قال سُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. (ن)
رسول الله أفنديمز ( ﷺ ) بيوردولر : آدم اوغلونون هر عملى ( نيك ثوابى ) قط قط وريلر ؛ بر حسنه نيك قرشليغى ، اون مثلندن يدى يوز مثلنه قدار اولور . الله عز و حل شويله بيوردى : آنجق اوروج مستثنى . جونكى اوروج ، بنم إيجندر و اونون مكافاتنى آنجق بن وريرم . زيرى ( قلوم ) ، شهوتنى ، يمسنى ، إجمسنى ، صرف بنم إيجن ترك أدر . "
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Âdemoğlunun her ameli(nin sevabı) kat kat verilir; bir hasenenin karşılığı, on mislinden yedi yüz misline kadar olur. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurdu: Ancak oruç müstesnâ. Çünkü oruç, benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm. Zira (kulum), şehvetini, yemesini, içmesini, sırf benim için terk eder.”
(Sünen-i Nesâî)
Hicrî: 02 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
RAMAZÂN-I ŞERÎF ORUCUNUN HİKMETİ -1
İslâm’ın başlıca şartlarından biri de Ramazân-ı şerîf orucudur. Bu mübarek ibadet, hicret-i Nebeviyye’den bir buçuk sene sonra farz kılınmıştır. Müslüman, akıl sahibi, bâliğ olan her insan, bununla mükelleftir. Akıl sahibi, iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilen Müslüman çocukların tutacakları oruçlar, mükellef olmasalar da nafile olarak sahîhtir. Bu çocukları, Ramazân-ı şerîf orucuna alıştırmak, velileri için bir vazifedir.
Ramazân-ı şerîf orucu, rızâ-yı İlâhî’ye nâiliyet için en mübarek bir vesiledir. Müslümanlar, Ramazân-ı şerîf gelince manevî bir zevk ve neşe ile oruç tutmaya başlarlar, mescitlere daha ziyâde devam ederler, yapılan nasihatleri can kulağıyla dinleyerek pek ziyâde istifâde ederler. Kur’ân-ı Kerîm okumaya daha fazla gayret ederler. Aralarındaki din kardeşliği, din terbiyesi, bu sûretle de pekişmiş olur.
Ramazân-ı şerîf orucu, pek faydalı ve mübarek bir vazifedir. Zira, insanların kendilerine ait vazifeleri iki kısımdır: Biri, ruhlarına ait vazifeleridir ki bunlar ruhları, bâtıl akîdelerden, karanlık fikirlerden temizlemek, ruhları, mârifetullah ve faydalı ilimler ile aydınlatmaya çalışmak gibi şeylerdir.
İkinci kısım, insanların bedenleriyle alâkalı vazifelerdir ki, bunlar da sıhhati temin edecek şeylere riâyet etmek ve bedenin helâkine sebep olacak hareketlerden kaçınmaktır.
İşte İslâm dini, gerek ruhlara ve gerek bedenlere ait olan bu vazifeleri, bize emir ve tavsiye buyurmaktadır.
Şüphe yok ki İslâm dini, bir hikmet dinidir, bir kolaylık dinidir. Bu kudsî dinin emir ve yasaklarına uymakta birçok fayda vardır. Nitekim, “...Allâhü Teâlâ, size kolaylık murad buyurur, yoksa sizin hakkınızda güçlük dilemez...” meâlindeki, Bakara Sûresi’nin 185. âyet-i celîlesi, bu hakikati beyan buyurmaktadır. İşte oruç da böyle, yapılması kolay, fakat faydası çok olan bir vazifedir.
(Devamı var)
Hicrî: 02 Ramazân 1447 Fazilet Takvim
SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder