قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْمُعْتَكِفِ : هُوَ يَعْكِفُ الذُّنُوبَ وَيُجْرَى لَهُ مِنَ الْحَسَنَاتِ كَعَامِلِ الْحَسَنَاتِ كُلِّهَا. (هـ)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) ، إعتكاف يابان حقنده شويله بيوردولر : او ، كونحلردان اوزق دورور و اونه ، بتونكوزل عمللرى إشلين كمسه كبى ( إعتكاف سببيله إشليمديكى ) كوزل عمللر ( يك ثوابى ) يازلمايه دوام أدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, îtikâf yapan hakkında şöyle buyurdular: “O, günahlardan uzak durur ve ona, bütün güzel amelleri işleyen kimse gibi (îtikâf sebebiyle işleyemediği) güzel ameller(in sevabı) yazılmaya devam eder.”
(Sünen-i İbn-i Mâce)
Hicrî: 14 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
ÎTİKÂF VE ŞARTLARI
Îtikâf, erkekler için, cemaatle beş vakit namaz kılınan bir mescitte; kadınlar için, kendi evlerinde namazgâh edindikleri (mescit olarak kullandıkları) bir yerde, îtikâf niyetiyle bir müddet kalmaktan ibarettir. Îtikâf; vacip, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üç kısımdır:
Nezredilen (adanan) îtikâf, vaciptir.
Ramazân-ı şerîfin son on gününde yapılan îtikâf, kifâye olarak müekked sünnettir. Yani, bir beldede bir kişi bu îtikâfı yaparsa diğerlerinden de mesuliyet kalkar.
Ramazân-ı şerîf ayı dışında ibadet ve tâat maksadıyla bir mescitte bir müddet yapılan îtikâf da müstehabdır.
Îtikâfın şartları:
Îtikâfa girecek kimse; îtikâfa niyet etmiş olmalı, Müslüman ve akıllı olmalı, cünüp, hayız ve nifas hâlinde olmamalıdır.
Îtikâf, cemaatle namaz kılınan bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde yapılmalıdır. Kadınlar için kendi evlerinde mescit olarak kullandıkları yerler, mescit hükmündedir.
Vacip îtikâfı yapan kişi, oruçlu olmalıdır.
Mûtekifin (îtikâfa girenin), özrü olmadan mescitten çıkması veya eşi ile cinsî münâsebette bulunması, îtikâfını bozar.
Mûtekifin; dînî, beşerî veya zarûrî bir ihtiyaçtan dolayı mescitten dışarı çıkması, îtikâfı bozmaz. Bulunduğu mescitte Cuma namazı kılınmıyorsa cuma namazını kılmak için en yakın bir mescide gitmesi gibi.
CEMRELER
İlkbahara doğru havada, sonra suda, nihayet toprakta, yedişer gün ara ile meydana gelen sıcaklık yükselişine cemre denir. Cemre, lügat olarak, “Yanmış kömür parçası, kor.” manasına gelir. Hacıların Minâ’da şeytan taşladıkları yere ve attıkları taşa da cemre denir.
Cemrelerin düşüşü, üç aşamada olur. Birinci cemre 20 Şubat’ta havaya, ikinci cemre 27 Şubat’ta suya, üçüncü cemre 6 Mart’ta toprağa düşer. (Şubat’ın 29 çektiği 4 senede bir, 5 Mart’a rastlar.)
Hicrî: 14 Ramazân 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder