عَنْ كَعْبِ الْأَحْبَارِ أَنَّهُ قَالَ : يُنَادَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَنَّ كُلَّ حَارِثٍ يُعْطَى بِحَرْثِهِ وَيُزَادُ غَيْرَ أَهْلِ الْقُرْآنِ وَالصِّيَامِ يُعْطَوْنَ أُجُورَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ. (هب)
كعب الاحبار ، ين ( رح ) شويله دديكى روايت اولندى : قيامت كونى ، هر عمل أدنه ، عملنيك ثوابنيك زيادسيله وريلجكى ندا اولونور . آنجق قرآنى كريم اوقويوب اونونله عمل أدنلر و اوروج طوطانلر مستثنى ؛ اونلريك أجرلرى حسابسز اولرق وريلجكدر . "
Kâ‘bü’l-Ahbâr'ın (rah.) şöyle dediği rivâyet olundu: “Kıyamet günü, her amel edene, amelinin sevabının ziyadesiyle verileceği nidâ olunur. Ancak Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup onunla amel edenler ve oruç tutanlar müstesna; onların ecirleri hesapsız olarak verilecektir.”
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Hicrî: 08 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
ORUÇ TUTAN, KABİRDE YALNIZ KALMAZ
Süfyân-ı Sevrî (rah.) Hazretlerinden şöyle rivâyet olundu:
Altmış üç sene Mekke-i Mükerreme’de yaşadım. Bir adam vardı. Her gün öğle vakti, Mescid-i Harâm’a gelir, tavafını yapar, iki rekât namaz kılar sonra da bana selam verip evine giderdi. Bu sebeple bende, o adama karşı bir yakınlık ve muhabbet hâsıl oldu. Onu, sık sık ziyaret etmeye başladım.
Bir gün, bu zât hastalandı, vefatı yaklaşınca beni yanına çağırdı. Bana, “Öldüğüm zaman, beni sadece sen yıka, cenaze namazımı kıldır ve beni sen defnet. Beni, ilk gece, kabrimde yalnız bırakma ve Münker-Nekîr’in suâli anında bana, tevhîdi telkin et.” dedi. Ben de ona, bunları yapacağıma söz verdim.
Öldüğü zaman, benden istediği şeyleri yerine getirdim. İlk gece, kabrinin yanında kaldım.
O gece, uyku ile uyanıklık arasında iken hâtiften, “Ey Süfyân! Senin muhafazana, telkînine ve ünsiyetine (arkadaşlığına) ihtiyacımız yok. Çünkü biz, ona telkîn de verdik, arkadaş da olduk.” diye bir nidâ işittim.
Ben de “Bunun sebebi nedir?” diye sordum. “Ramazân-ı şerîf orucunu ve Şevval ayından altı gün oruç tutması sebebiyledir.” denildi.
Bundan sonra uyandım ama hiç kimseyi göremedim. Abdest alıp namaz kıldım ve tekrar uyudum. Aynı şeyleri yine işittim. Hattâ bu hâdise, üç defa tekrar etti ve hepsinde aynı şeyleri işittim. Artık bunun, şeytânî değil, Rahmânî olduğunu anladım. Sonra oradan ayrıldım ve “Allâh’ım! Senin ihsân ve kereminle, beni, bu oruçları tutmaya muvaffak kıl.” diye dua ettim.
ŞÂİR NÂBÎ’DEN BEYİTLER
Ne se‘âdet olasın leb-beste
Olasın dağdağadan vâreste
Bend olup râhgüzâr-ı dehenin
Ola âsûde diyâr-ı bedenin
Açıklaması: Ne saadettir ki dudağın kapalı olunca bütün boş işlerden uzaklaşırsın. Ağzına giden yolları (oruçla) kapat ki beden şehrin rahatlasın.
Hicrî: 08 Ramazân 1447 Fazilet Takvim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder