قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ اللهَ تَعَالَى يُحِبُّ إِذَا عَمِلَ أَحَدُكُمْ عَمَلًا أَنْ يُتْقِنَهُ. (هب)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : الله تعالى ، سزدن برينز بر عمل إشلديكى ( إش يابديغى ) زمان ، اونى ، كوزل و صاغلام إخلاصله ) يابماسنى سور . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ, sizden biriniz bir amel işlediği (iş yaptığı) zaman, onu, güzel ve sağlam (ihlâsla) yapmasını sever.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)
Hicrî: 21 Şaban 1447 Fazilet Takvim
ZEKÂT VE SADAKANIN EN MAKBULÜ
Bakara Sûresi’nin 273. âyet-i kerîmesinde buyuruluyor ki:
“Verin o fakirlere ki onlar, Allah yolunda kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar, istemekten çekindikleri için, bilmeyenler, onları zengin zanneder, onları simalarından tanırsın. Onlar, insanlardan ısrarla bir şey istemezler. Artık hayır namına ne verirseniz, hiç şüphesiz, Allah, onu bilir.”
Bu âyet-i kerîme, Ashâb-ı Suffe hakkında nâzil olmuştur ki onların Medîne-i Münevvere’de, ne bir meskenleri, ne aşiret ve akrabaları vardı, hiçbir şeyleri yoktu. Mescidin sofasında ikamet edip, Kur’ân-ı Kerîm ilmi tahsil ederler, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) derslerinden ve sohbetlerinden bol bol istifâde ederlerdi.
Resûlullâh’ın medresesinin, canlarını Allah yoluna vakfetmiş talebeleri idiler. Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), Ashâb-ı Suffe’nin başlarında durup hâllerine baktıktan sonra fakirliklerini, çektikleri sıkıntıları görmüş ve onlara şöyle buyurmuşlardır: “Ey Ashâb-ı Suffe! Size müjdeler olsun ki her kim, şu sizin bulunduğunuz hâlde bulunur ve bu hâlden de razı olarak bana kavuşursa o, benim dostlarımdandır.”
Yukarıda meâli verilen Bakara Sûresi’nin 273. âyet-i kerîmesi, Ashâb-ı Suffe hakkında nâzil olsa da hükmü, umûmîlik ifade eder:
Allah rızası için düşmana karşı nöbet bekleyen veya Allah rızası için medreselerde dirsek çürüten yahut Allah rızası için kendisini hizmete vakfeden ve bu hâller içerisinde malı mülkü olmayıp nafakasını kazanmaya fırsat bulamayan veya gücü yetmeyen fakir müminler, bu âyet-i kerîmenin hükmüne dâhildir. Bunlar, infak ve sadakaların verileceği en güzel yerleri teşkil ederler.
Husûsiyle kendilerini Allah yoluna vakfetmiş olan talebelere veriniz ki ihlâs ve kemâliniz, gece gündüz, gizli veya açık, farkını hissettirmeyecek kadar yükselsin. Riyâ ve nifaktan sakınıp Allah rızasını talep ederek ve kendinizi Allah yolunda sabit kılmak için gönül hoşluğu ile gücünüzün yettiği kadar iyilerinden vermek âdetiniz, huyunuz olsun da her zaman ve her suretle veriniz. Allah, ne hayır yaparsanız onu bilir, ecrinizi zâyi etmez.
Hicrî: 21 Şaban 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder