28 Eylül 2020 Pazartesi

ÇOK YEMEMEK VE PERHİZ ETMEK

 


قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَقَلَّ الرَّجُلُ الطُّعْمَ مُلِئَ جَوْفُهُ نُورًا. (جوامع)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر  ، "  كشى يمسنى آزالتديغى زمان إيجى ( قلبى ) نورله دولدورولور  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kişi yemesini azalttığı zaman, içi (kalbi) nurla doldurulur.

(Suyûtî, Cem’ul-Cevâmi’)

Hicrî:   11    Safer     1442    Fazilet Takvim       

 

 TIBB-I NEBEVÎ’DEN: ÇOK YEMEMEK VE PERHİZ ETMEK

 

Kişi, yemek yemeyi henüz iştahı varken, yani tam doymadan bırakmalıdır. Çok yemek zararlı olduğu gibi, sebepsiz yere yemeyi terk edip perhiz yapmak da insan vücuduna meşakkattir. Zîrâ vücutta zayıflığa, halsizlik ve güçsüzlüğe sebep olur. Kişinin sağlıklı iken perhiz yapmaya başlaması, hasta kimsenin kendisine zararlı olan yiyeceği yemesi gibidir. Bir kimsenin alışkanlık hâline getirdiği iyi bir şeye devam etmesi güzeldir. Fakat bu alışkanlık zararlı bir şey ise ondan yavaş yavaş uzaklaşarak sağlıklı bir şey ile değiştirmesi lazımdır.

Hazret-i Enes (r.a.) ve Hazret-i İbn-i Mesud’un (r.a.) rivayet ettikleri bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır: “Her hastalığın başı, mideyi çokça doldurmaktır.”

Yemek yerken vücudun zorlanmayacağı kadar ile iktifa edip daha fazlasını yemekten sakınmak, sağlığı muhafaza etmek için elzemdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde:

“İnsanoğlu kendisine midesinden daha fazla zarar verecek hiçbir kap doldurmamıştır.” buyurmuşlardır.

Hazret-i Hasan Efendimiz (r.a.) buyurmuşlardır ki:

“Cenab-ı Hak, tıp ilmini bir âyet-i kerîmenin yarısında toplayıp ‘Yiyiniz, içiniz, lakin (bu yeme ve içmenizde aşırıya gidip) israf etmeyiniz.’ buyurmuşlardır.”

Hazret-i Ömer (r.a.) da bu husus hakkında:

“Kendinizi, çok fazla yemek yemekten koruyunuz. Zîrâ çok yemek ile mideyi doldurmak, insan vücudunu harap edici hastalığa ve kulluk vazifelerini yapmaya mâni olacak sıkıntılara sebep olur. Bu hususta mutedil hareket etmek lazımdır. Çünkü orta yolda olmak kişiyi hastalıklardan muhâfaza eden güzel bir huydur.” buyurmuşlardır.

Hicrî:   11    Safer     1442    Fazilet Takvim       

 

 

    SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

27 Eylül 2020 Pazar

NAMAZ DÎNİN DİREĞİDİR”


 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَلَاةُ الْجَمَاعَةِ أَفْضَلُ مِنْ صَلَاةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً. (ق)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر  ، "  جماعتله قلنان نماز ، يالنز قلنان نمازدن يرمى يدى دره جه دها فضيلتلى در  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Cemâatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmi yedi derece daha fazîletlidir.”

(Müttefekun Aleyh; Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

Hicrî:   10    Safer     1442    Fazilet Takvim       

 

 “NAMAZ DÎNİN DİREĞİDİR”

 

Kur’ân-ı Kerîm’de namaz hakkında “yüsallûne” veya “sallû” (Namazı kılarlar veya kılınız) fiillerinden ziyade “Ve yukîmûne’s-salâte, ve ekîmü’s-salâte, hâfizû ale’s-salevâti” (Namazı dosdoğru ikâme ediniz, namazı ikâme ediniz, namazları muhâfaza ediniz) buyurulması dikkate şâyândır.

İkâme, kaldırıp dikmek veya düzeltip doğrultmak veya devam ettirmek veya ihtimam ile kılmak manalarına gelir.

Evvelâ dikmek veya doğrultmak manalarını düşünelim. Bu, bize “Namaz dinin direğidir” hadîs-i şerîfini hatırlatır. Bu hadîste din, yüksek bir binaya benzetiliyor ve namaz o binanın direği gösteriliyor ki iman da bu binanın temelidir. Bu âyette de namaz, cemâatle kaldırılabilecek büyük bir direğe benzetiliyor ve onun güzelce dikilmesi veya doğrultulması ile o yüksek dîn binâsının inşa ve muhafaza edilmesine işaret olunuyor. Bir de bu binanın ileride beyan olunacak erkân ve diğer şubeleri ve süslemelerinin bulunduğuna işaret buyuruluyor. Binâenaleyh namaz kılarlar demekle namazı ikâme ederler demek arasında ne büyük fark vardır. Gerçekten, din gayet büyük ve kudsî bir binadır. Bu binanın kerestesi, malzemeleri, şekli ve planı yani şerîat bizzat Allâhü Teâlâ’ya âittir. Bunun Hz. Allâh’ın koyduğu esaslara uygun olarak inşası, kurulup meydana gelmesi ve içinde saadetle yaşanması da insanlara aittir.

Temsilen diyebiliriz ki bu binanın mimarı Allâhü Teâlâ, baş kalfası Peygamber Efendimiz (s.a.v.), amelesi ümmettir. Bu binanın temeli, kalplerin derinliklerinde atılacak ve ağızlardan taşacak, direği ferdî namazlarla hazırlanacak ve cemâat ile meydana dikilecek, sonra üzerine diğer kısımları inşa edilecektir. Fakat şurası unutulmayacaktır ki bu bina donuk değil canlıdır. Bu, selef tarafından bir kere yapılmış olmakla sonradan gelenler, yalnız bunun içinde oturup kalacak değillerdir. O, canlı bir bünye gibi her gün yapılıp işletilecek, her gün inkişâfına hizmet edilecektir. Bu bina ve direk benzetmesi bize İslâm’ın içtimâî (sosyal) vaziyetini ve bu vaziyette namazın ehemmiyetli mevkiini anlatıyor. Hakîkaten namazı cemâatle kılmak, İslâm’ın içtimâî hayatının direğidir ve namazı cemâatle kılmak ve kıldırmak o direği dikmektir. Münferiden kılınan (sünnet ve nâfile) namazlar da bu direğin hazırlanmasıdır. (Elmalılı, Hak Dîni Kur’an Dili Tefsiri, Fazilet Neş.)

Hicrî:   10    Safer     1442    Fazilet Takvim       

 

 

    SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

26 Eylül 2020 Cumartesi

DİN NASÎHATTİR -2

 

 

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ كَرِهَ لَكُمْ ثَلَاثًا قِيلَ وَقَالَ وَإِضَاعَةَ الْمَالِ وَكَثْرَةَ السُّؤَالِ. (خ)

رسول الله  أفندمز  ( ﷺ )  بيوردولر  ، "  محقق الله تعالى سزيك إيجن شو أؤج شئ كره كوردى ، ده دى قودى يابمق ، مالى ضايع ( إسراف ) أتمك و جوق سؤآل صرمق  . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ sizin için şu üç şeyi kerih gördü; Dedikodu yapmak, malı zâyi (israf) etmek ve çok sual sormak.

 (Sahîh-i Buhârî)    

Hicrî:   09    Safer     1442    Fazilet Takvim       

 

 DİN NASÎHATTİR -2

 

Kitâbı için nasîhattir: Bu, Kitâbullah’tan câhillerin câhilce tevillerini, bâtıl yolda olanların yanlış tabirlerini men etmekle, ahkâmına kemâliyle vâkıf olmakla, tecvidine tam mânâsıyla dikkat ederek huşû’ ile okumakla, nasîhatlerinden ders çıkarıp, inceliklerini tefekkür etmekle, muhkem olan âyetleri ile amel edip müteşâbihâtını olduğu şekilde kabul etmekle olur.

Resûlü için nasîhattir: Bu, Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) getirdiği her şeye îman ve ona yardım etmekle, hakkını yüceltmekle, davetini ve sünnetini yaymakla, sünnetini öğretmek ve öğrenmekte mütevâzı ve şefkatli olmakla, onun ahlâkı ile ahlâklanmakla, âile ve ashâbından birisine kötü söz söylemekten kaçınmakla olur.

Müminlerin imamları hakkında nasîhattir: Bu, onlarla hak üzerine yardımlaşmak ve onlara bu hususta yardım etmekle, Müslümanların haklarından gâfil oldukları şeyleri, onlara yumuşak bir tavırla hatırlatıp bildirmekle, onların aleyhine kıyâm etmemekle, onların iyilik ve selâmeti için duâ etmekle, onlarla beraber kâfirlerle cihad etmekle ve sadakaları onlara teslim etmekle olur.

İmamlardan murad, ilmi ile amel eden hakîkî âlimler de olabilir. Onlar için nasîhat ise söyledikleri sözleri kabul etmek ve icmâ ile söylediklerine mütâbaat ve onları taklîd etmektir.

Bütün Müslümanlar için nasîhattir: Bu ise onları, dünyâ ve âhiret husûsunda kendilerine menfaat verecek şeylere irşad etmekle, onlara ezâ vermekten sakınmakla, bilmediklerini öğretmekle, namuslarını muhâfaza etmekle, rıfk ve şefkat ile iyiliği emredip kötülükten nehyetmekle, küçüklerine merhametli davranıp, ihtiyarlarına hürmet göstermekle, güzel nasîhatlerle âhireti hatırlatmakla, kendisi için sevdiğini onlar için de sevmekle, kendisi için hoş görmediğini onlar için de hoş görmemekle, canı, malı ve sözü ile onlara destek olmakla ve ezâ veren şeyleri onlardan uzaklaştırmakla olur.

(Berîka)

Hicrî:   09    Safer     1442    Fazilet Takvim       

 

 

    SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"