3 Mart 2026 Salı

ÂLİMLERE YARDIMIN MÜKÂFÂTI


 

قَالَ اللّٰهُ تَعَالَى : يَٓا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّنَ مَنْ اَنْصَارِي اِلَى اللّٰهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ...(سورة الصف، ١٤)

الله تعالى شويله بيوردى ( مئالا ) : أى إيمان أدنلر ! سز ، الله يك ( دينينى يايمقته ) ياردمجلرى اولون . نتكم مريم اوغلى عيسى ( عليه السلام ) ، حواريلرينه خطابن ‘ الله يك ديننه دعوتده بنم ياردمجلرم كملردر ؟ ’ دديكنده حواريلر ، ‘ الله يك ديننه ( داوتده صنه ) ياردمجلر بزلريز ’ دديلر . "

Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu –meâlen  : Ey iman edenler! Siz, Allah’ın (dinini yaymakta) yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa (a.s.), Havârîlerine hitaben ‘Allâh’ın dinine davette benim yardımcılarım kimlerdir?’ dediğinde Havâriler, ‘Allâh’ın dinine (davette sana) yardımcılar bizleriz’ dediler.”

(Saff Sûresi, âyet 14)

Hicrî:  13  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

ÂLİMLERE YARDIMIN MÜKÂFÂTI

 

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, bir hadîs-i şerîflerinde:

“(Hakîkî) âlimlere, ikram ve tazimde bulununuz. Zira onlar, peygamberlerin vârisleridirler. Her kim onlara ikram ve tazimde bulunursa Allâhü Teâlâ’ya ve Resûl’üne ikram ve tazimde bulunmuş olur.” buyurmuşlardır.

Bu hususta Mâlik bin Dînâr rahimehullâh dedi ki: Bana ulaşan bir rivâyette şöyle buyurulmuştur:

“(Dünyada iken insanlara, Allâhü Teâlâ’nın emirlerini, hayrı ve şerri bildiren) vaaz ve nasihatte bulunan bir âlim, kıyamet günü (huzûr-ı İlâhî’ye) çağrılır. (Bütün mahşer halkı önünde) başına melik tâcı giydirilir. Sonra Cennet’e götürülmesi emrolunur. Bu sırada o âlim, ‘Yâ Rabbi! Şu anda mahşer yerinde birtakım kimseler var ki dünyada iken insanları irşâd ve nasihat husûsunda bana yardımcı oluyorlardı.’ der. Bunun üzerine o yardımcı olanlara da âlime yapılan muâmele yapılır. Sonra da âlim, Allâhü Teâlâ indindeki fazilet ve üstünlüğü sebebiyle kendisine yardımcı olanların önüne düşüp onlarla beraber Cennet’e gider.”

Nitekim Ebu’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretleri, bir gün Üsküdar’dan Karaköy’e geçmek için kayıkçılara:

“Bugün param yok, Allah için beni karşıya kim geçirir?” teklifinde bulunurlar. Ses çıkmaz. Az sonra biri:

“Ben” diye tâlib olur ve götürür. O günün gecesi o kayıkçı, rüyasında kıyamet kopmuş, mîzân kurulmuş, herkes amellerine göre muamele olunurken, şaşkın, Sırât’ı geçememek korkusu ve düşenlerin dehşeti içinde iken ona bir el uzanıp selâmete götürür.

Kayıkçı, “Siz kimsiniz? Bu bâdireden beni neden kurtardınız?” diye suâl edince:

“Ben, iki cihan serverinin yâr-ı gârı (mağara arkadaşı) Ebûbekr-i Sıddîk’ım. Evlâtlarımıza hizmet eli uzatanlara imdat elimiz böyle ulaşır.” buyururlar.

Hicrî:  13 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder