1 Mart 2026 Pazar

KUR’ÂN-I KERÎM ARAPÇA OLARAK İNDİRİLMİŞTİR


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : يُقَالُ لِصَاحِبِ الْقُرْآنِ إِذَا دَخَلَ الْجَنَّةَ اقْرَأْ وَاصْعَدْ فَيَقْرَأُ وَيَصْعَدُ بِكُلِّ آيَةٍ دَرَجَةً حَتَّى يَقْرَأَ آخِرَ شَيْءٍ مَعَهُ. (هـ)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : قرأنى كريمى دواملى اوقويوب اونونله عمل أدن كمسيه ، جنته كيرديكنده ، ‘ اوقى و يوكسل ’ دنيلر . او ده أزبرندكى صون آيتى كريمي بتنجيه قدار اوقور و هر آيتله بر درجه يوكسلر . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Kurân-ı Kerîm’i devamlı okuyup onunla amel eden kimseye, Cennet’e girdiğinde, ‘Oku ve yüksel’ denilir. O da ezberindeki son âyet-i kerîmeyi bitirinceye kadar okur ve her âyetle bir derece yükselir.”

 (Sünen-i İbn-i Mâce)

Hicrî:  11  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

KUR’ÂN-I KERÎM ARAPÇA OLARAK İNDİRİLMİŞTİR

 

Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’i, Arapça olarak inzâl buyurmuştur. Çünkü her semâvî kitap, hangi peygambere gönderilmiş ise onun mensup olduğu kavmin lisanı üzere nâzil olmuştur. Nitekim “Şüphe yok ki biz, onu, Arapça bir Kur’ân olarak indirdik. Umulur ki siz, güzelce anlarsınız.” meâlindeki, Yûsuf Sûresi’nin 2. âyeti de bunu bildirmektedir.

Peygamber Efendimizin ümmeti ise birçok farklı kavimlere mensuptur. Eğer Kur’ân-ı Kerîm, Resûl-i Ekrem Efendimize ümmet olmak şerefine nâil bulunan bütün kavimlerin lisanları üzerine nâzil olmuş olsaydı, birden fazla Kur’ân ortaya çıkar, birçok ihtilâfa sebebiyet verilmiş olurdu. Böyle bir hâl ise ümmet-i merhume arasındaki birliğe, dayanışmaya aykırıdır.

Kur’ân-ı Mübîn, ilk nüzûlünden beri her hâliyle tamamen muhafaza olunmuştur. Bu da bütün Müslümanlar arasında aynı sûretle tilâvet edilmesi, aynı sûrette muhafazasına hizmet olunması vecîbesinden dolayıdır. Kur’ân-ı Mübîn’in mübarek, belîğ lafızlarını ve kelimelerini tilâvet etmek de pek büyük bir ibadet olduğundan buna bütün Müslümanlar tarafından riâyet olunagelmiştir.

Malum olduğu üzere Resûl-i Ekrem (s.a.v.), ilk olarak kavmini İslâm dinine davet etmiş, onlara Kur’ân-ı Kerîm’i okumuş, vazifelerini bildirmiştir. Kendisi, bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiş olduğundan Kur’ân-ı Mübîn, sair bütün İslâm cemiyetlerine de aynı sûrette tebliğ buyurulmuştur. Onun yüksek manası, ahkâmı, Arap lisanına vâkıf zâtlar tarafından bütün Müslümanlara öğretilmiştir.

Bu gayeye hizmet için Kur’ân-ı Kerîm’in mümkün mertebe tercümeleri ve tefsirleri yazılmıştır. Ancak bunların hiçbirisi, Kur’ân-ı Kerîm’in yerine geçmez, bunlara Kur’ân denilemez. İsteyen kimseler, bunları namaz hâricinde okuyarak istifade edebilirler. Ancak bu tercümeler, tefsirler; muktedir ve itikadı sahih zâtlar tarafından yazılmış olmalıdır. Çünkü Müslümanları şaşırtmak için kasten yanlış yazılmış veya bir cehalet eseri olarak yanlış kaleme alınmış tercümeler de, tefsirler de bulunabilir. Her Müslümanın bunlardan kaçınması gerekir. (500 Hadîs-i Şerîf, Fazilet Neşriyat)

Hicrî:  11 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder