27 Şubat 2026 Cuma

NAMAZ İLE İSTİMDÂT SÜNNETTİR


 

قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : اَلصَّلَاةُ خَيْرُ مَوْضُوعٍ فَمَنِ اسْتَطَاعَ أَنْ يَسْتَكْثِرَ فَلْيَسْتَكْثِرْ. (طس)

رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : نماز ، الله تعالى طرافندان أمرديلن عمللرين أك خيرلسيدر . او حلده ، كمين بو خيرى جوغالتمايه ( يعنى نافله نمازلرى جوقجه قلمايه ) كوجى يترسه جوغالتسين . "

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:  Namaz, Allâhü Teâlâ tarafından emredilen amellerin en hayırlısıdır. O hâlde, kimin bu hayrı çoğaltmaya (yani nafile namazları çokça kılmaya) gücü yeterse çoğaltsın.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

Hicrî:  09  Ramazân   1447  Fazilet Takvim

 

NAMAZ İLE İSTİMDÂT SÜNNETTİR

 

Namaz ile Allâhü Teâlâ’ya tevessül ve ilticâda bulunmak, bütün hayırlı işlerin elde edilmesine, musibet ve sıkıntıların giderilmesine vesiledir. Zira Cenâb-ı Hak, Bakara Sûresi’nin 45. âyet-i celîlesinde -meâlen-: “Hem sabır ile ve hem namaz ile (Hak’tan) yardım isteyin...” buyurmuştur. Zira hakîkî huşû sahibi olanlar, namazda Rablerine münâcâta tam manasıyla daldıklarından, başlarından geçen bütün sıkıntı ve zorlukları unuturlar. Nitekim Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem de üzerlerine ağır ve büyük bir sıkıntı geldiği zaman, hemen namaza durarak Cenâb-ı Hak’tan istimdâd ederlerdi. Bu sebeple, “Gözümün nuru namazdır.” buyurmuşlardır. Zira namazla meşgul olmak, kendilerine dâimâ ferahlık ve sürûr verirdi.

Hazret-i Ali (r.a.) buyurmuştur ki: “Bedir Harbi gecesi, orduda bulunan herkes uyumuştu. Yalnız Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem hiç uyumayıp sabaha kadar namaz kıldı ve dua etti.”

Yine Huzeyfe (r.a.) de “Ahzâb (Hendek Harbi) gecesi, düşmanların arasından dönüp Resûlullah’a geldiğim zaman o, üzerine bir şey örtünmüş namaz kılıyordu. Zira sıkıntılı bir hâl ile karşılaştıkları zaman dâimâ namaz kılarlardı.” demiştir.

Bu husûsla alâkalı Ebû’l-Fâruk Süleyman Hilmi TUNAHAN (K.S.) (SİLİSTREVÎ) Hazretleri buyurmuşlardır ki: “Namaz ile istimdâd, sünnet-i seniyyedir. İnsan dara düştüğü zaman hemen iki rekât namaz kılmalı, onunla Cenâb-ı Hakk’a tevessül edip ilticâ etmelidir. Bütün mühim işlerinde büyüklerimiz, hep böyle yaparlardı. Nitekim İbrahim aleyhisselâm, arz-ı Bâbil’den Şam’a hicret ederken uğradıkları beldenin kolcuları, zevcesi Hazret-i Sâre’yi alıp saraya götürdüklerinde, İbrahim aleyhisselâm hemen namaza durup işi, Hazret-i Mevlâ’ya havale eylemişlerdi. O zâlim melik, Hazret-i Sâre’ye üç defa el sürmek isteyince, her defasında koluna felç gelmekle, yanına birtakım hediyeler koyarak Hz. Sâre’yi yolcu etmek mecbûriyetinde kalmıştır.”

Hicrî:  09 Ramazân  1447  Fazilet Takvim

 

 

SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

KONU BAŞLIKLARI 2

KONU BAŞLIKLARI 3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder