8 Mart 2026 Pazar

BİR KURUŞ ZEKÂT, BİN KURUŞTAN FAZİLETLİDİR


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى: خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا... (سورة التوبة، ١٠٣)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : اونلريك ماللارندانبر صدقه ( زكوة ) آل كى ، اونونله كندلرينى تمزلمش ، تزكيه أتمش اولورسون . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Onların mallarından bir sadaka (zekât) al ki, onunla kendilerini temizlemiş, tezkiye etmiş olursun...”

(Tevbe Sûresi, âyet 103)

Hicrî:  17  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

BİR KURUŞ ZEKÂT, BİN KURUŞTAN FAZİLETLİDİR

 

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri şöyle buyurmuştur:

“Kişinin mallarının zekâtını vermesi, dinin zarûriyyâtından ve şartlarındandır. Zekâtı, cân-ı gönülden isteyerek vermek ve verilmesi icap eden kimselere ulaştırmak lâzımdır.

Allâh Sübhânehû, ‘Benim, size olan ihsan ve nimetlerimin kırk hissesinden sadece bir hissesini, fakir ve miskinlere veriniz; ben de buna mukabil sizlere bol sevap ve çok büyük mükâfatlar vereceğim.’ buyurmuş oluyor.

Bu kadar küçük bir şeyi vermeyip cimrilik etmek, çok büyük bir insafsızlıktır, hattâ isyan edip doğru yoldan çıkarak kişinin kendi kendine zulmetmesidir.

Bu gibi dînî hükümleri yerine getirmekte tereddüt göstermek, kalpteki manevî hastalıktan ve dinin hükümlerini de tam olarak bilmemektendir.

Manasını, kalbi ile kabul ve tasdik etmeden kelime-i şehâdeti (sadece dil ile) söylemek kâfi değildir. Zira münafıklar da kelime-i şehâdeti söylerler. Kalbi ile inanmanın alâmeti, dînin emirlerini, isteyerek ve arzu ederek yerine getirmektir.

Zekât niyetiyle bir kuruşu bir fakire vermek, başka bir niyetle binlerce kuruş vermekten daha faziletlidir.

Zira bu, bir farzın edâsıdır, diğeri ise bir nafileyi yerine getirmektir. Farzı edâ etmeye nispetle nafileleri yerine getirmenin hiçbir kıymeti ve itibarı yoktur. Keşke nafilenin, (farzlar yanında) okyanustan bir damla (kadar) hükmü olsa.

Farzları edâyı bıraktırıp nafileleri yapmaya sevk etmek, zekâtı vermekten yüz çevirtmek, melun şeytanın hilelerindendir.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 3, m. 17, Fazilet Neşriyat)

 

BEYİT:

 

Yarına salma fakîrin kârın,

Ne bilirsin nice olur yârın. (Nâbî)

(Fakirin işini yarına bırakma, çünkü yarın ne olacağını bilemezsin.)

Hicrî:  17 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder