قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى ، اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحَى. (سورة النجم ، ٣-٤)
الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أؤيله بر كوندن صاقنيك كى ( هبنز ) او كون اللهه دوندورولجكسنز . او ( رسول الله ) هواسندان قونوشمز . ( هر نه قونوشمش إيسه ) او ، كندسنه وحيولونان بر وحيدر . "
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen : O (Resûlullâh), hevâsından konuşmaz. (Her ne konuşmuş ise) o, kendisine vahyolunan bir vahiydir.”
(Necm Sûresi, âyet 3-4)
Hicrî: 03 Zilkâde 1447 Fazilet Takvim
VAHYİN KISIMLARI
Vahiy, Allâhü Teâlâ’nın dilediği şeyleri, peygamberlerine bildirmesi manasına gelir. Allâhü Teâlâ, peygamberlerine vahyederek onların vasıtasıyla insanların kurtuluşuna dair hükümleri, esasları bildirmiştir ve ilâhî varlığından haberdar etmiştir.
Vahiy iki kısımdır: Birincisi ‘vahy-i metlüv’dür, yani melek tarafından Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e okunan vahiydir ki bu, Kur’ân-ı Kerîm’dir. İkincisi de ‘vahy-i gayr-i metlüv’dür yani melek tarafından Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e okunmayıp Hazret-i Allah tarafından kalbine bırakılandır, bu da sünnet-i seniyye’dir.
İslâm âlimlerinin beyanına göre Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyh ve sellem’e vahiy, birkaç sûrette gelmiştir:
- Sâdık rüya vasıtasıyla vahyedilmesidir. Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, rüyasında her ne görse kendisine gün gibi zâhir olurdu.
- Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in kalb-i şerîflerine vahyin ilkâ olunmasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Muhakkak Rûhu’l-Kudüs (Cebrâîl as.) benim kalbime ilkâ eyledi ki; hiçbir nefis, rızkını tamamlamadıkça ölmez.” buyurmuşlardır.
- Cebrâîl (as.)’ın, insan sûretinde gelerek Peygamberimiz (s.a.v.) ile konuşmasıdır. Nitekim İbn-i Ömer (r. anhümâ)’nın rivâyet ettiğine göre, Cebrâîl (as.), bazen Sahâbe-i Kirâm’dan Dihyetü’l-Kelbî (r.a.) suretinde gelirdi.
- Vahyin, çok heybetli bir ses şeklinde gelmesidir. Vahyin bu şekilde gelişi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e gelişlerin hepsinden daha şiddetlisi idi. Hattâ öyle olurdu ki, gayet soğuk bir günde mübarek alnından ter damlaları akardı. Vücûd-i şerîflerine öyle bir ağırlık basardı ki altındaki devesi yere çökerdi.
- Cebrâîl aleyhisselâm’ın kendi sûretinde gelmesidir. Cebrâîl aleyhisselâm’ın altı yüz kanadı vardı. Bu sûretle vahiy, iki defa vâki olmuştur.
- Vâsıtasız olmasıdır. Bu, Mûsâ aleyhisselâm’ın tekellümü gibi olup Mîrac Gecesi vâki olmuştur.
Hicrî: 03 Zilkâde 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder