvim
SÂHİB-İ YÂSÎN: HABÎB-İ NECCÂR HAZRETLERİ -2
Yâsin Sûresi’nin 20 ilâ 27. âyet-i kerîmeleri şöyle tefsir edilmiştir:
O şehir ahalisine, o mübarek zâtların gelip onları hak dine davet ettiklerini ve o ahalinin de inkâr ettiklerini haber alan dindar bir zât koşarak geldi. Bu güzel vâiz, Allâhü Teâlâ’nın ikramına mazhar olan bu zât, o esnada şehrin en ucunda, ta öte başında yaşayan Sâhib-i Yâsîn olan Habîb-i Neccâr Hazretleridir. O, ehl-i imana numûne olmak, irşâd etmek için bütün gayretiyle çalışıyordu. Şehrin en ucu, ta öte başından gelmesi demek oluyor ki resûllerin tebliğleri ve onlara karşı yapılan muamele, şehrin her tarafından işitilmişti.
Habîb-i Neccâr Hazretleri, o putperest kavmini uyandırmak için şöyle nasihatte bulunuyordu:
“Ey benim kavmim, o gönderilen muhterem resûllere tâbi olun, dedikleri yola uyun. Onların tebliğleri vechile ibadet ve tâatte bulunun, Allâh’ın birliğini tasdik ederek putlara tapmaktan vazgeçin.
Ey ahali! Sizi hak dîne davet eden, sizi selâmete kavuşturmak isteyen muhterem bir zâtı, kendinize rehber edininiz ki o zât, sizden bir ücret, dünyevî bir karşılık istemiyor. Mahzâ Allah rızası için sizi irşâda çalışıyor, onlar, doğru yola ermiş kimselerdir. Onlar, insanları Hakk’a kavuşturan doğru yolu bilen zâtlardır, onlara tâbi olanlar, hidayete ererler.
Hem benim neyime ki, o beni yaratana ibadet ve kulluk etmeyeyim? Ben, sizi kendim gibi düşünüyorum. Ben, beni yaratana kulluk etmeyi borcum, vazifem bilirim, çünkü beni yaratmıştır. O hâlde siz de Rabb’inize ibadet etmelisiniz. Hâlbuki hepiniz döndürülüp ona götürüleceksiniz. Dünyadaki amellerinizden dolayı muhâkemeye tâbi tutulacaksınız. O hâlde, ona kulluktan nasıl kaçınırsınız?
Şüphe yok ki ben, sizin Rabb’inize iman ettim. O Rabbü’l-Âlemîn’in birliğine, ortak ve benzerden münezzeh olduğuna inandım. Artık bunu, benden işitiniz. Benim bu imanıma sizler de şahit olunuz. Ben, vahdâniyyet-i İlâhiyye’yi (Allâh’ın birliğini) tasdik eden bir müminim. Elhamdülillah.” (Devamı var)
Hicrî: 22 Şevval 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder